18 Temmuz 2012 Çarşamba

Gana'lı Bir Müslüman - Abdul Majeed Waris


Geçtiğimiz yılın Ağustos ayındaki transfer döneminde Hacken çok önemli bir golcüsünü kaybetti, adı da Ranegie bilirsiniz ya da duymuşsunuzdur. Oynadığı 22 maça 18 gol atarak Allsvenskan'da Malmö'nün dikkatini çeken Ranegie bu transfer döneminde takımdan ayrıldı. Birçok kişiye göre de can damarını kaybetmişti Hacken. Hoca Gerhardsson Ranegie ayrılınca Drugge, Hernandez, Johansson, Ericsson ve Williams gibi isimleri kadrosuna kattı ve buradaki boşluğu bu isimler üzerinden doldurabileceğini düşündü. Takıma katıldığı süreden itibaren yedekten şans bulan ve genelde de 70'den sonra oyuna dahil olan Waris belki de en son seçeneği idi bu bölgede hocanın.

İngilteren Hartpury Futbol Akademisi'nden geldiğinden beri hep yedekten şans buldu. Mart 2010'da oynanan maçta Trelleborg'a karşı yedekten formayı giyerek ilk kez Hacken formasını giymiş oldu. 4 yıllık sözleşmeyi imzaladığı andan sonraki ilk deneyimi oldu bu. İsveç Kupas'ında 2010 senesinde Östersunds'a karşı oynanan maçta ilk 11'de başladı ve ilk golüyle de bu sayede tanıştı Hacken formasıyla. Kendisi için en kritik dönemse Ranegie'nin ayrılışı ile başladı. Ranegie takımdan ayrılınca 11'de görev almaya başladı ve gollerde attı oynamaya başlayınca. Can damarını kaybetti denen takımın yeni can damarı olmaya adaydı. Ancak bu dönemde yaşadığı şanssız bir sakatlık oldu ve sezonu kapattı Waris. Belki de en son yaşamak isteyeceği şeyi yaşadı. Ancak forma giymeye başladığı dönemle birlikte sergilediği performansla ilerisi için umut verdi ve yeni sezon öncesi Gerhardsson'un planlarında yer buldu kendisine. Hocanın kadroya transfer ettiği onca isimler şans alamazken, Brezilya'dan getirttiği 3-4 Brezilya'lı forma giyemezken yeni sezona sakatlığını atlatıp giren Waris yine formayı kaptı ve bugünlere geldi.


Şimdi Waris'ten bahsedelim biraz, nasıl formayı giymeye başladığını anlatmaya çalıştık. 1991 yılının Ekim ayında Gana'nın Tamale şehrinde doğmuş Waris. 1.72 boyunda ve 71 kilo ağırlığında. Aynı zamanda da iyi bir Müslüman kendisi. Her maç öncesi ve sonrasında dua ettiğini söyleyen Waris, Cuma günleride Cuma Namazı'na gitmeyi ihmal etmediğini belirtiyor. Nasıl yetiştiğine değindiğinde ise Afrikalıların genel geçmişinden pek farkı yok. Annesinin Tamale şehrinde parfüm sattığını, babasının ise bir kaynakçı olduğunu söylüyor Waris. Afrika'da her zaman yaşamın zor olduğunu ancak kendisinin bu anlamda şanslı olduğunu ve verilen şansları iyi değerlendirdiğini söylüyor. Zengin olması durumunda futbol oynamayacağını düşünmesi bile bu noktalara gelmesinin ana sebebini özetleyen türden.

İlk futol oynama zamanlarından bahsederken ise gülümsüyor. Çok küçük yaşlarda, avlu arkalarında asfalt, çakıl üzerinde ayakkabı olmadan-yalın ayakla futbolu oynadığını belirten Waris, gerçek futbol ile yani çim üzerinde oynanan futbolla ise 12-13 yaşlarında Dream Futbol Akademi sayesinde tanıştığını söylüyor.

1999 yılında kurulan Dream Akademisi o zamanlar Gana, Sierra Leone, İngiltere ve ABD'de okullar kuruyor. Aynı zamanda futbol ile de okulları bağdaştıran bu Akademi, böylelelikle Waris gibilerine de şanslar sunuyor. Waris'in kendisini ispatlamasına da bu Akademi aracı oluyor zaten. 17 yaşındayken ise Dünya Gençler Futbol Kupası tanımını yapabileceğimiz Gothia Cup için Göteborg'a gitme şansı yakalıyor Waris ve bu da İngiltere'nin Hartpury Futbol Akademisi'nin sayesinde oluyor en başta söylediğimiz gibi. Burada dikkatleri iyice kendisine çekmeye başlayan Waris'e bugünlerin yolunu açan kulüp ise bildiğiniz üzere Hacken oluyor. Hacken'a minnettar olduğunu her fırsatta dile getiren Waris, kendisine bu şansın verilmesinden ötürüde mutlu olduğunu söylüyor zaten.

Antremanlardan sonra her zaman öğle uykusu aldığını söyleyen Waris, bunun kendisine iyi geldiğini ve böylelikle işlerinin daha kolay gittiğini belirtiyor. Kendisinin ideali olarak ise Fil Dişi Sahil'li golcü Didier Drogba'yı gösteriyor. Onu sevdiğini ve hayatında birçok zorluğu yenerek başarılara imza atmasının kendisine ilham verdiğini söylüyor. Babasının futbol oynama isteğine ara ara karşı çıktığını, çünkü bu sürede sık sık para ihtiyacı olduğunu söyleyen Waris, babasının kendisini hep okumaya teşvik ettiğini ancak bunu başaramadığını söylüyor. Kendisi futbolu tercih etmiş ve babasının bu isteğine pek kulak asmamış anlayacağınız. Odasında sürekli Play-Station 3 bulundurduğunu ve boş zamanlarında Fifa 2012 oynadığını belirten Waris, takım arkadaşı Chatto ile yakın olduğunu ve birbirlerine yardımcı olduklarını söylüyor. Hedefinin ise Premier Lig olduğunu gizlemiyor genç Gana'lı.


Açıklamalarının sonlarında ise benim en başta söylediklerimden bahsediyor. Takımda forma almaya başladıktan sonra çok mutlu olduğunu ve buna zaten kendisini de hazır hissettiğini söyleyen genç golcü, o arada sakatlık yaşadıktan sonra ise yıkıldığını itiraf ediyor. Ancak yine de herşeyin iyi olacağını bildiğini ve bundan sonrada iyi işler çıkarıp iyi oynamaya devam etmeyi dilediğini söylüyor Waris.

Son olarak, babasının kendisini futbol sahasında göreli çok uzun zaman olduğunu ve neredeyse bu zamanı hatırlamadığını da söylüyor Waris. Ailesininin kendisini futbol oynarken izlemesinin kendisini çok gururlandıracağını ve birgün ailesini Gana'dan Göteborg şehrine getirmeyi umut ettiğni söylüyor. Aradaki özlem epey fazla gibi. Ne zamandır görüşmüyor ailesiyle, kim bilir.

Biraz da oyun tarzından bahsedip kapatalım yazımızı. Siyahi futbolcu diyince aklınıza gelen çoğu özellik Waris'te de var diyebilirim kısaca. Hacken'ın oyun yapısını en iyi şekilde sahaya yansıtan Waris, hızı ve zorlu ikili mücadelelerde ayakta kalmasıyla dikkati çekiyor. Uzun süredir birçok maçını izlediğim içinde bunları rahatça söyleyebilirim. Hacken'ın sürekli onun üzerinden oynaması ise başka bir takımda tek başına neler yapabilir sorusunun üzerini biraz olsun kapatıyor bence. Ülkemizdeki Burak Yılmaz örneğini verebilirim daha iyi anlaşılması için. Sürekli defanstan Waris'e hızlı ve uzun toplar atarak kontra atak futboluyla başarılı olmaya çalışan bir takım Hacken. Waris'de bu sistemin en önemli parçası. Herşey ona göre planlanmış, herşey onun üzerinden işliyor kısacası. Çarktan onu çıkardığınızda sistemi de değiştirmelisiniz gibi diyebilirim. Bu sezon bir maçta attığı 5 gol, sezon içinde attığı toplam gol sayısı vs itibari ile Avrupa'lıların da dikkatini çekti ve böyle giderse Hacken'ın elinde tutması zor olacak Waris'i. 2011 Kasım ayı sonunda sözleşmesini 2015'e kadar uzattı ki bu da sanki geleceğinin tahmin edilmiş olduğunu gösteriyor. Her maça bileğinde Gana'nın bilekliği ile çıkar Waris. Gol attıktan sonra da öpmeyi ihmal etmez bu Gana bayrağını simgeleyen bilekliği. Valenciennes dedikoduları ile Avrupa kulüpleri dedikodusu başladı bile bu yıl. Dilerim ki daha büyük yerlere gelsin. Potansiyelini sahaya yansıttıkça bunu gerçekleştirmesi de zor olmaz bence. İlerde birgün umarım ki tanıdık bir Avrupa kulübüe gelirde, bizlerde arşivden bu yazıyı çıkarırız.

Şu güzel videoyu da vermiş olalım arada. Youtube'a aratıp çıkarabileceğiniz video tabiki ama olsun.. İyi seyirler diyelim, benden şimdilik bu kadar :)



2 yorum:

  1. Müthiş bir yazı olmuş tam manasıyla tebrik ediyorum böyle yazılarin devamını bekliyor ve blogu listeme ekliyorum :-) ha bide kuzey liglerini nasıl takip ediyosunuz ?

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederiz öncelikle. Uzun süredir takip ettiğimiz ligler kuzey ligleri. Son dönemde de daha kolay hale geldi maç yayınlarını vs takip etmesi. Birçok kaynak üzerinden takip edip, bilgilerimizi derliyoruz. Umarım daha da güzel hale gelecek bu sayede bloğumuz.

    YanıtlaSil