26 Ocak 2016 Salı

Erik Johansson







30 Eylül 1988 doğumlu Johansson, futbola  2008 yılında doğduğu bölgenin takımı olan Falkenberg'te başladı. Genç takımda oynadıktan sonraki sezon A takıma yükselen Johanson, A takım ile ilk sezonunda daha çok rotasyon oyuncusu olarak görev yaptı ve 25 maçtan sadece on tanesinde ilk onbirde yer aldı. Daha sonraki sezon ligdeki yirmi yedi maçın tamamında ilk onbirde başlayarak müthiş bir istikrar tutturdu ve o sezon sadece üç maç kaçırdı. Her sene sürekli yükselen bir form grafiğine sahip olan Johansson Falkenberg'ten GAİS'e ardından da İsveç'in en önemli kulüplerinden Malmö'ye transfer oldu. Sıçramayı da Malmö yıllarında yaptı. Malmö'de üç sezonda 81 resmi maç oynadı ve özellikle son sene takımın da Şampiyonlar Ligi arenasında yer alması ile Avrupa kulüplerinin dikkatini çekti. Temmuz 2015'te Belçika takımlarından Gent'e transfer olan Johansson kulübüne 1.7 milyon euro gibi güzel bir bonservis kazandırdı. Aslında Gent'e transferinde takımda direkt oynayacak bir on bir oyuncusu olarak değil; rotasyonda kullanılabilecek bir oyuncu olarak transfer edilmişti. Çok iyi hatırlıyorum transferi açıklandığı gün takımın teknik direktörü Vanhazebrouck şu açıklamalarda bulunmuştu;

"Bu sene Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağımız için fikstürümüz daha yoğun olacaktı. Bu yüzden savunma bölgemize takviye için çalışıyorduk ve ekstra bir stoper arıyorduk. Erik, İsveç Milli takımında da forma giyen ve bir önceki sezon Malmö ile Şampiyonlar Ligi arenasında boy gösteren bir oyuncuydu ve aradığımız kriterlere uyuyordu."
demişti. Aynı basın toplantısında takımın sportif direktörü olarak nitelendirebileceğimiz Michel Louwagie'nin de açıklamaları şunlardı;

"Erik'in transferi konusunda Malmö ile görüşmeye başladığımızda şartlar ve imkanlar istediğimiz gibi değildi çünkü Malmö Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmek için çalışıyordu ve bizden 4 milyon euro talep etmişlerdi. Oyuncuyu başka kulüplerinde istediğini söylemişlerdi özellikle Hannover'in ısrarcı olduğunu eklemişlerdi ama bizde Şampiyonlar ligine direkt gideceğimiz için masaya böyle bir avantajımız ile oturduk ve uzun uğraşlar sonucunda onu transfer ettik."

Gent'de bir dönem sakatlık problemi yaşayan Johansson o günden sonra oturan kadroda kendine yer bulamayınca toplamda sadece dokuz maç oynayıp bu transfer döneminde Kopenhag'ın yolunu tuttu. Bunun nedenini şöyle açıklayabiliriz; "Avrupa Şampiyonası'nda yer alacak İsveç Milli Takımı kadrosunda yer almak."



Artı Yönleri

Johansson'u İsveç döneminde izleme şansım pek olmadığı için ben sadece Gent'de oynadığı dönemi baz alarak gözlemlediklerimi yazacağım. Erik Johansson kariyerinde çok ciddi bir sakatlık geçirmediği için en önemli artısı istikrarı. Gent'te de sakatlanmadan önce iyi bir form grafiği yakalamıştı. 8 yıllık kariyerinde 230'a yakın maç oynadı ki bu da yaklaşık 27-28 maç yapıyor.  En önemli ikinci özelliği ise tatlı sert futbolu. Erik birçok İskandinav stoper gibi sert oynamayı ve seven ama bunu futbol kuralları içerisinde yapan bir oyuncu. Bunu destekleyecek veriye de şöyle ulaşabiliriz kariyerinde toplamda 44 sarı kart görmüş ve 2 kırmızı kart görmüş. Bu da yaklaşık beş maçta bir kart ortalamasına denk geliyor ki bir savunmacı için önemli bir kriter. Markaj konusunda ortalama standarda sahip olan Johansson özellikle ilk müdahale konusunda başarılı olarak gösterilebilir. Fiziksel açıdan durumu iyi olduğunda bire bir mücadelede kolay yıkılmaz. Diğer artı yönü olarak ön libero oynayabilmesini de gösterebiliriz.

Eksi Yönleri

Günümüzde stoperlerinde aranan en önemli özelliklerin başında gelen "geriden oyun kurma" konusunda Erik'in çok iyi olmadığını söyleyebiliriz.  Çok hızlı bir stoper değil Erik ama tabir-i caizse bir "Servet Çetin" de değil ama ilk hamlesi iyi olduğu için bu açığını özellikle birebir de kapatabiliyor. Özellikle kornerlerde rakip kalede etkili olan bir oyuncu değil. Kariyeri yaklaşık on maçta bir gole tekabül ediyor; bu standart bir rakam olsa bu sayının büyük kısmı Gais ve Falkenberg dönemine denk geliyor ve kafayla attığı goller çok sınırlıdır. Malmö döneminde iki golü var ki birisi duran topta oluşan karambolde kale dibinden dokunuş ile diğeri de yan topta arka direkten hareketlenip diziyle attığı pozisyonda.


Erik Johansson, Kopenhag için yapılabilecek bir yatırımdı bana göre. Solbakken ile birlikte tekrardan bir çıkış yakalaması muhtemel uyum konusunda sıkıntı çekeceğini düşünmüyorum ki takımda Augustinsson, Nilsson ve Antonsson gibi  vatandaşları var.

Yazar : Sezer Avşar    Twitter Hesabı İçin Tıklayın

16 Ocak 2016 Cumartesi

Riza Durmisi

























Riza Durmisi, Başkent Kopenhag'ın güneybatısında yer alan, yaklaşık 20 bin kişilik nüfusa sahip olan Ishoj kasabasında 8 Ocak 1994 tarihinde dünyaya geldi. 1968 yılında Danimarka'ya göç etmiş, kısıtlı imkanlara sahip Arnavut işçi bir ailenin çocuğu. Küçük kardeşide Brondby akademisinin alt yaş gruplarında (u15) forma giyiyor. İslam dinine inanıyor. Kökenlerinde Makedonluk bulunmakta. Kariyerinin yükselişe başladığı dönemlerde Makedon Milli takımınından teklif alması bundan kaynaklanıyor. Danimarka adetleriyle yetişmiş olduğunu, hiç bir zaman başka vatandaşlığı seçmeyi düşünmediğini kendisi dile getirirken zaten Danimarka Milli takımını tercih etmişti.

Riza, futbola 6 yaşındayken Brondby alt yapısında başlarken 13 yıl boyunca çeşitli kategorilerde görev aldı. Auri Skarbalius'un Brondby A takımını çalıştırdığı 2012-2013 sezonunda A takıma yükselirken ilk süresini Esbjerg karşısında almıştı. Gerçi profesyonel seviyeye yükseleceği genç Milli takım formalarını o zamana kadar 40'tan fazla terletmesinden belliydi.  A takımda Full olarak süre almaya başlaması ise Thomas Frank'ın antrenörlüğe gelmesiyle başladı. Frank, spor psikolojisi eğitimide almış, genç Milli takımlarda ve futbol akademilerinde yaptığı çalışmalarla tanınmış bir isim. Milli takımlardan tanıdığı Riza Durmisi'ye güvenmeside zor olmadı. İlk maçlarda sol forvet olarak oynatsada 3 maç sonrasında asıl pozisyonu olan sol beke almıştı. Aslında Thomas Frank o dönemde Patrick Da Silva (şu an Randers'ta oynuyor) ile rekabete sokarak Riza'nın gelişimine katkıda bulundu. Riza'yi mental anlamda ciddi şekilde zorladığı dönemler oldu. Riza'da bu süreçte ofansif karakter gösterirken savunmasını geliştirmesi gerekiyordu. Performansında iniş-çıkışlar olsada Danimarka futbolu adına gelecek vaadettiğini belli dilimlerde gösterdi. Makedon Milli takımının davet ettiği dönemde Riza, u21 Milli formasını giyiyordu. 2015'in ortalarına doğru Morten Olsen tarafından ilk Milli davetiyesini aldı ve Karadağ'a karşı 18 dakika süre aldı. llk 11 çıktığı maç ise ilginç şekilde Arnavutluk Milli maçı oldu. 0-0 biten mücadelede 90 dakika süre almıştı.

Riza Durmisi, dini inançlarına bağlı, hala aile yaşantısını koruyan bir oyuncu. Oynadığı maçları babasıyla beraber analiz edip, eksik yönlerini yakalamaya çalışıyorlarmış. Kariyerinde toplam 80 Danimarka Superliga maçı bulunan Riza, henüz kırmızı kart görmedi. Savunma oyuncusu için artı diyebileceğimiz ufak yanlardan birisi.






















Pozisyon Artı-Eksileri ve Transfer Durumu

Kaynaklar farklı gösterse bile, Riza Durmisi tahmini 1,70 civarında ufak diyebileceğimiz türde bir bek oyuncusu. Sol forvet yada kanat olarakta kullanılabilir. Ofansif özellikleri ağır basan bir oyuncu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yazı içerisinde belirttiğim gibi Riza performansının iniş-çıkış yaşadığı dönemde özellikle savunma anlamında eksileri fazla olan bir oyuncuydu.. Zaten fiziksel anlamda vücut yapısı gereği dezavantajları varken doğru pozisyon alma konusunda da problemleri olunca sırıtıyordu doğrusu. Oyununun hücum kısmına bakacak olursak, çizgiyi bütünüyle dolduran, hız-denge olarak müthiş, teknik olarakta gayet iyi bir oyuncu. Çevikliği yüksek olduğundan kontrol edilmesi zor, ani dönüşlerle kolay adam eksiltebiliyor, pas oyununa katılabiliyor. Ceza sahası dışından önemli bir şut tehditi olduğu gibi pozisyonun akışında ceza sahası içinde de beklenmedik yerde biterek pozisyonu sonuçlandırabiliyor. Yine iyi frikik attığınıda söyleyebiliriz. Topu kaldırma konusunda da problemi bulunmuyor. O Önceki 2 yıl Riza'nın savunmasında problemler vardı fakat bu yıl önemli bir gelişim gösterdiğini düşünüyorum. İyi pozisyon aldığı gibi eskiden yaptığı hamle hatalarını nadiren yapıyor, yeterli oyun agresifliğine sahip. Bu şekilde fiziksel zaaflarınıda tölere etmiş oldu. Hücum kalitesinin yanına savunma dengesinide ekleyen Riza'nın tabirimle uçak seviyeye geldiğini düşünüyorum. Artık yeni bir maceranın yolculuğuna başlaması gerekiyor.

Riza Durmisi'nin kulübü Brondby ile olan kontratı 30 Haziran 2018 yılında sona erecek. Danimarka temsilcisini eli kuvvetli gözükse bile Riza'dan kazanabilecekleri paranın 1.5 milyon euro bandını geçebileceğini düşünmüyorum. Tabi 2016 Avrupa Şampiyonası sonrası vitrinin değeride değişebilir. 22 yaşındaki yetenekli bekin incelenmesini tavsiye ederim. Süperlig'teki takımların tamamına yakınında forma bulabilecek seviyede olduğunu ekleyip videosuyla yazımızı bitirelim.


3 Ocak 2016 Pazar

Michael Omoh






























Michael Omoh, 29 Ağustos 1991 tarihinde Nijerya'nın Warri şehrinde dünyaya geldi. Memleketini futbol şehri olarak tanımlıyor. Şu an Samsunspor forması giyen Ekigho Ehiosun, Celtic'li savunmacı Efe Ambrose'ta bu şehirde dünyaya gelmiş akla gelen ilk isimler. Afrika kökenli futbolcularının büyük kısmının fakirlikten geldiğine dair bir gerçek söz konusu. Omoh'ta geçimini zorlukla sürdüren 4 tanesi kız 4'ü erkek olmak üzere 8 çocuklu bir ailenin çocuğu. Ufak yaşlarda özellikle süratiyle dikkat çeken Omoh, yakın arkadaşıyla beraber yerel kulüplerinde oynamaya başlamışlar. İmkansızlıktan yalın ayak oynarken bir abisi ona mavi nike ayakkabı almış ve bunu hayatı boyunca unutamayacağını söylüyor. Durumu kendisi daha net şekilde özetlemiş aslında.

Omoh, 16 yaşına geldiğinde Nijerya futbolunun büyük kulüplerinden Gateway United'ın kadrosuna katılmış. 1 yıllık sözleşme imzalasa bile bir kaç ay içinde hiç ödeme alamayınca sözleşmesini iptal ederek evine geri dönmüş. O dönemin kendisi için gerçekten çok zor geçtiğini belirtiyor. O zaman İsveç'in Dalkurd ekibi Londra'da bulunan bir menajer aracılığıyla oyuncu arıyormuş. İsveç'e geliş hikayeside bu şekilde başlıyor. Katıldığı idman maçı sonrasında beğenilerek sözleşmeyi kapmış. 2011'de geldiği İsveç'te 4 yıl Dalkurd formasını terleten Omoh, 90 maçta 28 gole imza attı. Özellikle 2014 sezonunda attığı 11 gol ve 9 asistin parlamasında payı büyüktü. Djurgarden ve Gefle o dönemde transfer etmeyi düşünselerde başaramamışlardı. Tabi bu durumunda farklı bir hikayesi var. Normalde iki Allsvenskan takımından birine transfer olması beklenen Omoh'un seçimi Superettan takımı Östersund olmuştu. Bu seçimin arkasında ise İngiliz teknim adam Graham Potter'ın rolü epey fazla. Östersund çok fazla bilinmeyen bir takım fakat geçen yıl İsveç'in en pahalı satışlarından birine imza atmışlardı. Modou Barrow'u yaklaşık 2 milyon euro bedelle Premier Lig takımı Swansea'ya satmışlardı. İsveç futbolunda Wyscout kullanan kulüpler arasında bulunan Östersund'un kadrosunda bir çok yabancı oyuncu bulunduğunu ve bütçeleri doğrultusunda iyi scouting yaptıklarını söyleyebiliriz. Potter ile barın birinde bire bir görüşen Omoh, hocasının vizyonuna hayran olarak takıma katılmaya karar vermiş.

Sonuç olarak Östersund'un Allsvenskan'a çıkış sürecinde en fazla katkı aldığı oyuncuların başında Omoh yer aldı. 6 gol, 13 asistlik performans gösteren Michael Omoh, Östersund'u başarıya götüren kilit isimlerden biriydi. Ülkesine giderek bu başarısını ailesiyle paylaşıp, gurur kaynağı olduğunu dile getirirken hedefinin ebeveynlerinin daha sağlıklı yaşam sürmesi için iyi bir kariyer olduğunu söylüyor. Omoh'un ailesine daha iyi bir evde satın aldığı belirtiliyor. Şöyle sözleride mevcut.
Zengin bir aile değiliz, anneme büyük saygı duyuyorum ve bir şeyler vermek istiyorum. Kira, gıda ve diğer ihtiyaçlarını karşılamaları için her ay aileme para gönderiyorum.
Geride bıraktığı kariyerinin ufak bir haritasını çıkardığımız Omoh'un Jazz müzik dinlemeyi sevdiğini ve limonlu smoothie içmekten hoşlandığını belirterek oyun özelliklerine geçiş yapalım.




Artı-Eksileri - Transfer Durumu

Michael Omoh, 1.85 boyunda asıl pozisyonu sol forvet olan fakat gerektiğinde forvet olarakta kullanılabilen bir oyuncu. Afrika'lı oyuncuların bir çoğu önemli seviyede paralar kazandıktan sonra mental problemleri ortaya dökülebiliyor. Omoh adına da bu durum ilerde söz konusu olabilecek handikaplar arasında yer alırken yine oyunun savunma yönünde katkısı olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok top ayağındayken iyi bir isim. Atletik ve süratli oyuncuların iş yaptığı liglerde fark yaratabilir.. PTT 1. Lig bunun için en uygun arena herhalde. Çünkü çabuk hızlanabilen, topla arası iyi olduğu için geniş ve dar alanda adam eksiltebilen bir oyuncu. Bunları yaparken bire birde dengede ve ayakta kalabiliyor. Son vuruşlarda problem yaşasada skora katkısı var. Özellikle asistleriyle ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Bunuda oyun görüşünün fena olmamasına bağlayabiliriz. % 100 net olmamakla birlikte Östersund ile olan kontratı 2016 sonunda bitecek. Muhtemel değeri 150-200 bin euro civarında. Takip edilmesini tavsiye ederim.