9 Ağustos 2012 Perşembe

Sylvester Igboun; Gangsterlikten Futbolculuğa




1990 yılında fakir bir ailenin çocuğu olarak Njerya’da doğdu Igboun. Yokluk ve zorlukla geçen çocukluğunda sokak çetelerine katılan bir gangsterdi. Her çetenin en güçlü olduğunu kanıtlamak için birbirine saldırılar düzenlediği bir ortamdı. Bu beladan futbol sayesinde kurtuldu, Midtjylland’ın Nijerya’da bulunan FC Ebedei akademisine katıldı ve kendini kanıtlayarak 2 yıl içinde Midtjylland’ın sözleşmeli bir futbolcusu oldu.

Nijerya’daki futbol akademisi nedeniyle yabancılarının büyük çoğunluğu her zaman Nijeryalı olan Midtjylland’da ilk olarak 2010/2011 sezonunda parlamaya başladı forvet oyuncusu. Kıvrak ve hareketli yapısıyla ön plana çıksa da attıklarından çok kaçırdıklarıyla basında yer aldı, iyi bir golcü olma yolunda en büyük engeli bitiriciliğinin zayıf olmasıydı. Bir sonraki sezon öncesi kendini geliştirmek için çok çabaladı ve son vuruşlarda daha etkili bir hal almaya başladı. Ancak Riddersholm oyuncusunun kendisine çok pozisyon yaratabilmesini takdirle karşılamasına rağmen son vuruşlardaki soğukkanlılığını beğenmiyordu, bu yüzden 2011/2012 sezonunun 2. yarısından itibaren Igboun’un enerjisi ve süratinden faydalanmak adına onu daha çok sağ kanatta oynatmaya başladı. Midtjylland kariyerinde şu ana dek toplam 67 maçta 16 gol atmayı başardı.



Sürati, kıvraklığı ve çalım kabiliyeti nedeniyle Igboun’u savunmak rakipler için pek kolay olmuyor. Hayranı olduğu Ronaldo’nun videolarını izleyip çalım numaraları öğrendiğini söyleyen Igboun henüz 21 yaşında ve önünde kendisini geliştirmesi için uzun yıllar var. Özellikle fizik gücünü ve bitiriciliğini geliştirdiği takdirde önemli liglerde de forma giyebilecek kapasiteye ulaşacaktır. İskandinavya’da top koşturup milli formayı giymeyi başaran Oluwafemi Ajilore, Anthony Ujah, Peter Utaka ve Fengor Ogude gibi Nijeryalı oyuncular olsada şu anda Midtjlylland forması giyen Nijeryalılar’ın göz ardı edildiğini düşünüyor. Misyonunu tamamladığını düşündüğü Midtjylland’dan ayrılıp kendini daha büyük bir kulüpte test etme ve böylelikle milli formaya daha çok yaklaşma hayalinin olduğunu açıkladı. 1 yıllık sözleşmesi kalan oyuncunun kulübü Midtjylland da forvete Rasmussen takviyesiyle Igboun’un büyük ihtimalle satılacağı sinyalini verdi. Beşiktaş’ın transfer listesine aldığı Igboun’u geçen pazar Midtjylland-Randers maçında statyumda  izleyen Recep Çetin okuduklarıma göre olumsuz bir rapor vermiş. Hangi takıma transfer olacağını merakla bekliyorum. Küçüklüğünden beri en büyük hayali İngiltere’de top koşturmak olan oyuncuya yakın gelecekte yeni bir sayfa açacağı kariyerinde başarılar diliyoruz.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

SonderjyskE'li Conor O'Brien ile Röportajımız


O'Brien'ı tanıyalım

SonderjyskE'nin 1988 doğumlu orta saha oyuncusu Conor O'Brien'im Danimarka macerası ilk olarak hocası Brendan Nash'in bir tanıdığı vasıtasıyla onu Vejle'ye önermesiyle başladı. Vejle ile antrenmanlara katılan O'Brien'a ileride 5-6 sefer daha antrenmanlara katılma teklifi gelse de oyuncunun takvimi müsait olmadığı için ABD'de kalmaya devam etti. Bir sonraki sezon 2. lig takımlarından Blokhus tarafından denenip beğenildi ve Danimarka'da futbol oynamaya böylece başlamış oldu. Daha çok hücuma dönük orta saha olarak görev yapan O'Brien 23 maçta 10 gol üreterek takımın 1. lige yükselmesinde büyük bir pay sahibi oldu.

Blokhus'taki performansı SonderjyskE'nin dikkatini çekti ve bu takımda denenmek üzere Wolfsburg'la yapılan hazırlık maçında forma giydi. 2-0 kazandıkları maç sonrası performansı kulüp tarafından beğenilerek 1,5 yıllık sözleşme imzalandı. SonderjyskE'nin o transfer dönemde 7 oyuncuyu denemeye alıp sadece O'Brien'la anlaştığını da belirteyim. SonderjyskE'de çalışkanlığı ve forma şansı bulduğu dakikalardaki üretkenliğiyle geçen sezonun sonlarından itibaren takımın önemli parçalarından biri olmaya başladı. Orta sahada hem ofansif hem de defansif olarak kullanılabilen oyuncu SonderjyskE'de daha çok defansif bir görev üstlenmekte, yeni sezona 1 gol, 1 asist ile iyi bir başlangıç yaptı ve kendini geliştirmeyi sürdürüyor.






Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için içten bir şekilde teşekkür ediyoruz Conor. Blogumuz kuzeyliglerinin ikinci futbolcu röportajı ve her röportaj gibi bu da çok değerli bizim açımızdan.


tequciqalpa13: Kısaca kendinden ve pek bilgi sahibi olmadığımız Amerika kariyerinden bahseder misin?

O'Brien: Adım Conor O’Brien. Amerika’nın New York eyaletindenim. Kariyerime gelecek olursak; 10 yaşımdan 18 yaşıma kadar Terryvile Fire takımında oynadım, 18 yaş altı kategorisinde ABD Ulusal Şampiyonasını kazandık. Daha sonra Bucknell Üniversitesi’nde kolej futbolu oynamaya devam ettim, 4 yıl içerisinde 2 şampiyonluk kazandık. Son 2 yıl art arda ligin en iyi oyuncusu ödülüne aday gösterildim. Ayrıca son yılımda All-America takımına aday gösterildim ve ülkenin en iyi oyuncusuna verilen Hermann Kupası Ödülü'nde yarı finale kalan 15 oyuncudan biri oldum.




tequciqalpa13: Futbola ilgin nasıl başladı?

O'Brien: Futbol oynamaya çok erken yaşta başladım. Neredeyse tüm Amerikalı çocuklar için gençken futbol oynamak çok yaygındır. Baban bu oyuna olan sevgimi geliştirmemde çok yardımcı oldu. Büyüdükçe daha üst seviyelerde oynamaya devam etti.





tequciqalpa13: Danimarka’da forma giyen birçok Amerikalı oyuncu var; Rolfe, Rusin, Davies, Goodson, Parkhurst. Danimarka liginin Amerika’lı oyuncular için bu kadar çekici hale gelmesinin sebebi nedir?

O'Brien: Danimarka liginin Amerikalı oyuncular için cazip kılan pek çok unsur var. Çoğu insan İngilizce konuşabildiğinden ve yaşam standartları yüksek olduğundan Avrupa’da yaşamanın en kolay olduğu ülkelerden biri belki de. Futbolları da tekniğe ve rekabete dayalı. Bu yüzden genç Amerikalı oyuncular açısından isimlerini duyurmak adına iyi bir yer.






tequciqalpa13: Danimarka futbolunu Amerika’daki futboldan ayıran özellikler neler?

O'Brien: Amerika’daki futbolu düşündüğümde aklıma daha çok atletik yapı ve güç geliyor. Burada, Danimarka’da ise vücut ve hızdan ziyade oyunun teknik yanını kullanmaya istekli birçok oyuncu bulabilirsiniz.



O'Brien: "Ligde en beğendiğim oyuncu Hansen"



tequciqalpa13: Danimarka Süper Liginin en iyi orta saha oyuncusunun kim olduğunu düşünüyorsun?

O'Brien: Süper ligde birçok iyi orta saha oyuncusu var. En beğendiğim oyuncu ise takım arkadaşlarımdan biri olan Henrik Hansen. Çok yaratıcı bir oyuncu ve oyunu iyi okuyor. Antrenmanlarda onu izleyerek ve arkasında oynayarak birçok şey öğrendiğimi düşünüyorum.




tequciqalpa13: Herhangi bir kariyer hedefin veya oynamayı çok arzuladığın bir lig var mı?

O'Brien: En büyük hedefim Amerika Milli Takımı forması giyebilmek. Futbolda her zaman bir numaralı hedefim bu olmuştur. Hayalimdeki lige gelecek olursak; şu an hedeflediğim bir lig yok. Sadece ulaşabileceğim en yüksek seviyelerde kendimi test etmek istiyorum.




tequciqalpa13: Sahada en çok geliştirmek istediğin zayıf noktan nedir?

O'Brien: Her oyuncunun zayıf noktaları ve geliştirmek isteyecekleri şeyler vardır. Burada olduğumdan beri fizik gücümü ve topla dönerkenki ayak hakimiyetimi çok geliştirdim. Orta saha oyuncusu olarak çoğu zaman göreviniz oyunu yönlendirip takım arkadaşlarınız ileri giderken onlara avantaj sağlamaktır. Bu konuda iyi olduğumu düşünüyorum fakat çok daha iyi olmak isterdim.




O'Brien:  "Artık takım olarak daha yaratıcıyız"


tequciqalpa13: SonderjyskE yıllardır mücadeleci savunma ve orta saha oyuncularından oluşan savunmaya dönük bir takımdı fakat geçen sezonun sonlarından itibaren daha ofansif, göze hoş gelen bir futbol oynamaya başlayan ve daha çok gol şansı bulan bir SonderjyskE izliyoruz. Ofansif açıdan yaşanan bu olumlu dönüşümün arkasında hangi faktörler var?

O'Brien: Son aylarda daha ofansif takım olmamızın nedeni bence sahadaki oyuncular. Kenar yönetimi oyuncu seçerken saha içi/dışında aynı zihniyete ve aynı amaca sahip oyuncuları başarılı bir şekilde seçti. Sahaya her adımımızı attığımızda diğer takımlarla rekabet edecek gücü hissettik kendimizde. Orta sahada geçmişteki gibi sadece savunmacı oyuncular yok, artık yaratıcı oyuncularla oyunu açabiliyoruz.




tequciqalpa13: Ligdeki İlk iki haftada 1 gol, 1 asist ile oynadın. Hem senin için hem de takımın SonderjyskE için iyi bir başlangıç oldu.  Bu sezon sonunda Avrupa Ligi’ne katılma hayali gerçekleşebilir mi SonderjyskE için?

O'Brien: Avrupa Ligi hakkında konuşmak için henüz çok erken. Şüphesiz ki süper ligdeki tüm takımlar ligi üst sıralarda tamamlamak istiyor. Amacımız iyi oyuna konsantre olup her maçtan puanlar çıkarmak olacak.




tequciqalpa13: Biraz da futbol dışındaki konular hakkında konuşalım. Diğer hobilerin nelerdir?

O'Brien: Futbolun dışında da birçok şeyi yapmayı seviyorum. Amerika’da büyürken kayak, beyzbol, golf, yüzme gibi çoğu sporla ilgilenmiştim. Çok hareketli biriyim ve atletizmi seviyorum. Aynı zamanda televizyonda spor karşılaşmalarını izlemeyi seviyorum, özellikle New York takımlarının maçlarını.




tequciqalpa13: Ne tür müzik dinlersin?

O'Brien: Farklı birçok müzik tarzından hoşlanırım, fakat en sevdiğim türün hip-hop olduğunu söyleyebilirim. En beğendiğim sarkıcılar ise Kanye West ile Chris Brown.




tequciqalpa13: Herhangi bir uğurun var mı?

O'Brien: Uğura çok inanan biriyim. Fakat maçtan önce ve sonra yaptığım şeylerin listesi burada bahsedemeyeceğim kadar uzun. (Gülerek)




tequciqalpa13: Son sorum Randers karşısında uzak mesafeden attığın golle alakalı olacak. Golü attıktan sonraki duyguların nelerdi? Ousted’in hatası senin için sürpriz olmuş olmalı.

O'Brien: Gerçeği söylemek gerekirse Randers karşısında attığım gol benim açımdan pek sürpriz olmadı. Müsait olduğunda uzak mesafeden şut çekmeyi seviyorum. Kariyerim boyunca da uzak mesafeden gollerim var, antrenmanda da buna çalışıyorum.  Ousted iyi bir kaleci, yediği golde daha iyisini yapabilirdi fakat yine de haksız şekilde eleştirildiğini düşünüyorum. Pozisyonu dikkatlice izlerseniz topun yön değiştirdiğini göreceksiniz, yön değiştiren top karşısında şaşırıp golü engellemeye çalışsa da hızlı olan topu yakalayamadı. Umarım gelecekte buna benzer golleri atmaya devam ederim.


Zlatko Tripic





Bosna doğumlu ama Norveç'te büyümüş olan, bir Misimovic, Bolic gibi adından söz ettirebilecek mi diye merakla beklenen bir yetenekten bahsedeceğimiz yazımızda. Bu isim Manchester United efsanesi Ole Gunnar Solskjaer'in bizlere sunduğu isim olan Zlatko Tripic.


Tripic araştırmalarımız sonucunda öğrendiğimiz kadarıyla futbol öğrencisi olarak Sirdal VFG Fotball'a başladı. Oradan Tornstad'a geçerken buradada başarılı bir performans gösterdi. Tornstad'ın o sezon Egersund'u 2-1 yendiği maçta dikkat çekince Egersund kısa sürede Tripic'i kadrosuna dahil etti. Bosna'lı oyuncu kısa sürede Egersund seyircisiyle iyi bir bağ kurarken Brodd maçında attığı bu golde hafızalarda yer edinmesini sağladı.




Tripic'in hafızalarda yer edinmesini sağlayan bir diğer maç ise Egersund'un geçen yıl NM Cup'ta Viking ile oynadığı karşılaşma oldu. 4-0 kaybetmelerine rağmen yeteneklerini çok iyi sergiledi Tripic, izleyen herkese kendini hayran bıraktı. Topa dokunuşu, hızı ,tekniği adeta bir bütün olarak sergileniyordu. Viking'in Egersund ile olan ilişkileride düşünülüp oraya geçeceğini hesap edildiğinden yeni bir Valon Berisha geliyorda deniyordu ama beklendiği gibi olmadı Tripic'in transferi. Bir süre daha takımında kalırken bu süreçte Stromsgodset, Sandnes, Bryne gibi takımların ilgisi söz konusuydu fakat ani şekilde Molde devreye girip oyuncunun transferini bitirdi. Bunda muhtemelen Solskjaer'in ismini kullandılar desek yanlış olmaz. Şu an Helsingborg'u çalıştırsada o dönem Viking'in başında bulunan Age Hareide'den tutunda taraftara kadar herkes Egersund'un Tripic'i Molde'ye vermesine kızgındı.






Viking'te gençleri yetiştirme açısından çok doğru işler yaptığı bilinen bir kulüp, belki transferin oluşumuda futbol terbiyesizliği fakat Molde Tripic'in kariyeri açısından çok daha doğru bir seçim oldu bana göre. 100. yılında şampiyonluk hedefleyen bir camianın içinde buldu kendisini.. Üstelik Solskjaer'in gençlere önem verdiğide kurduğu kadrodan apaçık ortadaydı. 2011'in bu dönemlerinde Molde'ye geçen Tripic kısa süreçte genelde sonradan oyuna dahil olsada şans buldu. Özellikle son 2 maçta 1 gol 1 asistlik performans sergilerken şampiyon takımın bir parçası olarakta sezonu tamamladı. Onun kariyeri için anlamı çok yüksek bir başarıydı.


Tripic bu sezon öncesinde Norveç futbolu tarafından patlama yapması beklenen önemli yetenekler arasında gösterildiği gibi hatta en büyük adaylardan birisiydi bu konuda. Doğrusu sezonada fırtına gibi başladı. Stromsgodset'i 2-1 devirdikleri maçta savunmadan alıp Godset ceza sahasına kadar taşıdığı bir top vardıki herkes bu çocuk dahada hızlanmış dedirten cinstendi. Hatta o pozisyonda Stromsgodset sağ beki Hamoud ona yetişicem derken sakatlanmış uzun bir sürede forma giyememişti. Bu sezon sık sık özellikle sonradan oyuna girerek şans buldu Tripic ama Godset maçındaki bu hareketi dışında çokta göze batan bir iş yapamayınca biraz arka planda kaldı. Son olarak Molde Etzaz Hussain'i Fredrikstad'tan alınca Zlatko Tripic'i Aristokratlara kiraladı.


Tripic biraz beklenenin altında kalmış olabilir ama 92 doğumlu olduğunu hatırlatalım. Solskjaer'in bu denli önemli bir yeteneği düşme hattındaki bir takıma kiralamasının tek nedeni istikrar ve tecrübe kazanmasını sağlamaktan başka bir şey olmaz. Tripic'i Fredrikstad'ta daha yakından takibi sürdürücez.


Bakalım yeteneklerini geliştirip oyun tecrübeside kazandıktan sonra Molde'nin değişilmezlerinden birisi olabilecek sonrada Avrupanın daha üst sınıflarına transfer olabilecek mi ?  Zamanla görücez.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Göteborg'dan Ajax'a



Herkes onu İsveç'li olarak biliyor. Ancak dışardan bakıldığında devşirme bir isim olduğu açıkça ortada. Çoğu kaynakta da yazmaz bu adam aslen nerelidir diye. Babası Burkina Faso'lu, annesi İsveç'li olan Tobias Sana 11 Temmuz 1989 doğumlu. 23 yaşında anlayacağınız. Ailesi ile birlikte bütün hayatını Göteborg şehrinde geçirdi. Küçüklüğünden beri de Manchester United'ı hayranlıkla takip etti kendisi. En azından böyle olduğunu söylüyor.

Kimilerine göre Göteborg'un Messi'si, kimilerine göre de İsveç'li Neymar. Estetik hareketleriyle birlikte gün geçtikçe geliştirdiği top hakimiyeti ve hızını dikkate alırsak katettiği aşama bariz ortada. Ara sıra tutan bencilliği bir kenara takımı hücuma kaldırma anlamında en büyük sorumluydu bu yıl Göteborg'da. Hysen ve Selakovic'in berbat bir yıl geçirdiğini hesaba katarsak, takımın en önemli ismi oldu bu sezon. Ve ne ilginçtir ki takım onun oynadığı hiçbir maçı da kaybetmedi yine bu sezon. Belki üretkenlik anlamında çok fazla katkı veremedi takıma fakat oyun stili ile herkesin beğenisi kazandı. Taraftarın gözüne de zaten bu oyun stili ile girmeyi başardı. Stahre zaman zaman onu sağ kanatta da oynattı ancak hemen hemen her maçını 90 dakika izlediğim takımda bana göre etkisiz kaldı hep sağ kanatta. Sol kanadı çok daha iyi kullanmasının ana nedeni sağ ayağını bu kanatta daha etkili kullanabilmesi. Rakibin üzerine gidip ortadan katetmesi ve kaleyi cepheye aldığında da 'çok sert' şutlar çıkarması solda daha etkili olmasını sağladı hep. Sağ kanatta oynadığında bunu iyi yapamıyordu çünkü sağ ayağına göre sol ayağını etkisiz kullanıyordu.

Bu yıl başka bir takımda olsa şu istatistikleri çok daha iyi düzeyde olurdu bu net. Göteborg o kadar berbat bir yıl geçiriyor ki bu Sana'nın da istatistiklerine de yansıdı. Çizgiye inip kaç kere Hysen'e ve arkadaşlarına al da at dedi ancak beceriksizliği bu yıl tavan yapan takımda onun asist yapabileceği birçok topu heba etti. Uzun mesafeli attığı tam isabet pasları saymıyorum bile.

Kimilerine göre 'overrated' bir oyuncu Sana. Yani sadece göz boyuyor. Mervan ve Durmaz ile benzer yanları var, yok değil. Fakat ortaya koyabilecekleri çok daha fazla Sana'nın. Stili de Mervan ile Durmaz'dan bence daha farklı. Daha estetik duruyor en başta. Taraftarın gözünü boyayan hareketleri daha fazla. Hollanda gibi bir ligde bu tip kanat adamları her zaman iş yapmıştır ayrıca. Kime benziyor deseler Stoch diyebiliyorum. Çıkardığı şutlar ve oyun tarzı bana onu hatırlatıyor. İsveç'li Stoch.

Ajax gibi büyük bir kulüpte oynayacak olması da sorumlulukların farkına varmasını sağlayacaktır. Göteborg'un eski isimlerinden olan ve Ajax'ın bir nevi İsveç danışmanı olan Stefan Pettersson'un bu transferde başrol oynadığı biliniyor ki Ajax'a Sana'yı öneren Pettersson zaten. Sözleşmesinin bu yıl sonunda bitecek olması sebebi ile bonservisini makul bir fiyata aldı Ajax (350 Bin Euro - 3 yıllık sözleşme). Göteborg'un sponsoru da böylesine potansiyeli olan bir ismin böyle ucuz bir fiyata elden kaçırılmasına tepkiliydi zaten.

Sana'nın bazı mevcut açıklamalarında da kendisini İbrahimovic'in de yakından takip ettiği yönündeydi ayrıca ki bundan duyduğu memnuniyeti de dile getirdi kendisi. PSV'ye giden Narsing'in 12 kat daha ucuzuna Sana transferinin yapılması medyada epey yer buldu. Kendisi için Ajax'ı tercih etmenin zor olmadığını söyledi Sana. Daha iyi bir oyuncu olmak istiyorsanız yurt dışında oynamalısınız bir İsveç'li olarak. Haklı da.

Ben oyun tarzını seviyorum ve başarılı olacağını da umuyorum. Oynayacağı mevcut lig tam onun ayarında ve başarılı olmaması için sebep yok. Bu yıl daha bir göz önünde olacak. Umarım ki şimdiki bonservis bedelinin kat be kat üstünde bir fiyata başka büyük bir takımda forma giyer Sana