.

15 Eylül 2014 Pazartesi

İbrahim Moro

İbrahim Moro analizine başlamadan önce İsveç'te ciddi scouting çalışmaları yapan AIK'ten biraz bahsetmek istiyorum. Stockholm'un en büyük 3 kulübünden biri olan AIK'in son şampiyonluğu 2009 yılındaydı. Arkasından büyük kitleleri sürükleyip, atılım yapabilirsiniz fakat 'winner' karakter kazanabilmek kolay değil. Nitekim AIK'in bu başarısından önceki son şampiyonluğuda 98 sezonundaydı. Yani kupa büyük kazanım ama kulübün büyük ölçüde 'kazanımı' çıkardığı yetenekler diyelim. Şu an takımın başında olan Andreas Alm bir sezon içerisinde her sistemi deneyebilen ender hocalardan. Kulübü takip eden büyük kesimdende ciddi tepkiler yer bu açıdan. Avrupa'nın çeşitli liglerinde bile türüne az rastlanır cinstendir yaptıkları sistem değişiklikleri. Onu görevde tutan ise sevilen genç çıkarma işini ve onları A takıma hazırlama sürecini kusursuza yakın yapması. Yiğidi öldür hakkını ver demişler ya gerçekten öyle, bu konuda çok başarılı..AIK'in Afrika pazarına açıldığı dönemler Mutumba'nın takıma katıldığı dönemde başlıyor. Araştırmadım, geçmişte yine mutlaka Afrika kökenli oyuncular kadroda yer almışlardır fakat son yıllarda tereddüt etmeden alımlar yapmaları Mutumba'yı keşfettikleri dönem diye düşünüyorum. Sonuçta yatırım yaptıkları bir isimden verim alınca o bölgeden devamlılık kazanmak istediler. İvan Obolo'yu hatırlayanlar olacaktır. Arjantin'li golcü bir ara AIK'te iyi işler yapmıştı. Kulübün Güney Amerika ve Afrika pazarında yer almasını sağlayan isim kulüp yönetiminin içinde yer alan Björn Wesström . Oralarlada sınırlı kalmayıp Çin pazarına dahi açılmayı düşünmüş ufku çok geniş bir yönetici. 2000'li yılların ilk döneminde AIK kariyeri başlıyor, genç oyuncu takibi konusunda görevlendiriliyor, Vasby deneyimi söz konusu. (ilişki hala sürüyor mu bilmiyorum ama bir dönemin affilate kulübüyle iyi işler yapıyor)  Ardından A takıma geçiş yapıyor, Şef scoutlık-antrenörlük ve sportif direktörlük dönemleri var. Wesström, kulüpte şef scoutlık yaptığı dönemde Afrika pazarına en çok giren isim şüphesiz. Lalawele, Kouakou, Quaison, Jobarteh, Kamara, Karikari vs. (liste uzar gider) bu süreçte çıkmış oyuncular. Belki hiç birisi Avrupa futbolunun en üst noktasına çıkmadılar ama gerçekten izleyenler en azından Allsvenskan seviyesinde bir çoğunun doğru yatırım olduğunu düşünecektir.

Şu an AIK Stockholm'de şef scoutlık görevini Tobias Ackerman yönetiyor. Bölgeye çok ciddi derecede hakim ve eline düşen yeteneklerle çok yakından ilgilenen bir isim. Antrenmanlarda bire bir ilgileniyor, bir hoca gibi eksiklerini gösteriyor.  Andreas Alm ile iş ortaklığıda haliyle yapıyor ve kolay oyuncu harcamamaya çalışıyorlar. AIK adına en dikkatimi çeken özelliklerden birisi yetiştirdikleri oyuncuların bonservislerini çok kolay vermeyişleri. Çünkü oyuncuların çıkabileceği doruk noktasına çok hakimler ve sabırla bekleme tarafında yer alıyorlar genel olarak. Uzun bir süreçte oyuncular üzerinde labaratuar seviyesinde çalışmalar yapılıyor ve A takıma kazandırılıyor. Tabi bu süreçte İspanyol rehabiliteci Luis Oyarzo'nun katkıları arka planda bırakılamaz. Oyuncunun zihinsel gelişiminde çok büyük katkısı mevcut.


İbrahim Moro, 10 Kasım 1993 doğumlu Gana vatandaşı. Ülkesinin takımı New Edubiase'de forma giyiyordu. AIK'e geldiğinde 19 yaşında çok tecrübesiz bir isimdi. O zamanın scoutlarından Wesström onun için '' Moro'nun oyununda hücum yoğunluğu, oyunu kontrol altında tutma özellikleri var ve geniş alanda enerjisini yitirmeden oynayabiliyor. Daha agresif bir oyun karakteri gösteren, orta sahada gelişim yaratacak bir oyuncu ile çalışmak için sabırsızlanıyoruz.'' demişti. Moro ilk sezonunda 5 defa Allsvenskan'da oynarken 3 kerede kupada mücadele etti. Bir sonraki yıl ve bu yıl maç istikrarı yakaladı fakat performans anlamında ön plana çıkmasında bu sezonki futbolunun payı yüksek. Anlatıcaz ama Borges kadar merkez orta sahada kilit rol oynamakta. İki yönlü oyunu oynayan, box to box olarak nitelendirilen terime çok uyan bir isim. Tek sıkıntısı çok kolay kart görüyor olması. Onuda Wesström'ün dediği gibi agresif oyun karakterine veriyoruz. AIK kadrosu içinde önemini anlatacağımız gibi bazı kilit maçlardaki pozisyon içi durumlarını görüntülü analizde bulacaksınız.

Sezonun ilk 3 maçında forma giydi Moro ama yaklaşık 1 aylık dönemde formadan uzak kaldı. Finlandiya'dan gelen Markkanen takıma aslında farklı bir kimlik kazandırdı ve haliyle Moro'nun gezici ve pas futbolunun sıkıntılar doğurduğu bir gerçekti. AIK'in o dönemde önemli hücum opsiyonları arasında Markkanen'e atılacak pasın duvar olması merkez orta sahadan gelecek Borges yada içe kat edecek Bahoui ile üçgen olmasını sağlayarak organizasyonlar üretiyordu. Ekstra olarakta klasik kanat organizasyonlarıyla çizgiye inen bir takım vardı. Fakat bu yapının en büyük sıkıntıları organizasyonda oluşabilecek bozukluklara pasif oynayarak pozisyon alan bir ön libero olmasının ihtiyacıydı. Risk alarak oynayan gezici Moro yerine Dimitriadis bu role daha yatkın bulundu ve haliyle kullanıldı. Yukarıdaki şablonda AIK'in deplasmanda 3-2 kazandığı Djurgarden maçından.Oyunu çok iyi kontrol ettiler ve geri dönüşleri, kesişleri Dimitriadis ve sabit beklerle kusursuza yakın doğru yaptılar. Dimitriadis'in sakatlığı sonrası Moro tekrar sisteme dahil oldu ve kadro üstünde aslında AIK için bir takım güzel değişikliklerde oldu. Son dönemde takımın oyun içi rolleri değişmeye başladı. Markkanen, Castilla yolunu tutunca sisteme 3. forvet Kennedy dahil edildi. Solda ise Ofoeri ön plana çıkmaya başladı. Değişiklikler ;Ofoeri oyunu hem içe kat ederek hemde çizgiye inerek oynayan bir bek fakat en büyük özelliği aldığı eğitimlede alakalı olarak geri dönüşlerinin oluşu. Kennedy pozisyon olarak serbest rolde oynayan isim. Gezici tipte forvet ve ara ara kanatlara indiğinide görüyoruz. Buda bir anda takımın sistemini 4-2-3-1'e çevirebiliyor. Bahoui bu yapıda tek riskli bölge kalıyor ve onuda kapatması dengeli bir futbol tercihi olduğu sürece zor değil. Yerden ve pasa dayalı bu futbolda Moro gerçekten tüm hünerlerini sergiliyor. 20 yaşındaki bir oyuncu için hataları muhakkak var fakat iyi yönleri daha ağır basmakta.

Bir merkez orta saha oyuncusu, oyunu iki yönlü oynasın, oynamasın takımında bağlantı rol oynar. Oyunu hızlandırmalı, mümkün olduğu kadar erken ve doğru paslarla oyun ritmini yükseltmeli. Gezici rolde doğru alanlara giderek organizasyon başlamasında rol almalı. Zaten bunu yapan bir libero, stoperlerin topla çıkarken yaptıkları top kayıplarınıda azaltmakta rol oynayıp pozisyon yenmesi sayısını azaltacaktır ve bloklar arasında boşlukların dolumunu çok iyi sağlayacaktır. Kısacası Pasör rolü olmalı. Moro'da bu konuda iyi. Hem savunma önünde hemde hücum organizasyonlarının bağlantılarında rol üstleniyor.


Milosevic'in başlattığı oyunda sırtı dönük topu alan Moro, süratiyle olduğu noktada topla birlikte 180 derece bir dönüşle rakibinden uzaklaşıyor ve oyunu ileri taşıyacak Bahoui'e net pas.


Yine Gefle karşısında 2 oyuncu 4 rakibin arasında sıkışmış durumda. Merkezden yardıma gelen Moro pası alıyor ve oyunun tüm yönünü değiştirip en sağda boş bekleyen arkadaşıyla topu buluşturuyor. Alan takibi ve doğru bir pas daha. Özellikle ilk pozisyon kolay gibi duruyor ama baskı yerken süratle alan değiştirmek bence kolay değil, rakibi saf dışı bırakmak çok zor ve kolay top kaybına neden olabilmekte.



Hacken maçları Allsvenskan'ın en zevkli geçmeye aday maçlarından biridi. Hacken ofansif anlamda durdurulması çok bir takım ama AIK son maçta bunu başarmış ve 1*0 kazanmıştı. Defansif eksikleri ise kolayca bulunabilir. Normalde 4-3-3 oynayan Hacken, merkez orta sahada 4'lü role geçmiş ve defansla mesafe 20 metrelere kadar açılmış. Goitom ortada yanlız ve mecburen öne çekilen Hacken savunmasını Moro ile anlaşarak avlıyorlar. Koşuyu yapmak zor değil ama pas gerçekten harikaydı. Goitom'da güzel gögüs kontrolü ve son vuruşla takımını öne geçirerek 3 puanı almışlardı. 

En iyi savunma hücumdur felsefesi bana göre doğru. Hücum yapıyorsanız olası top kaybında dönüşlerde sıkıntı yaşamamak adınada hücum pres yapmak gerek. Defansif rolde oynatılan bir orta saha normalde çok fazla pozisyon değişikliği yaşamaz ama Moro çok serbest rolde bir oyuncu. Borges ile bir pozisyon değişimi yaşadıkları pozisyonu anlatalım.

Taçtan başlayan pozisyonda Moro almaya yaklaşıyor ama ufak bir yanıltma ile adamını yanına çekiyor. Borges'te savunma önünde topla buluşan isim ve oyunu sol bekine yönlendiriyor. Johansson bunu doğru kullanamayacak ve uzun topla oyun ölecek ama rakip yarı sahasına geçen Moro prese orda başlıyor. Alanı 3 hatta 4 oyuncu birden daraltınca merkeze vermekte çekinen Djurgarden orta sahası mecburen savunmaya geri dönüş yapıyor.


Gençliğinin verdiği enerjiylede bazen gereksiz presleride oluyor. Bir hücum dönüşü Borges Djurgarden savunmasınada pres yapıyor fakat Moro'nun bu kadar arka alan bırakması doğru değil. Nitelim yaptığı hatada Djurgarden ön liberosu tarafından doğru pasla sonlanıyor ama alan oyuncu süratli olmadığından Moro hatasını telafi ediyor. Çözüm değil. Daha süratli bir oyuncu karşısında yetişmesi mümkün olmayabilir ve tam 7 AIK oyuncusu oyundan düşebilirdi. 



Göteborg deplasmanında 2-0 önde olan ve rolantide oynaması gereken AIK bir hücum sonrasında 4'e4 yakalanmak üzere. Moro çok hızlı bir koşu ile defansı ile arasındaki mesafeyi daraltıyor ve 3 oyuncunun açısında doğru bir pozisyon alıyor. Göteborg'un hedefi pası merkezde Mahlangu ile buluşturup çok ani bir atağa çıkmak. Moro ise Mahlangu'ya basıp en doğru seçim olarak oyunu durdurmayı seçiyor. Eğer faulu yapmasa Vibe kanatta bomboş katı yapmıştı ve savunma çok dengesiz yakalanacaktı. Önce alanı kontrol eden Moro doğru sarı kartı tercih ediyor. Agresiflik bu kısımlarda çok önemli. Bedava karttan ise böylesini yemek en doğrusu. Pozisyon alması ise güzel. Eğer biraz daha önde olsa olası pasta savunma önünde olan oyuncuya yetişmeside çok zorlaşır.

Yukarda güzel bir pasörlükle orantılı olarak bir asist örneği verdim ama bu kadar topu iyi dağıtan, oyunu yönlendiren bir ismin haliyle ofansif etkinlikleride var. Bu yıl Brommapojkarna'yı 4-2 yendikleri maçta yukarıdaki örneğe bir benzer asist yapmıştı.


Solda sıkışan topun klasik AIK üçgeniyle Moro'ya geliyor. Önce bir vücut çalımıyla rakibini saf dışı bırakıyor. Ardından Brommapojkarna savunmasının 10 oyuncusunun berbat ötesi savunma duruşu ortada. Orta saha-savunma arasında tam 5 AIK oyuncusu ve özellikle sol bek bir ön libero gibi davranmaya başlamış. Kaleyle mesafeyi o kadar açarsanız ceza yemeyede mahkumsunuz. Nitekim Moro'nun uzun ve derin pasına müthiş hızlanan Bahoui'de boş kaleye skoru yapmıştı.

Kalmar karşısında skor 2-0 iken son saniyelerde AIK kontrası izliyoruz. Gelen ortayı Goitom indirecek ve ceza sahasına koşu yapan Moro'ya doğru yüksekten bir top atacak, gelişine indirmeden vuran Moro kapanışı yapmış ve Allsvenskan'da ki ilk golüne imza atmıştı.

dönüp dolaşıp yine Djurgarden derbisine gelmek ve görüntü analizi sonlandırmak istiyorum.  Mücadele dengede giderken rakip yarı sahada oyunu kontrol eden Moro bir anda pozisyonunun yönünü değiştiriyor. Klasik bir durum fakat pozisyon takibi ve sonuçlandırması harika.


Sağda topu Ofoeri'ye atan Moro merkeze yaklaşıyor. Orta rakibe çarpıp dönünce ceza sahası yayında bir yüksek top oluşuyor ve oradan seken topa gelişine patlatan Moro'nun füzesini kaleci zorla çıkarmıştı. Ceza sahasına yaklaşım ve tereddüt etmeden şutlarıda dikkat çekiyor. Örnekleri çok. 

Moro'nun AIK ile olan sözleşmesi 2015'in sonunda bitiyor. Yani 1 yıl sonra serbest kalacak veya AIK taliplisine normal fiyatına (bosman olma durumundan) satacak.  Bu yılda klasik olarak çok fazla oyuncuyu gözleme aldım ve zaman buldukça yine bu tip analizlerimi sürdürücem ama Moro en çok gelişim gösteren, oyunu olgunlaşan ve potansiyeli yüksek isimlerden. Defansif-ofansif tüm özellikleri içinde barındıran bir yetenek. Zamanla Gana Milli'de olacaktır. Bonservis ücretide şu anlık sadece 250 bin euro olarak gözüküyor transfermarkette. Artan performansıyla maximum 750 bin euro civarı bir fıyata yatırım yapılabilecek bir oyuncu. Takip edilmesinde yarar olduğu inancındayım.


1 yorum: