3 Aralık 2013 Salı

Lukas Spalvis & Hakan Redzep

Kuzey futbolunda üst seviye liglerde oynayan genç yetenekleri tanıtma yazılarımız sürecek, zaman zamanda alt yapılarda yetişen, A takım seviyesine hazırlanan yeteneklere yer ayırmak gerektiği düşüncesindeyim. Gençlere yönelen takımların yetenekli bir oyuncuyu ufak yaşlardan takip etmesi daha yararlı. A takım seviyesine geldikten sonra daha üst seviye takımların araya girmesiyle transferleri zorlaşabiliyor.


Lukas Spalvis
Aalborg son yıllarda ekonomik olarak çok iyi durumda olmayan bir kulüp. Hatta geçtiğimiz dönemlerde bir kısım otorite tarafından sürpriz düşme adayı oldukları iddaa ediliyordu. Fakat Kasper Kusk-Nicklas Helenius-Lucas Andersen  gibi önemli yetenekleri  A takıma kazandırdıkları dönemde bir şekilde Avrupa Kupaları yarışının içinde olmayı başardılar. Yarış içinde olmalarını sağlayan en büyük etken ise yeteneklere kulübün tecrübesini katarak yol göstermeleri. Sonuçta yaklaşık 130 yıllık bir geçmişi olan, Şampiyonlar Ligi'nde gruplarda oynamış, Jesper Gronkjaer, Stale Solbakken, Brian Priske gibi bir dönem önemli işler yapmış isimlerin forma giydiği bir kulüp Aalborg. A takımda hali hazırda, Avrupa'nın devlerinin iştahla takip ettiği Kasper Kusk gibi önemli bir yetenek var. Kısa bir süre önce Nicklas Helenius'u Aston Villa'ya, biraz daha öncesindede Lucas Andersen'i Ajax'a göndermişlerdi. Bu yeni yapının bizlere sunmasını beklediğim yeni yetenek Litvanya'lı golcü Lukas Spalvis.

Spalvis 27 Temmuz 1994 doğumlu. Futbol yaşantısının ilk ciddi eğitimini Almanya'da alırken Weill ve Freiburg takımlarının 17 yaş altı Milli takımlarında forma giydi. Almanya vatandaşlığıda bulunan bir isim. Freiburg 17 yaş altında oynadıktan sonra 2011 Temmuz'da Aalborg alt yapısına katıldı. Kaliteli bir alt yapı eğitimi alan Spalvis, Litvanya Milli takımının alt yaş gruplarındada görev alıyor. Yaşıtlarının üstünde yeteneklere sahip olduğunu oynadığı maçlarda gösterdi. Güçlü fiziği ve yüksek tekniğiyle dikkat çekiyor.. Bu yıl A takımda Superliga'da 3 defa şans buldu, kupada da değerlendirildi. Sıklıkla ise iyi işler yapan Aalborg reserve takımında oynuyor.. Aalborg reserve takımı geçen sezon Kuzey grubununu lider bitirip şampiyonluk grubunda 3. olmayı başarmıştı. Bu sezonda Kuzey grubunda zirvede yer alıyorlar. Tabi bu başarıda en büyük pay sahibi Aalborg A takımında asistanlık yapan Allan Kuhn'un. Kuhn ülke futbolunun en iyi analizci hocalarından. Midtjylland'ta A takımda direk görev almış, Randers ve geçmiş yıllarda Aalborg'ta yine asistanlık görevlerinde bulunmuştu. Spalvis'te bu değerli ismin A takıma hazırladığı önemli bir yetenek. Bu yıl reserve ligde 6 gol atan Spalvis'in Litvanya A Milli'nin Moldova ile yaklaşık 20 gün önce oynadığı hazırlık maçına davet edilmeside yeteneklerinin önemli bir göstergesi. Spalvis için mutlaka takip edilmesi gereken, geleceği parlak olan bir forvet olduğunu söylememiz gerek. Finlandiya maçında attığı bir golüde paylaşalım.


Hakan Redzep

Normalde Danimarka'da alt yapıda güçlü kulüp hangisi dense  cevap olarak 'Midtjylland' akla gelen ilk kulüp olmalı. Fakat Nordsjaelland'ta son yıllarda müthiş alt yapı atılımı yapan bir kulüp. Şampiyon olduğu sezon sonrası dahi 'Şampiyonlar Liginden gelecek gelire sahip olan' kulüp büyük arena için yıldız transferine ihtiyaç duymamış, kulübün planlamasını bozmamıştı. Anlık başarılar yerine geleceğe yönelik adımlarıyla dikkat çeken bir kulüp Nordsajelland. Şu anki hocaları Kasper Hjulmand daha önce Lyngby'de alt yapıda görev almıştı..Bir önceki hoca Morten Wieghorst ise Danimarka 21 yaş altına geçmiş oradan Swansea'da asistanlık görevine başlamıştı, son dönemde dünya futbolunda 'hocalık anlamınad'popülerliği artan Michael Laudrup'un yanına. Nordsjaelland yönetiminin az çok tercihlerini anlatmak adına bunlar önemli bilgiler diye düşünüyorum.


Hakan Redzep 1994 doğumlu bir diğer yetenek. Aslında Kopenhag alt yapısından yetişen bir oyuncu. 2009'da Kopenhag 15 yaş altı takımıyla BK Frem'e karşı oynadıkları finalde takımın kaptanlığını yapmış 1 tanede gol atmıştı. Hatta o kadroda şu an Kopenhag A takımında şans alan Danny Kwasi Amankwaa'da forma giyiyordu.  Sonra ise Kopenhag'a 100 km civarda bir uzaklıktaki Farum'da Nordsjaelland'ta forma giymeye başladı. 1 Temmuz 2013'te A takıma yükseltilen Hakad Redzep geleceği parlak bir isim. A takım formasını ilk kez Aalborg ile 1-1 kaldıkları maçta terletti. 81. dakikada oyuna dahil olan isim tabi ilk defa oynamanın verdiği isteklede çalışkan bir görüntü çizdi. Pres gücü yüksekti, ayrıca topu saklama yeteneğide dikkat çekti. Bunda sol ayağını fiziğiyle orantılı olarak kullanmasınında payı fazlaydı diyebiliriz.  Redzep bu sezon reserve ligde 2. grupta 5 gol atmayı başardı. 16-18 yaş arası Milli takımlarında toplamda 16 defa forma bulmuş önemli bir isim Hakan Redzep. Araştırdığım kadarıyla Türkçe'de bilen bir isim, gurbetçi olarak ülkemizde oynama şansı var. Takip edilmeli.

Güncelleme (1 Temmuz 2016) : Lukas Spalvis 1.60 milyon euro bedelle Sporting Lisbon'a transfer oldu. Beklediğimiz çıkışı gerçekleştirdi. Hakan Redzep ise kariyerini alt liglerde sürdürmeye devam ediyor. 

29 Kasım 2013 Cuma

Melker Hallberg


Sir Alex Ferguson uzun süreçte nasıl Manchester United efsanelerinden biri haline geldiyse Nanne Bergstrand'ta İsveç futbolu daha doğrusu Kalmar için o özellikte bir isim. Kalmar'ı alt ligden alıp Allsvenskan seviyesine çıkaran ve Allsvenskan şampiyonluğu yaşatan çok ama çok özel bir tecrübe, hocalıktan çok eğitmen..11-12 yıllık süreçte kulübü iyi seviyelere getirdiği gibi özel yetenekli isimleride Avrupa Futboluna hazırladı. Akla gelen ilk isimler David-Rasmus Elm kardeşler, Lazio yolunu tutan Berisha, AZ Alkmaar'lı Mattias Johansson akla gelen isimler. Tabi bu isimlerim dışında yetenekli olup kendine iyi bakamadığı için önemli yerlere gelemeyen yeteneklerde söz konusuydu. Belki saha için taktik bilgisi tartışılır hatta beğenilmeyebilir ama Nanne Bergstrand İsveç futbolunda her zaman öğretici pozisyonda iyi işler yapmış bir isim. Kalmar'dan ayrılık kararı aldığı bu sezonda Avrupa futbolu için hazır hale getirdiği bir isim var. Aslında 2-3 yıllık yatırımın meyvesi bir isim diyelim, bu yetenek Melker Hallberg...


13 yaşında eğitimini yerel takım Möre BK'ta almaya başlayan Hallberg 2010'da Kalmar tarafından keşfediliyor. 2 yıl boyunca A takım seviyesine hazırlanan genç yetenek 2012'den itibaren Nanne Bergstrand'ın onayıyla A takıma dahil edilmeye başlandı. İlk maçını Malmö karşısında oynayan Hallberg kulüp tarihinin en genç oyuncusu unvanına hak kazandı. Nanne Bergstrand ilk sezonunda Hallberg'e kanatta görev verirken merkez orta sahaya sık sık yardıma gelen Hallberg , yaptığı yüksek ritimli preslede dikkat çekiyordu. Tabi bunları pozitif olarak gösterebilmesini sağlayanda 16 yaşındaki bir 'çocuk' için üst seviye fiziğe sahip oluşuydu. Nitekim ilk defa 11 çıktığı Hacken maçında yaptığı pres sayesinde kapılan top gol olarak sonuçlanmıştı. Nanne Bergstrand sezon içerisinde kadro seçimlerini değişikliği seven ve genç isimlere erkenden büyük sorumluluk veren birisi olmadığından Hallberg  ara ara forma buldu. İlk golünü ise Elfsborg karşısında atarken takımını galibiyete taşıdı. Allsvenskan'daki ilk sezonunda 11 maçta forma giyen Hallberg 1 gol ve 1 asistle sezonu tamamlamış oldu.


İlk sezonunda Kalmar'ın genel anlamda oyun formasyonu bu şekildeydi. Hallberg'te kanatta görev aldı fakat oynadığı maçlarda saha içerisindeki görüntüsü adeta 'serbest oynamak istiyorum' diye bağırıyordu. Pres yaparken merkez orta sahaya yardımları Kalmar'ın sistemini bir anda 4-2-1-3'e döndürebiliyordu. (Gutu'nun ofansif özelliklerinden dolayı) Nitekim Bergstrand 4-3-3 formasyonunu kullandığı dönemlerde Hallberg'e daha rahatlık sağlayıp 3'lünün sağında oynattı. Aslında bunlar zamanla vereceği sorumlulukların göstergesiydiki bu sezon öncesi İsraelsson ve Tobias Eriksson gibi merkez orta sahanın kilit 2 isminin yaşadığı sakatlıklar Hallberg'in o gün yüzüne çıkmayı bekleyen potansiyelinin daha erken sergilenmesini sağladı. Kamp boyunca Bergstrand Hallberg'i bağlantı bölgesinde çalıştırmaya başladı. Doğrusu yüksek fizik kuvveti, top tekniği ve alanı daraltma/presiyle genç yetenek bu bölge için çok ideal bir isimdi. Teknik heyette ona serbestlik tanıyınca bazen rakip ceza sahası içerisi ve etrafında görünen Hallberg bazende savunmada yer alıyordu. 18 yaşında bir oyuncu için nerden baksanız 50-60 metrelik mesafeyi doldurmak çok zor olsa gerek ? Fakat Hallberg yetenekleriyle bunu başarmakta zorlanmayan bir isim, bazen Fredrik Ljungberg'in yumuşak dokunuşlarından örnekler sunarken bazende şu an CSKA forması giyen Rasmus Elm'i andırıyor desek abartı olmaz. Nitekim bu süreçte İsveç genç milli takım formalarınıda terleten isim Elm'in yerine belkide yanına düşünülen ilk isim.



95 doğumlu bir oyuncu için istatistikler oldukça iyi seviyede. Üstelik daha tabloya girmeyen 17 yaş altı Milli takım performansı olduğunuda hatırlatalım. Hallberg Allsvenskan'da tecrübe kazanıp yeteneklerini sergilerken İsveç genç milli takımlarıylada bunu pekiştirip tecrübesini arttırmaya başladı. Hallberg için devreye girecek çok takım olduğunu düşününen Kalmar çokta uzun olmayan bir süre önce 4 yıllık sözleşmeye imza attırmıştı. 2016'da sonunda sözleşmesi tamamlanacak. Yıldız/fosil hale gelmiş isimlerden çok gelecek vaadeden isimlerle geleceğini planlayan takımlarımızın muhakkak listesinde olması gereken önemli bir yıldız adayı. Alacak takımın full donanımlı, bir çok özelliği bulunan önemli bir ismi kadroya katmış olacağı kesin. Yanlız acele edilmezse, sürece bırakılırsa 6 ay bilemedin 1 yıl sonrası çok geç olabilir. Almanya'da oyunu domine eden bir takımın orta sahasında Hallberg'i izleyebilirsiniz. Güzel bir video ile yazı biter...

Güncelleme (1 Temmuz 2016) : 8 Ocak 2014 tarihinde beklediğimiz gibi Udinese tarafından keşfedildi. Kiralık opsiyonlarla gelişimi izleniyor. Gelecek sezon Ascoli forması giyecek.

   


'Zorro' Rasmus Festersen


Yazı başlığındaki 'Zorro' nerden geliyor diye siz kendinize sormadan ben cevaplayayım. Zorro yaklaşık 90 senelik bir hayali, Antonio Banderas'ın canlandırdığı karakter. Onun göz bölgesine taktığı bantın şekli günümüzde sporcuların yaşadığı yüz sakatlıklarında kullanıyor. Danimarka'da Alvaro Santos Kopenhag forması giyerken, ülkemizde Burak Yılmaz ve basketbolcu sayısız yıldız bunu kullanıyor. Festersen bu korumadan ceza alan ilk ve tek oyuncudur muhtemelen. 2011 sezonunda 1. Ligde Viborg ile oynadıkları maçta gol sonrası yaptığı bu sevinç nedeniyle (siyasi anlam içerdiği gerekçesiyle) kırmızı kartla oyundan atılmıştı. O dönemde bu karar tepki çekmişti.

Konunun özüne dönersek; Rasmus Festersen yetenekli olmasına rağmen kariyerinin ortalarında yüksek seviye ligde oynamaya başlamış bir isim. Hedeflediği noktalardan birine geç geldi diyebiliriz. 2007'de Silkeborg teknik heyeti onu keşfedip deneme sonrası prof sözleşme yaparken ' Tam zamanlı bir profesyonel futbolcu olarak oyununu geliştirmesini umuyoruz, 'bazı önemli ofansif yeteneklere' sahip diyerek oyuncu hakkındaki heyecanını dile getirmişti. Silkeborg'ta sonra kendini Slagelse ekibi Vestsjaelland formasında buldu. 2009'da attığı gollerle dikkat çeken yetenekli isim doğu grubunun (3.lig seviyesi) en iyi oyuncusu seçilirken takımınında şu anki adıyla Nordicbet ligaen'e yükselmesinde önemli rol oynamıştı. Aynı zamanda Roskilde Üniversitesinde eğitimini sürdüren Festersen'in oyun olarak gelişiminin gecikmesinde eğitim sürecinde rol oynadı diyebiliriz.  Gerçi kendisi eğitim hayatında geliştirdiği bilgi donanımıyla, futboldaki yeteneklerinin birleştirdiğinde daha etkili olduğu görüşünde.

Festersen ilk Superliga golünü Odense maçında attı, son saniyelerde attığı golün takımına 1 puanı getirmeside ayrı bir özgüven getirdi diyebiliriz. 4-4-2'nin solundada görev alabilen Festersen'in en verimli olduğu pozisyon ise Vestsjaelland'ın dönem dönem kullandığı 3-4-3'ün öndeki 3'lüsünde diyebiliriz. Bu sistemde serbest rolde oynayan Festersen ceza sahası içerisi ve çevresinde aldığı doğru pozisyonlarda iyi işler yapabiliyor. Left wing olarak gösterilsede serbest oynadığından ara ara sağ kanada yakın bölgedede etkili oluyor. Kopenhag deplasmanında sağa doğru kayarak yaptığı vuruş gol olmuştu. Her ne kadar golde kaleci Wiland'ın hatası olsada solda oynayan bir ismin sağ ayağını bu kadar kuvvetli kullanmasıda önemliydi. Festersen alt liglerde attığı gollerdede pozisyon içerisinde sakin oluşuyla dikkat çekiyordu. Sürati, uzaktan etkili şutları ve pozisyon içerisinde sakinliğiyle dikkat çeken Festersen'in savunmaya yardımıda iyi. Tek sıkıntısı oyun içerisinde yaşadığı devamlılık sorunu.. Süperlige çıkma amacındaki 2. lig takımlarının yada Süperlig seviyesinde olup düşük bütçelere sahip takımların tercih edebileceği bir isim Festersen. Kontratının bitimine 6 aylık bir süreç olduğunu hatırlatalım, az parayla verim alınabilecek dikkat çeken oyunculardan. Alt liglerde attığı golleri gösteren bir videosu ;


16 Eylül 2013 Pazartesi

Kopenhag



Kuzey Ligleri ekibi olarak yaptığımız sohbetler içerisinde geçen konuşmalardan birisi 'Kuzey'in büyük takımları Avrupa'da ülkemizi temsil eden takımlarımızla eşlesede gidip yerinde izleyebilsek, hatta röportaj yapabilsek' şeklindeydi. Tabi röportaj yapabilmek işin espri  ve zor kısmı ama tabi az takip edilen bu liglerin takımlarının ilgi çekmesi, bizlerin bilmeyenlere bu takımları anlatması ve temsilcimize karşı rekabet içinde olması doğrusu heyecanlandıran kısmı. İşin içine Kopenhag girince benim için bu heyecan iki kat artıyor. Nasıl ki ülkemizde Barcelona, Real Madrid gibi takımların fanlığı yapılıyorsa, El Clasico'larda taraf olunuyorsa benim Kopenhag sevgimde benzer. Uzun yıllardır Kuzey futboluyla ilgilenen birisi olarak Kopenhag'a olan sevgim apayrı boyutlarda. Sezon içerisinde oynadıkları maçlardan kaçırdığım bir elin parmaklarını geçmez, ayrı bir sempati işte. Kimine göre delilik, kimine göre neden bu kadar ilgili olduğuma dair merakla soru sordurtan bir kavram. Cevabıda basit aslında.

Futbolun endüstriyelleşmesinden uzakta kalmaya, underground havasını yaşatmaya, yetenekleri endüstriyel futbola sunmaya çalışan ligleri her zaman sevmişimdir. İskandinav futbolunun tamamı bu sistem üzerine kurulmuş durumda belki ama bunu müthiş bir taraftar desteğiyle yıllardı organize şekilde yapan, Avrupa'nın devlerine kafa tutmaya çalışan Kopenhag haliyle dahada ilgimi çekmiştir.  Buda bir sevgi, sempatiye dönüşmüştür.



Kura çekiminde Figo Kopenhag'ı Galatasaray'ın grubuna attığı anda diğer rakipleri devler Real Madrid ve Juventus olunca tabi maçları iple çekmemek elde değildi.  Özellikle TT Arena'da deplasman tribününde fanatik gruplarıyla izleme şansı bulabilirmiyim diye düşünmedim değil. Tabi bizimkisi Kopenhag'ı canlı izleme hayalini gerçeğe dönüştürme isteği, bir daha ayağa kadar ne zaman kim bilir.. Tabi bunlar işin tat yaratan kısımları...Türk futbolu bir adım ileri gidecekse, Galatasaray ile Kopenhag herhangi bir sıra için çekişecekse kazanan umarım temsilcimiz olur.. Gruplar belli olduğu anda Beşiktaş-Tromso eşleşmesinde olduğu gibi Kuzey ekibini blogta tanıtma fikri aklımızdaydı zaten. Gerek özel işlerimin yoğunluğu gerekse birazda kura sonrası çıkacak yorumları takip etme ve takımların son transfer hamlelerini görme adına bugune kadar bekledik. Yorumlardan çıkardığıö başlıklar ;

-Galatasaray Kopenhag'ı 2 maçtada yenerse Real Madrid ve Juventus kadar ilk 2 için şanslı olur.
-Kopenhag eski gücünde değil, geçen sezonki kadro kalitesinden uzakta.
-Galatasaray ile Kopenhag 3. lük için kapışırlar.

Bunların hangisi doğru analiz içinde anlatmaya çalışalım. 2. fikir ile başlangıç yapalım. Kopenhag'ın Şampiyonlar Liginde -kimsenin beklemediği şekilde- gruptan çıkıp 2. tur oynadığı ligdede 26 puan farkla şampiyon olduğu 2010-2011 sezonunun kadro yapısı aşağıdaki şekildeydi.

Wiland
Pospech-Antonsson-Zanka (Ottesen)-Wiland (Bengtsson)
Bolanos-Claudemir (Kristensen)-Kvist (Delaney)-Vingaard
N'Doye-Gronkjaer (Santin)

Solbakken 2006'da Kopenhag'ta göreve başlarken müthiş bir yapılanma ile kulübün futbol takımını bu seviyeye getirdi. Oynattığı futbolun en büyük özelliği iki bekinde aktif olarak korner çizgisine kadar bindirmeler yapmasıydı. Sonuçta ortada her türlü özelliği olan bir forvetiniz varsa skor üretmekte zor olmuyor, oyunuda zaman zaman soğutarak rakiplerin pozisyon üretmesini engelliyordu.  Pospech-Wendt Solbakken'in isteklerini karşılayan ideal beklerdi, nitekim bir çok Avrupa kulübününde dikkatini çektiler. Yine Zanka gibi çok kaliteli, gelecek vaadeden bir stopere sahiplerdi. Antonsson'un Zanka ile uyumu harikaydı. Orta sahada Kvist'te oyunu her 2 yönde iyi oynarken yaşlanan Norregaard'ın yerine alınan Claudemir adeta sepetten çıkan sürpriz yumurta misaliydi. Çok iyi katkı verdi. Sol kanat Vingaard Avrupa futbolunun gelecek vaadeden kanatlarından birisi olarak gösterilirken Gronkjaer takımın yıldız ismi konumundaydı. Futboluna sınıf atlatmak isteyen Bolanos'ta iyi işler yaptı. N'doye ise bu kulübe gelmiş çok farklı özel bir karakterdi. Daha öncede Trabzon'a transfer olacağı dönemde zaten onu özel olarak anlatmıştık.

Dame N'Doye


Değişim Başlıyor

Kopenhag'a tarihi günleri yaşatan Stale Solbakken oynattığı sistemli futbolla bir çok Avrupa kulübünün hoca adayları arasına girerken Köln'ün başına geçti. 2010-2011 sezonunda müthiş işler başardıkları kadrodan Zdenek Pospech Mainz'a, Antonsson Bologna'ya, Zanka (biraz daha geç şekilde) PSV'ye, Wendt Monchengladbach'a transfer olurken Gronkjaer futbola son noktayı koydu. Bir takımın 5 kilit isminin  ve hocasının ayrılışı haliyle bir çok kulübün kolay kolay kaldıracağı bir şey değil. Roland Nilsson ile 2011-2012 sezonuna merhaba diyen Kopenhag kadroyu yenilemek zorunda kaldı. Pospech'in yerine West Ham'dan Lars Jacobsen ve SonderjyskE'den Thomsen alınırken stoperde Zanka'nın alternatifi Ottesen direk oynamaya başladı. Yanındada Göteborg'tan alınan Sigurdsson'u izledik. Ardından Malaga'dan gelen Stadsgaard'ta formayı zorladı. Sol bekte Wendt'in arkasında görev alan Pierre Bengtsson oynamaya başladı.

Nilsson döneminin en büyük handikaplarından biri sol kanat zaafının yaşanmasıydı. Vingaard'ın geçirdiği ağır sakatlık ve Gronkjaer'in futbolu bırakmasının bu durumda payı epey fazla. Sezon içerisinde bu bölgede çok fazla sıkıntı yaşadılar. Claudemir'in yanına Heerenveen'den alınan Grindheim beklentileri veremedi. Daha dün olmuş gibi hatırlıyorum Şampiyonlar Ligi eleme turunda Sligo Rovers'ı 1-0 yendikleri maçta ıslıklanan isimler arasındaydı. Kvist'in yerini dolduramayacağı anlaşılmıştı. Daha sezon öncesi kazandığı bir maç sonrası ağır eleştirilere kalan Kopenhag'ın kötü bir sezon geçireceği az çok belli olmuştu. Kötü sonuçların geldiği bir dönemde Roland Nilsson ile yollar ayrılırken göreve şu an sportif direktörlük yapan Carsten V Jensen getirildi. Kopenhag kötü giden sezona rağmen son 5 maça 6 puan önde girdi. Fakat bu seride yapılan beklenmedik kayıplar Nordsjaelland'ın ilk şampiyonluğunu almasını sağladı.

2012-2013 sezonunda Kopenhag'ın ilk yapması gereken iş takımı toparlayacak bir teknik adam bulmaktı.

Göreve Belçika'lı teknik adam Ariel Jacobs getirilirken Bengtsson'u dahi kesip müthiş bir gelişim gösterilen Bryan Oviedo Everton'a gitti, N'Doye ise Trabzonspor'un da talip olduğu dönemde Rusya yolunu tuttu. Ariel Jacobs'u başarılı olmasını sağlayan en büyük etken alt yapıdan çıkan Andreas Cornelius çok kısa sürede bir Dame N'Doye katkısı göstermesiydi. Düşünün daha ilk sezonun ilk haftalarında Avrupa'nın devlerinin listesine girdi genç golcü..Ayrıca Bayer Leverkusen'den gelen Nicolai Jorgensen, Claudemir'in 2010-2011 yılında yaptığı katkının benzerini gösterdi. Gerek sol kanat gerek 2. forvet pozisyonunda oldukça iyi işler yaptı. Bu 2 oyuncu Kopenhag'ın sezonu şampiyon tamamlamasında büyük pay sahibi oldular.

2013-2014 Sezonu

2013-2014 sezonu için Kopenhag'ta herşey planlı gibi gidiyor gözüküyordu. Cornelius'un gelen teklifleri reddettiği, Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşadıktan sonra ayrılmayı planladığı çıkan haberler arasındaydı. Fakat işlerin arka planda o kadar düzenli gitmediğide ortaya çıktı. Cornelius'un ani şekilde Ibrahimovic'in transfer ücreti rekorunu kırarak Cardiff'e gidişi şok etkisi yarattı. Kopenhag Cornelius'un yokluğunu fazlasıyla hissetti, bunu yazının ilerleyen kısımlarında anlatıcaz.

Bu kadar uzun yazdık, başlıklara dönüp 2 numaralı şıklı bitirmek gerek. Kopenhag'ın 3 sezonluk bu yapılanmasını anlatırken yaşanan değişimle beraber güç kaybettiği düşüncesine katılmamak elde değil. O sezonki kalite ve ruhtan uzak bir takım var ortada. Fakat 2010-2011 sezonun sonundan itibaren yapılandırılmaya çalışan bir kadro olduğuda gerçek. Geçen sezona göre Cornelius dışında ideal 11'ini koruyan bir takımdan söz ediyoruz sonuçta. Sanal ortamda yada radyo-tv programlarında Kopenhag geçon sezonki kadro kalitesinde değil yorumlarına bu yüzden katılamıyorum, tamamen Danimarka Süperlig'i tablosuna bakılarak bu yanlış yorumların yapıldığı ortada. Neyse yazıya devam edersek

Cornelius'un yerine ligin başlayacağı günlere kadar isim arayan Kopenhag acil şekilde kararı Süperliga'dan düşen Silkeborg'un Alman forveti Marvin Pourie'de kıldı. Pourie lig seviyesinde gerçekten iyi bir bitirici fakat hedef takım Kopenhag'ta 1. forvet pozisyonunda oynayıp oynamayacağı doğal olarak tartışılacak bir isimdi. Nitekim beklentileri veremeyince Kopenhag ilk haftalarda forvet pozisyonunda çok zorlandı, eldeki Vetokele ve Santin'de kötü bir grafik çizince, geçen sezon takımı taşıyan Jorgensen sezon başı kampında sakatlık yaşayınca, Claudemir'inde sarkan cezası olunca Kopenhag için saha içinde işler iyi gitmedi. Ariel Jacobs'un oyuncular üstündeki disiplinini kaybetmeye başladığınıda sanal ortamlarda gördük. İlk hafta Midtjylland deplasmanında kaybeden ekipte maç sonrası yenilgi kritiği yapılması gerekirken Claudemir'in transferi gündemde olan Joshua John ile olan fotosunu gündem değiştirmek adına ınstagram'da yayınlaması az çok disiplinsizliği gösterdi. Bolanos'ta yine eski günlerinden uzak bir performans gösteriyordu.

Kötü sonuçlar üst üste gelince ligde düşme hattında kalan Kopenhag'ta Ariel Jacobs istifa etti. Göreve ise kulübe altın yılları yaşatan Stale Solbakken getirildi. Solbakken Wolverhampton'da geçirdiği başarısız bir dönem sonrası yuvaya dönüş yapmış oldu. Bu teklifi kabul ederken gram düşünmediği görüşündeyim. Solbakken göreve gelmeden önce Trencin takımından Dame N'Doye'a benzer fiziksel ve teknik özellikleri olan Nijerya'lı Fanendo Adi  transfer edildi. Solbakken yönetiminde ilk maçın Vestsjaelland karşısında çıkan Kopenhag motive gözüküyordu. Müthiş bir istekle başlayan Kopenhag yeni transfer Adi'nin golüyle erkenden öne geçti. Farka koşmalarının beklendiği ortamda Wiland'ın yaptığı bireysel hata oyuna dengeyi getirdi ve oyunun tüm psikolojisini getirdi. Yine kazanamayacaz mı ? stresini yaşayan Kopenhag galibiyeti getirecek golü bulamayınca beraberlikle getirdi. Solbakken'in bu maç sonrası tespitlerinden birisi

'Takım içerisinde fazla dengesizlikler var (bunları bölgesel olarak söylüyor), bunları kapatmamız gerekiyor. ' şeklindeydi. Viborg maçında alınan farklı galibiyet takımın azda olsa özgüvenini getirirken transferin son günlerinde hamlelerde geldi.  Solbakken'in Wolverhampton'dan öğrencisi olan Georg Margrettier ve Toulouse'dan ayrıldıktan sonra yaz idmanlarını ülkesi takımlarından Valerenga'da yapan Daniel Braaten transfer edildi. 

Solbakken'in kafasındaki 11 ve alternatifleri şu şekilde.


Kopenhag'ın İyi ve Kötü Yönleri

Öncelikle Galatasaray'ın işine yarayacak Kopenhag'ın kötü yönleriyle başlayalım.
Maça kadar sistemi ne kadar oturtur bilinmez tabi ama Solbakken'in en büyük özelliği ara ara yaptığı tempo futbolunun üstüne pas oyunuyla rakibi uyutmasıdır. Şu anlık bunun işlemediği, özellikle defans hataları nedeniyle işlemediği bir gerçek.

Kopenhag takımının 11'nin en zayıf yönü Bengtsson. İsveç'li sol bek hücuma fazlasıyla katıldığı için geri dönüşlerde sıkıntı yaşayabiliyor, ayrıca duran toplarıda kullanan bir isim. Fakat çıkmasa dahi pozisyon hatası yapan bir oyuncu. Üstüne oynamak yarar getirecektir. Ayrıca sezon başında büyük umutlarla alınan İsveç Milli stoperi Mellberg tecrübelide olsa bu seviyede ağır kalan bir isim. Son haftalarda form grafiği yükselsede hala pozisyon hatası yapabilmekte, yanında oynayan Sigurdsson ile uyumu düşük. Kornerlere çıktığı için kontra toplarda dönüşüde ağır oluyor. Yapılacak pres hata seviyelerini arttıracaktır.
Kopenhag'ın hücum anlamında en büyük sıkıntılardan birisi yaratıcı merkez orta saha eksikliği. Claudemir gücünü iki yönlü harcarken Kristensen yaratıcılıktan uzak bir oyuncu. Claudemir'de ara ara forvet arkasına gelebiliyor ama çokta bitirici pas ve şutlar attığını söylemek zor. Basan ve savunma ile mesafeyi daraltan takımlar karşısında Kopenhag göbekten yaratıcı olamayabiliyor. Bu durumdada oyunu kanat organizasyonlarına döküyor. Melo'nun agresif olması Galatasaray'ın işine gelecektir.

Dikkat edilmesi gerekenler burada devreye girecek. Kanatlar Bolanos ve Jorgensen tam olarak çizgiye inen açık alan oyuncuları değiller. Güçlü ve yüksek top tekniğine sahip oldukları için ceza sahası içine koşular yapabilmekteler. Özellikler Jorgensen bunu çok fazla gerçekleştiriyor. Bolanos içe doğru bire bir oynadığında Jacobsen beklenmedik bindirmeler yapabiliyor. Kaptan bir Pospech kadar iyi bir oyuncu değil ama oyun disiplini yüksek ve ortaları can yakabilen bir isim. Bolanos'un beklenmedik şutlarınada dikkat etmek gerek. Yan toplarda stoperlerin katılımıyla etkili oluyorlar. Özellikle Adi üstünden oynamaya çalışsalarda Mellberg'te bir çok kafa topu mücadelesine giriyor. Yüksek top demişken taçlarda ceza sahası içinde iyi pozisyon alınması gerekiyor. Claudemier 6 pas içine attığı  uzun ve etkili olan taçlarla bilinen bir oyuncu.

Özen gösterilmesi gereken bir diğer durum ise Kopenhag savunmasından gelen yüksek toplar. Solbakken'in bitirici oyunlarından bir tanesi. Özellikle N'Doye döneminde bunu kusursuz oynuyorlardı. N'Doye yüksek topları güçlü fiziğiyle arkadaşlarına indiriyor yada kendisi alarak arkadan orta sahanın oyuna dahil olmasını sağlıyordu. Bu şekilde net pozisyonlar üretiyorlardı. Adi'de kafa toplarında etkili olan bir isim fakat şimdilik N'Doye gibi topla uzun koşular yapma yeteneği olmadığından oyun içerisinde aksamalar oluyor. İndireceği toplarla Vetokele, Jorgensen ve sürpriz olarak Claudemir'e pozisyon hazırlayabilir. Her koşulda dikkat edilmesi gerektiği görüşündeyim.

Belirlediğimiz 3 başlıktan analize başladık, 2. sini detaylı şekilde anlattık fakat diğer iki şık kaldı. Galatasaray'ın ilk 2'ye aday olabilmesi için Kopenhag'ı 2 maçtada yenmesi gerektiği bir gerçek. Fakat belli bir kesim Danimarka Ligi tablosuna bakarak Kopenhag'ı küçümseyecek yorumlarda bulunuyor. Eğer oyuncularda bu açıdan bakarsa büyük bir hayal kırıklığı yaşanabilir. Evet oyun ve kalite olarak 2010*2011 sezonun çok uzağında bir takım var ortada ama Solbakken'in gelişiyle motive oynayan, saha içi eksiklerini kapatmaya çalışan bir takım olduğu gerçeği kabul edilmeli. Kopenhag bu grupta sonuncu olmaya adaydır fakat oynayacağı her maçtada son dakikaya kadar savaşacaktır, özellikle Parken'de..Bunun uzun senelerin verdiği tecrübeyle söyleyebilirim.

Grup adına benim beklentim Real Madrid ve Juventus'un ilk 2'den çıkacağı, Galatasaray'ın da Kopenhag ile 3. lük mücadelesi yapıp Avrupa bileti alacağı yönünde. Tabi Türk Futbolunun ivmelenmesi için her puana ihtiyacımız olduğundan umarım temsilcimiz ilk 2'den çıkar. Grup boyunca keyifli maçlar izleme dileğiyle...
Son olarak tribün açısındada oldukça çekişmeli geçmeye aday bir grup, tüm tribünler güzel koreografiler izlettirebilecek taraftar gruplarına sahip. Kopenhag tribünün bir videosu ile yazıyı sonlandıralım.


Kuzey Ligleri blog ekibi olarak Galatasaray'a başarılar dileriz.

9 Ağustos 2013 Cuma

Tromsø IL


Temsilcimiz Beşiktaş'ın Avrupa Ligi Play off turundaki rakibi Norveç'in Tromsø ekibi oldu. Norveç futbolu ülkemizde fazla takip edilmesede, Rosenborg-Valerenga gibi bilindik takımların dışında hafızalarda yer edinen bir diğer kulüp Tromsø. Bunun en büyük sebebide 2005-2006 sezonunda Galatasaray'ı  UEFA dışına itmeleri...Tromso'yu Per Mathias Høgmo ve Agnar Christensen dönemi olarak iki bölümde incelemek gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü 2001'de Adecco seviyesine düşen ve 2003'te tekrar Tippeligaen'e çıkıp yapılanmaya giden ekibin bu seviyeye gelmesindeki en büyük pay Per Mathias Høgmo'ya ait. O ayrıldıktan sonrada gerek sistem gereksede oyuncu kalitesinde değişim olduğu bir gerçek.

Per Mathias Høgmo dönemi ;

53 yaşındaki teknik adam Tromsø'de çeşitli dönemlerde 3 defa görev aldı. En verimli yıllarını ise 2009-2012 yılları arasında geçirdi. Steinar Nilsen'in ayrılmasıyla göreve gelen Høgmo 2009'da 6, 2010'da 3, 2011'de 2, 2012'de ise 4. olarak sezonu tamamladı. Yani 2 kere madalyaya hak kazandılar. Bu süreçte 3 defa Avrupa'da yer alan ekip bir kez Norveç Kupası finali oynarken 1 kez çeyrek finalde elendi. Høgmo'nun en önemli yardımcılarından biriside fotodan anlaşılacağı asistanlığını yapan Agnar Christensen'di.

Bize bu analiz için son sezonların bilgisi gerektiğinden Tromsø'nun 2012 sezonuna değinmek gerektiği düşüncesindeyim. Per Mathias Høgmo, 4-4-2 sistemini kullanan bir hoca. Merkez orta sahada Kara Mbodj gibi önemli bir kesici, Ruben Yttergard Jenssen gibi oyunu iki yönlü oynayan isimlere sahipti. İki oyuncuda yeteneklerinin dışında istikrarlı futbollarıyla Avrupa'nın çeşitli takımlarının ilgisini çekmişti. Yine savunmanın ortasında İsveç'li Björck ve Fin Koppinen iyi bir sezon geçirdiler. Club Brugge'e verdikleri Hogli'nin yerine getirilen sağ bek Hans Norbye iyice tecrübe kazanıp istikrarıyla Belçika takımları başta olmak üzere bazı Avrupa takımlarının dikkatini çekti.  Yaşlanan sol bek Ynestad'ın yerine asıl mevkisi stoper olan Ciss'i yavaştan monte etmeye başladılar. Senegal'li hızı ve tekniğiyle bu bölgede hiç sırıtmadığı gibi bir anda gelecek vaadeden sol bekler sınıfına girdi.. Rushfeldt futbola son noktayı koyduğu için 10 numarayı kim alacak sorularının çıktığı ortamda sorumluluk verilerek bu formaya layık görülen Thomas Drage 30 maçta oynayıp 2 gol 6 asistlik performans gösterdi. Yine Çek golcü Ondrasek sezonu gol kralı olarak kapatırken Glasgow Rangers'tan alınan Thomas Kind Bendiksen'de ilk sezonunda pozitif işler yaptı. 2012 sezonu sonunda ligi 4. bitiren ve kupada final oynayan Tromso vardı ortada. Bu başarılar kazanılmadan önce menajer Per Mathias Høgmo göreve devam etmeyeceğini belirtince hocalığa aday isim onun yardımcısı Agnar Christensen oldu. Høgmo'nun da onayıyla Tromso'nun başına genç teknik adam getirildi.

Agnar Christensen dönemi ;

Genç teknik adam uzun bir süreden beri Tromso camiasında yer alan bir isim. Bir ara geçici hocalık yaptığı gibi genelde antrenörlük görevlerinde bulundu. Yaptığı analizler, oyunculara yaptığı katkılarla övgü alan birisiydi. Høgmo ve yönetimin gözüne girip hocalığa layık görüldü, bu onun kariyeri için gerçekten büyük bir adımdı. Fakat Tromso'nün belkide Tippeligaen'e döndüğü 2003'ten beri geçirdiği 10 sezonun en sıkıntılı döneminde bu şansı aldı.

Tromsø yönetimi daha çok yerel, gelecek vaadeden isimlerle yola devam ettiğinden transfere bütçe ayırmadı desek yanlış olmaz. Ön libero Kara Mbodj Genk'e satıldı.  Fredrik Björck ülkesi İsveç'e Hacken'e dönerken bek Ynestad futbola son noktayı koydu. Sıkıntılar bununlada sınırlı kalmadı,  Kara'nın partneri Ruben Yttergard Jenssen'de sezona Tromso'de başlasada Kaiserslautern yolunu tuttu. Mecburen Agnar eldeki oyuncular ve aldığı potansiyelli ama güncel kalitesi düşük seviyede isimlerle bir kadro oluşturmaya çalıştı.Sistemide 4-2-3-1 olarak belirledi.


Björck'ün yerine alınan Jaroslaw Fojut ve Adnan Causevic son derece vasat isimler. Fojut Slask Wroclaw'dan ayrıldıktan Tromso kadrosuna katılmıştı. Causevic'te Vard Haugesund takımından transfer edildi. Koppinen'in 35'ine girdiği ve geçirdiği sakatlıklar nedeniyle yıprandığı bir dönemde partnerinin bu ikiliden birisinin olması yanlış bir seçimdi. Ciss'te bir önceki sezona göre daha kötü bir yıl geçiriyor. Sezon başında yaşadığı sakatlıkta form tutmasını geciktirdi. Her ne kadar hala Tippeligaen'in en değerli 2 sol bekinden biri olarak gözüksede eski performansında olmadığı gerçek. Sağ bek Hans Norbye içinde aynı şeyleri söylememiz mümkün. Kötü olan ise bu iki oyuncununda alternatifinin sadece Ruben Kristiansen oluşu. Orta sahaya gelirsek Kara ayrıldıktan sonra Kara'nın yerine Remi Johansen çekilirken partneride Fulham'dan kiralanan Josh Pritchard oldu. Johansen 6 gol attı , istatiksel anlamda önemli bir veri bu fakat Kara ve Jenssen seviyesinde bir isim değil. Galler'li oyuncu Pritchard'ı menajer Agnar'ın bizzat izlediği belirtilmişti, hatta beklentide fazlaydı fakat ben geride kalan 18 haftada bir artısını göremedim. Nitekim daha geniş alan futbolundan daha dar alan oyununa dönülmesine rağmen pas trafiği çok iyi olmadığından kontrolü tutmakta zorlanıyorlar. Bu hem hücumda hemde savunmada takımı olumsuz anlamda etkiliyor. Stoper değişimi üstüne birde 2 merkez orta saha değiştiren Tromso dirençli oyun oynadığı eski günlerinden uzakta.

Thomas Kind Bendiksen Høgmo dönemine göre gelişme gösteren tek oyuncu Tromso'de..Şu ana kadar yaptığı özel işlerle dikkat çekti. Thomas Drage sezona geçirdiği ağır sakatlığın etkileriyle başlarken 2-5. haftalar arası kadroda yer alsada adam akıllı oynayamadı. Sonra 11. haftaya kadar kadroda yer almadı. 11'e dönüşü ise 13. haftadaki Lilleström maçını bulduğu. Geçen sezon aldığı sorumluluk ve Milli takımda yaptığı iyi işlerin öz güvenine sahip oyuncu yaşadığı sakatlıkla bunları devre dışı bırakmış oldu. 11. haftadan itibaren oynuyor, her geçen haftada gelişim gösteriyor fakat hala beklenen seviyeye gelebilmiş değil. Yine sağ kanattaki Magnus Andersen ve Morten Moldskred'te kalitesi sınırlı isimler. Orta sahada eski kalitede olmayan, Drage'nin geç form tutmaya başladığı bir Tromso ortadayken Ondrasek'in performansıda geçen sezonki seviyesinde değil. Yani hücum hattıda düşüşte. Tabi bu kötüye giden sürecin oyuncu değişimi dışındaki bir nedenide sistemde yapılan değişime oyuncuların ayak uydurmakta zorlanması diyebiliriz.

Dikkat Edilmesi Gerekenler, Beşiktaş Karşısında Şansları

-Tromsø iç sahada hava ve zemin şartlarını kullanan bir takım. Geçen sezon Tippeligaen'de ilk hafta maçlarında Oslo'da günlük güneşlik bir hava varken Tromso'de kar yağışı hakimdi. Gerçi bu dönemde öyle bir durum söz konusu değil fakat değişkenlik gösteren hava durumu sıkıntı yaratabilir. Dikkat edilmesi gerekir, uyum içinde maçtan 3-4 gün önce gidilmesi avantaj olabilir.

-Alfheim stadyumunun suni çim oluşu Beşiktaş'ı zorlayabilecek etkenlerden. Nitekim tempo futboluna yatkın olan bu zemin savunma zaaflarını biraz daha ön plana çıkarabilir.

-Tromsø pas trafiğini tıkayan takımlara karşı uzun ve çizgi toplarını devreye sokabiliyor. Oynayacak stoperlerin Çek forvet Ondrasek'in yanında iyi pozisyon alması gerekiyor. İndireceği toplar ve alacağı fauller sıkıntı yaratabilir. Yine Thomas Kind Bendiksen'e özel önlem alınması gerektiğini düşünüyorum, Bendiksen'in Stromsgodset deplasmanında attığı frikik golüde izlenmeli. Duran toptan ve uzaktan ne kadar az şut şansı verilirse o kadar iyi. Yine dikkat edilmesi gereken bir diğer isimde her ne kadar  geçen sezonki seviyesinden uzakta olsa Thomas Drage. Genç sol kanat oyuncusu olmadık anlarda yapabileceği işlerle can yakabilir, bu potansiyele fazlasıyla sahip. Serdar agresif oynayarak onun etkinliğini aza indirebilir. Takım halinde ise duran toplar ve kornerde iyi pozisyon almak gerekki Tromso bu tip pozisyonları iyi kullanabilen bir takım.

Genel anlamda Tromsø'nün Beşiktaş'a rakip olabilmesi zor. Tur şanslarını çok az buluyorum. Geçen sezonki yapıda olsalar şansları % 50'ye yakın olurdu fakat o yapıdan çok uzaktalar. Yanlız özellikle Norveç'teki maç için yukarda (-)'li maddelere dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sezonu Kuzey ve Balkan ülkesine göre geç açan takımların en büyük sıkıntısı bu tip ufak ama önemli şeyleri göz ardı etmeleri oluyor. Bunlara dikkat edilirse Beşiktaş'ın turu sorunsuz geçeceği inancındayım.

Kuzey Ligleri Blog ekibi olarak Temsilcimize başarılar dileriz.

26 Temmuz 2013 Cuma

Danimarka Superliga Sezon Öncesi - III -


Nordsjaelland

Gelenler

Martin Hansen (Kaleci-Viborg)
Bassel Jradi (Orta saha-AB)
Jens Stryger Larsen (Orta saha-Brondby)
Oliver Thychosen (Forvet-Vejle)
Kim Aabech (Orta saha-Lyngby)
Martin Vingaard (Orta saha-Kopenhag)

Gidenler

Jacob Egeris (Defans-Viborg)
Jores Okore (Defans-Aston Villa)
Seejou King (Defans-Sporting Lizbon)
Joshua John (Orta saha-Twente)

Danimarka 21 yaş altına geçiş yapan Morten Wieghorst'un temelini attığı Kasper Hjulmand'ın şampiyonluk ile beklenmedik şekilde çıtayı yükselttiği bir yapı Nordsjaelland. Sadece oyuncu yetiştirme merkezli, onları en azından Avrupa Ligi'nde piyasaya sunmayı amaçlayan ekibin Kopenhag'ı geçiş şampiyon olması büyük yankı uyandırmıştı. O zamandan beri ise kadroda ciddi değişimler yaşadıkları bir gerçek. En önemlisi ise mantelitelerini bozmadan yüksek bedelli transferler yapmamaları. Yinede geçen sezon ortalama bir kadro ile 2. olup Şampiyonlar Ligi vizesini almayı başardılar. Bu yıl ise iyice renk değiştiren, süreç isteyen bir kadro var ellerinde. Bölge bölge inceleyecek olursak ;

Kalede bu sezonda eldivenle Jesper Hansen'a ait. Tecrübeli kalecinin Avrupa'nın daha büyük liglerinde oynama isteği söz konusuydu. Hatta bir ara ülkemizden Karabük ile prensip anlaşmasına vardığı belirtilmişti fakat sonra rafa kalktı. Artık Nordsjaelland'ta son dönemlerini yaşayan bir isim Jesper. Viborg'tan alınan Martin Hansen Brondby alt yapısının sunduğu ürünlerden. Oradan Liverpool alt yapısına geçmiş. Danimarka genç Milli takımlarında ve Viborg'ta yeteneklerini gösterdi. Zamanla eldivenleri kapacaktır. Savunmada geçen sezon sağ bekte 'winger' teriminin karşılığı olan Ticinovic'i oynatmışlardı. Kildentoft ayrılınca böyle bir yolu seçtiler. Bu yıl Jens Stryger Larsen o bölgede oynayabilir. Yada Uffe Bech sakat olduğundan beri sağ açıkta kullanılan Gundelach beke çekilip Larsen öne atılabilir. Ekstra olarak Lorentzen iyileşince farklı dizilişler denenebilir. Şahsi olarak İngiltere Ligi'ne uygun bulmasamda Aston Villa'nın beğenip aldığı , Nordsjaelland'ın kasasını doldurduğu Jores Okore bu ligin önemli savunmacılarındandı. Teknik ve hızıyla Runje'nin açıklarını kapatıyordu. Bu yıl onun formasına aday isim alt yapıdan yetişen Johannesen ki genç oyuncunun ilk maçta hantal oluşu sıkıntı yarattı. Solda Mtiliga'nın yeri ise garanti. Bu 4'lünün kalitesi tartışılırken ciddi alternatiflerinin olmamasıda handikap. Ön liberoda Adu ayrıldığından beri sertlik anlamında sıkıntı yaşıyorlar. Genç Petry için zaman gerekirken SonderjyskE'den gelen Conor O'Brien Gana'lı kadar sert bir isim değil.

Orta sahanın solunda fırtına gibi esen Joshua John'ın ayrılışı ciddi handikaptı. Onun yerine ligin iyi kanat oyuncularından olan Martin Vingaard'ı getirdiler. Vingaard Kopenhag'ta yaşadığı ağır sakatlığa kadar Avrupa'nın yetenekli sol ayaklarından biri olarak gösteriliyordu. Sağ kanatta Lorentzen ve Bech iyileşince o bölgedede sıkıntı kalmayacak. Göbek için ise Christensen'in form tutması gerek. Bu bölgelerde Marcondes, Oğuzhan , Laudrup gibi isimler alternatif olacak. As forvet Nordstrand iken alternatifi genç Lindberg.

Nordsjaelland'ın ideal 11'i fena değil ama alternatiflere kaldıklarında ortaya çıkan tabloyu ligin ilk haftasında izledik. Sakatlar iyileşince hücumu düzeltecekleri görüşündeyim fakat savunmanın şu yapıyla toparlanabilme ihtimali yok denecek kadar az. Nordsjaelland'ın bu sezon Avrupa Biletini alması zor gözüküyor. Sezonun gollü maçlarını oynamaya adaylar.

Oynadıkları Hazırlık Maçları ;

Nordsjaelland 3-1 Vestsjaelland
Esbjerg 3-2 Nordsjaelland
Lech Poznan 4-1 Nordsjaelland
Kaiserslautern 4-0 Nordsjaelland

Sezonun İlk Haftası;

Esbjerg 4-0 Nordsjaelland

Takımın Kilit İsmi ; Nicolai Stockholm
Patlama yapabilecek Genç Yetenek ; Kristian Lindberg



Vestsjaelland


Gelenler

Marc Rochester  (Orta saha-HB Koge)
Dennis Sorensen (Forvet-Cottbus)
Michael Lumb (Defans-Bochum)
Oliver Lund (Defans-AB)
Marc Dal Hende (Forvet-AB)
Jan Kristiansen (Orta saha-Brondby)

Gidenler

Mads Heidelbach (Defans-Helsingor)
Ansu Toure (Forvet-Ayrıldı)
Casper Henningsen (Orta Saha-Bronshoj)
Philip Rasmussen (Orta saha-Lyngby)
Netan Sansara (Defans-Boston)

Vestsjaelland için yapacağım tespitlerde Viborg gibi kısa olacak. Bu iki takımı biraz daha tanıma adına süre veriyorum. İlerleyen zamanlarda gerek twitter gerekse blog üzerinden tespit ettiğimiz detayları paylaşabiliriz. Vestsjaelland'ın savunmaya aldığı Michael Lumb çok önemli bir yetenek. Bir dönem ülke futbolunun en yetenekli sol beklerinden biri olarak gösteriliyordu. Savunmada gençken yeteneklerini Schalke 04'ün tespit ettiği Sladan Peric ve Romen savunmacı Jean Bozga'nın olduğunu belirteyim. Brondby deplasmanında görev alan Oliver Lund'ta iyi bir performans gösterdi. Sol stoperde hatasız oynadı. 3-4-3 sistemiyle oynayan ekipte Peric kadroya katılınca ideal 3'lü oluşmuş olacak.  Vestsjaelland teknik heyeti 3'lü savunma oynatıyor belki ama orta sahanın kanatlarında Lumb ve Thomsen gibi geri dönüşü olan isimleri kullandığından bir anda 5-4-1'ye dönüyorlar diyebiliriz. Orta sahayı 4'leyen isimler ise Aarhus'ta kanat oynayan Soren Berg ve Cottbus'tan gelen Sorensen.

Orta sahada Morten Bertolt gibi önemli bir tecrübe söz konusu. Henrik Madsen ve yeni transfer Kristiansen'de katkı verecek isimler. Pleidrup genelde kenarda oturacaktır ama oda tecrübeli bir oyuncu. Vestsjaelland'ın en büyük sıkıntısı merkez forvet pozisyonunda olacak gibi. Rasmus Festersen ve Nicolas Sandberg bu görevi tam anlamıyla bu seviyede yapabilecek isimler değil diye düşünüyorum. Umarım yanıltırlar. Özellikle dış sahada iyi işler yapacağını düşündüğüm bir sisteme sahip Vestsjaelland. Viborg'a göre ligde kalma şanslarını daha fazla buluyorum. Alt grupta yer almaları çok yüksek ihtimal fakat liginde göze hoş gelen futbolunu oynayacakları inancındayım.

Hazırlık Maçları ;

Hallescher 3-1 Vestsjaelland
Union Berlin 3-1 Vestsjaelland
Nordsjaelland 3-1 Vestsjaelland
HB Koge 1-1 Vestsjaelland
Hansa Rostock 2-0 Vestsjaelland
Vestsjaelland 0-3 Lyngby

Sezonun İlk maçı

Brondby 1-1 Vestsjaelland

Takımın Kilit İsmi ; Dennis Sorensen
Patlama yapabilecek Genç Yetenek ; Oliver Lund



  Randers

Gelenler

Mads Agesen (Defans-Horsens)
Rasmus Hansen (Orta saha-SonderjyskE)
Martin Svensson (Forvet-Silkeborg)
Mikkel Andersen (Kaleci-Reading)
Viktor Lundberg (Forvet-AIK)

Randers’a gelirsek as kaleci Ousted dışında ayrılan isimlerin tamamı alternatif konumundaki isimlerdi. Geçen sezon oynadığı futbolla taraflı tarafsız herkesin alkışını alan Randers aynı çizgiyi sürdürmek hatta bir adım öteye taşımak amacında. Reading’ten kiraladıkları kaleci Mikkel Andersen 24 yaşında olsada gezdiği takımlarda epey tecrübe edindi. İngiliz menajer Colin Todd muhakkak onu takip ettirip almıştır. Silkeborg’tan alınan Martin Svensson hücum hattına alternatif olabilecek bir isim. AIK’ten alınan golcü Lundberg ise kampta oynadığı futbolla katkısı olacağını gösterdi. Brock Madsen’i de düşünürsek geniş bir hücum hattı oldu menajer Todd’un elinde. SonderjyskE’den dönen Rasmus Hansen’de orta sahaya alternatif olacak. Savunmaya ise Horsens’ten Agesen takviye edildi. Geçen sezonki kalitesini koruyan kadro kalitesini ve genişliğini arttıran bir Randers var ortada.

İdeal dizilişleri ;

Andersen
Thomsen, Fenger, Sørensen, Tamboura
Kamper, Keller, Bjarnarson, Rise
Lundberg, Schwartz

Hazırlık Maçları ;

Vejle 0-4 Randers
Hobro 0-3 Randers
Randers 3-0 Aarhus

Sezonun İlk maçı ;

Viborg 2-2 Randers

Geçen sezonun değerli 5 oyuncusundan biri olan Ronnie Schwartz kaldığı yerden devam ediyor. Bu sezon hem takımın kilit ismi hemde lig olarak sınıf atlayabilecek durumda. Viborg deplasmanında attığı 2 klas gol için maçın özetini izlemenizi tavsiye ederim.

Takımın Kilit İsmi ; Ronnie Schwartz
Patlama yapabilecek Genç Yetenek ; Nicolai Brock Madsen



SonderjyskE

 Gelenler

Kenneth Fabricius (Forvet-Esbjerg)
Bo Storm (Orta saha-HB Koge)
Adama Guira (Orta saha-Dacia)
Ayoub Sorensen (Orta saha-Lyngby)

Gidenler

Thomas Hansen (Orta saha-Ayrıldı)
Rasmus Hansen (Orta saha-Randers)
Gill Swerts (Defans-Breda)
Kenneth Stenild (Kaleci-Vard Haugesund)
Lasse Vibe (Orta saha-Göteborg)
Rabiu Afolabi (Defans-Ayrıldı)
Kenan Hajdarevic (Forvet-Jönköpings)

 Kış arasında beklediğim hamleleri yapmayan SonderjyskE buna rağmen çok iyi bir 2. yarı geçirip ligde kalmayı başarmıştı. Bunun baş mimarı olan Lasse Vibe'yi kadroda tutamadılar fakat Bo Storm ve Ayoub Sorensen gibi iki pır pır oyuncuyu kadroya kattılar. Storm'un uzun lig maratonunda katkı vereceğine inanıyorumki en büyük artısıda eski takım arkadaşı Nicolaj Madsen'in kadroda olması. Orta sahaya alınan bir diğer isimde Djurgarden'den tanıdığımız box to box Adama Guira. Bechmann'ın sakatlanması SonderjyskE adına yakın planda sıkıntı fakat Fabricius ile bu boşluğu doldurmaya çalışacaklar. Geçen sezon kış arası sonrası 3-4-3 sistemine dönen ekip bu yılda benzer kurguyla devam edeceğini Odense deplasmanında gösterdi. Genel anlamda iyi bir performans gösterdiler fakat  kadrolarını incelediğimizde en büyük sıkıntınında benchten gelip maç kazandıracak oyuncunun olmaması gözüküyor.

Hazırlık Maçları ;

SonderjyskE 2-2 Holstein Kiel
SonderjyskE 1-1 Viborg

Sezonun İlk Maçı ;

Odense 1-1 SonderjyskE

Takımın Kilit İsmi ; Henrik Hansen
Patlama yapabilecek Genç Yetenek ; Andreas Oggesen

19 Temmuz 2013 Cuma

Danimarka Superliga Sezon Öncesi - II -


Brondby, Aalborg, Aarhus ve Esbjerg analizlerimizden sonra Sezon öncesi yazılarımıza devam ediyoruz.


Midtjylland

Gelenler

Eyfoljur Hedinsson (Orta saha-SonderjyskE)
Mads Pedersen (Orta saha-Skive)

Gidenler

Kristjan Ipsa (Defans-Reggina)
Mads Hvilsom (Forvet-Hobro)
Mads Albaek (Orta saha-Reims)
Noah Ojuola (Defans-Ayrıldı)

Midtjylland geçen sezon Aalborg'un attığı son dakika golüyle Avrupa biletini kaçırmıştı. Genç ve potansiyeli yüksek isimlere sahip olan Herning ekibi Avrupa'da izlemek zevk verecekti. Kadrolarına bakıyoruz; bir dönem Beşiktaş'la adı anılan Slyvester Igboun, bir dönem ülkemizde Sivasspor forması giyen Morten Duncan Rasmussen, Fransız takımlarının yakından takip ettiği Nijerya'lı orta saha Izunna Izuchukwu, yine bir ara ülkenin dev takımı Kopenhag'ın ciddi şekilde ilgilendiği geçen sezonun top 5 oyuncularından olan Petter Andersson ( Danimarka Superliga Sezonun En İyileri )ve son olarak adı Bordeaux ile geçen bek Juelsgard gibi önemli isimlere sahipler. Bu liste dahada uzayabileceği gibi ürünlerininde Avrupa piyasasına sunulduğu Mads Albaek transferiyle ortada.

Herning temsilcisini Norveç'in Lilleström takımına fazlasıyla benzetiyorum. Potansiyeli yüksek göze hoş gelen hücum futbolu, basit savunma hataları..Midtjylland'ın en büyük artısı daha güçlü bir orta saha yapısına sahip olmasıki bu ligde pozitif işler yapmalarının temelide buraya bağlı. Lilleström bu bölgede daha zayıf olduğu için kendi liginde zorlanıyor. Midtjylland geçen sezonun ortasında kış arasından çıktığımız dönemde ülke futbolunda ciddi şekilde yer edinen Hedinsson'u almayı başarmıştı. Afrika ülkelerinde ciddi bir alt yapı yatırımı olan Midtjylland'ın ülke futbolunuda avcunun içine alan bir scout sistemine sahip olduğu gerçek. Arkasında ciddi bir taraftar desteğide olan bu ekip hedef takım halinede gelebilir fakat yönetimin biraz daha mantelitesini değiştirmesi gerek. Bu yetenekli gençlerin yanına 3-4 tane tecrübe ve özel yetenekli oyuncuları getirebilseler en azından Şampiyonlar Ligi vizesini sonuna kadar kovalayabilecek bir takım ortaya çıkabilir. Yanlız yönetimin bu transfer döneminde ayrılan Ipsa'yı daha önce sözleşme uzatmayarak gönderdiğini sonra mecbur kaldıktan sonra kadroya tekrar dahil ettiğini düşünürsek bunu beklemekte hayal olacaktır. Midtjylland yine Avrupa Ligini zorlayan, biletide kapabilecek bir düzeyde ligi tamamlayacaktır.

Hazırlık Maçları ;

Fredericia 2-2 Midtjylland
Midtjylland 2-0 Holstein Kiel
Silkeborg 2-2 Midtjylland
Midtjylland 4-2 Horsens

Kampta defansif açıdan hazır gözükmeyen Midtjylland'ta en skorer isim Morten Duncan Rasmussen oldu.

Takımın Kilit İsmi ; Petter Andersson
Patlama yapabilecek Genç Yetenek ; Pione Sisto


  Kopenhag

Gelenler

Kristjan Floki Finnbogason (Forvet-Hafnarfjordur)
Youssef Toutouh (Orta saha-Esbjerg)
Olof Mellberg (Defans-Villarreal)
Marvin Pourie (Forvet-Silkeborg)

Gidenler

Daniel Jensen (Orta saha-Ayrıldı)
Sölvi Ottesen (Defans-Ayrıldı)
Andreas Cornelius (Forvet-Cardiff)
Martin Vingaard (Orta saha-Nordsjaelland)
Andreas Baes (Orta saha-AB)
Casper Nielsen (Defans-Bronshoj)
Christian Grindheim (Orta saha-Valerenga)

Son şampiyon Kopenhag'ı Şampiyonlar Ligi bekliyor. Kulüp tüm hazırlıklarını bu hedef doğrultusunda yaparken hata yapmamak adınada transferde ince eleyip sık dokudu. Kamp döneminin başlarında ailesel nedenlerden dolayı menajer Ariel Jacobs'un ayrılabileceği beklentisi ufakta olsa vardı fakat şu an bu durum gündemde değil. Jacobs'un eşi Belçika'da ki işini bırakmak istemediğinden dolayı Danimarka'ya gitmeye soğuk bakıyıor, Ariel'de ailesiyle birlikte olmak istediğinden azda olsa sıkıntılıydı. Bu sezon Kopenhag adına son derece önemli. Belki sistem olarak 4-4-2 oynamayı sürdürecekler fakat saha içinde oyun formatında değişiklikler olduğunu Nord Cup'ta oynadıkları maçlarda gösterdiler.

Kopenhag son yıllarda sırtı dönük oynayan, özel yetenekleri fazla , top tutma yeteneğiyle orta sahayıda oyuna dahil etme özelliğine sahip forvetlerle oynamaya alışmıştı. Dame N'Doye gibi Avrupa futbolunda kısa sürede adından söz ettiren önemli bir golcü vardı. Onun arkasından gelen Andreas Cornelius İskandinav futbolunda Zlatan'ın sahip olduğu en fazla bonservis ödenen futbolcu rekorunuda kırıp Cardiff'e gitti. Cornelius'ta N'Doye'a benzer özellikte daha genci, 1 sezonda potansiyelini ortaya koyan müthiş bir forvetti. Cornelius'un Cardiff'e transferi daha önce basında geçmemişti, kısa sürede sürpriz bir transfer oldu diyebiliriz. Hatta o ayrılmadan önce İspanya La Liga hayali olan Brezilya'lı Santin'e APOEL'in talip olduğu oyuncu ile yolların ayrılabileceği belirtiliyordu fakat Cornelius gidince buda rafa kalktı, Santin'de La Liga hayalim sürüyor ama Şampiyonlar Ligi farklı bir kulvar diyerek kulüpte kalacağının sinyalini vermişti. Eldeki Cesar Santin-İgor Vetokele ve 19 yaş altından çıkarılan Danny Amankwaa'nın Cornelius ve N'Doye'un tarzında olmadığı bir gerçek. Haliyle uzun ve kenar toplarıyla etkili olan Kopenhag'ın biraz daha yerden oynaması gerekiyordu. Almanya'da ki kamptada bunun üzerinde durduklarını gördük. Kaleci Wiland'tan başlamak üzere Barcelona'nın bizlere öğrettiği pas futbolunu oynamaya çalıştılar, başarılıda olduklarını gördük fakat sistemin tam oturması içinde zaman gerekli. Bu sistemde yapılan en bariz hatalardan birisi Claudemir-Delaney yada Kristensen'in savunmadan uzak oynaması. Orta sahanın göbeğinde oynayan bu 3'lüden birinin biraz daha savunmaya yakın oynaması gerekiyor. Ayrıca hem yerden hızlı hemde fizik kuvveti iyi olan bir forvete ihtiyaç vardı.

Hollanda'nın Den Haag takımından Mike Van Duinen'in ismi forvet için geçiyordu fakat Ariel Jacobs Belçika'da çalıştığı dönemden beri takip ettiği Duinen'in iyi bir oyuncu olduğunu söylesede aklındaki sisteme uymadığını açıklamalarıyla gösteriyordu. Kimi getireceği merakla beklenen Kopenhag sürpriz bir şekilde Superliga'dan düşen Silkeborg'un forveti Marvin Pourie'yi transfer etti. Alman golcü alınabilecek yetenekli isimler listemde başı çekiyordu. Süratli, son vuruşları iyi, kaliteli bir takımda oyununa sınıf atlatabilecek kuvvetli bir isim. Doğru bir transfer yapıldığı inancındayım. Sol kanatta geçen sezon ayrılık haberleri çıkmaya başlayan, yetenekleri yüksek ama ağır sakatlık sonrası bir türlü toparlanamayan Martin Vingaard Nordsjaelland'a gitti. Esbjerg'te tecrübe kazanan Youssef Toutouh bu bölgede alternatif olarak düşünülüyor fakat Nicolai Jorgensen henüz hazır olmadığı içinde acil bir takviyede gerek. Bunun içinde Nordsjaelland'ta kiralık izlediğimiz Twente'nin yetenekli oyuncusu Joshua John'ın adı geçmekte. Bu transferde olursa savunmasını Mellberg gibi bir deneyimle güçlendiren Kopenhag'ın Şampiyonlar Ligine büyük ölçüde hazır olacağı düşüncesindeyim. Ekstra olarak orta sahanın ortasına bir isim alınırsa Şampiyonlar Liginin sürpriz takımı olmaya aday bir Kopenhag olur..

Hazırlık Maçları ;

Kopenhag 1-1 Lyngby
Kopenhag 6-1 Trelleborg
Kopenhag 0-2 PAOK
Wolfsborg 1-2 Kopenhag
Hamburg   2-0 Kopenhag

Takımın Kilit İsmi ; Nicolai Jorgensen
Patlama yapabilecek Genç Yetenekler ; Danny Amankwaa ve Christoffer Remmer



Odense

Gelenler

Martin Spellman (Orta saha-Horsens)
Jeppe Hansen (Forvet-Naesby)
Ari Skulason (Orta saha-Sundsvall)

Gidenler

Nicolai Jorgensen (Kaleci-B93)
Christian  Sorensen (Orta saha-Silkeborg)
Marcus Pedersen (Forvet-Vitesse)
Michael Silberbauer (Orta saha-Young Boys)

Troels Bech yönetimindeki Odense geçen sezon oynadığı futbolla hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu yıl daha farklı olması amacıyla işi sıkı tutuyorlar. Ligin teknik anlamda usta hocalarından olan Bech oyuncularının toparlanması için elinden geleni yapıyor. Orta sahadan Michael Silberbauer'i kadroda tutamasalarda bir ara Reading ile transfer görüşmeleri yapan Horsens'in yetenekli orta sahası Martin Spellman'ı alarak kalitelerini korudukları gibi daha efektif bir isimle güçlendilerini söyleyebiliriz. İsveç futbolunda kalitesi belli olan ama üst sınıf takımların bunu analiz edemediği Ari Skulason da transfer edilen bir diğer isim. Ocak ayında Odense'ye katılınca Bech'in eli bu bölgede daha güçlü olacak. Odense'de bu sezonun en büyük transferi geçen yılı tamamen sakatlıklarla geçiren Falk olabilir. Geçen sezon kış transfer döneminde alınan Darko Bodul iyi beslenirse bu ligde gol kralı dahi olabilecek tipte bir forvet. Larsen, Kadrii gibi kozlarıda olan Odense'nin iyi bir kadrosu var. İlk 3'ü zorlayacakları inancındayım fakat bunu başarabilmeleri için öncelikle iyi bir takım olmaları gerekmekte.

Hazırlık Maçları ;

Tarup 1-13 Odense
Naesby 0-4 Odense
Bochum 2-1 Odense
Goslarer 1-5 Odense
Odense 1-2 Fredericia

Takımın Kilit İsmi ; Darko Bodul
Patlama yapabilecek Genç Yetenekler ; Bashkim Kadrii



Viborg


Gelenler

Kristoffer Pallesen (Defans-Hobro)
Jacob Egeris (Defans-Nordsjaelland)
Christopher Poulsen (Defans-Silkeborg)
Michal Peskovic (Kaleci-Ruch Chorzow)
Lukas Lerager (Orta saha-AB)

Gidenler

Kasper Stiller (Defans-Blokhus)
Martin Hansen (Kaleci-Nordsjaelland)
Jens Sörensen (Defans-Hjorring)
Mads Lauritsen (Defans-Thisted)
Carlos Shiralipour (Orta saha-Ayrıldı)
Razak Pimpong (Orta saha-Futbolu bıraktı)

Ligin yeni takımı Viborg'u lig maçlarında daha iyi analiz edebiliriz diye düşünüyorum. Yinede kısa bir şekilde kadrolarından ve yaptıkları transfer hamlelerinden bahsedelim. Takımın en önemli oyuncusu 1. ligin gol kralı olan Thomas Dalgaard. 29 yaşındaki oyuncu bir dönem Manisaspor'da oynamış fakat tutunamamıştı. Valencia alt yapısından yetişme olan Şili'li Danilo Arrieta'da bu ligde iyi işler yapabilecek bir isim. Alt yaş Milli takımlarının bir çoğunda oynayan Kevin Mensah, tecrübeli Simon Nagel, eski Randers'lı Sarr sezon boyunca istikrarlı şekilde katkı vermesini beklediğim isimler. Yapılan transferler ise aceleci ve transfer bütçesinni yetersiz olduğunun bir göstergesi. Nordsjaelland'a giden kaleci Hansen'in yerine alınan 31 yaşındaki Peskovic vereceği katkı belirsiz bir isim. En doğru transfer sol beke Poulsen'in getirilmesi olarak gözüküyor. Lukas Lerager'de patlama yapabilecek bir genç yetenek. Viborg bu yapısıyla düşmeme mücadelesi verecektir fakat tutunmasıda zor gözüküyor.

Hazırlık maçları ;

Viborg 0-1 Aarhus
Aarhus 2-2 Viborg
Skive 1-0 Viborg
SonderjyskE 1-0 Viborg
Viborg 1-2 Blokhus

Takımın Kilit İsmi ; Thomas Dalgaard
Patlama yapabilecek Genç Yetenekler ;  Lukas Lerager

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Danimarka Superliga Sezon Öncesi - I -


Danimarka Superliga'da sezonun başlamasına kısa bir süre kaldı. Takımlar tüm hızlarıyla yeni sezon hazırlıklarını sürdürürken kurdukları kadrolar hakkında analiz yapma ihtiyacı hissettik. Sıkılmadan okuyacağınız, sezon öncesi aydınlanacağınız bir yazı olması için çaba sarfettik, umarım başarılı olabilmişizdir. Başlayalım ;


Aalborg BK


Gelenler ; Transfer yapılmadı. 19 yaş altı takımından Christian Rye, Jakob Blaabjerg, Lukas Spalvis ve Andreas Bruhn A takıma çıkarıldı.

Gidenler ;

Kayke Rodriguez (Forvet-Serbest bırakıldı)
Nicklas Helenius (Forvet-Aston Villa)

Geçen sezonun son haftası olması gerek..Aalborg için mali yapıdan çok iyi durumda değiller, Avrupa-Lig ve Kupa 3'lüsünü aynı anda götürmelerinin zorluğundan söz etmiş Avrupa biletini almak için çokta istekli olmayabileceklerini söylemiştik. Nitekim Randers'ı yenememişler Midtjylland Aarhus'u gol yemeden yense Avrupa biletini kaptırmışlardı. Hatta Rasmus Thelander'in son dakikada gelen golü olmasa Midtjylland'ın tek farklı galibiyeti bile yeterli olacaktı.

Bu sezon önceside sıkıntılı Aalborg. 2010-2013 yılları arasında 102 maçta oynayıp 40 gol atan ülke futbolunun değerli golcüsü Nicklas Helenius'u Premier Lig ekiplerinden Aston Villa'ya yaklaşık 1.5 Milyon Euro'luk bedelle sattılar. Zaten beklenen bir transferdi fakat Aalborg'un gelen parayı transfer yerine ekonomik planlamada kullanması biraz sıkıntıya yol açmış durumda. Nitekim taraftarın beklediği ideal forvet hala alınabilmiş değil. Takımın bir diğer yıldız adayı , muhtemelen kış transfer döneminde Avrupa'nın üst sınıf liglerine yelken açacak olan Kasper Kusk'un suratı şimdiden düşmüş durumda. Kulübün hedefsiz kalması, ona ayak uydurabilecek yetenekte isimlerin azlığı canını muhakkak sıkıyordur. Aalborg forvet hattına bakıyoruz, istikrarlı şekilde oynayan ama istatistiksel olarak ortalama bir forvetin verdiği katkının bile altında işler yapan Soren Frederiksen, geçen sezon son dönemde reserve takımda dahi oynamaya başlayan arka plana atılan Jeppe Cürth ile sezona hazırlandılar. Alternatifleri Kayke serbest bırakılırken Rolf Toft ve Lukas Spalvis'in bu seviye için henüz hazır olmadıklarıda bir gerçek.

Forvette ideal bir golcüsü olmayan Aalborg'un bu sezon öncesi en büyük kozu Kasper Kusk. Fakat genç kanat oyuncusunun bir takımı tek başına taşımasıda zor. Orta sahadaki partnerlerinden Thomas Augustinussen artık veteran futbolcu sınıfına girmeye başladı. Geçen sezonun ortasında yaşadığı ağır sakatlık sonra eski performansına ulaşmasıda zor gözüküyor. Rasmus Würtz bu sezonunda değişilmezlerinden olacak gibi. Solda oynayan Anders Due ile bir dönem kontrat yapılmayacağı haberleri çıkıyorduki kulübün mali yapısı eldeki nimettende olmayalım mesajını verdi. Due bu sezonda Aalborg forması giyecek.  Savunmanın değişilmezi Lasse Nielsen ile ciddi şekilde ilgilenen kulüpler söz konusu. Petersen ile bu sezonda göbekte görev alacaklar. Alternatifleri ise genç Kasper Pedersen ve Rasmus Thelander olacaktır. Beklerde yeri garanti olan isimlerde Ahlmann ve Dalsgaard fakat bunların yerini dolduracak kalitede isimler olmadığı bir gerçek.

Aalborg sezona sıkıntı yaşayabilecek bir savunma, Kasper Kusk'a bağlı rotasyonu dar bir orta saha ve ideal forvetsiz başlıyor diyebiliriz. Geçen sezon özellikle iç sahadaki yüksek performanslarıyla üst sıralara tutunmuşlardı fakat bu sezon aynı başarıyı yakalamaları zor gözüküyor. Özellikle kış arasına kötü girerler ve Lasse Nielsen-Kasper Kusk'u elde tutamazlarsa ligi düşme hattının çevresinde tamamlamaları sürpriz olmaz.. Bu görüntüleriyle orta sıra takımı olacaklar gibi gözüksede sezon içerisinde yaşanacaklar kaderlerini belirleyecek.

Sezon öncesi oynadıkları hazırlık maçlarında aldıkları sonuçlar ise şu şekilde ;

Aalborg Freja 1-5 Aalborg BK
Velbert 0-2 Aalborg BK
Braunschweig 0-0 Aalborg BK
Silkeborg 0-1 Aalborg

Kampın en golcü ismi Soren Frederiksen oldu.

Takımın Kilit İsmi ; Kasper Kusk
Patlama yapabilecek Genç Yetenek ; Rasmus Thelander


AGF Aarhus

Gelenler ; 

Danny Olsen (Orta saha-Midtjylland)
Jesper Lange (Forvet-Esbjerg)
Marcus Solberg (Forvet-Aarhus u19)
Alexander Juel Andersen (Defans-Horsens)

Gidenler ;

Atle Roar Haland (Defans-Futbolu Bıraktı)

Son dönemde Norveç futbolunda sıklıkla gördüğümüz olay Rosenborg ve Molde'nin ligin değerli oyuncularına saldırması oluyor. Danimarka'da ise ortada Şampiyonlar Ligi oynayacak İskandinav futbolunun devi Kopenhag ve Farum ekibi Nordsjaelland dururken yaz boyunca sıklıkla adı transferle geçen kulüp Aarhus oldu. Biraz şaşırtıcı geliyor haliyle ama geçen sezon Aron Johansson satıldıktan sonra ortaya çıkan tabloylada bunu yapmaları gerekiyordu. Özellikle Midtjylland odaklı olmak üzere bir çok oyuncuya teklif götürdüler. Kadroda Vatsadze ve Soren Larsen var fakat yaşadıkları sakatlıklar geçen sezon verdikleri katkının düşmesine neden olmuştu. Belki Avrupa'ya pazarlayamayacaklar ama ülke futbolunun ortalama golcülerinden olan Jesper Lange'yi transfer ederek merkez golcü sıkıntısını çözmeye çalıştılar. Bu ciddi bir adımdıki pazarlama kısmında ise geçen sezonda arada denenen 'Hulk' lakaplı Marcus Solberg'i alt yapıdan çıkarmayı tercih ettiler. Solberg bu sezon biraz kendini gösterirse Avrupa'nın üst sınıf ligleri için adım atmış olacak.

Soren Larsen-Jesper Lange-Mate Vatsadze-Marcus Solberg-David Skhirtladze

5'lisinden oluşan geniş ve kaliteli , lig için yeterli düzeyde bir forvet hattı görüyoruz. Orta saha Aarhus'un en iyi bölgelerinden birisi. Solda ligin istikrarlı ve özel yetenekli oyuncularından Akharraz, sağda süratli , yaratıcı Stephan Petersen vardı. Casper Sloth orta sahada iyi yönlendiren bir isimken  Kopenhag tarihininde Avrupa'da en fazla forma giyen 2 oyuncudan biri olan Norregaard'ın tecrübeside ortada. Yine eski Fiorentina'lı Martin Jorgensen'de en azından tecrübesiyle takıma büyük katkılar verebilecek bir isim. Genç oyuncuları konsantre tutmak için yapacağı konuşmalar bile yeterli olacaktırki yönetimin sözleşmesini uzatarak ona gösterdiği saygıyıda cevaplaması gerekiyor. Daha Kasper Povlsen, Scheel gibi iyi göbek oyuncularınında elde olduğunu belirtelim. Bu yapıya kanatlara ciddi bir güç katacak Danny Olsen'in dahil edilmeside yerinde bir hamleydi. Olsen Ocak'a kadar Midtjylland'ta oynamayı sürdürecek fakat kış arasıyla beraber Aarhus'a geçiş yapacak.

Aarhus'un en zayıf yerinin ise savunma olduğu görüşündeyim. Pasanen belki önemli bir tecrübe olarak gözüküyor ama fiziksel açıdan eski seviyesinde değil. Genç Jönsson'un sakatlıkları Haland'ın futbola son noktayı koymasıda işlerini zorlaştırıyor. Arthur Sorin'i arada stoper oynattıklarını düşünürsek elde 4 stoper gözüküyor ama bunların neredeyse tamamının vereceği katkı tartışılır durumda. Sol bekte Eckersley-Kirkeshov güven verirken Horsens'in sağ beki Andersen'in alınmasıda yerinde bir hamle. Genç Putros'un kampta sağ bekte iyi oynadığını not olarak geçelim.

Aarhus ilk 6'yı zorlayacak takımlar arasında fakat daha üst sıralar için hala takviyeye ihtiyaçları var. Ligin gollü maçlarını oynayabilecek takımların başında geliyorlar. Hazırlık maçlarında aldıkları sonuçlar ;

Vejle 1-2 Aarhus
Viborg 0-1 Aarhus
Aarhus 2-2 Viborg
Randers 3-0 Aarhus

Superliga'ya yeni yükselen Viborg karşısında 1 beraberlik 1 galibiyet alırlarken Randers'a farklı kaybettiler. Jesper Lange ve Soren Larsen'in gösterdiği performans sezona umutla bakmalarını sağlıyor.

Takımın Kilit İsimleri ; Stephan Petersen ve Osama Akharraz
Patlama Yapabilecek Genç Yetenek ; Marcus 'Hulk' Solberg


Brondby

Gelenler

Lukas Hradecky (Kaleci-Esbjerg)
Martin Ornskov (Orta saha-Viking)
Michael Almeback (Defans-Club Brugge)
Riza Durmusi (Orta saha-Brondby u19)

Gidenler

Anders Raundrup (Defans-Ayrıldı)
Dennis Rommedahl (Orta saha-Waalwijk)
Jan Kristiansen (Defans-Vestsjaelland)
Jens Stryger Larsen (Orta saha-Nordsjaelland)
Clarence Goodson (Defans-San Jose)

Ocak ayının ilk günlerindeyiz...Kış arası gelmiş  Brondby içinden çıkılması zor bir sürece girmiş. Sportif direktör basının karşısına çıkıp ülkemizde Beşiktaş'ın uyguladığı Feda projesinin bir benzerini anlatıyor. Oyuncu maaşlarında indirimler, çalışanların ücretlerinde kesintiler vs. liste uzar gider. O dönemde bu uygulamaya Ordu'ya transferi gündemde olan Goodson dışında karşı çıkan oyuncu olmadı desek yanlış olmaz. Ordu transferi yatınca oda mecburi olarak kabul etmişti. Kısa bir süre geçti Brondby yatırımcılarında desteğiyle ekonomik olarak seviye atlamaya başladı. Yinede belli bir kaos ortamı hakimken sportif direktör bu sezonki hedeflerinin ligde kalmak, sonra ilk 6 ardından ilk 3'ü hedefleyeceklerini belirtti. Gelecek sezonun planlamasını yapan ekibin bu sezon hedef göstermesi bana biraz saçma gelmişti, neye güvenerek plan yapıyor sorularının aklımda oluşmasını sağlamıştı. Neyse işin bu kısımlarını geçersek son Horsens maçında ligde kalmayı başaran bir Brondby vardı. Eminim tarihlerinin en ağır sezonlarından birini geride bıraktılar.

Auri Skarbalius görevden alındı, yerine 39 yaşındaki Frank Hansen getirildi. Lyngby'de görev almış, Danimarka 16-17 ve 19 yaş altı takımlarını belirli aralıklarla çalıştırmış gençlere çok önem veren bir isim Hansen. Göreve geldiğinden itibaren yaptığı ilk icraatlerden birisi Maikon Orellana ve Riza Durmusi gibi alt yapıdan isimlere şans vermesi oldu. Özellikle Riza'nin kampın en etkili isimlerinden biri olduğunu belirteyim. İlginç olan ise menajer Hansen'in onu orta 3'lünün solunda oynatması. Normalde bek orjinli olan Riza kadroda aynı alt yaş grubundan olan geçen sezon son dönemde şans bulan Patrick Da Silva'da olduğu için açıkta kullanılıyor. Çünkü Da Silva da sol bekte oynuyor. Bu sezonun sürpriz çıkış yapacak isimlerinden biriside geçen sezonun son maçında oynayan Lebogang Phiri olabilir. Üst seviye fiziği olmamasına rağmen mücadeleden kaçmayan teknik seviyesi yüksek bir ön libero. Hansen'in istediği isimlerden biriside Milli takımdan tanıdığı Lyngby'li Yussuf Poulsen'di fakat girişimler sonuçsuz kaldı. Poulsen Alman ekibi RB Leipzig'e transfer oldu.

Bu genç isimlere yönelik adımlardan sonra kulübün ideal transferlerde neler yaptığına bakalım ; Brondby geçen sezon kaleci-savunma sorunsalından bir türlü kurtulamadı. Yıllardır doğru dürüst kalecileri olmadı. Her ne kadar ben çok fazla beğenmesemde Stephan Andersen yine durumu idare ediyordu fakat o ayrıldığından beri hiç dikiş tutturamadılar. Neyseki transferde ilk adımı buraya atıp ligin en iyi kalecisi olan Lukas Hradecky'i kadroya kattılar. Club Brugge çok uzun süre Fin kaleciyle ilgilendi fakat MLS'ten bir isme yönelince Hradecky yedek kalabilirim düşüncesiyle transfere yanaşmadı. Gelecek vaadeden ve şu anki seviyesi ligin üstünde olan önemli bir eldivenle kale sağlama alınmış oldu. Savunmada Goodson'u bu yıl kadroda tutmak mümkün olmadı. Stenderup-Albrehtsen-Dumic 3'lüsüyle devam edeceklerini düşünüyordumki sürpriz şekilde Michael Almeback gibi fark yaratacak bir isim getirildi. Geçen sezon sıklıkla stoper sorunu yaşayan Brondby hem kaliteyi yükseltti hemde rotasyonu genişletti. Sağ bekte ise Raudrup'un ayrılması sonrası sıkıntı var. O bölgede alternatif olarak düşünülen hızlı kanat oyuncusu Larsen'de tutulamayınca transfer şart oldu. Menajer Hansen son hazırlık maçında o bölgede Holst'u denerken Viking'ten Bjordal'ın transfer edilebileceği söyleniyor.  Ön liberoyada yine Viking'ten Martin Ornskov'u alan ekip bu bölgeyide güçlendirmiş durumda. İyi bir sağ bek almaları durumunda savunmaları oturacaktır.

Yanlız Brondby'nin orta sahada sıkıntı yaşayabileceğini düşünüyorum. Her ne kadar Avrupa Şampiyonası sonrası eski verimliliğinde olmasada Dennis Rommedahl bu kulüp için önemli bir isimdi. Solda alt yapıdan çıkan Riza, sağda yine 95'li Hjulsgaer ile hedef takımı haline gelmeleri zor. Antipas sakatlandığı için ilk maça yetişme şansı yok denecek kadar az. Ornskov bu bölgede kullanılıp ilk maçta Thygesen daha serbest rolde oynatılabilir. Sezonun genelinde ise böyle yaratıcılık sorunu çekmeleri kaçınılmaz gibi duruyor. En büyük skor kozları ise Makienok olacak.

Brondby'nin kadrosunu iyi yapılandırmaya başladığını düşünüyorum fakat hala eksikler söz konusu. Sezonun ilk maçlarında kısır skorlu maçlar oynayabilirler. Genç oyuncuların vereceği katkı ligdeki durumları için belirleyici olacak. Transfer yapmaları durumunda işler değişebilir fakat şu yapılarıyla maksimum hedef ilk 6 olacaktır.

Hazırlık maçı sonuçları şu şekilde ;

B1973 1-5 Brondby
Brondby 2-0 Bronshoj
Osnabruck 1-1 Brondby
Meppen 0-1 Brondby
Brondby 2-0 Flota

Takımın Kilit isimleri ; Quincy Antipas ve Makienok
Patlama Yapabilecek Genç Yetenek ; Riza Durmusi







Esbjerg FB

Gelenler

Jeppe Andersen (Orta saha-Vejle)
Mick Van Buren (Forvet-Excelsior)
Frederik Ronnow (Kaleci-Horsens)

Gidenler

Jesper Lange (Forvet-Aarhus)
Nicolai Hogh (Defans-Valerenga)
Steven Sommers (Defans-Ayrıldı)
Lukas Hradecky (Kaleci-Esbjerg)
Steffen Ernemann (Orta saha-Defans)
Kenneth Fabricius (Forvet-SonderjyskE)
Youssef Toutouh (Orta saha-Kopenhag)
Arnor Smarason (Forvet-Helsingborg)

Geçen sezon kış arasında Hans Henrik Andreassen Esbjerg'e geldiğinde takımın sınıf atlayabileceğini söylemiştikki düşme hattında 2. yarıya giren ekip müthiş bir çıkışla ligi 4. bitirdiği gibi kupayı kazanarak Avrupa Ligi biletini kapmıştı. Bu başarıda en büyük pay sahibide menajer Jess Thorup'tu. Beklenmedik bana göre her zaman rastlanmayacak bir olayı gerçekleştirdiler. Bakıyorsunuz eldeki savunma kalitesi iyi değil ama ekstra mücadele ve müthiş bir kaleci ile ligin en az gol atan takımı oluyorsunuz. Andreasen'in katılımıyla orta saha level atlıyor sağ çizgi rakiplerin sol tarafını koridora çeviriyor. Arnason-Lange gibi isimleride müthiş katkısıyla skor üreten bir takım.

Az çok analtmak istediklerim zaten transfer tablosunda oyuncuların gittiği yerlerden anlaşılıyor. Sezona büyük bir değişim yaşayarak başlayan bir Esbjerg söz konusu. Başarının temeli olan antrenör Jess Thorup Danimarka 21 yaş altı takımının başına getirilirken Esbjerg'in hocası son olarak Lyngby'i çalıştıran Niels Frederiksen oldu. Frederiksen Lyngby'de savunma sorunlarına bir türlü çare bulamamıştı, Aabech'in bireysel olarak girdiği bir bahis olayından aldığı cezada vardı. Çok iyi tanımasamda disiplinide sağlayamadığı anlaşılıyor. İlginç bir seçim oldu bu. Takımın temel taşı olan Lange-Hradecky ve Hogh'ün gidişi büyük kayıp. Hradecky'nin yerine alınan Ronnow potansiyelli ve iyi bir kaleci. Kulübün kaleci izleyen scoutlarının çok iyi oyuncu seçtiği bir gerçek. Yinede değişimin etkileri bir süre sürebilir. Forvete getirilen Van Buren Lange'nin yerini doldurabilir mi ? zaman gösterecek. Smarason gibi önemli bir ismin ayrılışı handikap. Forvette yararlı bir isim ama orta saha içinde önemli bir alternatifti. Yine Ernemann kadroda tutulamadı. Andreasen geldiğinden beri forma giyme şansı azalmıştı ama rotasyonda tutulsa iyi olurdu. Smarason gitti Ernemann gitti gelen isim Jeppe Andersen. Tartışılır tabi bu durum.

Hazırlık maçlarında şu skorları aldılar ;

Horsens 1-2 Esbjerg
Esbjerg 3-2 Nordsjaelland
Hallescher 1-2 Esbjerg
Vejle 0-1 Esbjerg

Esbjerg bu sezon güven vermiyor. Geçen sezonki havayı sürdürme ihtimallerini zor görüyorum. Çünkü o temeli bozdular, gelen isimler çok ekstra katkı vermezlerse bu sezon düşme hattıyla orta sıralar arasında gidip gelmeleri olası.

Takımın Kilit ismi ; Hans Henrik Andreasen
Patlama Yapabilecek Genç Yetenek ; Fredrik Ronnow



16 Temmuz 2013 Salı

Stefan Johansen



Gelişen Dünya futbolunda sadece 10 numaralı özelliği bulunan orta sahalar takımların sistemlerinde yük olmaya başlayınca biraz daha kenara itilirken, oyunun iki yönünüde oynayan isimler ortaya çıkmaya başladı. Genelleşmiş terimleriyle merkez orta saha, yabancıların dünya futboluna sunduğu ismiyle 'box to box'. Emre Belözoğlu, Manuel Fernandes, Selçuk İnan Ülke futbolumuzda bu tarzda başı çeken isimler. Avrupa'da Xavi, Lampard, Gerrard gibi isimler herhalde bu listede kafaya oynar.
Norveç futboluda son dönemde yetiştirdiği bu tarz isimlerle dikkat çekiyor. Manchester United alt yapısında ciddi bir eğitimden geçen ve Alex Ferguson'un Solskjaer'e tavsiyesiyle Molde'ye kazandırılan ardından kısa bir sürede müthiş bir gelişim gösterip Heerenveen'e giden Magnus Wolff Eikrem, Rosenborg'un AZ Alkmaar'a pazarladığı Markus Henriksen, Rennes'e giden Anders Konradsen bunun en güzel örnekleri olsa gerek. Tippeligaen'in bu anlamda parlayan yeni ismi ise Stromsgodset'li Stefan Johansen


Johansen 8 Ocak 1991 Norveç Vardo doğumlu. Alt yapı eğitiminide burada alıyor. 14 yaşında Norveç'in Kuzeyinin Tromso'den sonraki hit takımlarından olan Bodo Glimt'i alt yapısına dahil oluyor. 2007'de A takıma yükseltilirken o zamanki arkadaşlarından biriside yukarıda bahsettiğimiz isimlerden olan Anders Konradsen. Tippeligaen'e çıkışla alakalı olarakta ilk yıllarda şans bulmakta zorlanan bir Stefan Johansen vardı. Konradsen 2009'dan itibaren formayı sıklıkla giymeye başlamıştı fakat Johansen'in sürekli oynaması Bodo'nun tekrar Adeccoligaen'e düşmesiyle başladı. Yani 2010 sezonunda. Konradsen'de o sezon attığı 10 golle Bodo'nun en çok gol atan 2. ismi olmuştu. İki oyuncunun da adı ülke futbolunun önemli takımlarıyla anılmaya başlamıştı. Stefan Johansen için Aalesund, Fredrikstad ve bölgenin en büyük takımı Tromso devredeydi. Bende dahil olmak üzere çoğu kesim genç yetenek avcısı Tromso'ye dahil olmasını bekliyordu fakat Stromsgodset daha ciddi olduğunu gösterince bu ikili 1 Ocak 2011'den itibaren Drammen ekibine dahil oldu. 

Stromsgodset'te Neler Yaptı ?

Son dönemde ülke futbolunda ciddi şekilde söz sahibi olmaya başlayan bir ekibe adım atmak bu ikili için çok önemliydi. Başlarında Ronny Deila gibi babacan, müthiş bir taktik bilgisi olan, genç yetiştirmeyi seven birinin olması avantajdı. Konradsen biraz daha kolay sivrilen taraf oldu. Kadroda Abu gibi önemli bir yetenekte olunca Johansen ilk sezonunda genelde 2. takımda şans buldu. 13 maçta 1 gol üretti. 2012'de Mohamed Abu ayrılana kadar genelde kenarda oturdu, sonradan şans buldu fakat 13. haftadaki Honefoss maçından itibaren düzenli oynamaya başladı. 15. haftada Sandnes'a attığı frikik golü görülmeye değerdi. Sezon boyunca 27 maçta şans bulan Johansen 3 gol üretirken 5 asist  yaptı. Bu yılda takımın en istikrarlı oyuncularından birisi konumunda. 15 maçta 2 gol atarken 2'de asist yaptı.

Johansen'in kulüp futbolu dışında Milli takımın her yaş grubunda sürekli oynayan bir isim olduğunu hatırlatalım. Oyun okuyuşu, teknik seviyesi mükemmel, savunma-orta saha arası bağlantıyı eksiksiz yapan, pas organizasyonlarında düşük hatayla oynayan, yaptığı servislerle akılda iz bırakan bir isimden söz ediyoruz. Defansif açıdanda savunma-forvet arasındaki 50 metrelere varan mesafeyi yerinde dolduran bir isim. Johansen'in Aralık sonunda Strosmgodset ile olan kontratının bittiğini, Everton başta olmak üzere ciddi takımların peşinde olduğunu hatırlatalım. Bir kaç sene içerisinde Avrupa futbolunda adından sıklıkla bahsettirecek bir isim. Güzel bir videosu ilede yazımızı sonlandıralım. İzledikten sonra tespitlerim için bana hak vereceğiniz inancındayım. İyi seyirler.