.

11 Eylül 2015 Cuma

Analiz / Molde

























Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi rakipleri arasından Celtic ve Ajax hakkında genel anlamda fikir yürütebilen kesim fazla olsa bile Molde için bunu söylemek zor. Norveç futbolu son yıllarda yükselişte olmasına rağmen mevsimsel faktörlerden liginin yaz aylarında oynanmasından dolayı ülkemizde izlenirliği düşük seviyede kalmakta. Normalde sistem değiştiren veya kadro değiştiren takımlar adına yaptığımız 'Kapalı Kutu' tabiri Molde adına bu açıdan geçerli olacak. Mümkün olduğunda bu kutuyu açmaya çalışacağım. Molde'nin oynadığı futbol tarzı yada liginin yapısı bilinmese bile ismi söylendiğinde akla gelen ilk şeyin müthiş görselliği olan Aker stadyumunun olduğu su götürmez bir gerçek. Norveç'e deplasman yapacak Fenerbahçe seyircisini sadece Norveç'in güzel kızları değil, maç öncesi ve sonrasında şahit olacağı güzel bir manzarada bekliyor diyebiliriz. Saha zeminini 2014'te suni çime çevirmiş olmaları Fenerbahçe adına handikaplardan biri olacaktır.

100 yaşından büyük bir camia olsa bile ilk şampiyonluğunu 2011 yılında elde etmiş bir kulüp Molde. Son 5 sezonda 3 Tippeligaen şampiyonluğu yaşamaları ve 2 defa Norveç Kupası'nı kaldırmalarına rağmen takımın belli dönemlerde travmalar geçirdiğini söylemek mümkün. Bunların ilkini namıdeğer bebek yüzlü katilin çalıştırdığı dönemde yaşamışlardı. Solskjaer, elde ettiği başarılar üstüne ada futbolundan gelen ilgiye kendini kaptırınca o dönemde takımın kontrolünü kaybetmişti. Hatta gizli şekilde yaptığı Ada yolcuğu sonrasında Molde ana sponsorundan çekilme, destek azaltma darbesi görmüş ve ekonomik olarak sıkıntı yaşamıştı. Ardından tekrar toparlanıp Skullerud yönetiminde zirveye ulaştılar fakat bu sefer sıkıntı direk takım içerisinde oluştu.

Hayatım Futbol ve blogta yayınlanan 'Tippeligaen Rehberi' yazısında onları favorilerden birisi olarak göstermiştim. Yazıyı yazdığım dönemde kampın iyi isimlerinden olduğu söylenen ve takım adına kilit rolü olan Fredrik Gulbrandsen'in sakatlığına rağmen bu düşüncedeydim. Fakat onun yerine alınan iki isimden biri olan Bakenga'nın ekstra sakatlığı tüm planları bozdu. Sezon başında yaşanan aksaklıklar adeta sezon içerisinde yaşanacakların habercisiydi. Bireysel formlar düştü, takımın mental problemleri fazlalaştı ve bu durum kompakt futbola yansıdı. Negatif yönler sezon içerisinde skor olarak ortaya çıkarken Molde bu noktaya geldi. Lig ve kupada hedeften kopmuş, sadece Avrupa Ligi ile sezonu tamamlayacak durumdalar diyebiliriz. Sürecin sorumlularından teknik adam Tor Ole Skullerud istifa ederken yerine geçici olarak Erling Moe bakıyor. Zaten kulüpte neredeyse 10 yıldır antrenörlük yapan bir isim. Molde yönetimide sezon sonunu bekliyor diyebiliriz.






















Norveç Futbol Federasyonu'nun son yıllarda akademi seviyesi takımlarda başlattığı yarının kalecilerini yetiştirme projesi mevcuttu. Orjan Nyland, 6 farklı kaleci ile birlikte özel programlara tutulmuş, geleceği parlak gösterilen eldivenlerden birisiydi. Onu izledikçe bende elit seviye kaleci izlenimi uyandırdı.  Hatta yaklaşık 1 yıl önce Neuer'in izinde  adlı bir oyuncu raporu paylaşarak fikrimi beyan etmiştim. Her ne kadar gittiği kulüp daha düşük profilli olsa bile Bundesliga'ya adım atması kariyeri açısından önemliydi fakat Molde adına ciddi bir kayıp oldu. Hedef takımların her zaman iyi kalecisi olmalı fakat Molde adına şu an için bunu söylemek zor. Andreas Linde ve Ethan Horvath gibi iki genç eldivenle oynuyorlar ve ikisininde zihinsel sorunları olduğu gibi geliştirmeleri gereken yönlerde fazla.

İstatistik listelerini açtığımızda Molde'nin etkin bir hücum profili varmış gözüküyor. Kamara-Hoiland ve Svendsen'in Tippeligaen'de rakip filelere bıraktıkları toplam gol sayısı 23. Avrupa maçlarında ise Kamara 4 gol atarken, Hoiland 1 gol buldu. Svendsen ise henüz Avrupa Kupaları'nda gol atabilmiş değil. Futbol tarzı olarak geniş alan oyunu oynanan Tippeligaen içinde işler yolunda giderken Avrupa adına tek katkı Kamara'dan gelmiş. İlerleyen kısımda belirticez ama oyuncuların sert futbol profilinde zorlandıklarının bir göstergesi. Zaten aslında bu oyuncuların ikisinin mecburi deneme olduğunu söyleyebiliriz. 1997 doğumlu Sander Svendsen daha akademiden yeni çıkmış, tecrübesiz bir oyuncu. Skor açısından ligde pozitif katkı verdi ama fiziksel geliş yaşaması gereken gezici tipte forvet. Gulbrandsen ve Bakenga iyi olsaydı Hoiland için belkide satır arası dahi yapmayacaktık ama gündem oldu. Ola Kamara 1 numaralı skor opsiyonları belki ama Daniel Chima Chukwu gibi bir profil değil.

Sistem açısından bakarsak aslında Molde'nin zevk verdiği tek düzen 4-4-2. Bunu kullandıklarında dominant bir karakter ortaya koymaya çalışıyorlar. Beklere sonsuz özgürlük, pasör ve enerjisi yüksek 2 merkez orta saha, bireysel yetenek (Moi), koşu mesafesini dengede tutmaya çalışan genel bir yapı. Sahayı genişliğince kullanıyorlar, çizgi oyunları ön planda oluyor. Skullerud'un kadro açısından sıkıntı yaşadığı dönemlerde başlayan ve geçici olarak devam eden ek bir sistemleri var. Hatta Fenerbahçe karşısında uygulayacaklarını düşündüğüm bir diziliş. 4-5-1'i tercih etmelerini bekliyorum. Bu düzeni 10 numarasız tercih edeceklerdir, zaten ellerinde o tip bir oyuncu yok.

Temel Düzen : 4-4-2

Az önce söylediğim gibi Molde'nin temel düzeni aslında bu diziliş. Artık birbirini çok yakından tanıyan bir oyuncu yapısı mevcut. Haliyle bu diziliş alışkanlık haline geldi. Örneğin ; Martin Linnes-Moström işbirliğini geçen yıl epey kullandılar. Moström, Mohamed Elyounoussi gibi özel yetenekleri olmayan bir oyuncu fakat oyun içi aktifliği yüksek bir isim. Gerek merkeze girerek gerekse çizgiye inerek etkili olmaya çalışıyor. Onun topla buluştuğu anlarda Linnes'in oyuna girmesi artıyor. Moström ceza sahasına yakınken Linnes'in korner çizgisine koşularını görüyorduk veya tam tersi sürpriz ceza sahası koşularını. Ayrıca bunu defansif anlamda birliktelik içinde yapıyorlardı. Enerjisi yüksek oyunculardan olan Moström koşu olarak katkısını savunma adınada veriyordu. Mesela bunu Flo-Elyounoussi çizgisi için söylemek zor. Moi mümkün olduğu kadar düzen içerisinde savunma pozisyonu almaya çalışsada fiziksel temasa girmeyi çok tercih etmiyor. Gerçi Linnes-Moström uyumu da İsveç'linin yaşadığı sakatlık nedeniyle bu yıl istenen düzeyde olmasa bile yine dikkat gerektirir. Ekstra olarak, stoperler sahaya yayılarak oynadıklarından bekler orta sahaya kadar çıkıyordu. Savunmadan atılan uzun topları forvetler topladığında beklerin oyun içi rolleri belirginleşiyordu. Stoperler uzun topu genelde korner bayrağının olduğu tarafa, bek arkalarına gönderiyorlar. Çünkü merkezde yüksek top üstünlüğü olan bir forvetleri yok. Merkeze gidecek toplarıda genelde direk indirmeden rakibi bozmaya yönelik oynuyorlar. Boşa düşen ribauntları toplayarak 3. bölge yığılımına başlıyorlar.

Örnek : Korner Köşelerine Uzun Top

Singh'in iki stoper arasına girdiği bir örnek. Stabaek merkez baskısı ve 2 sprinter oyuncu ile ön baskı yaptığından oyun kuramıyorlar. Çare genelde yöneldikleri uzun top oyunu olacak. Topa sahip olan Berge sağ korner bayrağına doğru uzun bir pas gönderecek.

Alışkanlıkları olduğundan o bölgeye koşu yapan Kamara, Stabaek savunmacılarından önce topa sahip oluyor. Moström'e oynayacak. Arkasından muhtemel bir Linnes bindirmesi gelecek. Gelişmemiş fiziği olsada hareketli olan Svendsen'i (yuvarlak içerisinde) kullanabilecekleri bir karambol organizasyonu üretebilirler veya savunma uyursa şut imkanı yaratabilirler. Tabi bu pozisyonun ceza sahası ekstra koşuları olan versiyonları oluşuyor. Örneğin soldan oynanan oyunlarda Svendsen çizgiye açılırken Mohamed Elyounoussi ceza sahasına inebiliyor. Orada yaptıkları paslaşmalar savunma dengesini bozabiliyor. 

Düzenden bahsettik, kalecileri Horvath yada Linde olacak. Savunmanın sağına Linnes, soluna
Flo'nun geçmesini bekliyorum. Ufak bir ihtimal Flo-Rindaroy değişikliği olabilir. İki bekte oyun kurulumunda çizgiye açılıyorlar. Martin Linnes zaten Beşiktaş'ın uzun süre gündeminde olmuştu, tanıdık bir oyuncu. Norveç Milli seviyesinde oynayan yetenekli bir bek. Flo ise hücuma katılsada yetenekleri sınırlı bir oyuncu. Savunması zayıf, ayakları hızlı olmayan bir oyuncu.





















Örneğin burada Molde orta sahası boş yakalanmış. Singh ve Hussain'in pozisyonlarını belirttim. Stabaek'li oyuncu Molde ceza sahasına dikine giderken Flo ile Forren arasına beklenenden kısa bir pas atacak ama vücut koordinasyonunu oturtamayan Flo topu takipte sorun yaşıyor. Mevcut mesafe farkına rağmen Asante aralarına girerek topa sahip oluyor. Zaten topa dönük pozisyon almaya çalışması Flo'nun savunmasının oturuk olmadığına dair önemli bir gösterge.

Genelde oyunun başlangıç ismi sol stoper Vegard Forren. Kağıt üstünde sol stoper olmadığını
belirteyim. Bir savunma oyuncusuna göre yüksek tekniğe sahip oluşu avantaj, raket gibi sol ayağı var. Çapraz uzun veya yerden kısa sert paslarıyla rakibin dengesini bozabiliyor. Örneğin orta sahaya açılan beklere uzun isabetli paslar atıyor, bekler ya kontrol yada içe giren kanat oyuncusuyla topu buluşturup hızlı hücum yapmayı sağlıyorlar. Partneri Toivio-Berge ve Gabrielsen'den biri oluyor fakat son form durumlarına göre Gabrielsen daha önde. Onun Forren'le eşleşmesini sağlayan 1 numaralı özelliği hız açısından Forren'in eksiğini kapatıyor oluşu fakat markaj konusunda eksiklerinin olduğunu eklemek gerek.

Orta sahanın merkezi ise Singh ve Hussain'e emanet olacak. İki isimde oyunu iki yönlü oynamaya çalışan tipte orta sahalar. Özellik olarak en büyük ortak yönleri dayanıklılıkları desek abartı olmaz. 90 dakikayı benzer tempoyla oynayabilecek, koşu mesafesi yüksek, pres kültürü yerleşmiş oyuncular. Tabi kuvvet, pozisyon alma ve hamle kısmında sorunları olduğu için top çalma konusunda çok başarılı oyuncular değiller. Yani Molde orta sahasının kolay geçildiği anlar görmek mümkün. Singh, Hussain'e göre hem daha tecrübeli hemde kalite olarak daha önde diyebilirim. Zaten onun oyun profillerinde yeri çok önemli.. Topla dikine gidip adam eksiltebiliyor, oyunu yönlendiriyor, zehir salıyor. Bunları Hussain'de yapıyor ama Singh orta sahanın aslında gizli lideri diyebiliriz,. Örneğin stoperlerin arasına girerek veya merkezde topu ilk alarak oyunu yönlendiren isim genelde Singh oluyor. Yukarıda örneğini verdim zaten veya merkezde topu sıkça alan oluyor.

Örnek :




















Singh'in topu aldığı andan itibaren merkezde alanı daraltarak, şok baskı yapmak Molde'ye karşı önemli çözümlerden birisi olabilir. Genelde Singh oyunu yönlendirmeye başladığı anda organizasyonu daha kısa bir alan içerisinde yapıyorlar. Beklerin durumu ise ortada. Flo neredeyse 70 metrelere kadar yükselmiş ve topla mesafesi ortada. Elyounoussi biraz daha içe kaymış. Linnes zaten fotoda gözükmüyor. Kamara merkeze inerek topun 3. bölge geçişine yardımcı olmaya çalışıyor, İki kanat oyuncusundan biri merkeze giriyor (genelde Moström). Singh önce Kamara'ya atıyor, o da bekletmeden Moström ile buluşturuyor. Fakat Stabaek akıllıca bek ve çizgi oyuncularınında katıldığı bir şok baskı ile tabiri caizse Moström'ün üstüne çöküyor. Yaşanan top kaybı sonrasında Molde orta sahasının düzenini görelim.

Yaşanan kayıp sonrasında Singh ve Moström oyundan düşmüş durumdalar. Singh'in partneri Hussain'in pozisyonu zaten başlı başına yanlış. Stabaek ofans hattının karşısında delebileceği bir merkezi boşluk oluşuyor. Stoperler adına belki en zorlayıcı pozisyonlardan biri oluşmuş durumda.

Bu ikilinin sağ ve soluna ise Moström ile Mohamed Elyounoussi geçecekler. Elyounoussi topla oynamayı seven bir kanat. Tekniği ve ayak oyunları iyi. Moström ise tersi olarak takım oyunu içerisinde parlayan bir oyuncu. Zaten Elyounoussi'ye benzer bir oyuncuyu sağa atmak Molde adına savunma intiharı olurdu herhalde, doğrusunu yapıyorlar. Forvette ise daha gezici tipte olan Svendsen ile stoperle temasa giren Kamara'nın yan yana oynadığını defalarca gördük.

Denge Futbolu : 4-5-1 (Adı Denge!)

Denge futbolu başlığını atsakta aslında hakkı olan başlık 'savunmaya acil çare' olması gerekiyordu.
4-5-1 düzeni Molde'nin uzun zamandır kullandığı, alışkanlığı olan bir sistem değil. Bu sezon geçiş hücumlarında yaşadıkları sorunlar ve set savunmasında yaşanan problemlere karşı acil plan önlemi diyebiliriz. Şampiyonlar Ligi elemesinde Dinamo Zagreb karşısında Singh-Hussain ve genç Hestad'ı 2 maçtada yan yana oynattılar fakat özellikle 3-3'lük maçta yaşanan sıkıntılar akıllarda. Avrupa Ligi, Standart Liege eşleşmesi ise sistemi daimi kıldı fakat oyuncu bazında önemli bir değişiklik vardı. 40 yaşında olan Daniel Berg Hestad'ı savunmanın önüne yerleştirdiler. Singh ve Hussain'e göre en büyük artısı biraz daha savunma bilgisinin iyi olması. Kaptan ilk maçta işe yarar gözüktü fakat şu yüksek yaşıyla tüm maç benzer katkıyı vermesini beklemek hayal. Nitekim rövanşta 3-1 kaybederek elemişlerdi. Üstelik seviye yükseldikçe takımın genel yapısının işi zorlaşırken Hestad'ın daha fazla sorun yaşaması muhtemel. Molde teknik heyetinin bu noktada düşündüğü kısım ise takımın boyunu biraz daha kısaltmaya çalışması. Biraz daha dar bir mesafede rakibi durdurma planı içerisindeler fakat tek hamle özellikli orta saha ve 2 ofansif bekle bunu başarmak zor. Ayrıca yüksek forvetlerinin olmayışıda 3. bölgede oyun süresinin azalmasına neden olabilir. Yazı içerisinde söylediğim gibi Singh ve Hussain tüm maç benzer tempoda oynayan ve presi seven-pozisyon kaybı yaşayabilen oyuncular.




















Doğrusu 4-4-2 oynarken şuursuz şekilde bu seviyelere çıkıp baskı yapmaya çalışıyorlar, tekli yada beraber olarak. Rakibi bozmaya çalışsalarda merkezi boşluklar ortada. Bunu Fenerbahçe karşısında muhtemelen Hestad'ı arkalarına alarak yapacaklar fakat malum kayıplar yaşıyorlar. O anlarda 40'lık Berg Hestad'ın o alanı tek başına durdurması adınada gençlik iksiri falan içmesi lazım. Üstelik Fenerbahçe orta sahasının bu kadar yüksek oyun zekası ve fizik gücü varken. Yani Molde acil çözüm planı ile 4-5-1 oynuyor fakat müthiş bir savunma direnci olarak onlara dönüş yaptığına inanmıyorum. Zaten Standart Liege deplasmanında 3-1 kaybetmeleri, 3-3'lük Dinamo Zagreb maçı bunun göstergesi. Büyük oranda kağıt üstünde, suni bir önlem diye düşünüyorum. Bu arada sadece yüksek metrajlı presi bir kenara bırakalım. Singh-Hussain ikilisinin pozisyon alma konusunda zayıf kaldığını gösteren bir kare daha paylaşayım.



Stabaek sol kanattan iyi bir pas organizasyonuyla topu ceza sahasına yaklaştırıyor. Yassine El Ghannasy'nin topla arası iyidir. Onun karşısında Moström dururken 2 ön liberodan birinin indiği nokta tamamen yanlış. Savunma önündeki alanlar tamamen tek oyuncuya kalmış durumda



















Ghannasy burada akıllılık ederek içe giriyor, girmese zaten Linnes yada Singh'in yardımıyla karşılaşacak. O bölgeye geçiş yapınca merkezde tek kalan oyuncu baskıya geliyor ama yuvarlak içine aldığım Diomande boşta. Elyounoussi'nin yalancı savunma pozisyonu aldığınıda görüyoruz. Ghannasy burada Diomande ile duvar yaparak ceza sahasına kadar inecek. Set oyununda Molde orta sahasının pozisyon alma konusunda yaşadığı bir an, stoperlerde haliyle hamle yapamadılar.

Duran Top 

İşin savunma tarafından bakmaya çalışalım. Molde bu yıl yüksek toplarda çok yüksek seviyede goller yedi. Çok uzun bir takım değiller fakat geçen sezon savunma konsantrasyonları daha fazla olduğundan sıkıntılar daha az göze batıyordu. Bu yıl ise ortaya saçıldılar. Adam adama savunmayı tercih ediyorlar ama neredeyse adam akıllı zıplayan tek oyuncularıda Forren. Takip yapıyorlar ama genelde agresiflikten uzak şekilde. Fenerbahçe ise etkili ortalar açabilen ve bunları ceza sahası içerisinde değerlendirebilecek oyunculara sahip bir takım. Fizik avantajı bu noktada kullanılabilir. Olur ya set oyununda iyi savunma yaptıkları bir güne denk gelinirse duran toplarda çok iyi bir anahtar olabilir Fenerbahçe adına.


İlk maçta cezalı ama rövanş maçınıda düşünerek Forren odaklı konuşmaya çalışayım. Kornerler ve ceza sahasına yakın ama çaprazlardan atılacak serbest vuruşlarda en önemli koz şüphesiz. Perdelemeyle onu 6 pas çevresinde buluşturmaya çalışıyorlar yada önde yığılma oluşturup 6 pas dışında topu Forren'le buluşturarak içe çevirip karambol yaratmasını sağlıyorlar. Ayrıca farklı yollardan biriside Norveç Milli takımının son Bulgaristan maçında attığı gol olabilir. Ayakları düzgün olduğu için şut imkanıda yaratmak isteyebilirler. Aalesund derbisinde attığı klas golde hala hafızalardadır. (Görüntü bozuk ama idare edelim)



Yüksek toptan sonuç alamazlarsa ceza sahası dışında rakibi yada topu karşılayan oyuncuların ilki Martin Linnes oluyor. Kazandığı topu tekrar çizgiye açarak o karambolü sürdürmeye gayret ediyorlar. Ayrıca Forren'in çok etkili frikikler attığınıda söylememiz gerek. Yerden, direk diplerine vurmayı tercih ediyor. Forren ilk maçta cezalı olduğu için bunu Toivio üstünden konuşabiliriz. Fin stoperde etkili frikikler atar, mesafenin pek önemi yok. Forren'e göre farkı daha yüksekten vuruşlar yapmayı tercih etmesidir. Yüksek topları yine onun üstünden oynayabilirler.

Muhtemel 11


























Grubun açılış haftasında Molde'nin Kadıköy deplasmanında Fenerbahçe karşısına çıkacağı muhtemel 11 bu şekilde olacaktır. Kalede kimin oynayacağını bende merak ediyorum, iki eldivende güven vermiyor. Sol bek Flo'nun yerine bir ihtimal Rindaroy'un oynayabileceğini yazdım fakat ikili arasında kalite açısından farklar olduğunu söylemek zor. Burada oynaması muhtemel Nani ve Şener'in ofansif yapısı üstünden avantaj sağlanabilir. Linnes-Moström iş birliği geçen sezonki seviyesine ulaşırsa o kanattan bunu yapmak biraz daha zor olabilir. Normalde ideal yapıda ilk yazılacak oyuncu Vegard Forren fakat ilk maçta cezalı olduğu için Toivio'yu yazdım. Onunda ayakları fena değil, savunmada lider oyuncu olmaya çalışacaktır. Orta saha düzeninin büyük oranda bu şekilde olacağını düşünüyorum. Alıştıkları 4-4-2 düzeninin dışına çıkıp Avrupa Ligi'nde 3 merkez orta sahaya dönüş yapacaklardır. Maç içerisinde oyunun olumsuz devam etmesi durumunda hücuma Svendsen yada Hoiland'ı alarak yaşlı Hestad'ı kenarı çekebilirler. Bu arada bahsetmediğim bir seçenekleri daha var. Brezilya'lı Agnaldo. Haliyle Güney Amerika'lı ofans oyuncusu özelliklerini taşıyor fakat devamlılık ve fizik güç yok. Skora göre belki kenardan destek olarak alabilirler

Genel anlamda değerlendirecek olursak Molde iyi bir savunma takımı değil, sert bir takım hiç değil. Hatta temasa en çok giren oyuncularından olan Forren ilk maçta oynamayacak. Hücumlarının büyük kısmında bek oyuncularını çok fazla şekilde kullanıyorlar.. Linnes sadece çizgiye inmiyor, ceza sahasına toplu şekilde gitmekten çekinmeyen bir bek. Moström-Linnes işbirliğine dikkat etmek gerek. Yine Elyounoussi'nin özel yeteneklerini kullanmaya çalışacakları şüphesiz. Fenerbahçe kontrolünde bir maç olacağını hesap edersek bu noktada geçiş hücumlarında dönüş ve savunma yardımlarına konsantrasyon sağlamak gerek. Nani-Şener arasındaki mesafe uzarsa Elyounoussi açısından daha kolay topla oynama ve adam eksiltme imkanı olacaktır. Deplasman maçı çok uzun süre sonra ve o dönem kimin oynayacağını şimdiden kestirmek zor fakat Singh'in ceza sahasına yaklaştığı anlarda çevre oyuncularının takibini yapmakta önemli. Söylediğim gibi Molde iyi bir savunma takımı değil, Forren yokken işlerinin daha zor olacağınada inanıyorum. 3 merkez orta saha ile sahaya çıkacak olsalar bile bu bölgede hükümdar bir yapı kuramadıkları kesin, nedenini anlatmaya çalıştım, tekrarlayacak olursak oyuncu karaktelerinden kaynaklanıyor. Standart Liege'in 3-1'lik maçta attığı ilk trailer golünde bunun güzel örneklerinden olsa gerek. Singh-Hussain ikilisinin preslerinden kurtulmak Fenerbahçe'ye pozisyon olarak yansıyacaktır, aynı zamanda onların savunma çıkışlarında şok baskı mutlaka yapılmalı. Galatasaray bunu benzer formatta oynayan hatta kadro kalitesi daha yüksek olan Kopenhag karşısında kullanmış ve neredeyse rakibini sahadan silmişti. Duran top savunmalarınında iyi olmadığını düşünürsek bu pozisyonlarında iyi bir koz olabileceğini söyledik.

Kura çekildiğinde Fenerbahçe'nin Molde ile oynayacağı iki maçtan almasını beklediğim puan 4 veya 6 şeklindeydi fakat fikstür açıklandıktan sonra 6 puan olarak belirledim. Son hafta maçlarının Tippeligaen bittikten 2 hafta sonra oynanacak olması ve Molde'nin bu arayı boş geçirecek olması bunda en büyük etken. Konsantrasyonu yüksek bir Fenerbahçe'nin mevcut Molde'yi geçmesi gerekir, Norveç ekibi hakkında yazıya dökebildiklerim bunlar, temsilcimize başarılar dilerim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder