20 Şubat 2014 Perşembe

Danimarka Superliga 2. Yarı Öncesi / 4


Vestsjaelland

Yukarıdaki mutluluk tablosunun oluşmasındaki en büyük pay takım kimyasıydı şüphesiz. Vestsjaelland Superliga'da da bu yapıyı bozmadan hareket edebileceğini ilk bölümde gösterdi. Superliga'da Brondby ile oynadıkları ilk maçta alınan 1-1'lik beraberlikte çok sahada basmadık yer bırakmayan takım ve deplasman tribünündeki kare birlikte bir şeyler başarabilirizi göstermişti. Nitekim kısıtlı bir kalite ile ligde iyi işler yaptığını düşündüğüm bir Vestsjaelland söz konusu. Düşünün takımın en kariyerli ismi sol bekiniz ve o da 6 asistlik katkıyla takımın en yaratıcı oyuncusu. Büyük bir kaliteden söz etsek haksızlık ederdik herhalde. Vestsjaelland ara ara değiştirdiği sistemine (3-5-2, 4-3-3) uygun oyuncuları transfer etti ara transfer döneminde. 4'lü savunmanın sağında oynayabilen, 5 li orta sahada bir Hilbert görevi üstlenebilecek olan Petter Nymann'ı transfer ettiler Djurgarden'den. Kış arasına girmeden önce takımın ileri uçtaki önemli silahlarından olan Thiago sakatlanmıştı. Alternatif olsun ve kalite artsın diye Trelleborg'tan Edward Ofere alındı. Kariyeri bu seviye bir takım için gayet yeterli bir isim. Copa Del Sol turnuvasıda gösterdiki bir şeyleri göstermeye niyetli ve fiziksel açıdan iyi durumda. Vestsjaelland en az alttaki rakipleri kadar ligde kalma şansına sahip. Eğer ligden düşeceklersede kritik maçlarda yaşayabilecekleri tecrübe eksikliğinden olacaktır, başkada bir şey değil.


Esbjerg

Sezon başında ligde ilk 4 maçında 3 galibiyet alan, UEFA Avrupa Ligi'nde Saint-Etienne gibi güçlü bir ekibi 2 maçtada yenerek eleyen Esbjerg için 'o zamanlar düşme hattında olacaklar' dense güler geçerdik herhalde. Güleceğimiz durumdalar belki ama bununda nedenleri var. Özellikle kış arası öncesi artan sakatlık-cezalar ve Avrupa Ligi grubu nedeniyle sıkışan fikstür. Şu an bu satırları yazarken evinde Fiorentina karşısında 3-1 mağlup durumda olan Esbjerg'in Avrupa Ligi'ne veda edeceğini düşünürsek bu yüksek tecrübeden sonra lige odaklanıp çıkışa geçeceğini düşünüyorum. Nitekim bir benzerini geçen sezon gerçekleştirmiş ve Avrupa biletini kapmayı başarmışlardı. Transfer dönemin forvete Brann'ın Polonya'lı golcüsü Martin Pusic'i transfer ettiler. O da boş bir isim olmadığını ilk resmi maçı olan Fiorentina karşısında attığı golle gösterdi. Savunmaya ise ilk yarı Nordsjaelland'ta oynayan Michael Jacobsen alındı. Geçmişi sağlam bir isim olsada son durumunun çok iyi olduğunu söylemek zor. Peter Ankersen-Kian Hansen gidecek mi dedikodularının olduğu arada aceleyle yapılmış bir transfer olduğunu düşünüyorum. As kaleci Ronnow'un tedaviside sürdüğünden kalede sıkıntı yaşamak istemeyen Esbjerg, Zilina takımından Martin Dubravka'yı transfer etti. Esbjerg'in bu ligde maç alabilecek kaliteli kozları var, ligin 2. kısmında çıkışa geçip alt sıralardan uzaklaşmalarını beklediğim gibi 4. sıraya oynamalarıda sürpriz olmaz.



SonderjyskE

Haderslav ekibinin bu sezonki performansından hiç bir şey anlamadım desem yanlış olmaz. Stadları bakımda olduğu için düzgün bir atmosfer oluşturamadıkları gibi (zaten çok fazla yoktu ama tamamen bitik durumdalardı) takım olarakta ortaya bir şey koyamadılar. Anlatmakla bitmeyecek savunma hataları, ofansta 1-2 isme bağlı yaratıcılıktan uzak bir takım. Stadyumunda yapılan çalışmaların son hali yukarıdaki fotoğrafta gözüktüğü gibi. Takımın son hali ise Grodig'e giden Florian Hart en büyük kayıp. En ciddi takviye ise A.Wien'den Okotie'nin alınması. Absalonsen başta olmak üzere 4-5 oyuncu kampın bir bölümünde sakatlıklarla uğraştılar. Maç başına kalesinde yaklaşık 2 gol gören ve gol ortalaması düşük olan SonderjyskE'nin mevcut haliyle lige tutunması zor gözüküyor. Yıllardır ara transfer döneminde gelen oyuncularla beraber ivmelenir ve lige tutunurlardı fakat bu yıl bunu başarmaları için sürprizlere ihtiyaçları olacak.

Danimarka Superliga 2. Yarı Öncesi / 3


Odense BK

Troels Bech yönetimindeki Odense kış arasına 7. sırada girmişti. Sezon içerisinde farklı seviyede maçlar oynadıklarını söylemek zor olmasa gerek. SonderjyskE deplasmanında 5 golle kazanıp, Aarhus'tan FRİ Park'ta 6 gol yemek gibi. Takım halinde istikrar sağlayamadılar belki ama bireysel anlamda ön plana çıkan isimler oldu. Sol kanadı önlü arkalı iyi kullanan Bashim Kadrii sezonada müthiş girmiş ve 3. maç olan Viborg maçında 2 gol atmıştı. O maçta yaşadığı sakatlık sonrası bir daha forma bulamadı. Onun yokluğunda Brondby'e transferi sağlık kontrolü sonrası yatan Emil Larsen direksiyona geçti. Larsen sakat olmadığını gösterircesine 6 gol, 3 asistlik performansıyla Milli takıma kadar yükseldi. Rasmus Falk'ta yaşadığı uzun süreli sakatlığın etkilerini beklenenden daha kısa sürede atlayıp iyi performans gösteren isimlerin arasında yer aldı. Odense'nin eksiklerinden sol bek pozisyonunda yaşanan sıkıntı. Orta saha Skulason ve çok fazla güven vermeyen Diarra'yı burada kullanıyorlar. Savunma hattı genel olarak hataya müsaitken merkez orta sahadada Spellmann dışında bir türlü ideal 2. ismi bulabilmiş değiller.


Bu eksikleri kapatmasını beklediğim bir Odense söz konusuydu fakat beklenmedik haberler geldi. Takımı ilk yarıda taşıyan isimlerin başında gelen Emil Larsen'in sakatlığı can sıktı. Kampta takımdan uzak kalan yetenekli kanat oyuncunun dönüşünün Mart sonunu bulması bekleniyor. Ayrıca Kadrii'nin de tedavisi sürüyor, idmanlara başladığına dair bilgiler olsada oynaması için süre vardır. Mecburiyetten Falk'ın sola çekilmesi bekleniyor. Sağda ise ara transfer döneminde Vejle'den alınan Azer Busuladzic görev alacak. Odense pre season dönemi maçlarında fena bir görüntü çizmesede ligin başlangıç maçlarında sıkıntı yaşayabilir. Ligi ise düşme hattının biraz üstünde bitirmelerini bekliyorum.

Elveda Soren Larsen


Aarhus

Aarhus için umut doluydum, kış arası sonrası Avrupa Bileti için ciddi bir aday olacaklarını düşünüyordum. Bunda etken olan nedenler ise şöyle ; Midtjylland'ı ilk devrede taşıyan isimlerin başında gelen Danny Olsen çok uzun süre önce yapılan anlaşma gereği artık Aarhus'lu oldu. Onun takıma dahil olması demek pas özellikleri çok yüksek olan Sloth gibi bir ismin rahatlık kazanması, Petersen-Akharraz gibi kanatların çok daha rahat alış verişlere girecek olmasını sağlayacaktır. Ayrıca takımın zayıf yönlerinden biri olan savunmaya Johan Bjordal gibi bir isim getirildi. 27 yaşındaki oyuncunun eksikleri yok mu ? derseniz tabiki var cevabını veririm fakat bu dönemde alınabilecek iyi oyunculardan birisiydi. Tam ideal seviyeye gelen bir Aarhus kadrosu vardı diyordumki Soren Larsen'in 'futbolu bırakma' kararını öğrenmem şok etkisi yarattı. Veteran golcü geçtiğimiz sezon iyi bir performans sergileyememişti. Bu sezon başında ise Portekiz kampında özel sorumluluk alacağını gösterdi. Nitekim 19 maçta (lig+kupa) 9 gollük performansıyla Aarhus'u forvet pozisyonunda rahatlattı. Onun yokluğunda ileri uçta sıkıntı yaşayacağını düşündüğüm bir Aarhus var. Tıpkı Aron Johansson'un Alkmaar'a gittiği ilk dönemlerdeki boşluk gibi. Soren Larsen'e elveda demek dışında bir şey kalmıyor geriye. Djurgarden, Toulouse, Brondby, Feyenoord, Schalke 04 gibi takımların formasını dönem dönem terleten böyle bir ismin yokluğu hissedilecek.



Viborg

Devre arasında bomba etkisi yaratan haberlerden biriside Viborg'tan geldi. Takımın bu seviyeye gelmesinde büyük payı olan 63 yaşındaki menajer Ove Christensen yaşadığı ağır diz sorunları nedeniyle görevinden istifa etti. Yerine ise yaklaşık 40 günlük bir arayıştan sonra Brondby'de facia yıllar geçiren Aurelijius Skarbalius getirildi. Litvanya'lı hocanın Superliga performansı vasat fakat HB Koge'yi lig atlatması ise Viborg seyircisinin umutlanabileceği bir durum. Hazırlık maçlarında SonderjyskE maçı dışında gösterilen performans ise tatmin edici değildi. Transfer döneminde en doğru hamle Lilleström'den Fredrik Stoor'un alınması oldu. Horsens'ten gelen Fagerberg, Lyngby'den alınan David Boysen ve Daugava'dan gelen Zubas rotasyon isimleri olacak. Sadece Zubas son dönem performansı vasat olan kaleci Peskovic'i zorlayacak gibi duruyor. Viborg 2. yarıda lige tutunma mücadelesi verecek takımlar arasında yer alıyor.

18 Şubat 2014 Salı

Danimarka Superliga 2. Yarı Öncesi / 2



Brondby

Feda dönemi, ligden düşmekten kılpayı kurtulunan sezonu geride bırakan Brondby yeni yapılanmaya gitti. Amaç eskiden olduğu gibi ezeli rakip Kopenhag ile aynı seviyeye gelebilmek olsa gerek. Takımın başına daha önce Danimarka'nın alt yaş grup Milli takımlarında görev almış 40 yaşındaki Thomas Frank getirildi. Tarzıyla kenarda ufak bir 'Mancini' havası estiren Frank geçmişinde olduğu gibi burada da gençlere önem veren görüntüsü ile dikkat çekti. Ligin geride kalan kısmında Patrick Silva, Christian Norgaard, Riza Durmusi, Frederik Holst, Andrew Hjulsager gibi geleceği parlak gençlere önemli süreler şans verdi. Tabi facia bir yılı geride bırakan böyle köklü bir camianın yarışmacı kimliğinin sürmesi içinde önemli takviyelere şüphesiz ihtiyaç vardı.


Sezonun başlarında yapılan en ciddi, isimli takviyeler şüphesiz Thomas Kahlenberg ve Khalid Boulahrouz gibi iki üst seviye tecrübenin takıma katılmasıydı. Bu oyuncuların belli oranda katkı verdiğini, zamanla dahada arttıracağını düşünüyorum fakat bu isimlerin üstüne çıkan isim şüphesiz Alexander Szymanowski idi. Arjantin ve Polonya vatandaşlığı olan Szymanowski gerek derbide attığı goller, gerekse sezon içinde yaptığı 4 gol-4 asistlik performansla taraftarın gözünde taht kurdu. Brondby ofans hattınada ciddi bir derinlik katmış oldu. Brondby'nin arka planda kalan kısımda yaşadığı en büyük talihsizlik Makienok'un sakatlanması olmuştu. Zohore, Kopenhag dönemlerine göre ciddi gelişim göstermişte olsa hala eksikleri olan bir isim. Aldığı dakikalardada bunları gösterdi. Brondby'nin bu bölgeye ve güven vermeyen kalesine transfer yapması gerekiyordu.

2007-20014 yılları arasında istikrarlı şekilde Cercle Brugge kalesini koruyan, 165 maça çıkan Belçika'lı kaleci Bram Verbist kadroya dahil oldu. Michael Tornes ile ise yollar ayrıldı. Ofans hattına ise bir ara Osasuna'da da kiralık oynayan Libertad'ın 2. forveti Jose Ariel Nunez getirildi. İstatistikleri iyi seviyede olan Paraguay'lı skorer için iyi yorumlar söz konusu. Akpetova, Bernburg gibi isimlerlede yollarını ayıran Brondby fazlalıkları yollayıp, sezonun kalan kısmında katkısına ihtiyaç duyacağı isimleri tercih etti diyebiliriz. İlk 2 için ciddi bir aday konumundalar.


Randers

Colin Todd ve ekibi ara transfer döneminin en sessiz takımıydı. Hobro'dan Kasper Fisker tek transferleriyken forma şansı bulamayan Charlie Davies ile ise yollar ayrıldı.

Sezon başında onlar için ;
Geçen sezon oynadığı futbolla taraflı tarafsız herkesin alkışını alan Randers aynı çizgiyi sürdürmek hatta bir adım öteye taşımak amacında. Geçen sezonki kalitesini koruyan kadro kalitesini ve genişliğini arttıran bir Randers var ortada
demiştik fakat onlar bu çizgiden uzaklaştılar. Nedenlerinden birisi yapılan transferlerin (Agesen hariç) beklenen katkının uzağında kalması, mevcut kadroda Keller, Thomsen gibi isimlerin artan yaşlarıyla beraber grafiklerininde düşüşe geçmesi. Randers'ta Ronnie Schwartz çok farklı bir isim, takımın 1 numaralı yıldızı belki ama bu sezon fark yaratan isim şüphesiz Jonas Borring. 1,93'lük dev sol kanatta iyi işler yapıyor, kafa toplarındada affetmiyor. O mevcut katkısını sürdürür, diğer oyuncularda form tutabilirse Avrupa bileti alabilir Randers. Eğer gerileme olursa ligi ortalarda bitirir atlılar.



Nordsjaelland

Nordsjaelland sezonun ilk 9 haftalık bölümünde sadece 1 galibiyet alabilmiş ve düşme hattında yer almıştı. Son 9 maçta ise tek yenilgilerini ligin dev ekibi Kopenhag'tan alan ekip bu süreçte 18 puan topladı (5 galibiyet, 3 beraberlik). Tabi bu çıkışta en büyük pay sahibi 7. hafta sonrası takıma katılan Joshua John diyebiliriz. Sezon başında Twente'de kalma ısrarı onun Danimarka'ya dönüşüne engel oldu. Transfer döneminin son anına kadar bekledi diyebiliriz, Kopenhag'ta ısrarla onunla ilgilendi fakat Eredivisie oynama isteği, Kopenhag'ı samimiyetsiz bulması onun reddetmesine neden oldu. Baktıki Hollanda'da ona ekmek yok Nordsjaelland yolunu tuttu. Nordsjaelland'ın kazandığı maçlarda attığı gollerle 3 puanın gelmesini sağladı. Sezon başı Nordsjaelland için savunmasını toparlaması zor ama hücumda sakatların dönüşüyle iyi olacaklardır demiştim. John'ın da katılıyma ofans hatları işledi fakat kötü savunma kurgusu bu takımı hedef takım olmaktan çıkarıyor. Kulübün Şampiyonlar Ligi oynadığı sezonda yaşanan kan değişiminde çokta sağlıklı çıkmadığı bir gerçek. Hala bunun sıkıntılarını hissediyorlar, tabi bunu gidermeleri içinde yönetimin alt yapıya yatırımdan çok A takıma transfere dönmesi gerek. Fakat AB'tan Daniel Thorup ve KR Reykjavik'ten Runar Alex'i alıp transferi kapatan, yetiştirdiği ama katkı almadığı Oğuzhan, Hakan Redzep gibi oyuncuları yollayan yönetimin buna çok sıcak baktığı söylenemez. Nordsjaelland'ın vasat savunmasından eski Kopenhag'lı Michael Jacobsen'in de Esbjerg'e gittiğini hatırlatalım. Göze hoş gelen (savunmayı fazla düşünmeyen, ofansif) futbol izlemek isteyenler Farum ekibinin maçlarına odaklanabilir , hedef arayanlar farklı takımlara yönelmeli.


8 Şubat 2014 Cumartesi

Danimarka Superliga 2. Yarı Öncesi / 1

Uzun bir süre sonra merhaba diyerek söze başlayalım. İskandinav futbolu ara döneme girince biraz dinlenerek sahalara tekrar dönmek istedik. Ara dönemde twitter üzerinden sıcak gündemi aktardık, artık yavaş yavaş yazıya dökmeye başlayabiliriz diye düşünüyorum. Sezon boyunca bizleri takip edecek herkese teşekkürlerimizle.

Danimarka'da kış arasıyla lige ara verilmiş durumda. Diğer liglerden farkı yaklaşık 1 ay daha önce başlayacak olması. Ara döneme her ne kadar üst sıralara oynaması beklensede sürpriz diyebileceğimiz şekilde Midtjylland lider girdi. Ardından Aalborg gelirken ülkenin dev ekibi Kopenhag 3. durumda. Düşme hattında ise Danimarka'yı Avrupa Ligi'nde temsil eden Esbjerg ve SonderjyskE bulunmakta. Tabi puan durumu çok dar bir sekansta ilerlediği için 4.sıradaki Brondby bile düşme ihtimali olan takımlar içerisinde diyebiliriz. Yani kalan haftalarda herşeye açık bir durum söz konusu.Takımlar kış arası hazırlıklarını sürdürürken transfer döneminde de hamleler yaptılar. Yeterince eksiklerini kapatabildiler mi ? Güç kaybı yaşadılar mı ? Artılar-Eksiler ne onlara cevap bulmaya çalışalım.


Midtjylland

Liderin ara transfer dönemindeki en ciddi kaybı şüphesiz çok daha öncesinden Aarhus ile sözleşme imzalayan Danny Olsen oldu. Geçen sezonun son dönemlerinde Midtjylland'ta Petter Andersson'un yaptığı katkıdan sıklıkla söz etmiştik. Nitekim Danimarka futbolunu takip eden takımların listesinde yer almaya başlamıştı. Onun bu sezon yaşadığı ağır sakatlıklardan dolayı bir türlü ritim bulamadığı gerçeğide söz konusu. Danny Olsen tam o anda devreye girip Midtjylland orta sahasının verimliliğini korudu. Kritik anlarda yaptığı servislerle Midtjylland'ın lider olmasında önemli pay sahibi oldu. Orta sahada böyle bir kayıp yaşadı Midtjylland ama yerini dolduracak hamleleride yaptı. Belliki şampiyonluğa inanmış bir yönetim söz konusu.


2004-2008 yılları arasında Midtjylland forması giyen, sonrasında Groningen ve Brondby'de de oynayan Oluwafemi Ajilore'yi transfer etti. Ayrıca sürpriz bir şekilde Monaco'dan merkez orta saha Jakob Poulsen kadroya katıldı. Çok doğru ve yerinde transferler diye düşünüyorum. Savunmada sol bek Juelsgard, özellikle Fransız takımlarının ciddi baskısına rağmen kadroda tutuldu. Stoper Sviatchenko'nun adı bir ara Kopenhag ile anıldı fakat bu transferde gerçekleşmedi. Üstüne transferin son günlerinde Nordsjaelland'ın yetiştirdiği isimlerden olan son olarak Cercle Brugge forması giyen Francis Dickoh transfer edildi. Gana Milli formasını 13 kez giyen, Hibernian-Aris ve Utrecht takımlarında ciddi tecrübe yaşayan stoper iyi bir katkı verecektir.
Tim Janssen'in daha verimli bir kamp dönemi geçirmesiyle işleyen bir Midtjylland ofans hattıda söz konusu. Kısacası ligin sonuna kadar zirveye tutunacağını düşündüğüm bir Midtjylland var ortada. Kopenhag ile girecekleri ciddi yarış öncesindede 6 puanlık avantaja sahipler.


Aalborg

Aalborg'un zirve adaylarından biri konumuna gelmesi gerçekten sürpriz oldu. Helenius'u Aston Villa'ya sattıktan sonra ciddi bir güç kaybı yaşadıkları düşünülüyordu fakat Anders Jacobsen'in (5 gol, 5 asist) beklenmedik katkısı, Rasmus Jonsson'un beklentileri karşılayan performansı takımı forvet pozisyonunda ayakta tutmayı başardı. Tabi arkada Kasper Kusk gibi her an skoru değiştirebilecek önemli bir yıldız adayıda devamlılığını koruyunca tat veren bir Aalborg izledik. Tabi kulübe uzun yıllar katkı vermiş olan, geldikten sonra abilik yaptığını söyleyebileceğim Kasper Risgard ve ona eşlik eden Nicolaj Thomsen'i de unutmamak gerek.


Aalborg'un ilk yarıdaki en zayıf yönlerinden birisi savunmadaki alternatif sorunuydu. Ara dönemde takımın istikrarlı isimlerinden olan stoper Lasse Nielsen Hollanda ekibi Nijmegen ile 2017 Haziran ayına kadar sürecek bir kontrat imzaladı. Çok ciddi bir kayıp. Fazla forma şansı bulamayan Hallur Hansson ayrılan bir diğer isim. Doğrusu Aalborg'un Nielsen'in yerini dolduracak hamleyi yapması gerekiyordu fakat böyle bir girişimleri olmadı. Tek transferleri B36 takımından forvet pozisyonunda oynayan Gilli Sorensen oldu. Orta sahalarının önemli isimlerinden Thomas Augustinussen ilede ilginenen Tippeligaen takımları oldu fakat transfer gerçekleşmedi. Aalborg ofanst hattı iyi durumda belki ama savunma güven vermiyor. Bekleri Ahlmann'ın pre season döneminde mevcut sakatlık sorunları atlatmak adına uğraştığını belirteyim. Stoperler Thelander-Petersen'in ciddi bir alternatifleri bulunmamakta. Yüksek skorlu maçlar oynayacaktır Aalborg, göze hoş gelen bir futbol ortaya koymalarını bekliyorum fakat mevcut kadrolarıyla bırak şampiyonluğu ilk 2'de olmaları dahi sürpriz olacak.


Kopenhag

Carsten V. Jensen diyince akla Kopenhag'ın tüm sportif işleriyle ilgilenen,  işler kötü mü gidiyor ? hocayı gönderip gerekirse takımın başına geçen biri geliyor. Tabi işin teknik ve taktik kısmında gerçekten çok vasat bir isim, en büyük özelliği iyi bir pazarlıkçı oluşu.  Doğru işler yaptığı dönemde onun mutlaka teknik konularda yönlendiren bir isim vardır. Örnek olarak Stale Solbakken... Koç taktiğini, ona göre kadroya alınacak isimler yani yapılanmayı belirler Jensen'de transferleri bitirir. Ariel Jacobs'in yaptığı gibi işler Jensen'in üstüne bırakılırsa yanlış hamlelerde gelebiliyor. Örneğin Cornelisu satıldıktan sonra Silkeborg'tan Marvin Pourie'nin alınması gibi. Alman kötü oyuncu değildi belki ama Cornelius gibi hit, merkez forevt değildi. Kötü hamlelerle sezona start veren Kopenhag ligdede çok kötü bir başlangıç yaptı. Neyseki Jensen doğruyu buldu ve Jacobs'un ayrılığı sonrası takımın başına Solbakken'i getirdi.



Kopenhag şüphesiz Danimarka Liginin açık ara en kaliteli kadrosuna sahip, fakat sahada kimliğini, öz güvenini kaybetmişsen istediğin kadar kaliteli ol , mücadele etmediğin için kaybediyorsun. Solbakken bu kulübün aklı, cesareti, teknik anlamda herşeyi. Nitekim takımı bir silkeledi Avrupa'da başarılı olamasada mücadelesiyle övgüyü alan, lig yarışınada tekrar ortak olan bir takım izledik. Solbakken transfer döneminde iyi bir golcü istiyorduki 6 ay önce Cardiff'e satılan Cornelius'un alınmasıyla bu isteği yanıtlandı. Cornelius'ta Athlentic Cup'taki ilk maçında hat trick yaparak ne denli kaliteli ve önemli bir isim olduğunu gösterdi. Solbakken ayrıca gelecek sezonlarında yatırımını yapıyor. Savunmaya Club Brugge'den Tom Hogli hamlesi geldi .Temmuz'dan itibaren Kopenhag'lı olacak. Ayrıca gelecek vaadeden yetenekler arasında gösterilen Arjantin'li Franco Mussis alındı, o da Temmuz'da Kopenhag'a gelecek.

Artık yaşlanan, iyi bir emeklilik ikramiyesi almak isteyen Cesar Santin APOEL yolunu tuttu. Michael Jacobsen Esbjerg'e verilirken Marvin Pourie Zulte'ye gitti. En büyük kayıp ise stoper Sigurdsson'un Rus ekibi Krasnodar'a satılışı oldu. Kulüp kasasına giren yüksek bonservis bedeli söz konusu , ayrıca Kopenhag'ın eldeki isimleride lig için yeterli. Gelecek sezon gerekli takviyelerde o bölgeye yapılacaktır. Kısacası Solbakken'li Kopenhag şampiyonluğun en büyük adaylarından birisi. Hatta Cornelius transferiyle bir adımda öne geçti. 2 . dönem önceside en büyük avantajı zirve adaylarından Midtjyllland ve Brondby ile sahasında oynayacak olması.