19 Şubat 2015 Perşembe

Geliyor Soldan Soldan: Ludwig Augustinsson


2014 sezonunu Göteborg’da geçiren ancak daha sezon ortasındayken Kopenhag’a transferi kesinleşen Ludwig Augistinsson’dan bu satırlarda bahsetmezsek ayıp ederiz diye düşündüm. 2013 sezonu başında genç forveti Barkroth’u takasta kullanıp Augustinsson’u Brommapojkarna’dan transfer etmişti Göteborg. 94 doğumlu genç sol bekin mavi – beyaz serüveni o takas sonrasında başladı ama... İyi başladı mı, işte orası biraz soru işareti...

Sebebini şöyle bir düşünseniz aklınıza gelebilecek ilk şeylerden birisi sakatlık olur sanırım ve böyle düşündüyseniz şayet yanılmadınız. Mart ayı sonunda İsveç U21 milli takımında bir sakatlık yaşadı önce Augustinsson. Menisküs ameliyatı oldu, 5 ay sahalardan uzak kaldı. O gün yaşadığı sakatlıkta çimin payı çok büyüktü. Ayağı çime takılınca yaşamış sakatlığı. Verdiği röportajda böyle söylüyor.


O sezonun 21.haftasına (Ağustos sonuna denk geliyor) tekabül eden Malmö maçında formasına kavuştu, yeni takımıyla ilk kez sahaya çıktı ligde ama yine çok zor bir başlangıcı beraberinde getirdi o günkü maç. Yine sağ ayak, yine çim ve yine çatlak. Aynı bölgeden yaşanan 2.sakatlıkla beraber o sezonu tamamen çöpe atan bir Ludwig Augustinsson kaldı geriye. Yine operasyon, yine rehabilitasyon derken geçen sezonun ardından hedef belliydi artık. 2014...

Favori oyuncum Gareth Bale, favori takımım Manchester United, annem Elisabeth, babam Hans, küçük kardeşim Jonathan ve kız arkadaşım Miranda... Birkaç soruda Ludwig kendisini böyle tanıtmış. Geçmişiyle alakalı verdiği bazı detaylar ise epey şaşırtıcı. Örneğin küçükken AIK’in buz hokeyi takımında yer alıyormuş fakat bir maç sırasında çok sinirlenip hırsını banktaki oturaklardan çıkarmış ve koçuyla tartışmış. Olayın gittiği yer ise belli, ayrılık. Brommapojkarna’daki futbol serüvenini başlatan isim ise kulübün o zamanki sportif direktörü Tommy Söderström olmuş ve onun izlenimi sonrası alt yapıya kazandırılmış. Erken yaşta yaşadığı gelişimin çoğunu ise şu sıralar Celtic’de top koşturan John Guidetti’ye borçluymuş Ludwig. O dönemde Guidetti’nin Brommapojkarna’da forma giyiyor olması onun için en büyük avantajlardan biri olmuş hiç şüphesiz. Guidetti’nin spor antrenörü Nebez Kurban’ın Augustinsson’a kattığı hız, çevikik ve dayanıklılık oyuncunun gelişiminde önemli bir yerde yer alıyor...



Saha içinde gördüğünüz akıllı futbolun da geldiği bir nokta var tabii. O dönemde fiziki gelişimini tamamladığını düşünen Ludwig, zihinsel eğitim için de farklı kişilerden  yardım almış ki bu da kendisini daha iyi yerlere getirmek adına ne kadar uğraştığının bir ispatı. ‘Yapmak zorunda olduğum tek şey vardı, futbol oynamak’ açıklamasını çok enteresan buldum mesela. Yaşına göre olgun, dış görünüşüne göre ayakları daha sağlam şekilde yere basan bir çocuğun o akıllıca pasları nasıl gönderdiğine şaşırmamak lazım sanırım şu anektodlardan sonra...

Ludwig’in Kopenhag’a transfer olduğunu söylemiştik yazının başında ancak şunu da söylemeliyim. Aslında Kopenhag’ın radarına daha Brommapojkarna döneminde girmişti Ludwig. O dönemde scoutları yakında takipteydi kendisini ama Göteborg’a transferi sonrası arada yaşadığı sakatlık(lar) süreci uzattı. 2014 sezonuna bomba gibi dönen ve 2013 sezonunu boş geçen profilini tamamen atlatan genç sol bek, 2014’ün Haziran’ında da resmi olarak Kopenhag’a imza attı ki düşünün; 2013'ü boş geçti bu çocuk. 2014 sezonu Nisan’da açılıyor ve arada geçen sadece 2-3 ay... Kendisini Bundesliga’dan bazı takımlarda istedi ama onun tercihi Kuzey’in en önemli 2-3 takımından birine gidip 11’de forma giymek ve sonrasında daha iyi yerlere transfer yapmaktı.  Oscar Wendt ve Pierre Bengtsson’dan sonra Kopenhag’a yakın zamanda gelen 3.bek kendisi... İki takım arasındaki anlaşma gereği oyuncunun transferinin o yılın sonunda olduğunun notunu da düşelim...


Brommapojkarna’dan Ludwig’i Barkroth takası ile alan Göteborg’un, genç oyuncuyu yaklaşık 1.3 milyon €’ya Kopenhag’a sattığını da ayrıca belirtmek lazım. Şimdi biraz detaylandıralım, kimdir Augustinsson, artıları – eksileri nelerdir...



Az önceki paragrafların bir tanesinde de söyledim aslında birkaç özelliğini. Yaşına göre çok olgun bir yapısı var Ludwig’in. Hem yaşadığı sakatlıklar, hem zaten küçüklükten gelen bazı özellikleri, hem de John Guidetti’nin yardımıyla kendisine kattığı ekstra detaylar onu olduğundan daha olgun gösteriyor saha içinde. Ayağı sağlam yere basan, sol ayağını çok iyi kullanan ve savunmadan çıkardığı paslarla dikkati çeken bu çocuğun bana kalırsa en büyük farkı ortaları. Göteborg’a gelirken de en önemli özelliklerinden biriydi bu.

Brommapojkarna’da 4, Göteborg’da 3 asist yaptı düzenli oynarken. Yanlarına kattığı toplamda 3 gol var ayrıca. Savunmadaki pozisyon bilgisi de fena olmadığından pek fazla eksiğinden bahsedemeyiz defansif anlamda. Önünde oynayan Sam Larsson ile yakaladığı uyum, takım yüklenirken fırsat buldukça çizgiye kadar inmesi ve o bahsettiğimiz etkili ortaları onu skora etki yönünde fazlasıyla görebilmemizi sağladı. Sadece asist noktasında değil, asistin oluşum noktasında da epey yer aldı ki zaten Göteborg’un gollerinin çoğunun, onun Sam ile oynadığı sol kanattan bulması asla sürpriz değil.

Ofans – defans dengesini iyi ayarlayabilmesi, fizik kalitesinin yerinde oluşu, çizgiyi iyi kullanışı, aklı, etkili ortaları ve savunmadan takımı hücuma kaldırabilme özelliği bir cümlede sayabileceğimiz olumlu özellikleri. Olumsuz özelliklerinin arasına başlıca o bahsettiğimiz diz sakatlığını eklemeliyiz bence. İki kez aynı bölgeden yaşadı çünkü sakatlığı. Ameliyat oldu, kolay da değil, menisküs. Albornoz kadar komple bir oyuncu olmasa da, fiziğine oynadıkça katacağı ekstralarla benzer özelliklerde olduğunu düşündüğüm bir isim kendisi. Kopenhag onun için sıçrama tahtalarından biri. Kısa sürede çok iyi noktalara geldi, daha iyi yerlere geçiş yapma şansı da yok değil. Bonservisinden de anlaşılacağı üzere biraz geç oldu onu yazmamız için ama olsun... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder