29 Haziran 2017 Perşembe

Başarıya Giden Yol | Östersunds


İsveç’in Jämtland bölgesinin takımı olan Östersunds’un yeşil zeminde neler yapabildiğini konuşmadan önce kulüp tarihine göz atmanın keyifli olabileceğini düşündüm zira yakın zamanda kurulmuş bu kulübün özellikle son dönemde yaşadığı çıkış onları kaleme almanız için bizleri heyecanlandırmaya yetiyor. En azından kendi açımdan durum böyle.

İsveç’in kıyıda köşede kalmış, Jamtland bölgesinde 1996 yılının sonlarında kuruldu Östersunds. O dönemde birkaç kulübün birleşip bu adımı atmasındaki temel amaç, İsveç futbolunun üst kademelerinde söz sahibi bir takım yaratmaktı. Sonrasındaki hedef ise Avrupa’da maçlar oynamaktı ancak o dönemde 4.ligde mücadele eden bir takım için bunu ‘hayâl’ olarak nitelendirmek çok garip olmasa gerek. Yakın zamanda İzlanda’yla Dünya Kupası’nda takdir edilesi işler yapan Lagerback’ı o dönemde göreve getirmek istemişlerdi ancak olmadı. Durumlar o kadar kötüydü ki o dönemdeki başkanın yaptığı ‘ne ayakkabı bağcığı bulabiliyorduk ne de oynayabilecek bir top’ açıklaması her şeyi özetliyor.

İlk kurulduğu yıllarda bu hedeflerinden çok uzakta seyreden kulüp 2010’da bir bakıma dibi gördü. O yıl 14 takımlı İsveç Division 1 Kuzey ligini, 13.bitiren takım 3.lig olarak tabir edeceğimiz ligden 4.lige düştü. 2011 sezonu öncesi görevi İngiliz Graham Potter’ın devralması ise dipten tepeye yürüyüşün başlangıcı olacaktı. İşte bu hikayeyi güzel kılan adam tam da burada devreye giriyor.


Futbolculuk kariyerinde Wycombe, Stoke City, Southampton ve West Bromwich gibi takımların formasını giymiş bir isim Graham Potter. Futbol oynadığı dönemde okumaya devam eden ancak futbol nedeniyle istediği şekilde bu kısıma fazla zaman ayıramayan Potter, futbolu bıraktıktan hemen sonra okulunun son senesine odaklandı. 2005 yılında Sosyal Bilimler’i bitiren Graham, 2006 yılı başında da Hull Üniversitesi Futbol Geliştirme Müdürü olmayı başardı. He diyebilirsiniz ‘ne alaka Sosyal Bilimler’den Futbol Geliştirme Müdürü’ diye. Graham’in siyasete ilgisi yok ancak yarıda kalmış okul işini de bitirmek istiyordu. 13 yıl futbol oynadıktan sonra başka bir şey daha yapabilecek olmanın elinde kanıtı olsun istemiş sadece. Başarmış da.

Konudan uzaklaşıyor gibi olacağız ancak burada dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var. Normal şartlarda birçok üniversite öğrencisi okulu dereceyle bitirse bile önünde bir sürü borç yükü buluyor kalan hayatı için. İşte Graham Potter’a burada İngiltere Futbolcular Derneği (PFA) destekte bulunmuş. 13 yıllık futbolculuk kariyerinin olması bunda büyük etken tabii. Şayet böyle bir destekleri olmasa kariyeri de bu noktaya gelemeyecekti. Okuduğu üniversitesinin antrenörlük kariyerine çok şey kattığı da kesin. Yaptığı açıklamalar bu yönde zaten ama bu kısma birkaç paragraf sonra yer vereceğim.

Çocuklarla çalışmaktan büyük keyif alan Potter Hull Üniversitesi Futbol Geliştirme müdürü olduktan birkaç yıl kadar sonra İngiltere Üniversiteler Birliği’ne yardımcı antrenör olarak atandı. Bu bahsettiğim şeyleri yaptığı dönemde Gana kadın milli takımıyla Dünya Kupası macerası da oldu Graham’ın. Leeds Metropol Üniversitesi’nde Futbol Müdür’lüğü de yapan Graham’ın bir sonraki adımı şaşırtıcı şekilde Östersunds olacaktı. İngiltere’den ayrılıp, kuzeyin bu şehrine gelmek nasıl bir şeydi, nasıl almıştı Potter bu kararı biraz ona bakalım.


Futbol kültürüne sahip olmayan, kayak sporunun revaçta olduğu Östersunds’a futbolu sevdirmek kolay değildi. Nüfus 45 bin, başkente mesafe 6 saat, insanlar futboldan uzak, ülke zaten soğuk, kasaba daha soğuk. Tabii bu işin bir de diğer tarafı var zira yıllar içinde gelişim göstermeyen Östersunds’a Graham Potter gibi bir ismi getirmek de kolay değil. Burada da başkan Daniel Klindberg’in etkisi büyük.

2010 yılında Östersunds’a başkan olan Daniel Kindberg, eski bir İsveçli subay. Östersunds kasabasından olması ise Östersunds kulübü için büyük şans. Daniel Klindberg askerlik yaşamının ardından Östersunds futbol ve hokey takımına yatırım yapmaya başlayınca kulüp bu noktaya geldi. Şu anda kullandıkları stadyum Jamkraft Arena’nın yapımında dahi rolü büyük. O dönemde pay sahibi olduğu gayrimenkul şirketinin desteğiyle yapıldı stadyum. Klindberg’in kulübe kattığı en büyük artılardan bir diğeri ise o dönemde Swansea’yi çalıştıran yakın arkadaşı Roberto Martinez ile iletişime geçip iş birliği yapmasıydı. Division 1’de mücadele ettikleri dönemde David Accam’ı lig tarihinin en pahalı bonservisiyle Helsingborg’a satmaları, keza 2014’te de Swansea ile olan ortaklığın da etkisiyle Gambiyalı genç forvet Barrow’u Swansea’ye satmaları... Yine oralardan gelen İngiliz, İskoç transferler de takımın bu ortaklıktan elde ettiği diğer kazançlar…

Kulübe yapılan yatırımlar, Graham Potter’in göreve gelişi, yeni stadyum ve çeşitli ülkelerden yapılan birçok yatırım transferiyle kulüp kısa sürede büyük adımlar attı. 2011 yılında düştükleri Division 2’den bir üst lige çıktılar. Sonrasındaki yıl ise tarihinde ilk kez Superettan yani İsveç 2.ligine yükselmeyi başardılar. İlk sezonunu 10, 2.sezonunu 5.sırada tamamlayan kulüp, 2015 yılında 2.olarak yine bir ilke imza attı ve İsveç futbolunun en üstü olan Allsvenskan’a yükseldi. 5 yıl içerisinde 3 lig birden çıktılar. Bu başkan, hoca, oyuncular ve şehir için tarifsiz bir deneyimdi. İşte bu amansız yükselişin son halkası bugünkü rakiplerinin Galatasaray olması. Son İsveç Kupası’nı Norrköping’i yenerek müzesine götüren takım, tarihinde ilk kez bu kupayı kazanmakla kalmadı, Avrupa biletini de kaptı. Tarihlerindeki bir başka ilki ülkemiz takımlarından Galatasaray karşısında yaşayacaklar. Aynı Graham Potter’ın 2016 yılında İsveç’te en iyi teknik adam seçildiğini de dipnot olarak buradan aktarmış olayım. Malmö’nün şampiyon olduğu, Norrköping’in fena bir sezon geçirmediği 2016 yılını 8.sırada bitiren bir takımın hocası olarak bu ünvanı alması da boş yere olmasa gerek hani.


2012 yılında kulüpte 6 İngiliz, 4 Ganalı, 2 İspanyol, 1’er de Meksikalı ve Güney Koreli vardı. Şu anda ise 2 İngiliz, 1 Ganalı, 1 Iraklı, 1 Fransız ve 1 de Nijeryalı oyuncuları var. Potter’in ve kulübün en dikkat çekici taraflarından biri bu durum. Hoca ve kulüp uluslararası transfer pazarını zeki şekilde kullanıyorlar. Kulübün bir akademisi de var zaten buna yönelik ancak hocanın burada farklı uluslu oyunculardan fazlaca faydalanmak istediği de etkili zira ekibe derinlik ve çeşitlilik katmak kendisinin kullandığı etkili yöntemlerden biri. Zaten bu kadar fazla sayıda farklı ülkeden isme sahip olmaları da hocanın zaman içinde kendince listelediği oyuncu grubu sayesinde. İngiltere’deki döneminden bu yana gençlerle verimli şekilde çalışıyor olması da kadroya katılan birçok isimden yüksek verim almasını sağladı, sağlamaya devam ediyor.

Potter’in futbol geçmişi zaten ortada ancak üniversite yaşamının ona katkılarının sinyalini yukarda vermiştim. Üniversite kendisine oyunculara yaklaşımında büyük şeyler katmış. Takım 5 senede 3 lig birden çıktı. Bunun sonuncu basamağı olan 1.lig 2016 yılına tekabül ediyor. Hocanın lige yükseldikten sonra basına düşen kuğu gölü dans gösterisi fotoğrafları var, görmüşsünüzdür. Bu konu ve gelinen noktayla alakalı yaptığı açıklamalar var. Bu açıklamaları paylaşmak istiyorum. Okulun, gençlerle çalışmanın ve görüp geçirdiği zamanların sonuçları olduğunu sizler de anlayacaksınız.

“Oyuncuları insan olarak da geliştirmek gerekiyor. Bazen böyle deneyimler yaşamalılar. Daha önce yaşamadıklarını yaşamak, yapmadıklarını yapmak onlara iyi gelecektir. Bu sahada da olur. Bazen zorlu bir dönemden geçer, hiç yaşamadığınız şeyleri yaşarsınız ve o anda takım olarak birbirinize yardımcı olmanız gerekir. Bunu bilip, bunun farkında olmamız için bu tarz etkinlikler gayet etkili.

Geriye baktığımda tabii ki düşünüyorum. Mesleğimden vazgeçmeyi düşündüğüm zamanlar dahi oldu ama ailem bunu çılgınlıkla karşıladı. Aynı zamanda kafamdaki projeye de çok inanıyorlardı. Hepsinin gerçekleşmesi beni çok gururlandırıyor.

Ligimizden Barrow’u alıp Swansea’ye sattık. Her yıl benzer şeyi yapıp oyuncuları daha yüksek seviyedeki takımlara gönderdik.

İlk zamanlar 500 kişi bile yoktu bizi destekleyen. Şimdilerde 6500 kişiyi buluyor seyirci sayımız. Şehirde futbol bile oynanmıyordu. Şimdi ise kız ya da erkek fark etmez herkes küçük yaştan itibaren futbol okullarına gönderiliyor”


Swansea ne zaman bir hoca ile yollarını ayırsa ismi geçmeye başlıyor Potter’in. İlerleyen yıllarda buluşabilir bu iki kesim, belli olmaz. Takımın yapılan yatırımların karşılığını alması sonrası her gün farklı yatırım dedikoduları da ortaya çıkıyor. Yakın dönemde çıkanlardan birisi mesela kulübün Libya’ya sunduğu teklif. Ülkedeki kaotik ortam nedeniyle kulüp ülkenin en iyi genç oyuncularını İsveç’e getirmek ve futbol ile İngilizce eğitimi vermek istiyor. 5 yıl üstünden düşünülen bu proje ne oldu ya da ne aşamada bilemiyorum fakat bu tarz projelerin bu dakikadan sonra Östersunds’ı geriye değil ileriye götüreceği kesin.

Zaman zaman 3’lü, zaman zaman 4’lü savunma kurgusu üzerinden takımını sahaya sürüyor Potter. Saha içinde dahi bu geçişleri sorunsuz yapabilmeleri önemli. Geniş alanda saldırgan bir oyun tarzını seviyor ve kanatlara sırtını dayayan oyuncular onun oyun sistemi için büyük önem arz ediyor. Her oyuncusundan her bölgede oynayabilmesini istemesi de oyununa katmak istediği farklılık için gerekli. Bu sezon ve hemen hemen her sezon maçtan maça farklı sistemler, oyuncu dizilişleriyle çıkan Potter, bir maç sağ bek oynattığı ismi bir maçta stoper ya da sağ önde kullanabiliyor. Kimi zaman forvet sıfatlı 3-4 isim 11’de oluyor, kimi zamansa forvet bölgesinde hiç sabit bir isme yer vermeden sistem içinde yaşanan kaymalarla gol bölgesini dolduruyor. Uzun yıllardır bu ekibi çalıştıran hocanın yıllar içinde takımından bunu istemesi ve alması daha kolay hale geldi. Zaten hocanın bu isteklerine cevap veremeyecek nitelikte çoğu isimle yollar ayrıldığından, mevcut oyuncuların istenenleri gayet iyi ve verimli şekilde sahaya yansıttığını söylemek mümkün. Bu bahsettiklerimi oyuncu grubu üzerinden senaryolarla anlatmaya çalışacağım kısım yazının 2.bölümünde…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder