21 Temmuz 2012 Cumartesi

Dame N'Doye




Gözlerden ırak Danimarka’dan Trabzona transfer olan Dame N’Doye (Okunuşu: Daam En Doy) çok merak ediliyordur. Bu merakı elimizden geldiğince giderebilmek açısından bloga N’Doye ile ilgili bir yazı girmeye karar verdik. Öncelikle kariyerine göz atacağız, daha sonra ise N’Doye’u hem oyun hem de kişilik anlamında başlıklara ayıracağımız bölümlerle daha yakından tanımaya çalışacağız. Bu ligi yıllardır takip etmenin bize kattığı çok ekstra bilgileri sunacağız. İyi okumalar…


Kariyeri...
Yunanistan Dönemi ve Kopenhag’a transferi

N'Doye daha OFİ'den alınacak haberleri çıktığında bu adamın ayrı hastası olacağını hissetmiştim doğrusu, yani tam ideal forvet tipi vardı adamda, hep arka planda kalmış adeta patlamayı bekleyen bir profildi. Yunanistan kariyerine ilk olarak Panathinaikos’la başlayıp 1 sezonda 6 gol üreterek pek parlak performans sergileyememişti. Yine de ligde ezeli rakip Olympiakos karşısında, Uefa kupasında da Kopenhag deplasmanında kritik gollere imza atmıştı. Daha sonra bir başka Yunan takımı Ofi’ye gitti. Genellikle tek forvet olarak kullanıldığı takımında yarım sezonda 8 gole imza attı, bu performansı  da kariyerinin en önemli sayfasını Kopenhag’la açma fırsatını doğurdu.


Panathinaikos formasıyla Kopenhag'a attığı gol

Danimarka’ya gittiğinde pek tanınmıyordu doğal olarak. İlk röportajında “Normal bir oyuncuyum. Bazıları özel oyuncu olduğumu söylüyor ama özel oyuncuysam beni özel yapan takım oyunudur.”  diyerek takım oyununun önemine vurgu yapıyordu N’doye. Röportajını “Takımım için elimden gelenin en iyisini yapacağım” cümlesiyle bitirmişti. Attığı gollerle de bunu fazlasıyla gerçekleştirmiş olacaktı 3,5 sezonda. Hatta Kopenhag tarihinin en golcü oyuncusu ünvanının sahibi olacaktı.



Kopenhag’da kendini kanıtlamaya başlıyor

Kopenhag’da 2008/2009 sezonunun 2. yarısında forma giymeye başladı N’Doye. Umduğu gibi bir başlangıç yapamadı ve kaçırdığı gollerle eleştirilip forma ilk 3 maçtan sonra Almeida’ya kaptırdı. Sezon sonuna dek yedek kalıp sadece 2 gol üretebildi.

2009/2010 kendini Kopenhag’da ispatlamaya başladığı sezondu, özellikle sezonun sonlarında takım ilk 11’inin önemli parçalarından biri haline gelmeye başladı, artık Danimarka ona pek yabancı gelmeye başlamıyordu, 32 maçta 14 gole ulaşmıştı.




2009-2010… Her açıdan altın sezon

2009-2010 sezonu lig tarihinin en unutulmaz sezonuydu, hatta henüz 2 yıl geçmesine rağmen Kopenhag’lılar şimdiden özler o sezonu.  Senegal’li artık Kopenhag'ı üst seviye takım haline getiren Solbakken'in ellerinde işleyen bir maden konumuna gelmişti.  Her geçen gün futbolunun üstüne koydu, son vuruş, güç, hız herşeyi orta seviyenin üstüne çıkardı. 25 golle gol kralı oldu, hatta 3 gol daha atabilse Ebbe Sand’ın Danimarka liginde bir sezonda en çok gol atan rekorunu egale etmiş olacaktı. Sadece ligde değil Avrupa’da da parlamıştı. Şampiyonlar liginde önce Rubin Kazan’a sonra da eski takımı Panathinaikos’a karşı fileleri havalandırdı. Abartı gelebilir belki ama izleyenler hak verecektir ki Puyol'lu Barca savunmasını gücüyle perişan etti. Gol atar atmaz orası çok önemli değil ama o atmosferde Barca seyircisine korku verdi. Barcelona maçında bir topu direkten döndü, aynı şanssızlık gruptan çıktıktan sonraki Chelsea maçında da başına geldi, kullandığı frikikte gole yine direk izin vermemişti. Kulüp muazzam bir yapılanmanın meyvelerini topladığı o sezon Chelsea’ye elense de o yıl şampiyonlar ligine damgasını vuran takım olmuştu. N'doye altın yılını geçirdi o sezonda. Tabi Santin’le ileride yakaladıkları müthiş uyumu da eklememek olmaz, sahada yapacakları her hareketi adeta ezberlemişlerdi. Ligde atılan 77 golün 42’si bu ikiliden geldi.

Stale Solbakken


Solbakken kulüpten ayrılıyor

“O sabırlı biriydi ve benim en iyi duruma gelmem için çaba harcadı. Hocanın oyuncusunu desteklemesi ve ona güvenmesi benim açımdan çok önemli. Böylece oyuncu da hocanın beklentilerini karşılayabilir.” (Hocası Solbakken hakkında…)

Ardından Kopenhag’ı bugünlere getiren teknik direktörü diyebileceğimiz Solbakken Köln'e gitti. Norveç’li hocasını kariyeri bakımından ne kadar önemli gördüğünü N’Doye’u az çok tanıyan herkesin bileceği bir şey. 2011 yılında Danimarka’nın en değerli oyuncusu ödülünü aldığında kürsüde Solbakken’e dönerek futbolu eğlenmek için oynardım o bana sorumluluk üstlenmeyi öğretti demişliği de vardır.


Ödül Töreninden



N’Doye, ilişkisinin kuvvetli olduğu Solbakken’in ayrılışından sonra Solbakken’i özlediğine dair açıklamalar da yapmıştı. Birlikte çalıştığı en iyi hoca olduğuna inanıyordu.




Yeni teknik direktörü Nilsson ve çöküş

Giden sadece Solbakken değildi. O sezon birçok oyuncu ayrılığı yaşandı Kopenhag'ta, omurgayı oluşturan Grønkjær, Pospech, Antonsson, Wendt, Kvist adamlar gitti birer birer… Teknik direktörlüğe de İsveç liginde Malmö’yü şampiyon yapan Roland Nilsson getirildi.

Son derece disiplinli Solbakken’in aksine Nilsson çok da disiplinli bir hoca değildi Yapılan transfer hamleleri de berbat olunca izlenmesi zulüm bir takım oldu ki daha ilk maçlarda Parken'de ıslıklar havada uçuşuyordu. İnanın o şampiyonlar liginde başarı yakalayan, ligi alt ust eden takımdan sonra bildiğin 3. sınıf konumuna düşen, pozisyon üretmekten aciz Kopenhag izledik. Zaten geçen sezonki başarısızlık tablosuda ortadaydı.

Tüm bu gelişmeler N’Doye’un form grafiğini etkiledi. İşlemeyen takımda eskisi kadar pozisyona girmesi mümkün değildi. Sol kanat çökmüştü, 90 dakika bindirme yapmaktan usanmayan bekler yurt dışı yolunu tutmuştu. Yaratıcılığın sadece Bolanos’a yüklendiği takımda pozisyon üretmek eskisinden daha zor hale gelmişti. N’Doye’un ilk geldiğinde dediği “Özel oyuncuysam beni özel yapan takım oyunudur.” cümlesinin tekrar altını çizmek gerekiyor bu sezonu değerlendirirken. N’Doye ligi 18 golle tamamlayıp tekrar gol kralı olsa bile ruhunu kaybetmeye başlayan takım oyunu, diplere vuran bir Kopenhag vardı ve kaçınılmaz şekilde N’Doye’un da formu düştü.



Kopenhag kariyerini özetlemek gerekirse oynadığı 3,5 sezonda (Lig+Kupa+Avrupa) 150 maça çıkıp 30’dan fazlası kafayla olmak üzere 82 gol attı. Kopenhag formasıyla ligde en çok gol atan oyuncu olmayı başardı. N’Doye Kopenhag’la 3 kez şampiyonluk yaşadı, son yıl ise Nordsjaelland’ın ardında kalarak 2.likle yetindi.



Nasıl Bir Futbolcu?

Futbol kalitesi olarak, bitirici vuruşları iyidir, sakindir pozisyon içerisinde. Şutları da iyidir fakat özellikle kafa gollerinde çok daha iyidir. Kornerlerde ön veya arka direğe yaptığı koşularla kalecileri gafil avlayabilir. Ligin hava hakimiyeti en iyi oyuncusu olacaktır diyebilirim. Ayrıca fizik gücü yüksektir. Pozisyon içerisinde pes etmeyi sevmez, Odense ve Lyngby maçlarında şut çektikten sonra kaleden dönen topları tamamlayıp gole çevirdiği pozisyon vardır, hava topuna zıpladıktan savunmanın bakışları arasında 2. bir gol hamlesi yapması da çevik olduğunun göstergesidir.  Top kontrolü tekniği oldukça iyidir. Sadece gol atmaz takım arkadaşlarına da attırır. Zaten Kopenhag formasıyla 34 asisti bunu göstergesi. Özellikle ileride Santin’le çok iyi anlaşmaları verimliliğini daha da arttırmıştı. Kobenhavn’ın altın sezonunda her iki kanadın çok iyi işlediğini ve 2 tane de bindirmeyi seven bekin olduğunu hatırlatalım. N’Doye’un form grafiğini yükseltmek için kanatların çalışkan olması bence elzemdir. İstediği hava toplarını attığınızda, bitiriciliğinin yüksek olduğu kafa vuruşlarıyla rakipleri zorlayacaktır. Boyu 1,86 olsa da yavaş bir oyuncu değildir. Komple bir forvet oyuncusudur. Derbi maçlarına daha da iyi motive olur, Brondby maçlarını pek boş geçmeyip 11 maçta 8 gol atmıştı. Duran toplarda ise Panathinaikos formasıyla Lazio'ya, Kopenhag formasıyla Midtjylland'a ve Senegal milli takımında attığı frikik golleri vardır hatta Chelsea maçında direkten dönen topu ama frikiklerde beklentileri çok yüksek tutmamak gerekir.




Karakteri

“Senegal’de herkes mutludur, sorunları olduğunda bile. Mutlu olduğunuzda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.”

Dame N’Doye’u tek kelimeyle tanımlamak gerekseydi bu kelime neşe olurdu herhalde. Karakter olarak da çok düzgün bir adamdır, koca Kopenhag kariyerinde gördüğü kırmızı kart yok, hakemlerle didişmez. Aklıma 3 senedir sinirlendiği pozisyonları getiriyorum da 1 elin parmağını geçmez. SonderjyskE ile Odense maçlarında rakiplerle gerginlik yaşamış (kavga değil) ve bir de kendi takım arkadaşı Zohore şutu kendisine bırakmadığı için sinirlenmiştir. Ama heba olan pozisyonu görseniz siz de çileden çıkabilirdiniz.

Hatırlayan var mıdır bilmem ama eski Bjk kalecisi Shorunmu (nasıl yazılıyor hatırlamıyorum) gibi yanlış olduğunu düşündüğü şeylerde hafif şekilde gülümser, tepki vermeden geçer gider. Neşeli oyuncunun nasıl güldüğünü merak mı ediyorsunuz? O zaman kısa bir video derleyeyim:





Saha Dışındaki Yaşamı

“Yapmanız gerekenleri sahada yapmanız gerekiyor.  Sizi buralara taşıyan gazeteler ve televizyon kanalları değil teknik heyetin sizi iyi oynuyorken görmesi ve size güvenmesidir.”

Yukarıdaki sözü N’Doye’un basına yansımayı sevmediğinin göstergesi aslında. N’Doye röportajı pek göremezsiniz o yüzden. Aslında “hocanın kararı”, “sadece çalışıyorum” gibi standart cevapları nedeniyle muhabirler de artık röportaja yanaşmamaya başlamış. Basın demişken; Danca, "Dame" kadın demek olduğundan basın haber girerken genellikle "Damen" demeyi tercih ederdi. Ama herhangi bir lakabı yoktu.

Gece hayatı vardır, barlara takılır ama içip olay çıkardığını veya maç günü barlarda sabahladığını kısacası aşırıya kaçtığını duymadım. Zaten öyle bir olay olsa ligin en gözde oyuncusu olduğundan manşetlerde elbet rastlardık. Bir bar kavgası olayı var ama onu ilerki bölümde anlatacağım.



Disiplinsiz  mi?

Aslında bu soruyu çalıştığı teknik adamları gruplayarak cevaplandırmak en uygunu olacaktır;
Solbakken otoriter bir hocaydı bir gün “İdmanlara bir daha geç kalırsan önümüzdeki 4 maç kenarda oturursun.” demişti. Solbakken de saygı duyduğu bir hoca olduğundan ona karşı disiplinsiz bir tavır sergilememişti.

Nilsson ise takım üzerinde otorite kuramayan bir teknik adamdı, İsveç kariyeri nasıldı bilmiyorum ama Kopenhag’da durum buydu. N’Doye bu dönem idmanlara geç gelmeyi alışkanlık haline getirdi, hocayla takıştı derken taraftarla arası çok iyi olması nedeniyle mecburen oynatıldı. Bu olumsuz ortamda olmasına rağmen saha içi performansı açısından her zaman çalışkan bir oyuncuydu. Antrenman tembeli diye de niteleseniz, saha içindeki çalışkanlığına pek laf edilebileceğini düşünmüyorum.

Son teknik direktör Ariel Jacobs’la uzun süre çalışma fırsatı bulamadı. Milli takımda olduğundan Kopenhag kampına geç katılmıştı, sonraki günlerde de transfer gelişmeleri yaşanınca aklını pek Kopenhag’a veremedi. Bu yüzden ilk uyarı olarak Jacobs tarafından son hazırlık maçında kadro dışı bırakıldı. Transfer görüşmeleriyle telefonda sabahlamayı sürdürünce Ariel Jacbos tarafından profesyonel olmamakla suçlandı ve ilk lig maçında da kadro dışı bırakıldı. N’Doye ise mental olarak zorlu bir süreçten geçtiğini, kulübünden anlayış beklediğini söyledi. Ayrıca hocası Jacobs ile sorunu olmadığını zaten takıma yeni katıldığından birbirlerini neredeyse tanımadıklarını söyledi. Kadro dışı kaldığı lig maçından sonra Jacobs söylemlerini yumuşatıp maçta N’Doye’un yokluğunu hissettiklerini açıklayarak bir nevi kadro dışı bırakma kararından vazgeçebileceği sinyalini verdi. Şunu söyleyebiliriz ki N’Doye kafasında Kopenhag’ı bitirmiş durumdaydı, transfer döneminde sadece formasını giyebileceği “yeni takımı” düşündü.


N'Doye ve eşi



Ailesi

Müslüman olan N’Doye evli ve eşinin hamile olduğuna dair söylentiler var doğru mu zaman gösterir. Senegalli’nin abisi Ousmane N'Doye Romanya takımlarından Vaslui forması giymektedir. Annesi için yanılmıyorsam Lyngby maçında attığı gol sonrası formasını çıkartıp seni düşünüyorum anne, seni seviyorum yazılı tişörtünü göstermiştir.

3 yıl önce PSV Eindhoven ile deplasmanda yapacakları Uefa kupası maçı öncesi eşi menenjit şüphesiyle hastaneye kaldırılmış fakat N’Doye yine de zorlu deplasman maçına çıkıp elinden gelen mücadeleyi göstermiştir. Bunla ilgili sorulan sorulara ise zor bir durumdu fakat takım için önemli bir maçtı cevabını vermiştir. Eşi de 1 haftadır başı ağrıdığını, soğuğun da etkisi olduğunu söyleyerek bir bakıma soğuk Danimarka ikliminden şikayetçi olmuştur.


Taraftarla olan ilişkisi



N'Doye'un taraftarlarıyla olan yakın ilişkisi bilinen bir şeydir. Hatta kendini de FC Kopenhag taraftarı sayar. Gol attığında genellikle ateşli taraftarların bulunduğu kale arkasına koşup sevincini içtenlikle paylaşır. Hatta yukarıda yüklediğim videodaki son gol sevincini izlerseniz buna çılgınlığı da dahil edebiliriz. Gol sevinci sırasında önündeki çöp kovasını taraftarlara atıp ilginç bir gol sevincine imza atmıştı Senegalli.




Taraftar grubunun logosundan dövme yaptırması

Olay olan dövmesi

Taraftarın sevgilisi olan Senegalli golcü Kopenhag'ın en ateşli taraftar grubu olan Urban Crew'in logosunu koluna dövme olarak yaptırmıştı ancak Urban Crew yaptığı taşkınlıklarla kulübün ceza almasına neden olan, kulübün pek hazzetmediği taraftar grubuydu. Kulüp yöneticisi Anders Hørsholt N'Doye'un taraftarlarla yakın ilişki içinde olan ve kulübe %100 bağlı bir oyuncu olduğunu bildiğini söyledi. Ancak yaptırdığı logoyu pek hoş bulmadığını yine de vücuduna yaptıracağı dövmelere karışamayacaklarını dile getirdi. N'Doye ise maç sonu dövme hakkında sorulan sorular karşısında bunun kişisel bir konu olduğunu söyleyip cevap vermekten kaçınmıştı. Kısacası taraftar grubuna olan sempatisi için yönetimle karşı karşıya gelmeyi bile göze almıştı N’Doye.




Diskoda Kavga Olayı

N’Doye’un yılbaşından önce gittiği diskoda olay çıkardığı söylenmişti. İddia sahibi 2 Brondby’li N’Doye’un kendilerine saldırdığını söyleyip polise şikayetçi olmuşlardı. N’Doye ise bu polisin işi bir şey söylemek istemiyorum, hiçbir şey olmadı sadece diskoda garip davranan kişiler vardı diyerek soruları yanıtlamıştı olay sonrası…

18 ve 33 yaşındaki Brondby taraftarlarına göre N’Doye herkesin ortasında taraftarlara saldırıp elbiselerini yırtmış, N’Doye’un yanındaki kadın da kendilerine şişe fırlatmıştı. Ancak diskodaki kamera kayıtları incelendiğinde bu senaryonun doğru olmadığı anlaşıldı, N’Doye’un tahrik edici veya saldırgan bir tavrına rastlanmamıştı. Dün ise polis N’Doye’un o gece hiçbir olaya karışmadığını ve soruşturmada aklandığını açıkladı. N’Doye’un kişiliğini bildiğimden böyle bir şey yapsa çok şaşırırdım zaten…


Transfer… Trabzonspor’da başarılı olur mu?

Kopenhag'da yeni bir yapılanma ile Ariel Jacobs getirildi göreve. Doğrusu N'Doye'da artık Kopenhag'dan kafa olarak koptuğunu davranışlarıyla gösterdi. Gerçi geçen yıl Arap kulübü Al-Hilal’in teklifini geri çeviren Kopenhag, oyuncuya seneye seni iyi bir teklif gelirse satacağız sözü vermişti, dedikoduya göre bu rakam da 5 milyon Euro civarıydı.  İngiliz takımlarının geçen sezonlardan ilgisi olması, ardından Rubin Kazan’ın devreye girmesi derken iyice aklı karıştı. Son olarak da ilginç şekilde Trabzonspor ile anlaştı haberleri çıktı ilk başlarda çok inandırıcı gelmemişti bana. Hayalinde İngiltere’de oynamak olduğu için oraya gider diye düşünüyordum.



Trabzonspor için transferi muazzam bir iş oluyor, çok komple bir oyuncuyu transfer etmek üzereler. Hemen hemen her yönü orta seviyenin üstü bir adam. Bir yıl 30 gol atıp diğer yıl yatmayacak standardı olan bir adam. Doğrusu ben gol kralı olacağını düşünüyorum.  Kopenhag’da aile ortamı yaratılmıştı ve kendini iyice bu takımın bir parçası görmüştü. Trabzonsporda da böyle bir aile ortamı yaratılırsa katkısı 2 katına çıkar ki Yattara ya da Jaja gibi adamlarla anlaşan Trabzonspor seyircisi N'Doye ile her türlü diyalog kurar ve onu çok sever diye düşünüyorum.

N'Doye üzerine sistem kurulabilecek tek başına maç kazandırabilecek bir adam, yani uyum sağlar mı, patlar mı acaba denenecek bir adam değil. Standardı olan bana göre Avrupa’da top 10 forvetten birisi. Şu ligde en vasat takıma koysan bence kalitesiyle 10’dan aşağı gol atmaz ki Trabzonspor gibi hücumcu bi takımda 20 seviyelerini rahatlıkla görecektir.

Şu yazıdan çıkarılabilecek tek olumsuz yön disiplinsizlik midir diyebilirsiniz ama alakası yok, özellikle saha içinde çalışmayı seven bir adamdır. O dönem idmana geç gelmesinin tek nedeni hocanın otorite kuramamasıydı, Şenol Güneş'ten zaten onu disiplin altında tutmasını bekliyorum. Geçen yıl Burak Yılmaz’a 30’dan fazla gol attırabilmiş Trabzonspor’da, istediği topları alabilirse N’Doye’un çok başarılı olacağını düşünüyoruz kısaca ve kuzey liglerinde bizi kendine en çok hayran bırakan forvete başarılar diliyoruz..


Yazıyı blogdan Sercan'la birlikte özenle hazırladık. Umarız merak edilen forvet hakkında kafanızdaki soru işaretlerine cevap bulabilmişizdir.

Son olarak Danimarka'nın önde gelen spor sitelerinden Tipsbladet'in muhabiri Michel Wikkelsø Davidsen'e verdiği değerli bilgiler için teşekkür ediyorum. (Many thanks for your valued informations Michel)




16 yorum:

  1. gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. emeğinize sağlık, teşekkürler yazı için çok faydalı bir yazı..

    YanıtlaSil
  3. Tebrikler baska bir takim taraftari da olsam,ilgiyle okudum.Doyurucu bilgiler var.Bende yeni sezonda trabzonda merakla bu afami izleyecegim.

    YanıtlaSil
  4. Elinize sağlık çok başarılı bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  5. teşekkürler, çok güzel bir yazı. umarım bizde de başarılı olur.

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel çalışma, teşekkürler... İnşallah transfer gerçekleşir...

    YanıtlaSil
  7. bravo iyi bir çalışma teşekkürler,elinize sağlık

    YanıtlaSil
  8. Çok güzel bir çalışma. Teşekkürler gençler. Heveslendik, beklentileri yükselttik

    YanıtlaSil
  9. Biz teşekkür ederiz, uzun senelerdir oluşan bilgi birikimimizi blogta paylaşmaya başladık. Çalışmalarımız artarak sürecek. Takipte kalırsanız seviniriz.

    YanıtlaSil
  10. Oldukça bilgilendirici bir yazı oldu. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  11. Yoğun ilginiz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  12. emeğinize sağlık. trabzonspor a hayırlı olsun ne diyelim. bekleyip görecez.

    YanıtlaSil
  13. Walla bravo. Koskoca Türkiye yazılı-görsel medyada, şu postun onda biri kadar bir yazı/inceleme görmedim.. Tebrikler, teşekkürler...
    N,Doye de umarım Trabzonspor'a faydalı olur, gol kralı olur, Burak'ı aratmaz...

    YanıtlaSil
  14. Ellerinize saglık. Çok güzel bir araştırma olmuş, Teşekkürler .
    İnşallah Trabzonspor için hayırlı olur.

    YanıtlaSil