25 Mart 2012 Pazar

Koge'nin Amerikalı Stoperi Brad Rusin ile Röportajımız



Rusin'i Tanıyalım

Koge’nin 86 doğumlu Amerika’lı stoperi Brad Rusin futbola 2002’de Florida’daki IMG Futbol Okulu’nda başladı. 2005 yılında kolej ligine geçen oyuncu 2008 yılına kadar kolej liginde forma giydi. 2009-2011 arasında birinci ligde Carolina RailHawks formasıyla iyi bir grafik çizdi ve başarılı teknik direktörleri Martin Rennie yönetiminde kaptanlığa kadar getirildi.

2010 yılında Koge’den transfer teklifi alsa da kulübü transfere yeşil ışık yakmadı. Daha önce Bolton, Start ve Bodo Glimt gibi Avrupa takımlarıyla antrenmana çıkan Rusin, Avrupa’da oynama hayalini nihayet Koge’nin 1 yıl devam eden girişimleri sonucu gerçekleştirdi. Danimarka süper ligine yeni yükselen Koge ile ilk 3 maçta 2 gol atıp skorer kimliğiyle de dikkat çeken 1.93 boyundaki Amerikalı stoper zaman zaman sakatlık sorunu yaşasa da ligdeki 21 maçın 13’ünde forma giymeyi başardı.




Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için içten bir şekilde teşekkür ediyoruz. Yeni bloğumuz kuzeyliglerinin ilk röportajı olduğundan fazlasıyla özel olacak bizim için.



tequciqalpa13: Özellikle İskandinav kulüpleri başta olmak üzere geçmiş yıllarda Avrupa’da birçok kulüpte denenmiştin ve nihayet bu yıl Avrupa’da forma giyme fırsatı yakaladın.  Avrupa’da futbol oynamak uzun zamandır kariyerinin önemli hedeflerinden biriydi diyebilir miyiz?

Rusin: Evet, Avrupa’da oynamak benim için her zaman bir hedef olmuştu. Şimdi buradayım ve amacım burada başarılı olacağımı ve kendimi daha da geliştirebileceğimi kanıtlamak olacak.






tequciqalpa13: Danimarka’da forma giyen birçok Amerikalı oyuncu var; Rolfe, O’Brien, Goodson, Parkhurst. Danimarka liginin Amerika’lı oyuncular için bu kadar çekici hale gelmesinin sebebi nedir?

Rusin: Burada olmamızdaki esas sebebin çalışkanlılığımız ve kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Danimarka’daki Amerikalı oyunculara bakarsan, hepimizin çok çalışkanız. Bunun da burada Amerikalı oyunculara çalışkan gözüyle bakılmasını sağlayan bir unsur olduğunu düşünüyorum, bu da bize karşı olumsuz bir algının olmadığını gösteriyor. Ayrıca ligin seviyesi iyi ve çoğu Danimarkalının iyi İngilizce konuşabilmesi de bize uyum sürecinde yardımcı olurken, sahada daha kolay futbol oynamamızı ve rahat hissetmemizi sağlıyor.






tequciqalpa13: Danimarka futbolunu Amerika’daki futboldan ayıran özellikler neler?

Rusin: Bence en büyük fark teknik ve taktiksel açılardan yaşanıyor. Buradaki oyuncular ülkemdeki oyuncularla karşılaştırdığımda hangi konuda yetenekli olduklarını ve neyi verimli şekilde yerine getirebileceklerini biliyorlar. Ülkemdeki oyuncuların teknik olmadığını söylemiyorum fakat standat burada daha iyi. Gerçekçi bakmak gerekirse ülkemde daha atletik oyuncular var fakat bu daha iyi oyuncu olduklarını göstermez.






tequciqalpa13: Danimarka liginde forma giyip Amerika Milli Takımı’nda forma şansı bulan Parkhurst ve Goodson gibi savunma oyuncularının varlığı seni Amerika Milli Takımı’nda oynama ve bu yolda azimle çalışma konusunda daha da motive ediyor mu?

Rusin: Bunun benim için iyi olduğunu düşünüyorum. Sonuçta Avrupa’da bu oyuncularla aynı ligde forma giyiyorum ki bu da milli takımın bu ligdeki maçları takip ettiğinin bir göstergesi. En büyük önceliğim oynayabileceğim kadar maç oynayıp sakatlıktan uzak kalabilmek. Eğer şu an yapmam gereken şeylere konsantre olup bunları gerçekleştirebilirsem, milli takımdaki geleceğim konusunda ne olacağını hep birlikte görmüş olacağız.

Rusin: "En tehlikelisi N'Doye"


tequciqalpa13: Kariyerine Danimarka’da devam etmek istiyor musun?

Rusin: Danimarka iyi bir lige sahip ve ayrıca yaşamak için de güzel bir yer. Tabi ki daha büyük liglerde oynama seçeneklerime de bakmak isterim. Aynı zamanda sağlıklı ve mutlu hissettiğim sürece uzun yıllar kendimi Danimarka’da oynacak gibi de görebiliyorum.







tequciqalpa13: Sana göre ligin en tehlikeli forveti kim?

Rusin: Eğer birini seçmem gerekecek olursa N’Doye’u seçerdim. Ligdeki en üst düzey takım için oynuyor ve dikkatli davranmazsanız her zaman gol üretebilecek bir oyuncu.






tequciqalpa13: Takımdaki arkadaşlık nasıl? Koge takımının bir parçası olmaktan mutlu musun?

Rusin: Evet, takımın bir parçası olduğum için çok mutluyum. Etrafımda beni rahat hissettiren böylesine arkadaşlara sahip olduğum için şanslıyım. Tek kaygınızın futbol oynamak olması büyük bir keyif veriyor. Burada bir aile ortamı var.

Rusin: "Makienok başarılı olacaktır."


tequciqalpa13: Takım arkadaşlarınla bir araya gelip bazen Call of Duty oynadığınızı biliyorum, Call of Duty’de aranızda en yetenekli oyuncu kim?

Rusin: Benden daha iyi bir oyuncunun olduğunu söyleyemeyeceğim! (Gülerek). Fakat benim seviyeme yakın bazı yetenekli oyuncular var, mesela Patrick Hansen. Ama Marcel Romer gibi bazı oyuncuların seviye yükseltmek için çok şey yapması gerekiyor! (Gülerek).






tequciqalpa13: Twitter’da takip edebildiğim kadarıyla Makienok ile iyi bir arkadaşlığın var. Onun yeni takımı Brondby’de başarılı olacağını düşünüyor musun?

Rusin: Evet, bence gittiği her yerde başarılı olabilecek bir oyuncu. Böylesine yapılı bir futbolcu için oldukça iyi bir tekniğe sahip ve henüz genç bir isim. Brondby için önemli bir oyuncu olup gelecekte birçok gol atacağını düşünüyorum. Fakat ona, bize karşı asla gol atamayacaksın dedim!






tequciqalpa13: Makienok’un Brondby’e transferinden sonra takımın kontra atak futboluna daha yatkın olduğunu söyleyebilir miyiz?

Rusin: Doğrusunu söylemek gerekirse çok fazla değişim olduğunu düşünmüyorum, onsuz da şu ana kadar gayet iyi işler başardık. Hala iyi bir futbol oynamak istiyoruz ve bunu başarabilecek bir kadroya da sahibiz. Son birkaç maçtır inanılmaz bir mücadele ve çaba ortaya koyduk ve bu sayede de ihtiyacımız olan sonuçları almaya başladık.

Rusin: "Lig ve kupada Koge'yi de hesaba katın"


uniforce: Takım için şu an ligde kalma savaşı mı kupa mı daha önemli?

Rusin: Bence her ikisi de aynı oranda önemli. Son maçlarda iyi işler yapıyoruz ve ikisi de hedefin dışında değil. Kulüp için ligde tutunabilmek önemli olacak çünkü bizi kimse hesaba katmıyor, onlara bunun yanlış olduğunu kanıtlamak istiyoruz! Kupa da bu kulüp için muazzam olur. Ligde iyi sonuçlar elde etmek ve kupayı kaldırmak istiyoruz. Bizi hesaba katmamazlık etmeyin!






uniforce: Yeni hocan Tommy Møller Nielsen hakkında ne düşünüyorsun?  Eski teknik direktörünüz Skarbalius ile kıyaslayınca oyun planında ne gibi değişiklikler var, size karşı tutumu nasıl?

Rusin: Tommy’nin harika bir hoca olduğunu düşünüyorum. Herkes ona saygı gösteriyor ve herkes onun için daha sıkı çalışmak istiyor. Bizi çok iyi motive ediyor ve bize karşı pozitif tutumu herkese yardımcı oluyor. Burada olduğumdan beri bu takımın gün geçtikçe daha iyi yerlere gittiğini görüyorum. Tommy’nin bunda payının yüksek olduğunu söyleyebilirim!






tequciqalpa13: Antalya’da yapmış olduğunuz kamp ve antrenmanlar nasıl geçti, Türkiye’yi sevdin mi? Türk futbolu hakkında bilgilerin neler, tanıdığın oyuncu veya bildiğin bir takım var mı?

Rusin: Türkiye tecrübem harikaydı! Takımların sezona hazırlanmaları ve antrenman yapmaları açısından fantastik bir yer. Saha zeminleri müsait, yiyecekler de lezizdi en önemlisi de havanın güzel olmasıydı. Güzel bir vakit geçirdim fakat çevreyi keşfetmek için pek vaktim olmadı. Bu da tekrar gelmek için bir bahane olacak benim için! Şampiyonlar ligi sayesinde büyük Türk takımlarını biliyorum ve çılgın Türk seyircilerin videolarını izliyorum.




tequciqalpa13: Son sorum Lyngby maçında attığın ve çok konuşulan golün hakkında olacak. Bana göre hala ligde bu sezon atılan en güzel gol. Videosunu yayınlayıp okuyucuların da golü görmesini sağlayacağız, gol attıktan sonra neler hissettin?

Rusin: Böyle düşündüğün için teşekkür ederim! Golü attığımda internette bir anda yayılıp popüler olacağını düşünmemiştim. Basında yer aldığında çok mutlu olmuştum. Avrupa’daki kariyerim için iyi bir başlangıç oldu fakat bunun gibi birkaç tane daha gol atmam gerekiyor!! (Gülerek)

17 Mart 2012 Cumartesi

Ajax'ın Danimarkalı yıldız adayı; Viktor Fischer



Laudrup, Arnesen ve Grønkjaer gibi önemli Danimarkalı oyuncuları bir dönem kadrosunda bulundurmuş olan Ajax, 2008'de orta saha oyuncusu Eriksen'i, 2009'da da sol bek Boilesen'i henüz 18 yaşına bile varmadan kadrolarına katıp Danimarka'nın son yıllarda yetiştirdiği en önemli yıldız adaylarına kapılarını açmıştı. Son hamle 2011'de Midtjylland'ın 16 yaşındaki genç yeteneği Fischer'in 1,3 milyon euroya transfer edilmesiyle gerçekleşti. Unutmadan eklemek lazım ki, bu üçlüyü Ajax'a öneren de Danimarkalı scout John Steen Olsen'dir.

Dedesi, Danimarka milli takımında 50 maça ulaşan ilk futbolcu Paul Pedersen olan oyuncuya, 2011 başından itibaren büyük kulüplerin ilgisi vardı. Manchester City, Chelsea ve Inter gibi önemli kulüpler tarafından denemeye alınan Fischer'in Mayıs 2011'de Sırbistan'da düzenlecek u-17 şampiyonasında parlama ihtimalini düşünen Ajax, elini çabuk tutup oyuncuyu turnuvadan 1 ay önce yani nisan ayında transfer etti. Turnuvada iyi de bir performans sergiledi Fischer, liderlik vasfıyla takımının yarı finale çıkmasında önemli katkı yaptı.

Ajax u-19 takımında forma giymeye başlayıp takımın a takımın 4-3-3 oyun sistemine adapte edilmeye çalışılan Fischer'in asıl mevkisi ileri hattın solu olsa da, zaman zaman ofansif orta saha ve forvet olarak da görev yapabiliyor. Ercan Taner tabiriyle bileklerine hakim... Driplingleri ile kendine pozisyon yaratabildiği kadar, takım arkadaşlarına da öldürücü paslar atabiliyor. Belki de en önemli özelliği genç yaşına rağmen gol bölgelerinde soğukanlılığını koruyabilmesi.

Avrupa'nın en önemli takımlarının u-19 takımlarının mücadele ettiği NextGen Series turnuvasında performansıyla göz dolduran Fischer önce Barcelona'ya 2 gol attı, Liverpool karşılaşmasında ise 3 gol, 2 asistlik performansıyla kendi tabiriyle hayatının en iyi maçını oynadı. 19 yaşındaki Eriksen'i şimdiden dünya futboluna tanıtan Ajax, ''Yeni Eriksen'' olarak Fischer'i de önümüzdeki yıllarda dünya futbolunun beğenisine sunacaktır. Kısacası; söz konusu yıldız yetiştirmekse, Ajax bu işi iyi biliyor

15 Mart 2012 Perşembe

N'Doye'un Yeni Dövmesinden Yönetim Hoşnut Değil


N'Doye'un taraftarlarıyla olan yakın ilişkisi bilinen birşeydir. Gol attığında genellikle ateşli taraftarların bulunduğu kale arkasına koşup sevincini paylaşır. Taraftarın sevgilisi olan Senegalli golcü Kopenhag'ın en ateşli taraftar grubu olan Urban Crew'in logosunu koluna dövme olarak yaptırmıştı kısa bir süre önce ancak bu logo Kopenhag'ın Aalborg deplasmanında objektiflere takılarak medyada daha çok konuşulmaya başlandı. Tabi ki medyada ilgi gösterilmesinin asıl sebebi Aalborg maçında yaşananlardı, yaşananlara geçmeden önce Urban Crew'a ve taraftarın kulübe zararlarına biraz değinelim.


Urban Crew

 Urban Crew özellikle deplasman maçlarında stadyumlara meşale sokması ve taşkınlık yapması nedeniyle kulübün başını ağrıtan taraftar gruplarından biridir. Bu yıl Avrupa'daki deplasmanlarda yaşanan olaylar nedeniyle Uefa'dan 3'e yakın ceza alan Kopenhag, ligde taraftarlarının olaylar çıkarması nedeniyle federasyondan da para cezaları almıştı. Başını belaya sokmak istemeyen yönetim, resmi olarak sadece 1991'de kurulan ve 20.000'i aşkın üyesiyle İskandivanya'nın en büyük taraftar grubu olan FCKFC'yi tanıdığını duyurmuştu ve deplasman maçları için bazı kısıtlamalar getirmişti.


Aalborg - Kopenhag maçında tribünde yaşananlar
Sıkıcı Aalborg - Kopenhag maçında ön plana çıkan daha çok maç öncesi taraftarlar arasında çıkan gerginlik ve 70. dakikada Kopenhag'lı taraftarların meşale yakması oldu ve hakem maçı durdurup soyunma odasının yolunu tuttu.

Maçı duraklatan olaylar;

Hakemin ve oyuncuların sahaya çıkmasıyla tekrar başlayan maçta bu sefer de Aalborg'lu bir taraftar duraklama dakikalarında sahaya girip Claudemir'e saldırmaya çalıştı. Uzatmada gelen karşılıklı gollerle maç 1-1 sona erdi.

Puan silinmesi tehlikesi 
Federasyonun maçı incelemeye almasından sonra puan silme cezasının dahi uygulanabileceği basında yazılıp çizildi. Ligde her ne kadar lider olsa da pek parlak görüntü çizmeyen Kopenhag, puan cezasıyla yüzleşmesi durumunda kötü bir tabloyla karşılaşabilir. Puan tablosunda geçen yılki kadar arayı açamadıklarını düşünürsek, yakın takipçileri Nordsjaelland karşısında şampiyonluk ve dolayısıyla da şampiyonlar ligine katılımdan gelecek yaklaşık 15 milyon Euro risk altına girebilir. Bu yüzden yönetim olaya el atıp önemli deplasman maçlarında taraftara deplasman tribününü yasakladı, bu karar ilk kez 9 nisandaki Aarhus maçında uygulanacak. 

N'Doye'un Dövmesinden Yönetim Hoşnut Değil
Taraftarların oluşturduğu gerginliğin maç boyu hissedildiği maçta N'Doye'un gol attıktan sonra yeni yaptırdığı Urban Crew dövmesini öpmesi yönetimin pek hoşuna gitmedi. Kulüp yöneticisi Anders Hørsholt N'Doye'un taraftarlarla yakın ilişki içinde olan ve kulübe %100 bağlı bir oyuncu olduğunu bildiğini söyledi. Ancak yaptırdığı logoyu pek hoş bulmadığını yine de vücuduna yaptıracağı dövmelere karışamayacaklarını dile getirdi. N'Doye ise maç sonu dövme hakkında sorulan sorular karşısında bunun kişisel bir konu olduğunu söyleyip cevap vermekten kaçındı.

12 Mart 2012 Pazartesi

İnsan takım arkadaşına bunu yapar mı Spellman?



Odense'den Kopenhag'a transfer olan fakat yedek kulübesine mahkum kalan kanat oyuncusu Absalonsen kış döneminde Horsens'e transfer oldu. Yeni takımıyla çıktığı ilk maçta oldukça iyi bir maç çıkardı, hatta gole de çok yaklaştı. Şutu tam ağlara gidecekken beklenmeyen birşey oldu, takım arkadaşı Spellman yavaşça boş kaleye giden topu çizgi üzerinde tamamladı ve golü resmen çalmış oldu. Spellman'ın bu hareketinden sonra Absalonsen'in vücut dilinden biraz tepkili olduğu anlaşılabiliyordu.

Maç sonrası 2 oyuncuyla söyleşi yapıldı. Ortada herhangi bir olumsuzluk yok hatta ropörtajın gülmelerle bölündüğünü söyleyebiliriz. (Pozisyon videonun 19. saniyesinde)

Muhabir (Spellman'a): Aranızda 2. golü konuşmuşsunuzdur. Sağ arkanda sınıftaki yeni çocuk duruyor[yeni transfer olduğundan], gol onun değil miydi?

Spellman: Gerçekten bilmiyorum, pozisyonu TV'den izlemedim ama topun direğe çarptığına inandım.

Muhabir (Spellman'a): Fakat kale çizgisine oldukça yakındın?

Spellman: Evet... Direğe çarptıktan sonra topu içeri yuvarladığımı hissettim. Fakat soruyu cevaplamadan önce eve gidip pozisyonu izlemeliyim. Kale çizgisinde olduğumdan panik vardı ne yaptığımı da pek bilmiyordum. Yarın ilk işim Absalonsen'e kek getirmek olacak. (Danimarka'da kek veya bira ısmarlamak hata yapılan kişi karşısında gönül almak için yapılan bir gelenektir.)

Muhabir: Sen ne düşünüyorsun Absalonsen, hala kuşku içerisinde misin?

Absalonsen: Aslında en son kek getireceğini söyleyip itiraf etti. Pozisyonu mahvettiğini biliyor, iyi bir karşılama değildi.

Muhabir (Absalonsen'e): Birçok pozisyona girdin maç boyu, bu pozisyonun senin golün olamaması hakkında ne düşünüyorsun?

Absalonsen: İlk yarı birçok pozisyon kaçırdım. Tam top ağlara gidiyor dediğim sırada bu küçük adam geldi ve golü çaldı(Gülerek)

Special thanks to Ceres (bigsoccer and gf-forum user) for uploading video and translation.