11 Aralık 2014 Perşembe

Alexander Milosevic


Alexander Milosevic, 30 Ocak 1992 İsveç, Rissne doğumlu.. Babası Sırp vatandaşıyken annesi İsveç'li fakat Fin kökenlerini taşıyan bir aileden gelmekte. Anne babası ufak yaşta ayrılmışlar. Kendinden büyük iki abisi bulunmakta. Milosevic, futbola 5 yaşında oturduğu yere 100 metre mesafede olan Rissne IF kulübünde başlamış. 8 yaşına kadar burada spor okulu eğitimi alan Milosevic, Vasalunds takımına geçiş yapmış. İlginç gelecek fakat 15 yaşına kadarda eğitimini forvet üstüne almış ve arada orta sahada görev alması dışında genelde forvet oynamış. Kendiside bu anılarını anlatırken şöyle bir demeç vermişti. ''15 yaşıma kadar forvet oynadım, küçük olmam iyiydi çünkü Brommapojkarna'da oynayan John Guidetti daha iyiydi.'' Defansa devşirilme fırsatının iyiliğinden bahsetmeye çalışmış.. Vasalunds A takımına yükseldiği döneme yakın bir zamanda kadar kötü bir süreçten geçmiş, takımdan kopma noktasına gelmiş fakat babasının tutumuyla eski formunu yakalayarak 1. takıma yükselmiş. Tabi 17 yaşında prof olan ismin defansa devşirilmeside o süreçle birlikte başlıyor. Önce merkez orta saha pozisyonunda görev verilirken ardından savunmaya çekiliyor. Vasalunds'ta 2 yılda 24 maçta 5 gol atan Milosevic kısa sürede önemli takımların dikkatini çekiyor,

Milosevic için futbol adına herşeyin yoluna girmeye başladığı dönemde, 1 Ekim 2009'da şok bir haber alıyor. Üvey kardeşi Mathias evinde ölü bulunuyor. Mathias, herşeyini paylaştığı ciddi dostluk kurduğu kardeşiydi. ''Beraber büyüdük, iyi bir arkadaştık. Futbol konusunda çok yardımcı oldu. Her maçımdan önce arar başarı dilerdi.'' diyerek sevgisini dile getirmişti. Bu şoku atlatmasına futbola sarılmasının yardımcı olduğunu söylerken kardeşinin adını taşıyan bir anıt dövmeyide vücuduna yaptırıyor.  Fotolardan anlaşılacağı gibi Milosevic köklerine çok önem veren bir isim. Futbolu ailem için oynuyorum, sonuna kadar mücadele ederim, sahada herşeyimi veririm diyerek kafa yapısını gösteriyor. AIK'e katıldığı 2011 yılındada Celtic, Fiorentina gibi takımların deneme idmanlarına tutuluyor. Beğeniliyor fakat oraya gidip kaybolan oyunculardan olmak yerine İsveç'te kalarak oynamayı seçiyor. Bu arada AIK'e gitmemesi konusunda çok ısrarcı olunmuş fakat Stockholm ekibini seçmeye karar vermiş. 2008 yıllarında normalde Sırbistan u17 Milli formasını giyen Milosevic, Hans Lindbom'un davetiyle İsveç genç Milli takımına davet ediliyor ve kulüpte oyunuyla patlama yapınca vakit kaybedilmeden 21 yaş altı takımına çıkarılıyor. Thiago Silva, Pique gibi isimleri örnek alırken arkadaşları ve hocaları oyun tarzını Pique'ye benzetirmiş ve özellikle hocaları onun seviyesine çıkabileceğini söylerlermiş. Zaten o patlama dönemlerinde Avrupa futbolunun önemli kulüpleri takibe almıştı. Juventus, Milan, Liverpool, Arsenal, Tottenham akla ilk gelenler. 2011'den bu yana 80'e yakın Allsvenskan maçı oynayan ve 4 gol-4 asist yapan Milosevic, bu yıl İsveç u21 takımıylada önemli başarılar yakaladı. Fransa'yı saf dışı bırakarak organizasyon şansı elde eden takımın içinde yer aldı. Ayrıca İsveç A Milli takımının Ocak'ta yapacağı Abu Dhabi kampı içinde davet aldı. En yakın dostu John Guidetti ve Sırbistan'dan oda arkadaşı eski Heerenveen'li Filip Djuricic ile iyi anlaştığını belirten Alexander Milosevic'in geçmişinden kalan güldüren hatırlardan biride 2011'de yılın oyuncusu töreninde Zlatan ile foto çekilmek istemiş fakat yıldız oyuncuyu yakalayamaması olmuştu. O organizasyondada lige yeni yükselip parlayan oyuncu kategorisinde ödül almıştı. 

Özellikler 

Milosevic'in İsveç basınına verdiği röportajları okurken bir soru dikkatimi çekti. 17 yaşına kadar forvette görev almasının defansif açıdan ne gibi artıları yada eksileri oldu ? Milosevic bu durumun teknik ve oyun görüşü olarak büyük bir artı kattığına inanıyor. Modern bir savunma olması yönünde avantajı olduğu görüşünde. Olumsuz olarak ise bu pozisyonda ufak yaştan itibaren devamlılık kazanmadığı için kendimi sürekli geliştirmem gerektiğini düşündüm demiş. Yani erken başlamamanın sıkıntılarını bir nebze yaşamış..Zamanında Milosevic'e olan ilgiyi takip ederken takımların hep neden adım atmadığını merak ederdim. Hatta yanılmıyorsam bir dönem bosman seviyesine gelmişti ve yine bir kulüp çıkıp imza attırmamıştı. Belkide kulüplerin büyük kısmı bu pozisyon geçişinin daha üst sınıf liglerde sırıtabileceğini düşündü ve hamle yapmak adına bu zamana kadar bekledi..Bilemeyiz..(Aslında Werder Bremen'in bir hamlesi oldu diye dedikodular hatırlıyorum fakat AIK'ten geri dönmüştü sanırım.) Kendisininde söylediği gibi teknik bir stoper, korkusuzca oyun kurar, topu çok iyi yönlendirir. Bir forvette olması gereken teknik yönün avantajları... Sağ ayaklıdır ama soluda fena değildir. Pozisyon içinde sağı kullanamayacağı durumlarda solunu etkinleştirir. Hatta bunu top çalarkende kullanır (yazı sonunda bunu gösteren bir vine atıcam).. Adam markajı ve buralardaki ilk müdahaleleri iyidir, kolay kolay havadan top vermez. Hücumda kornerlerde iyi bir koz olarak kullanılabilir. Uzaktan kuvvetli şutlar atar.. Sundsvall'a attığı gol unutulmazlar arasına girmiştir. Oyun karakteri olarakta saldırgan bir yapıda olmasına rağmen fazla kart görmez. Kariyerinde gördüğü kırmızı kart sayısı 2. Birisi Süper Kupa finalinde, diğeride Allsvenskan'da Syrianska maçında yaptığı çok sert müdahale ile gelmişti. Az kart görmeside biraz olsun ilk müdahalelerdeki başarısını gösterir bir özellik..Pozisyon alma konusunda hala ufak tefek hatalar yapabiliyor, hedeflenen seviyelere hazır hale gelebilmesi adına gelişimini sürdürmeli, üstüne çalışmalı. Ayrıca koşu gerektiren pozisyonlarda dayanıklılık gücü kısıtlıdır. Uzun stoper için normal bir durum olarak görebiliriz ama geliştirirse daha özellikli olabilir. Genel olarak Milosevic'in 3 yılda çok iyi gelişim gösterdiği ise bir gerçek..Üstelik kariyerinin başında onu yavaşlatan bir sakatlık geçirmişti..

Transfer Durumu

Milosevic'in AIK ile olan kontratı 2016 sonunda bitiyor. Ocak veya en kötü yaz transfer döneminde Avrupa'nın farklı bir ligine adım atması bekleniyor. Güncel haber olarakta Sporting Lisbon'un ciddi şekilde Milosevic ile ilgilendiği basına yansımaya başladı, iki kulüp arasında ücret sorunu söz konusu. İsveç Milli takımına adım atan, u21 formasıyla güzel işler yapan yetenekli isim için istenen tahmini bonservis ücreti 1.5 milyon euro civarında. Milosevic, Türkiye'de her takım için iyi bir yatırım olabilir. Potansiyeli yüksek bir isim ve ligimize kolayca uyum sağlayabilir. Hak etmeyenlere milyonlarda euronun akıtıldığı bir sistemde böyle isimlere bu paraları vermek tutmasa bile çok değil. Ucunda büyük bir kayıp olmaz fakat aşı tutarsa güzel para kazandırabilir. Takımlarımızın bilgisayar sistemlerinden izlemesini öneririm. Ayrıca Milosevic'in AIK'in off sezon kampında idmanları sürdürdüğünü alacak takımın Ocak kampına fit gireceğini ek olarak belirteyim. Güzel bir video ve yukarıda bahsettiğim vine sizlerle