26 Nisan 2013 Cuma

Sol Ayak, Sağ Bek, Mahkeme ve Albornoz




Malmö’ye gelişi, forma giymeye başlayışı ve sonrasında gösterdiği performans… Tamamı güzel bir köşe yazısı yazmanız için yeterli notlar Albornoz için. Onun hayatının çok daha ilginç olmasına neden olan ise son 4-5 ayda yaşadıkları…

2011 yılında Brommapojkarna’dan Malmö’ye transfer olan Albornoz’un babası Şili, annesi ise Finlandiyalı. Kendisi uzun yıllardır İsveç’te yaşıyor. Brommapojkarna alt yapısından abisi Mauricio ile birlikte yetişen ve Malmö’ye gelene kadar abisi ile aynı takımda oynayan Miiko Albornoz, Brommapojkarna’da kendini sol açık olarak gösterdi daha çok. Kimi zaman sol bekte de gördük Miiko’yu. Malmö’ye transferi de, Malmö’nün o bölgede oynayacak alternatif isimler arayışından kaynaklandı zaten. Jimmy’nin ayrılma ihtimali, Mehmeti-Molins gibi önemli isimlerin takımdan ayrılıyor olması Malmö’de transfer ihtiyacı doğurdu.

Malmö’ye geldiği ilk zamanlarda forma giymesi kolay olmadı Miiko’nun. Özellikle kadrodaki as isimlerin form grafiği ve  kendisinin de sonradan oyuna girdiğinde sol kanatta bekleneni veremeyişi, forma şansı bulamamasında etkili oldu. Kendisini gösterme şansı yakaladığı ve kariyerinin en üst noktasına ulaştığı 2012 sezonunda ise bambaşka bir Miiko vardı karşımızda.

Sürekli sakatlıklarla boğuşan Malmö ve TD’ü Norling, sağ bekte oynayan Danimarkalı Vinzents’in yokluğunda 2012 sezonu öncesinde farklı arayışlara gitti. Hazırlık döneminde Albornoz’u sağ bekte oynatarak beni çok şaşırttı. Ben sadece ‘deneme’ adı altında bunu yaptığını düşünüyordum o zamanlar. Halsti’nin dahi sağ bek için alternatif olduğu bir ortamda, aslında bir sol kanat oyuncusu olan Albornoz’un sağ bekte denenmesi bana pek akıl işi gibi gelmiyordu.

Her ne hikmetse sezona da Albornoz’u sağ bek oynatarak başlayan Norling, gün geçtikçe bu kararı vererek ne kadar doğru bir adım atmış olduğunu da gösteriyordu bizlere. Önünde oynayan Hamad ile birlikte rakiplere o kanatta ciddi korkular yaşatan Albornoz, istikrarı ve yükselen grafiği ile bu dönemde Avrupa kulüplerinin dahi radarına girmeye başladı. Uzaktan attığı etkili şutlar, sağ kanattan sol ayağı ile açtığı etkili ortalar ile günden güne Malmö’nün en önemli gol silahlarından olmaya başladı. Gösterdiği iyi performans ve  sol ayağını sağlam kullanması sebebi ile takımında penaltıcısı olmaya başlayan Albornoz, 2012 sezonunu 27 maçta 3 gol 3 asist ile tamamlayarak bir bek oyuncusu için güzel denenebilecek istatistiklerle kapatmış oldu. En azından sağ bekte oynayan bir sol ayaklı için ilk sezonunda yeterli bir istatistikti bu.

Hiç alışık olmadığı sağ bekte; hızı, güçlü fiziği ve top hakimiyeti ile dikkat çeken Miiko için tranfer dedikoduları yüksek sesle söylenmeye başlanmış, takımın en önemli ayaklarından biri oluvermişti 22 yaşındaki sol ayaklı sağ bek.


Her şey Albornoz’un kariyeri için pozitif giderken, kendi mezarını kazmak deyimini birebir gerçekleştirdi Albornoz bu sezon başında…

2012′nin Ekim ayı sonlarında İsveç sitelerine bomba gibi bir haber düştü. Fotoğraflarda suratı gizlenmiş bir isim, haberde ise İsveç’te önemli bir takımda oynayan önemli bir ismin 14 yaşındaki bir kıza tecavüz ettiği haberi.

Şaştım kaldım bu haberi görünce. 2-3 hafta sonra bu suçla yargılanan ismin ‘Miiko Albornoz’ olduğunu görünce şaşkınlığım daha da arttı. Kariyerinin zirvesinde dolanan ve benim de İsveç’ten alınabilecek futbolcular arasında ilk 3′e yazdığım Albornoz, 2012′nin Kasım ayında “14 yaşındaki bir kıza tecavüz etme” suçundan tutuklanıyordu.

Her gün farklı bir gelişme yaşandı bu konuyla alakalı. Albornoz çıktığı mahkemede tecavüzü kabul etmese de, 14 yaşındaki kızla cinsel bir temasının olduğunu ancak bunun zorla olmadığını belirtti. Kızın mevcut yaşından daha fazla gösterdiğini her fırsatta dile getiren Albornoz, sosyal medyada kızla yapılan konuşmaları göstererek, kızın da yaşananları kendi isteği ile yaptığını belirtiyordu. Yani ortada tecavüz diyebileceğimiz bir zorlama yoktu.

Yeni yılın ilk günlerinde Albornoz ile ilgili suçlama tecavüzden çıkıp, cinsel istismar suçuna dahil edildi. Albornoz’un kendisini savunması haklı bulunduğundan böyle bir karar alındı.. Mahkemenin elinde sosyal medyada ikilinin yaptığı konuşmalar mevcuttu çünkü..


Bir anda hayatı bu yaşananlarla değişen Albornoz, Şubat 2013′de açıklanan mahkeme kararıyla, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aynı zamanda hapis cezası ertelenen Miiko, 2 ay süreyle futboldan uzaklaştırıldı. Sağ bekin değişilmez ismi haline gelen Miiko, bir anda İsveç medyasının ‘kötü adam’ı oluvermişti. Saha içindeki üstün performansının yok sayılmasına neden olan bu olaylar medyada sıkça dile getirilirken, Malmö kulübü oyuncuyla yollarını ayırmak yerine  yola devam etme kararını aldığını resmi sitesinden duyurdu. Albornoz her fırsatta pişman olduğunu dile getirdiğinden böyle bir karar alan Malmö kulübü, Şubat 2013′de 2 ay ceza alan oyuncusunun Nisan 2013 itibari ile futbola geri döneceğini açıkladı.

12 Nisan 2013′te tekrar mahkemeye çıkan ve cezası 10 gün daha uzatılan Albornoz, beklenenden 10 gün daha geç sahalara döndü. Tüm bu yaşananlara rağmen koşulların da Albornoz’un lehine gelişmesiyle Albornoz 22 Nisan 2013 tarihinde oynanan Öster maçında ilk 11′de sahaya çıktı. Tam 168 gün sonra mavi formayı tekrardan sırtına geçiren Şili asıllı İsveçli futbolcu, o maç öncesi Malmö’nün defansındaki sakatların fazlalığı sayesinde formayı futbola döner dönmez giymiş oldu.

2012 sezonundaki performansıyla Türk kulüpleri için önerdiğim ve geleceği hakkında çok olumlu düşündüğüm Albornoz’un yaşadıkları ve yaşaması muhtemel olayları göz önüne alsam genç oyuncunun yeteneğini daha ön planda olması gerektiğini düşünüyorum. Onu sahada görmek benim gibi futbolseverler için çok daha pozitif bir durum olsa gerek. Saha dışında yaşadıkları ileride yine önüne çıkacak ancak Albornoz tekrar sahalarda ve 1 sene önce izlediğimiz Albornoz’u bizlere göstermek için elinden geleni yapacak. Umarım izlemekten keyif aldığım Miiko, eski formuna tekrardan kavuşur…

10 Nisan 2013 Çarşamba

Futbolun Usain Bolt'u

http://www.yarisaha.com/wp-content/uploads/2013/04/Accam-celebrates-his-opener-for-Helsingborg-610x400.jpg

3. Lig diye tabir edebileceğimiz ligde mücadele veren Östersunds'dan transfer edildi Accam... Hem de 3. Lig tarihinin en pahalı transferi olarak... Tıpkı Hacken'dan Spartak Moskova'ya transfer olan Waris gibi, Dream Akademi'den yetişti. Östersunds, buradaki akademiler sayesinde kadrosuna kattı nam-ı diğer Titi'yi. Burada başarılı bir performans gösterince 1. Lig ekibi Helsingborg'un dikkatini çekti. Çocukluktan tanıştığı Waris gibi bir anda parlayan Accam'ın, zamanında yaklaşık 5-6 1. Lig takımı tarafından istendiğini fakat Helsingborg'un bu yarışı kazandığını da hatırlatmakta fayda var. Helsingborg oyuncuyla sezon ortasında anlaşmaya vardı ancak sezon sonuna kadar kiralık olarak Östersunds'ta kalmasına karar verildi. O zamanlar Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarına çıkan Helsingborg, play-off'a kalıp Celtic ile eşleşince işler değişti ve yönetim ani bir kararla Accam'ın transferinin yaz döneminde gerçekleşmesine karar verdi. Sezon ortasında, Celtic maçı öncesi bir anda Helsingborg kadrosuna katılan Accam, 50 binin üzerinde taraftarın karşısında oynanan Celtic maçına da çıkma başarısı gösterdi. Son dönemde yetiştirdiği Afrikalı oyuncularla dikkatleri çeken Dream Akademi'nin bir başka ürünü oldu Accam.

O zamanlar takımın başında Norveçli teknik direktör Age Hareide vardı. 3. Lig'de oynarken bu ismi yakından takip eden isimler genellikle forvet arkası oynadığını belirtmişlerdir Accam'ın. Ancak Hareide, Accam'ı çoğu zaman sağ kanadın alternatif ismi olarak değerlendirmeye çalıştı. Forvet hattı için ise hemen hemen hiç düşünmedi. Harika bir isim olduğunu röportajlarında sıkça duymamıza rağmen, verdiği şans bunla doğru orantıda olmadı. Ara ara şans bulduğunda kendisini gösterme fırsatı bulan Accam, buna rağmen Hareide'nin gözüne giremedi ve çoğu zaman kulübenin müdavimlerinden oldu.

http://www.yarisaha.com/wp-content/uploads/2013/04/accam.jpg

Accam için kritik hamle teknik direktörün değişmesi oldu. Hareide ile yolların ayrılıp, Roar Hansen'in takımın başına getirilmesi ile Accam da kadronun değişilmezleri arasına girmeye başladı. Sadece teknik direktör değildi değişen, oyun sistemiydi. 4-4-2'den kurtulup, 4-2-3-1'e dönen Hansen'in Helsingborg'u, Accam'ın da dikkat çekici performansını gösterdiği mevkisine daha yakın olmasına aracı oldu. Djurdjic ve Sörum gibi de iki önemli golcüsünü kaybetmesi, Helsingborg'un ve Accam'ın önünü açan diğer faktörler oldular. Tabii tüm bunların bir araya gelişiyle Accam'ın kalitesini görmemiz de geç olmadı. Hazırlık döneminin en formda ismi olarak hafızalarımıza kazınan 'Titi', lig başlangıcıyla birlikte de rüzgar gibi esmeye devam etti. Topla yaptığı koşular sayesinde çoğu kişinin dikkatini çekti. Djurgarden'a karşı oynanan ilk lig maçında 2 gol atıp 1 de asist yaptı. Attığı gollerin ceza alanı dışından gelmesi de bulunduğu bölgenin nereler olduğunu gösterir gibiydi. 100 metreyi 10 saniye civarında koştuğu bilinen ve bu hızını ani ayak hareketleriyle süsleyip ilginç hareketler yapabilen Accam, gün geçtikçe daha da dikkat çekici olacak gibi. Zaman zaman bu hızlı oyun tarzı kendisinin de kafasını karıştırmıyor değil aslında. Saçmalama noktasına geldiği anlar oluyor. Aklı ile ayakları arasında zaman zaman yaşadığı uyum sorunu saç baş yoldurtabiliyor. Siyahi oyuncularda sıkça görülen bu durum ne var ki Accam'da aza indirgenmiş durumda. Kumaşını gösterebildiği için de bu tarz hataları görmezden gelinebiliyor. Helsingborg'a yeni teknik direktörün gelmesi ve sistemin de değişmesine en çok sevinen isimlerin başında geliyor Accam. Kendisi için en iyi pozisyonda oynamaya başlamasından dolayı epey mutlu gözüküyor. Merkezde oynayıp, topu önüne almanın ve kaleye doğru ilerlemenin onun için çok farklı bir anlam ifade ettiği kesin. Oyunuyla da bunu kanıtlıyor zaten.

İsveç'te 3. Lig tarihinin en pahalı bonservis bedeliyle Helsingborg'a geldi demiştim Accam için. Yaklaşık 2 milyon İsveç Kronu'ndan bahsediliyor bonservisi konusunda. Bu da 240 bin Euro civarında bir rakama tekabül eder. 1999 yılında Afrika'ya taşınan ve eski futbol antrenörü olan Tom Vernon (aynı zamanda Dream Akademisi'nde görev yapıyor) onu çok yakından tanıdığı için onun söylediklerini de dikkate almak gerek. Vernon'un Accam için söylediklerine bir bakalım;

http://www.yarisaha.com/wp-content/uploads/2013/04/TiTi.jpg

"Bu sezon Accam için harika olacak. Waris kadar hızlı bir isimdir. Akıllıdır ve farklı taktiklere kolay adapte olur. Çok yönlü olduğundan farklı sistemlere adapte olması zaman almaz. Çok olgun bir genç Accam. Onun için bu sezon sıçrama sezonu olabilir. Takımın başına getirilen yeni teknik direktörün gençlere verdiği önem herkesçe biliniyor. Accam'a da şans vereceğini düşünüyorum. Waris'in yaptığını Accam da yapabilir. Akademinin beklentileri Waris'ten fazla değildi ancak o beklenenin üstünde bir oyun göstererek Moskova'ya transfer oldu. Waris kadar nokta bir golcü olmasa da, Accam da gol açısından patlama yapabilir bu yıl. Asist özelliğini kullanmasa bundan şüphem olmaz zaten. Akademide çok dikkat çekmişti Accam fakat fiziki açıdan gelişimi biraz geç oldu. Onun büyük bir yetenek olduğunun farkındaydık ancak üst düzey futbolu oynayıp oynayamayacağı konusunda şüphelerimiz vardı. Ancak hızı ve gelişen fiziğiyle kafamızda yer alan şüpheleri azalttı."

Vernon'un söyledikleri çok önemli. Eski bir Manchester United futbolcu araştırmacısı olan Vernon'un, henüz 13 yaşında Accam'ı keşfettiğini de hatırlatmak gerek. Zamanında onu İngiltere'de bir takıma transfer etme girişimleri dahi olmuş ancak Afrikalı isimlerin çalışma izni alması konusunda yaşanan sıkıntılar sebebi ile bu durum gerçekleşmemiş. Vernon'un da dediği gibi, Accam fiziki olarak hala yeterli değil. Hızının yanında bu özelliği de gelişse tabiri caizse dehşet bir oyuncu olabilir. Geçtiğimiz Mart ayında ilk kez Gana Milli Takımı'na da davet edildi fakat forma şansı bulamadı, arada bir anektod olarak verelim bu bilgiyi.

Sezon başındaki performansıyla birçok kişinin şimdiden kenara not ettiği isimler arasına girdi Titi. İsveç'in Usain Bolt'u olarak lanse edilen Accam'ın göstereceği performansı ben de ligi yakinen takip ettiğim için merakla bekliyor olacağım. Bakalım, Waris'in yaptığı  gibi onu da Avrupa'nın önemli bir kulübünde görebilecek miyiz ?

9 Nisan 2013 Salı

Jiloan Hamad'a Dair

http://www.yarisaha.com/wp-content/uploads/2013/04/s-610x396.jpg

Bir buçuk yaşından bu yana İsveç’te yaşayan Jiloan Hamad, aslen Azerbaycan/Bakü doğumlu. İsmi kulağa bir Türk ismi gibi gelse de kendisi bir Kürt. Bunu da hiçbir zaman söylemekten çekinmiyor.  Örebro’da yaşamını sürdürürken henüz beş yaşında futbol oynamaya başlayan Hamad, 16 yaşında alt lig ekibi BK Forward’ın bünyesine katıldı ve profesyonel oldu. Buradaki ikinci senesinde gösterdiği performansla Malmö’nün dikkatini çekti ve Skane ekibi Malmö’ye transfer oldu. Birçok kişinin internetten kolayca bulabileceği gol veyahut asist sayılarını buradan verme gereği görmüyorum. Biraz daha ilginç anektodlar vermekte fayda var.

Yakın zamandan bir detayla başlayalım: Malmö formasını ilk kez 2008′de sırtına geçiren Hamad için geçtiğimiz Cuma günü oldukça özel bir anlam taşıyordu. Atvidabergs ile oynanan lig maçında 100. kez Malmö formasını sırtına geçirdi genç oyuncu. Gösterdiği başarılı performansla İsveç milli takımına kadar yükselen Hamad için dalya deme vaktiydi geçtiğimiz hafta.

Hazır İsveç milli takımı demişken, şu dipnotu da vermeyi unutmayalım. Performansıyla İsveç U21 takımına kadar yükselen Hamad, o zamanlar Azerbaycan milli takımından da milli davet aldı ancak senelerdir İsveç’te yaşadığı için gelen bu teklifi reddetti. Son dönemde epey moda olan durum Hamad’ın da başına geldi anlayacağınız.


İsveç’in alt kademelerinde mücadele veren ve sahibi Kürt Mehmet Dilges Kartal olan Skånekurd FF’in gelişimine katkıda bulunduğu herkesçe biliniyor. Ayrıca Division 1′e kadar yükselen ve yine Ramazan Kizil’ın sahip olduğu Dalkurd FF takımını da yakından takip ediyor Hamad.

Genç oyuncunun ligimize transfer olacağı son dönemde epeyce söylenir oldu. Yakından izlediğim bir oyuncuyu kendi ligimizde görmek tabii ki keyif verici olabilir fakat sadece daha yakından göreceğim diye de transferi pohpohlamam doğru olmaz. Gençlerbirliği’nin sezon başında kadrosuna kattığı Jimmy Durmaz ile Malmö’de aynı dönemde forma giydi Hamad. Sağ kanatta o, sol kanatta Jimmy takımı sürüklüyorlardı fakat Hamad çoğu zaman Jimmy’nin arkasında kaldı. Takımdaki yıldızlar ekonomik zorluklar sebebi ile elden çıkarılınca ve sadece elde Hamad kalınca doğal olarak kıymete bindi. Çoğu yerde sağda, solda hatta ortada oynayabildiği söylense de, sağ açıktan farklı bir yerde göremezsiniz Hamad’ı. Bu yıl daha çok içe katetmeye başlasa da bu özelliğini çok göremedik bu sezona kadar. Kısa boyu ve bence fiziki açıdan yetersizliği başka eksi yönleri. İsveç’e göre üstte kalan aklı ve yeteneğini göz ardı edemem ancak Jimmy Durmaz’dan ne farkı var bu adamın diye de söylemeden edemem. Hatta Jimmy’den bence birkaç tık daha aşağıda bir isim. İyi, hoş ama birçok yerde yer alan tanıtımındaki sözlerin çoğu fazlasıyla abartı. İsveç’e göre göze batan bir performansı olunca haliyle de dikkat çekiyor.

Topla çizgiye kolayca inebilmesi, hızı ve zaman zaman yaptığı estetik hareketler olsa da, bunu İsveç dışında yapabileceğine dair ciddi şüphelerim var. Bu bakımdandır ki çok olumlu konuşamıyorum Hamad hakkında. Önümüzde İsveç’ten diğer Avrupa liglerine giden birçok ismin yaptıkları daha doğrusu yapamadıkları bilgisi mevcut. Temkinli olmamın ikinci sebebi de bu durumdur.

http://www.yarisaha.com/wp-content/uploads/2013/04/704x396ByWidth_CutTopBottom_Transparent_True_False.jpg

Ligimize gelebileceği haberlerine dönecek olursam; Beşiktaş’ın ciddi olarak ilgilendiği dedikoduları var. Tek kelimeyle ”yetersiz” diyebilirim. Gelir, benim yüzümü kara çıkartır ve ben de lafımı yutarım ama Jimmy’den dahi aşağıda diyorken Beşiktaş dedikodusunun çıkması çok şaşırtıcı. Bir dönem İtalyan devi Lazio’nun kapısından döndüğü gerçeği de var. Hatta sportif direktör Tare’nin ağzından transferin bitme aşamasına geldiği dahi söylenmişti. 2.5 milyon euro civarındaki bonservis bedeli  konuşuluyorken, bu transfer bilmediğimiz bir nedenden dolayı gerçekleşmedi. Oyuncunun sene sonunda serbest kalacak olması, Malmö’nün de ekonomik zorluklar sebebi ile elinin güçsüz kalması transferde acele edilmemesine yol açtı sanırım. Sezon öncesinde kupada Sundsvall ile oynanan maçta İngiliz ekibi Southampton yetkilileri tarafından da izlenildiği resmi olarak açıklanmıştı ancak sonrasında hiçbir girişim olmadı.

Türkiye’deki spor sitelerinde de okumuşsunuzdur. Türkiye’den teklif aldığını doğrulamıştı Hamad. Malmö’den ayrılması halinde daha değerli bir takıma gitmek istediğini söylese de dediğim gibi serbest kalacak olması kulüplerin beklemesine sebep oluyor. Yaz aylarında beklenenden daha düşük bir bedelle de olsa Malmö’den ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Takımda en değer verilen isim haline gelince sezon öncesinde yaptığı bir muzurlukla da gündeme geldi Hamad. Kampta hazırlanan bir doğum günü pastası gündem oluşunun sebebiydi. Pastanın çıplak bir figürü yansıtması ve Hamad’ın da resmi Twitter ve Instagram hesabından bu pastanın fotoğrafını paylaşması çok fazla tepki çekti. Sonrasında kaptan özür dileyince affedildi. Zor günler geçiren Malmö’de tek yıldız olarak kalınca fazlasıyla şımarık bir hale büründü Hamad anlayacağınız.

Hayalindeki takım olarak Milan’ı gösteren ve Shaktarlı Taison ile Chelseali Hazard’ı oynadığı en iyi isimler olarak gösteren Hamad, Zlatan’ı ise bu isimler arasında ilk sıraya koyuyor doğal olarak. Önümüzdeki aylarda sıkça ismini duyabileceğimiz bu isim için benden yana geçer not yok. Gelir de beni şaşırtırsa bir eyvallahım olur elbet akranıma…