25 Aralık 2015 Cuma

Nicolaj Thomsen



























Nicolaj Thomsen, 8 Mayıs 1993 tarihinde Danimarka'nın Skagen şehrinde dünyaya geldi. Danimarka'nın en kuzey noktası olan bu bölge yaklaşık 2 milyon turisti kendine çeken gelişmiş bir limana sahip ve Aalborg ile arasındaki mesafe 100 kilometre. Futbola doğduğu yerin takımı olan Skagen alt yapısında başlayan Thomsen ardından Aalborg akademisine geçiş yaptı. Haliyle antrenman - ev arasında yaptığı yolculuklar zorlanmasına neden olurken ona yardımcı olan isimse babasıydı. Bu durumu böyle sürdüremeyeceği anlaşılan Thomsen 17 yaşında evden ayrılarak Aalborg'ta bulunan kolejde eğitim almaya başladı. Aslında o dönemde sadece fiziksel olarak değil mental anlamda da sıkıntılı durumlar geçirdiğini söyleyebiliriz. Aalborg akademisinin yetkilileri Nicolaj Thomsen'i karşılarına alarak onda A takıma yükselecek bir ışık göremediklerini belirtmişler. Bir oyuncu için önemli sınavlardan birisidir. Thomsen ise asla pes etmeyip çok çalıştığını, hem kendi ayakları üstünde durduğunu hemde futbolcu olmaktan vazgeçmediğini verdiği bir röportajda söylemişti. Ailesinden ayrılma kararı belkide ona çok ciddi bir katkı yaptı. Kendini tamamen futbol odaklama şansı bulan ve verdiği kararla özgüven yakalayan Thomsen, 2011 yılında profesyonel oldu.. A takıma yükselemeyeceği düşünülen isim kendini bir anda profesyonellerin arasına attı.

Aalborg geçmiş yıllarda Avrupa futboluna önemli oyuncular pazarladı. Bunların bir kısmı gelişim gösterirken bir kısmıda ülke futboluna geri dönüş yaptılar. Lucas Andersen, Kasper Kusk ve Nicklas Helenius yakın zaman adına akla gelen oyuncular. Bizim yakınımıza gelen en iyi örnek ise eski Fenerbahçe'li Jes Hogh. Bu anlamda fena bir kulüp olmadıklarını, hem modern futbol oynadıklarını hemde genç yetenekleri oynatma konusunda problem yaşamadıklarını söyleyebiliriz. Yukarıda bahsi geçen oyunculardan sonra pazarlamayı düşündükleri yeni isimse Nicolaj Thomsen. İlk sezonunda fazla forma şansı bulamayan Thomsen, 2. yılında 21 maçta forma bulup 4 asist yaptı. A takıma yükseldiği 2011 sezonunda yine Milli seviyede ilk maçını 18 yaş altı formasıyla oynamıştı.

Thomsen'in ön plana çıktığı dönem Aalborg'un hem lig hemde kupa şampiyonluğunu kazandığı 2013-2014 sezonu. Lig ve kupada 38 maçta forma giyen Thomsen, 6 gol - 8 asistlik performansla kusursuz işleyen bir makinenin parçası oldu. Ardından ilk A Milli takım deneyimini Romanya'ya karşı yaşadı. İstikrarlı şekilde forma giyen ve gelişim gösteren Thomsen, ülke futbolunun değerli yeteneklerinden biri haline geldi. Son olarak Danimarka u21 takımının yarı final oynadığı 2015 Avrupa Şampiyonası'nda forma bulan isimler arasında aldı. Kulübüyle Avrupa Kupaları ve Superliga'da oynayan aynı zamanda genç Milli takımlarda forma bulan Thomsen önemli bir tecrübeye sahip. Danimarka dışında futbol oynamaya başladığında sıkıntı yaşamayacağını düşünüyor çünkü daha genç yaşta ailesinden uzak kalmayı öğrenmişti.

Artı - Eksileri ve Transfer Durumu

Nicolaj Thomsen, Aalborg'un kanat oyuncusu. İki çizgide de kullanılabiliyor. Ağırlıklı olarak sağ ayağını kullandığını ama fena bir sol ayağınında olmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca ihtiyaca göre 8 numara oynayabilir. Geçmişte merkezde forma almışlığı var zaten. İçe kat ederek, merkezden işlemeyi seven kanat tiplerinden. Bu yüzden sol ön oynaması bence daha mantıklı. Oldukça yumuşak ayak içine sahip, sade oynamayı seven bir oyuncu. Aalborg'un kısa ve hızlı pas trafiğine katkısı çok büyük. Aynı zamanda geçiş hücumlarında önemli bir koz. Topla mesafe kat edebilen, oyun görüşü yüksek ve kilit pas atmayı becerebilen bir oyuncu. Bunu hem dar alan hemde açık alanda başarabiliyor. Thomsen, topla içe kat ettiğinde arkasında oynayan bek oyuncusuna iyi alanlarda yaratabiliyor. Tabi kendisininde çizgiye indiği anlar oluyor. Ayaklarına hakim olduğu için topu hedefe aktarma konusunda genelde başarılıdır. Ayrıca tüm maç aynı tempoda oynama özelliğine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Thomsen adına söyleyebileceğimiz negatif yönlerin başında savunma özelliklerinin kısıtlı olması var. Savunmada teması sevmeyen, sadece pozisyon almakla yetinen bir oyuncu. Ayrıca genel anlamda agresifliğini düşük buluyorum. 4 yıldır 100'den fazla resmi maç oynamasına rağmen kırmızı kart görmemesi ve sadece 3 sarı kartının olması bunun ufak bir göstergesi. Aalborg ile olan kontratı 2016'nın sonunda bitecek. Haziran ayında Nantes'e transfer olması bekleniyordu fakat sağlık kontrolünde çıkan göz problemi sonrası transfer gerçekleşmemişti. Thomsen'in bir gözünde %90 oranında görme kaybı olduğu belirlenmiş. Bunun negatif yönlerini hissettirmemişti. Buna rağmen yeteneklerini sergiledi.

Aalborg ile olan sözleşmesinde son yıla girdiğini düşünürsek Danimarka ekibinin eli zayıflıyor. Nicklas Helenius'un formu zirveyken bile Premier Lig'e sadece 1.5 milyona satabildiklerine dair bir gerçek varken bu isimden kazanabilecekleri ücret 1 milyon euroyu geçmeyecektir. Nicolaj Thomsen, Süperlig'te bir çok kulüp adına ucuz ve iyi yatırım olabilir. Tabi sağlık durumunun oynamasına engel olup olmayacağı dikkatli şekilde kontrol edildikten sonra bir karara varılmalı.


Kristoffer Ajer






















Kristoffer Ajer, 17 Nisan 1998 tarihinde dünyaya gözlerini açtı. Futbola 5 yaşında Raelingen FK alt yapısında başladı. Raelingen, Lilleström'ün bulunduğu Skedsmo'nun komşu belediyelerinden birisi. Hem okuyan hemde futbol eğitimi alan Ajer, bulduğu boş zamanlarda da ilk antrenörüm dediği babasıyla çalışmalar yapmış. Kısa süre sonra komşu belediye olan Skedsmo'nun bölge takımı Lilleström'ün akademisine geçti. Kristoffer Ajer, Martin Odegaard gibi Norveç futbolunun çok büyük beklentilerinin olduğu yeteneklerden birisi. Gün geçtikçe popülaritesi yükseliyor fakat aslında onun özel bir oyuncu olacağı akademi performansından belliydi. Her ne kadar Start'a imza atar atmaz parlayan bir yetenek muamelesi görse bile aslında Lilleström alt yapısında kazandığı başarılar onun zaten iyi bir oyuncu olacağını gösteriyordu. Ajer, 14-15 ve 16 yaş kategorilerinin tamamında takımıyla final oynarken bu maçlarında adamı olmayı başarmıştı. Kısacası adam olacak çocuk kendini yine en başta belli etmişti aslında.

Kristoffer Ajer'in Start'ta ön plana çıkması aslında tamamen tesadüf. Lilleström A takım oyuncusu olması bekleniyordu fakat ailesinin Kristiansand'a taşınmasından dolayı Start'a kısmetmiş. Doğrusu büyük ekonomik problemleri olan Start için yoklukta bulunmuş bir ganimet oldu. Bir önceki sezon Ajer adına ısınma dönemleriydi. Start'ta o dönemde kadro olarak daha derli topluydu. Son yazıda raporunu paylaştığımız Ernest Asante'de o takımın parçalarından biriydi mesela. Para kalmayınca Start kadrosu toplama ve gençlerin forma bulduğu bir yapıya büründü. Kristoffer Ajer için forma şansı otomatik olarak arttı ve o da bu şansı oldukça iyi değerlendirdi.



Her ne kadar sezonu tamamlayamasa bile 4 yıl Start'ı çalıştıran menajer Mons Ivar Mjelde'nin bunda payı fazla. Takımda çok fazla tecrübeli oyuncu olmasına rağmen 16 yaşındaki Ajer'e kaptanlık pazubandını vererek ona olan güvenini gösterdi. Bir anlamda oyuncusuna özgüven eşiği atlatmış oldu. Tabi bu kaptanlığın çok ilginç bir hikayesi daha var. Lilleström alt yapısında oynayan oyuncular için idol oyuncuların başında kaptan Frode Kippe gelirdi. Bu durum Ajer içinde geçerliydi, sonuçta o daha dünyaya gelmediğinde Kippe Lilleström formasını terletiyordu. Tippeligaen 2015'te sezonun ilk maçında Lilleström ile Start kozlarını paylaşırken, Ajer idol olarak gördüğü Frode Kippe abisine karşı kaptan olarak maça çıktı. Ajer bu durum için şu yorumu yapmıştı.

''Frode Kippe benim çocukluk kahramanımdı. Ona karşı kaptan olarak oynamak inanılmazdı.'' 
Start, Tippeligaen'e playoff maçlarıyla tutunmayı başarıp derin bir nefes almıştı. Sıkıntılı bir sezonu geride bıraktılar belki ama Kristoffer Ajer gibi çok özel bir yeteneği Avrupa futbolunun hizmetine sundular. Geçmişte Roma ile 1 hafta deneme idmanı gören Ajer'in önünde uzun bir futbol kariyeri bulunuyor. Şimdiden üst seviye kulüplerin ilgi odağı haline gelmiş durumda. O da daha önce yazdığım Henrik Bjordal gibi Martin Odegaard'ı rol-model görüyor belki ama üst seviyeye ondan kolay tutunabileceğine inanıyorum. Çünkü daha vizyonel düşünen, olgun oyuncu profili çiziyor.

Artı-Eksileri ve Transfer Durumu

17 yaşında oyuncu için müthiş bir fiziğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. 1.96'lık boy, geniş bir çatı ve güçlü bir yapı. Yaşıtlarında kolay kolay görülmeyecek bir anatomiye sahip kesinlikle. İdol olarak gördüğü Patrick Viera'nın seviyesine çıkabilmesi için denge-çeviklik yönünde gelişim göstermeli. Yine orta seviye bulduğum oyun agresifliğininde yüksek kalite maç oynadıkça artacağına inanıyorum. Zamanla daha iyi noktalara çıkacaktur bu özelliklerde. Ajer'in yüksek bir pozisyon bilgisinin olduğunu söylememiz gerek. Uzun bacakları ve fizik kalitesinin defansif yönde artılarında önemli bir payı var. Yine topu oyuna sokma ve doğru bölgeye aktarma aktarma konusunda oldukça başarılı, bu boyda bir oyuncu için fazlasıyla yumuşak ayaklara sahip diyebiliriz. Bu meziyetlerini gösterebilmesinin altında ise çok sakin olması yatıyor. Adam eksiltmeleri, ceza sahası dışı şutları ve sürpriz 18 koşularıyla önemli bir skor opsiyonu halinede gelebiliyor.

Kristoffer Ajer, Norveç futbolunun potansiyeli en yüksek oyuncularından birisi. Geleceğin yıldızlarından ve idol olarak gördüğü Patrick Viera gibi bir oyuncu olmaya aday. Start ile olan sözleşmesi Aralık 2016'da sona erecek. Muhtemel bonservis ücreti 2-3 milyon civarında olacaktır. Ülkemize getirmek oldukça zor olsada takibe değer.



23 Aralık 2015 Çarşamba

Ernest Asante





Fotoğraftan anlaşılacağı gibi bu yazımızda dünyanın en iyi 100 metre koşucularından birine yer vermek istedim. Hep futbol hep futbol nereye kadar değil mi ? Tabiki bu işin esprisi. Artık İskandinav futboluna ilginin artmaya başladığı dönemlerdeyiz. O yüzden mutlaka yukarıdaki arkadaşı tanıyanlar olmuştur. Koşucu değil belki ama dünyanın en hızlı oyuncularından olan Ernest Asante bu yazıda bizimle olacak. Asante, Gana'nın merkez şehirlerinden Sunyani'de 6 Ekim 1988 tarihinde dünyaya geldi. Fakir bir ailenin çocuğu olduğu için bir çok afrikalı oyuncu gibi futbolcu olarak kendini kurtarmalıydı. 12 yaşında Gana'da futbol akademisine başladı ve 13 yaşından itibarende trial gezileri başladı. Çünkü kendisinde herkeste bulunmayan bir koşu özelliği söz konusu, özel bir adale diyelim. Midtjylland başkanı Rasmus Ankersen'in Afrika'da yaptığı önemli bir araştırma var. Kısa mesafe koşucalarının genelde sabit bir köyden çıktığnı ve bu kişilerin öğrenim hayatlarında çok uzun mesafeler yürüyerek okullarına gittiklerini farketmiştir. Asante için bu durum geçerli miydi acaba ?

Asante adına futbol akademisine adım atmak daha düzenli bir hayata geçmek adına önemliydi. Tabiki en büyük hedefi ise futbolcu olup ailesine daha iyi bir yaşam sürebilmekti. Feyenoord'un Afrika'daki futbol kampları diyebileceğimiz Maxbees ve Feyenoord Ghana akademide bir süre eğitim aldı. Futbol akademisinde olması ailesinden uzak kalmasına neden olsada sonuçta 3 öğün yemek yiyebildiği ve gelişim yaşadığı bir ortamdaydı, yani katlanabilirliği yüksekti. İlerleyen dönemde Hollanda futbolu için yeterli gözükmesede yaşı 18'e geldiğinde Belçika ekibi Beveren keşfetti ve kadrosuna kattı. İşler orada istatistiksel anlamda iyi gitmese bile ilk yurt dışı deneyimini gerçekleştirmiş oldu. Ardından ise Norveç'e adım attı. Asante'nin oyun yapısıda hem o zamanki ismiyle Adeccoligaen hemde en üst seviye olan Tippeligaen'in yapısına uydu. Dünyanın en hızlı oyuncularından biri olduğunu söylemiştim, Start'a transfer olduğu ilk günlerde Gana tarafından Londra Olimpiyatlarına davet edildiğine dair 1 Nisan şakası yapmışlardı ve bir çok kişi inanmıştı. Start'ta yeteneklerini farkettiren Asante ülke futbolunun dikkat çeken isimlerinden biri haline gelmişti. Stabaek'e imza atmadan önce Tayland'tan bir kulüple ismi anılıyordu fakat Tippeligaen'e yenilikçi bir karakter katan Bob Bradley'in Stabaek'ine gitmeyi doğru buldu.

100 metreyi 11 saniye civarında koştuğu belirtilen Asante adına müthiş bir sezonun geride kaldığını söyleyebiliriz. Bob Bradley'in ona kattıklarıyla artık daha fazla sorumluluk sahibi ve özgüvenli bir oyuncu. Start'ta yaşanan ekonomik krizler onun yol ayrımı yaşamasına neden olmuştu fakat orada bu kadar ön planda bir oyuncu değildi. Burada Asante'nin de başrollerden birini oynadığı bir düzen vardı diyebiliriz. Nitekim 10 gol, 11 asistlik bir performans sergiledi ve 30 maçın tamamında kadrodaydı. Futbolculuk kariyerinin en güzel zamanlarında olan Asante'nin önünde artık daha geniş bir transfer opsiyonu olacaktır. Nitekim son günlerde Alman ekibi Köln'ün ilgi gösterdiği belirtiliyor. Gana Milli takımının geniş kadrosunda olduğuda belirtiliyor. Demeçlerinden anlayabildiğim kadarıyla Stabaek'te yaşanan bir takım değişimlerin (hocanın ayrılığı gibi) genel anlamda olumsuz etkileri olacağını düşünüyor. Artık en büyük beklentisi ileride daha rahat yaşam süreceği parayı kazanabilmek ve bununla orantılı olarakta doğru bir takımda istikrarlı şekilde forma giymek. Bunu ne zaman yapacak derseniz Ocak yada önümüzdeki yaz aylarında diyebilirim.























Artı - Eksileri & Transfer Durumu

Yazı içerisinde sıklıkla belirttiğim için artık müthiş bir atlet olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Açık saha futbolu oynamayı seven takımlarda durdurulması çok zor. Bu yıl Stabaek'te attırdığı bir çok golün son pasını çizgiye yada 18 içine inip, 6 pas üstü yada çevresindeki arkadaşlarına yaptı. Çünkü geniş alanda durdurmak için gerçekten şansınızın yanında olması gerek. Valerenga deplasmanında yaptığı bir koşu hatırlıyorum. 10 metre falan arkadan başlayıp önde bitirmişti. Asante adına işin dar alanına bakmak gerek. Yapabilir mi ? Neden olmasın diyelim. Çünkü dayananıklı ve çevik bir oyuncu. Ayrıca bu tip oyuncular genelde ilk kontrol ve topla dripling anında topa dokunuşlarda problemler yaşarlar fakat Asante'nin dengeli olduğunu ve az sorun yaşadığını söyleyebiliriz. Müthiş ayak özellikleri yok belki fakat ani dönüşleriylede kısa alanda adam eksiltebiliyor ve şut açısı yaratabiliyor. Negatif yön olarak 1.70 bir oyuncu için haliyle yüksek toptan bahsedemeyiz fakat iyi sıçradığına inanıyorum. En azından o tip pozisyonlarda rakibi bozmaya çalışıyor. Tabi Asante tipi savunma yönü çok gelişmemiş oyuncuların kadroya katacağı defansif riskler oluyor. B planını çizerek maça çıkmak gerekecektir. Stabaek ile olan sözleşmesi 2017'nin sonunda bitecek. Ülkemizde doğru takımlarda iş yapabileceğini düşünüyorum. Takibe değer.





20 Aralık 2015 Pazar

Henok Goitom


Geçmiş yazılarımızdan biri takımlarımızı bilgilendirme amaçlı Norveç futbolu özelinde yazılan ' Serbestler Kulübü ' adlı çalışmamızdı. Norveç'te boşa çıkan oyuncuları listelemiş ve içlerinde değerli olanların olduğunu belirtmiştik. Nitekim blogumuzda bazılarının raporları mevcut. Henok Goitom, 22 Eylül 1984 tarihinde Stockholm'de dünyaya geldi.  Aslında blogta yazdığımız oyuncu raporlarında yaş olarak belirlediğim seviyenin üstünde fakat serbest olmasından dolayı tanıtıcı ve hatırlatıcı bir yazı yazmak istedim. Ocak transfer dönemi yaklaşırken bu tip örnekleri çoğaltıcam.

Henok Goitom, Eritre'den İsveç'e göç etmiş bir ailenin çocuğu. Inter Orhoy ve Essinge gibi alt yapılarda eğitim almış fakat sıçramasını sağlayan akademi ise Vasalund. Alexander Milosevic, Martin Mutumba gibi tanıdığımız bazı isimlerde bu kulübün değirmeninden geçmiştir. Goitom, hayatında babasının yerini ayrı tuttuğunu röportajlarında belirtir. Nitekim İsveç'in daha büyük akademilerine gitmemesini de babası tavsiye etmiş. Önemli olanın oynamak ve kendini geliştirmek olduğunu dile getirmiş. Oynadığınız ülke futbolunun en üst liglerinde forma bulup yeteneklerinizi gösterirseniz elit liglerden farkedilebilirsiniz fakat Goitom adına olayın erken gelişmesinde Roger Palmgren'in payı fazla. Bahsettiğimiz isim Afrika'lı futbolcular üstünde oldukça hakimdir. O dönem Vasalunds'u çalıştıran Palmgren, Goitom'u Portekiz'e Milli takımın deneme kadrosuna gönderdiği andan itibaren Eritre'li oyuncunun talihi değişiyor. Udinese scoutları izledikleri maçta Goitom'u beğenip kadrolarına katıyorlar. Sonuç olarak Allsvenskan yada Superettan oynamamış bir oyuncu kendini Serie A kulübünde buluyor. Daha az gelişen bir durumdur. Oyuncuların uluslararası seviyede kariyer yapması için bazen şans gerekir, ona en güzel örneklerden olsa gerek.

İsveç'te Vasalunds ile idman yaparken bir anda kendinizi Udinese kampında buluyorsunuz. Di Natale, Muntari, Jankulovski, De Santics gibi özel oyuncularla idman yapıyorsunuz. Goitom gibi bir oyuncu için haliyle formayı kapmak imkansız fakat idmanlarda onlardan çok şey öğrenmeye çalıştığını geçmişte verdiği röportajlarda dile getirmiştir. Yine bu süreçte iletişim sorununu azaltabilmek için yabancı dil öğrenmeye çalışmış. Bir oyuncu için yetenek kadar vizyonunda önemli olduğunu gösteren ufak bir detay. Henok Goitom'un biraz daha ön plana çıkmasını sağlayan olay ise Serie A'da oynadığı tek maç olan İnter karşılaşmasında 7 dakika süre alıp 1 gol atmasıydı. Bundan sonra İsveç u21 takımına davet edildi ve 13 maç oynadı. Udinese tecrübe kazanması için İspanya 2. Ligi'ne U.Murcia'ya kiraladı. Orada attığı 15 golle dikkat çekip Murcia'ya transfer oldu. Murcia'da beklentşleri karşılamayınca Valladolid'e geçti. Valladolid'te oynadığı dönemde 10 gol attığı sezonda takımın en skoreriydi, attığı gollerle takımını ligde tuttu diyebiliriz. Ardından Almeria transferi gerçekleşti. Genelde kenar oyuncusu oldu diyebiliriz. Piatti, Kalu Uche ve Ulloa gibi isimlerin yanında forma bulması kolay olmadı. İtalya ve İspanya'da yaşadığı önemli tecrübelerden sonra 28 yaşında İsveç'e olgun bir oyuncu olarak döndü. Son 3 sezonda AIK'te attığı gollerle tribünlerinde sevilen isimlerinden biri oldu. Ayrıca sevilmesinde en büyük paylardan biride sosyal medyayı kullanırken yarattığı pozitif havadır.


Özellikleri ve Transfer Durumu

Henok Goitom, 1.90 boyunda liderlik özellikleri barındıran bir forvet. Güçlü bir oyuncu olan Goitom ikili mücadelelerde ayakta kalmayı başarıyor. Tekniği iyidir ve oyun kuruculuk anlamında ciddi katkılar yapar. Sürekli hareket halinde olduğundan orta sahaya gelip top alıp dağıtıma yardımcı olur yada ters koşularla arkadaşlarına alanlar açar. Sırtını dayayarak klasik pivot forvet gibi oynamasada takımını bu şekilde ileri iter. Ceza sahası dışında topla buluştuğunda adam eksiltebiliyor ve arkadaşlarına kilit paslar atabiliyor. Bu açıdan oyun görüşününde fena olmadığını söyleyebiliriz. Yine atılan yüksek toplarda temasa girmekte sıkıntı yaşamaz fakat çok iyi sıçradığınıda söyleyemeyiz. Goitom, 18 içerisinde önemli bir tehlike. Hem ayakla hem kafayla bitirmek konusunda iyidir. Sert ve net vuruşlar yapar fakat 18 dışında şut konusunda etkisi daha düşüktür. Bu yıl AIK ile 29 Allsvenskan maçına çıkarken 18 gol, 5 asistlik performans gösterdi. 31 yaşındaki forvetin AIK ile sözleşmesi sona erdi ve uzatmayacağını açıkladı. Daha fazla para kazanacağı liglere gitmeyi düşünüyor. PTT 1. Lig'de üst sıralara oynayan ve Süperlig'te bazı Anadolu takımlarında katkı verebilir. Bu tecrübeye sahip ismin incelenmesini tavsiye ederim. AIK'lilerin sevgisini gösteren kısa videosu ile bitirelim.

Not : Henok Goitom son 6 ayda ciddi şekilde boşluk yaşadı. AIK'ten ayrıldıktan sonra bir süre boş gezen Goitom ardından Getafe ile kısa bir macera yaşadı. Şu an tekrar boşta gözüküyor ve son durumu belirsiz. Düşünecek takımların bu durumu göz önüne almasını tavsiye ederim. Bu 6 aylık süreçte gerilemiş olabilir. (Güncelleme : 11.06.2016)





18 Aralık 2015 Cuma

Erik Sviatchenko



Midtjylland artık çok farklı düşünen spor beyinleri tarafından yönetiliyor. Rasmus Ankersen-Matthew Benham iş birliği hakkında fikir sahibi olanlar mutlaka vardır. Tanımayanlar için, kusursuza yakın şekilde kaleme alınmış olan Matematiksel Olarak Hala Şansımız Var. yazısını tavsiye edebilirim. İşin üstadlarından Bahadır Bozkurt abiye selamlarımı iletip yazının ana kısmına gelelim.

Midtyjlland akademisi burda 4-5 satır yazıyı hak edecek seviyede bir yapı değil. Sayfalarca, içerik olarak bir dolu yazı yazmak gerekir haklarında fakat kısa olarak Danimarka'nın en organize alt yapılarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Önümüzde Pione Sisto gibi bir gerçek var arkadaşlar. Ne kadar uzar yada kısalır zaman gösterecek ama çok büyük bir potansiyel. Ankersen başkanlığında bu alanda daha fazla gelişeceklerine ve ilerleyen dönemlerde meyvelerini toplayacaklarına inanıyorum. Göçmen ve sanatçı bir ailenin çocuğu olan Erik Sviatchenko'da Midtjylland akademisinden yetişen oyunculardan. Aslında geçmişinde farklı akademiler -en önemlisi Viborg- var fakat Midtjylland'a gelişi onunda kaderini çizdi diyebiliriz. A takıma yükseldiği yıl akademide sezonun oyuncusu seçilmişti. 2009'dan beri Midtjylland'ın formasını giyiyor ve gerçekten köklerinin getirdiği karakter özellikleri gösteriyor. Biliyorum okumayı sevmeyen bir milletiz fakat yukarda tavsiye ettiğim yazıda Tim Sparv ile alakalı önemli bir kısım var. Midtjylland adına rol-model transferlerden birisi olmuştur. Alınan şampiyonlukta gizli kahramanlardan biridir. Futbol istatistik oyunudur tabi fakat Atiba Hutchinson'un Türkiye'de verdiklerinin benzerini Danimarka futbolunda gösteriyor Sparv. Tabi tek stratejik hamle bu değildi.

Ankersen-Benham ikilisi Midtjylland'ın başına geçtikten sonra yaptıkları en önemli hamlelerden biriside Erik Sviatchenko'yu takımda tutmak oldu. Evet bir transfer hikayesi mevcuttu o dönemde. Midtjylland yönetimi Sviatchenko'nun Kopenhag'a transferine izin vermişti. Ligi yıllardır domine eden ve scouting hamleleriyle tanınan başkent temsilcisi adına iştah kabartan bir imza olacaktı. Benham kulübün hisselerini alınca orda bir durum bakalım kardeşim diyerek bu transferi bozdu. Yardımcı kaptan olan Sviatchenko, takımın şampiyonluğunda büyük rol oynadı. Yüksek performansı sonrasında Danimarka Milli takımı için düşünülür duruma gelmiştiki Okore ve Agger'în sakat olduğu Mart 2015 tarihinde davet aldı. Ukrayna yerine Danimarka Milli takımını seçmiş oldu. Fransa ile oynadıkları hazırlık maçında attığı müthiş golde kariyerinin altın golleri arasına girdi.

Erik Sviatchenko'nun saha içi karakterinden biraz sonra bahsedicem fakat saha dışında bir stil ikonu ve sanat aşığı birisi olduğunu söyleyebiliriz. Giyimine dikkat etmesiyle alakalı aldığı bir ödül var. Babasıyla sık sık yurt dışı seyahatları yaptığını söyleyen Sviatchenko'nun, çift vatandaşlığa sahip olduğunuda düşünür ve karakteristik yapısını eklersek transfer olacağı ülkede uyum problemi yaşamayacaktır. Kendisinin Chelsea fanı olduğunu belirterek oyun özelliklerine geçelim.



Artı ve Eksileri

Yapımız gereği tribünlerle iletişim kuran, sahada tekmeye kafa sokan tipte oyuncuları severiz. Erik Sviatchenko için bu tip bir oyuncu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Lider bir oyuncu olduğunu iliklerinize kadar hissettirir. 24 yaşındaki oyuncu sağ ayaklıdır fakat genelde sol stoper oynarken görürsünüz. Bu pozisyonda oynamaya alışmış durumda ve sol ayağıda hiç fena değil. Topla arası iyidir ve haliyle oyuna sokma konusunda başarılıdır. Uzun ve kısa pasları etkilidir. Fransa maçı örneğinde olduğu gibi beklenmedik uzak mesafe şutlarla rakip kaleyi yoklar. Hazır skorer kimliğine değinmişken duran toplarda ceza sahası içerisinde çok ciddi bir koz. Midtjylland, Avrupa'nın en iyi ölü top kullanan takımıdır belki ve bunu Sviatchenko gibi oyuncularla başarılı şekilde istatistiğe döker. Savunma yönüne dönersek bence bir stoper için en kritik yönlerden biri kuvvet-hız ve hamle bilgisinin orantılı olması. Sviatchenko'nun rakibe kene gibi yapıştığı pozisyonlarda kuvvet ve hızıyla rahatlıkla ayakta kaldığını söyleyebiliriz. En sevdiğim yönüde sırtı dönük oynayan forvetlere karşı teması doğru kurması. O anda agresifliğini anlayabilirsiniz. Aynı zamanda iyi sıçrayabildiği için karşıdan gelen uzun toplarda pek sıkıntı yaşamaz. Uzun ve hamleci bir stoperle iyi bir ikili olabilir.

Sviatchenko'nun çok belirgin, önemli eksiklerinin olduğuna inanmıyorum. Kısa sürede iyi bir gelişimle bu noktalara çıktı. Lider ruhlu ve pozisyon özellikleriyle dikkat çeken stoperlerden biri oldu. Midtjylland ile olan sözleşmesi Haziran 2017 yılında bitecekken muhtemel bonservisi 3-4 milyon euro civarında. İyi bir stoper arayanların incelemesini tavsiye ederim. Videosu ile bitirelim.