24 Mart 2016 Perşembe

Somon Diyarından İki Yetenek


Stavanger...

Norveç'in en büyük şehirleri arasında yer alan liman kentinin ismi anıldığında normal bir insanın aklına limanda dönen ticaret, görsel güzellikler ve hamsi gibi onlarca çeşit yemek çıkarabildikleri meşhur somonu gelir. Futbola mesafeli bir insan olsam muhtemelen muhteşem manzaralara sahip yamaçlarını, fiyordları, somondan çıkardıkları yemekleri incelerdim herhalde. Fakat işimizin futbol olduğunu düşünürsek aklıma onunla alakalı bir şeyler geliyor ve yazının devamında da bu şehrin takımı olan Viking'ten iki yeteneğe yer verdim.

Viking, 116 yıllık bir geçmişe sahip ve 9 lig şampiyonluğu bulunan çok önemli bir kulüp. Son şampiyonluklarını yaşamalarının üzerinden çok uzun yıllar geçse bile son yıllarda bir kaç yıl hariç genelde üst sıralara oynayan bir takım görünümündeler, en azından bu konuda istikrarlı olduklarını söyleyebiliriz. Geride bıraktığımız sezonda kadrolarında yer alan Veton Berisha, Bödvarsson gibi isimleri Avrupa futboluna sundular. Her ne kadar bu oyuncular üstünden para kazanamasalar bile oyuncuların gelişimleri kısmında önemli bir rolleri olmuştu. Yüksek bonservisle sattıkları oyuncuların başında Salzburg formasını terleten Valon Berisha geliyor. 3 milyon euroya yakın kazandıkları oyuncu şu an hem kulübünün hemde Norveç Milli takımının önemli isimleri arasında.

Geçmişte Djurgarden ile Allsvenskan şampiyonluğu yaşayan, Molde ile Tippeligaen şampiyonluğunu kaçıran Kjell Jonevret, 2012'den beri takımı yönetiyor. Belli dönemlerde sıkıntılar yaşasa bile kendi mentalitesini oturtmuş durumda. Özellikle iç sahada fazlasıyla baskın karakterli bir futbol oynatmaya çalışıyor. Geçmiş dönemlerde asistan menajerliğe getirdiği Ian Burchnall'da bu seviyede önemli bir koç. Takımın oyuncu izleme ve akademi biriminin başında ise İngiliz Gary Goodchild yer alıyor. Her yıl Afrikalı denemesi yapmaktan çekinmeyen, kendi gücü ölçüsünde başarılı bir scouting departmanı olan ve genç oyuncu oynatma tereddütü olmayan bir kulüp. Somon diyarından olan Viking'te forma giyen Estonya'lı savunmacı Karol Mets ve Nijerya'lı Samuel Adegbenro bu yazımızdaki konuklar.



Karol Mets

Mets, 16 Mayıs 1993 tarihinde Estonya'nın Viljandi şehrinde dünyaya geldi. Futbola doğduğu şehrin takımı olan Viljandi FK Tulevik kulübünde start verirken burada 4 yıl kadar akademi eğitimi aldı. Ardından ülke futbolunun büyük kulüplerinden olan Flora'ya geçiş yaptı. O dönemde Estonya 19 yaş altı takımında da görev alıyordu. Flora A takımında görev alan Mets, belli dönemlerde 2. takımda görevlendiriliyordu. O sezon Süper Kupayı hemde Lig şampiyonluğunu kazanma başarısı gösteren ekipteydi. Estonya liginin istikrarlı oyuncuları arasında yer alan Mets, 2012'de Estonya'da düzenlenen 19 yaş altı Avrupa Şampiyonasında görev almıştı. O turnuvada Bruma ve Paco Alcacer gibi isimlerde forma buldular. Karol Mets'in ön plana çıkmasını sağlayan etken ise Magnus Pehrsson'un Estonya Milli takımının başına geçmesi oldu. Pehrsson göreve geldikten sonra Milli takımın değişilmezlerinden biri haline gelen Mets'i Brescia ve Kopenhag denemeye çağırmıştı. Yine 2014'ün Eylül ayında oynadıkları Slovenya maçında da Fulham scoutı Brian Talbot tarafından izlenmişti. Zaten o yıl Estonya'da yılın en iyi genç oyuncusu seçilmesi artık yeni bir macerayı işaret ediyordu. Mets'i ilk olarak 17 yaşında izleyen ve almadan önce sürekli olarak takip eden Viking scoutı Goodchild transferi 2015 sezonu başlangıcında bitirmişti, bonservis bedelide 170 bin euroydu. Takıma katıldığı ilk sezonda kilit parçalardan biri haline geldi.

Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Mets, 1,91 boyunda - fiziksel donanımı iyi bir oyuncu. Stoper ve defansif orta saha pozisyonlarında oynayabilsede stoper adına bir tık daha uygun olduğunu düşünüyorum fakat bu orta sahada kötü oynadığı anlamına gelmiyor. Öncelikle iyi bir sol ayağının olduğunu söyleyebiliriz. Riski sevmeyen, sade oynamaya alışmış bir oyun yapısı var. Dengeli bir oyuncu. En çok dikkat çeken özelliklerinin başında pozisyon alma konusunda yüksek bir konsantrasyon ile oynaması geliyor. Yine adam markajı ve ilk hamle konusunda da iyi olduğunu söyleyebilirim. Gerektiğinde agresifliğini yansıtıyor. Fiziksel olarak önemli avantajları olan Mets bunu rakibine hissettiriyor. Havadan geçilmesi kolay olmayan bir oyuncu. Uzun pas konusunda da hakkını vermemiz gerekiyor. Attığı çapraz paslarla sürpriz oyuncuları pozisyona sokabiliyor. Mets adına söyleyebileceğimiz negatif yanlardan birisi orta saha oynadığında oyunun 3. bölgesine az şekilde geçmesi. 1 numaralı görevinin savunma ve topun çıkış noktasında olduğunu düşünürsek çokta büyük problem olduğunu söyleyemeyiz fakat fazlasını isteyenleri izlerken yorabilir. Tecrübe kazandıkça tehlikeli bölgede top kayıp sayısıda azalmakta. Not olarak düşmüş olalım.

Estonya Milli takımı ve Viking'in vazgeçilmezlerinden olan Karol Mets'in sözleşmesi 2017 yılının sonuna kadar. Tahmini bonservis bedelinin 750 bin euro civarında olacağını düşünüyorum. Kariyer gidişatı olarak Milli takımdan abisi olan Augsburg'lu Ragnar Klavan'a yakın bir çizgisi olabilir. Süperlig'te orta sıralarda yer alan takımlar adına uygun, Başakşehir - Akhisar gibi temsili kulüpler.



Samuel Adegbenro

Samuel Adegbenro, 3 Aralık 1995 doğumlu ve Nijerya vatandaşı. Dynamo ve Prime FC takımlarında forma bulsada ön plana çıkmasını sağlayan kulüp Kwara United. 2014 yılında bu takım ile 35 maça çıkan ve 10 gol atmayı başaran Adegbenro ligin dikkat çeken yeteneklerinden biri haline gelmişti. Ardından kendini u23 Milli takımının Olimpiyat için belirlenen geniş kadrosunda bulan Adegbenro, 4 maçta 2 gollük performans sergiledi. Viking ile geçirdiği 3 haftalık eğitimin ardından sözleşme imzaladı. Vatandaşı Samuel Abdullahi ile Tippeligaen'de forma giyeceklerdi. İki oyuncununda Eneke Atta'nın oyuncusu olmasıda zaten başarılı olma ihtimalini arttırıyordu. İlk sezonda 5 maç kaçıran Adegbenro buna rağmen toplam 11 gole (asist+gol) etki ederek ligin en iyi oyuncuları arasında yer almıştı. Hızı ve top sürme becerisi ile izleyenlerin beğenisini kazanan Adegbenro, Norveç'in meşhur NISO ödülünede aday gösterilmişti.

Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Adegbenro, sağ ve sol kanatta görev alabilmekte. Viking'te genelde solda oynatılıyor. Sağ ayaklı olmasına rağmen solda tercih edilmesinin nedeni toplu-topsuz merkezde daha rahat tehlike yaratabilmesi. Anahtar pas dediğimiz ince işleride yapabilen, ara ara etkili şutlar atabilen bir oyuncu. Sadece çizgide sabit oynamayan, yardımcı forvet rolüne girebilen bir oyuncu. Topla driblingleri oldukça iyi. Oyun karakterinin temelinde çeviklik var. Dengeli, süratli, güçlü ve vücut koordinasyonu iyi bir oyuncu. Dar alanda yaratıcıyken, açık sahada durdurulması çok zor. Çabukluğu sayesinde çok kolay adam eksiltebiliyor. Yine yaptığı topsuz koşularında rakiplere sıkıntı çıkardığına bir çok kez şahit oldum. Söylebileceğimiz negatif yan ise oyunun savunma yönünde katkısının az olması. Ona bu yönde de gelişim göstertebilecek bir hocanın eline gitmesi avantaj olacaktır. Tippeligaen gibi ofansif karakterli bir ligde buna daha fazla yön vermesi zor gözüküyor.

Samuel Adegbenro'nun Viking ile olan sözleşmesi 2018'in sonunda bitecekken muhtemel bonservis bedeli 1 milyon euro civarında. Süperligte bir çok takımda forma giyebilecek yetenekte bir isim. 20 yaşındaki bu ismin takip edilmesini kulüplerimize öneririm.

25 Şubat 2016 Perşembe

Oyun Tekrar Başlasın



Danimarka Superliga'da futbola olan özlem artmış durumda. Yaklaşık 75 günlük ara Cuma günü sona erecekken lig heyecanı kaldığı yerden devam edecek. Şampiyonluk yarışında Kopenhag, Midtjylland ve Aalborg 3 favori olarak gözükürken ligden de sadece 1 takım düşecek. Kurallara aykırı oyuncu oynatmak nedeniyle Hobro, Aarhus maçını hükmen kaybederek yarışta 5 puan geride kalmıştı. Gelecek sezon ligde yer alacak takım sayısının 2 daha artarak 14'e çıkacağını düşünürsek kalitesinin artacağına inandığım ligde istikrar yakalamak her takıma adına önemli. 2. yarı öncesinde takımların kadrolarında yaptıkları düzenlemeler hakkında fikirlerimi belirtmeye çalışıcam.

Lig lideri Kopenhag'ın oyun mantelitesinin başında bekleri aktif olarak kullanmak geliyor. Zaten 4-4-2'nin temelinde çizgileri kullanmak yok mudur ? Ludwig Augustinsson bu halkanın en önemli oyuncusu. Ligin zaten en iyi beki durumunda ve takıma ofansif anlamda çok büyük bir hareketlilik getiriyor. Sağ beklerde ofansif olarak kötü işlemiyor fakat Ludwig düzeyinde değiller. Sezonun ilk yarısında Ludwig'in önünde oynayan oyuncu konusunda sıkıntı yaşamışlardı. Benjamin Verbic'in yaşadığı sakatlık bunun 1 numaralı etkeniydi. Toutouh bir süre idare etti fakat adam eksiltebilen ve koridor açabilen oyuncu gerekliliği şarttı. Santander-Cornelius forvet ikilisi istenen verimliliği vermeyince mecburen Jorgensen'i önde oynatmak istediler. Verbic, Rosenborg hazırlık maçında iyi görüntü çizerek lige hazır bir görüntü verdi.



Kopenhag'ın sisteme oturtamadığı oyuncuların başında Federico Santander geliyor. Beklenen katkıyı alamadılar fakat menajer Stale vazgeçecek gibi durmuyor. Partnerinin takımın en önemli kozlarından biri Nicolai Jorgensen olması yüksek ihtimal. Çünkü takımın pas oyunununda Nicolai'nin rolü çok yüksek ve ceza sahası içi-dışında her zaman önemli bir koz. Cornelius bu yüzden biraz arka planda kalabilir fakat hangisi oynarsa oynasın kenarda her daim iyi bir yedek olacak. Kopenhag'ın kilit oyuncularından birisi de Daniel Amartey'di. Takım adına dinamolardan biriydi ve yüksek bedelle Leicester City'e satıldı. Amartey satılınca orta saha ne olacak soruları haliyle akla geliyor fakat lig araya girmeden önce Amartey'in 2. mevkisi olan stoperde oynadığını belirtelim. Delaney-Kvist ikilisine gözler alışmıştı. Eski Malmö stoperi Erik Johansson'u alarak bu pozisyondaki eksiği kapattılar. Johansson'un ön libero olarakta görev alabildiğini ekleyelim. Akademiden ön libero Aboubakar Keita'yı A takıma yükselttiler. Danimarka basının ligde iyi iş yapacağını düşündüğü yetenekler arasında yer alıyor. Kopenhag kağıt üstünde ligin favorisi gözüküyor ve bir çok pozisyonda ligin en iyi oyuncularına sahip fakat başarılı olup olamayacaklarını merkez orta sahada yakalayacakları form belirleyecek. Delaney-Kvist ikilisi beklentileri karşılarsa şampiyonluk adına yolları açık gözüksede form yakalayamazlarsa işleri zorlaşacak. Kulüp karakteri olan iki isme güvenerek yola çıkmayı doğru buldular. Yanılıp, yanılmayacaklarını zaman gösterecek.

Son şampiyon Midtjylland ise yoğun bir transfer dönemi geçirdi. Daha önce raporunu yayınladığımız takımın karakter isimlerinden Erik Sviatchenko'yu Celtic'e sattılar. Yerine ise Fulham takımından Nikolay Bodurov kiralık olarak geldi. Bulgar oyuncunun ciddi bir tecrübesi bulunuyor. Zaten. Kian Hansen ve tank kadar ağır olan Patrick Banggaard ile sezonu tamamlamaları kolay olmazdı. Bu pozisyon aldıkları bir diğer oyuncu ise partner kulüpleri Brentford'tan Daniel O'Shaughnessy oldu. Alternatif sol bekleri Lauridsen'i Esbjerg'e verirlerken Hafnarfjordur takımından Bödvar Bödvarsson transfer edildi. Orta sahada çok önemli bir kayıp yaşamamalarına rağmen Molde'nin as isimlerinden Harmeet Singh, The Guardian'ın geleceğin 50 yıldız adayından biri olarak gösterdiği İnter Turku'lu Kaan Kaarinen transfer edildi. Frankfurt takımından gelen Vaclav Kadlec'te ofans hattına kalite katacakken, Manchester United maçında takıma uyum sağlamış gözüktü. Forvet Morten Duncan Rasmussen'i Aarhus'a satmışlardı. Martin Pusic bu dönem as forvetleri olacakken çıkış yapmasını bekledikleri oyuncu ise Paul Onuachu. Midtjylland favoriler arasında gözüküyor fakat onlarında durumunu belirleyecek 1 numaralı bölge savunma olacak. Erik Sviatchenko'nun yokluğunu hissederlerse ilk yarıda ara ara aldıkları sürpriz sonuçları 2. yarıda da tekrarlayıp yarışta geride kalabilirler.


























Aalborg kadrosu kağıt üstünde rakiplerine göre daha dar ve kalite olarak geride fakat inanılmaz bir birliktelik yakalamış durumdalar. Şampiyon oldukları sezon olduğu gibi izleyenlere büyük zevk veriyorlar. O sezon Kasper Kusk'un yaptığı ekstra işleri bu yıl Thomas Enevoldsen üstleniş durumda. Sporting Lisbon ve Galatasaray'ın ciddi şekilde ilgilendiği Litvanya'lı golcü Lukas Spalvis ile iyi bir ikili olmuş durumdalar. Attıkları gollerden sonra beraber yaptıkları özel gol sevincide bunun göstergesi. Aynı zamanda Nicolaj Thomsen ve Kasper Risgard'ın orta sahadan desteğiyle yaratıcılıkları üst seviyede. Devre arasında kaybettikleri en önemli isim sağ bek Henrik Dalsgaard oldu. Onun yerine Patrick Kristensen'in monte edeceklerini düşünüyorum. Lig öncesinde 5 bin kişi önünde oynadıkları son hazırlık maçında Malmö'yü 3-0 ile geçerlerken 2 gol, 1 asist ile oynayan Enevoldsen yine takımın en iyisiydi. Adeta kolej takımı havasında olan Aalborg şampiyonluk adaylarından. Onları izlerken şampiyon oldukları sezondaki havayı görmek mümkün. Sonu benzer olacak mı derseniz, görücez.

Lars Sondergaard'ın Aalborg'un kurulu düzeninde başarılı olması bizleri şaşırtmıyor fakat eski takımı SonderjyskE'nin Jakob Michelsen ile bu noktalara çıkması sezonun önemli sürprizlerinden birisi. Geçmiş yıllarda Ocak ayına kadar sıkıntılar yaşayan ve ardından devre arası takviyeleri ile toparlanan SonderjyskE izlemeye alışmıştık. Bu yıl ise tersi olarak ligde 4. sırada ve sürpriz şampiyonluk adayları arasında yer alıyorlar. Artık futbol kariyerinin son düzlüğüne girmeye başlayan yıllanmış şarap Johan Absalonsen takımın lideri ve izleyenlere tat veriyor. İdeal kadrosunu tamamiyle korumayı başaran SonderjyskE forma bulamayan isimlerle yollarını ayırdı. Bu sezon sola göre daha az verim aldıkları sağ çizgiye Malmö'den Simon Kroon'u transfer ettiler. Yine Viborg'ta arka planda kalan orta saha Marcel Romer diğer transferleri. Haderslev takımı yakaladığı havayı kadrosunu geliştirerek devam ettirdi. Benzer performansı devam ettirmelerini bekliyorum.

Başkent Kopenhag'ın devlerinden Brondby'nin bu yılki hedefi şampiyon olmak fakat çok fazla anlam veremediğim bir transfer dönemi geçirdiklerini söyleyebilirim. Austin takıma katılmadan önce takımın en yumuşak bölgeleri ön libero ve stoper pozisyonlarıydı. Austin alındıktan sonra bir bölgeyi düzeltselerde savunmanın merkezi için Agger'in yanına daha doğru bir oyuncu gerekiyordu. Transfer yapmadıkları gibi alternatif isimlerden olan Dario Dumic'i Nijmegen'e verdiler. Michael Almeback Orebro ile, Fredrik Semb Berge ise eski kulübü Odd ile anlaştı. Tabi tek sorun bu da değil. Daniel Agger'in kontratı yaklaşık 3 ay sonra sona erecek ve henüz kontrat yenilemiş değil. Ayrılacağına dair çıkan dedikodularda söz konusu. Kısadan hisse, Agger-Albrechtsen'in as oynamasının muhtemel olduğu, 'bana göre' sakar Ornskov'un alternatif olduğu bir Brondby savunma kurgusu mevcut. Ofans hattında beklenen verimi alamadıkları Ronnie Schwartz ile yolları ayırdılar. Carpi takımından Kamil Wilczek'i transfer ederlerken sol öne aldıkları oyuncu ise Lyngby takımından David Boysen oldu. Brondby adına 2. yarının kadro içi transferi Thomas Kahlenberg olabilir. Tribünün çok sevdiği tecrübeli isim sakatlık nedeniyle ilk yarı beklenen katkıyı verememişti fakat 2. yarıya hazır durumda. Brondby'nin mevcut kadro yapısının ligi 3.'lükten öteye götüremeyeceğini düşünüyorum.

İngiliz hoca Colin Todd'un çalıştırdığı Randers yıllardır oyun şablonu belli bir ekip. Set oyununda çizgi oyuncularının rolü büyükken geçiş hücumlarında da tehlikeli hale gelebiliyorlar. Jonas Borring ilk yarının en iyi isimleri arasında yer alırken tam anlamıyla verim alamadıkları Mikael Ishak'tan beklentiler yüksek. Çin'in CC Yatai takımından Nijer'li forvet Moussa Maazou'yu transfer ederek transferi noktaladılar. Fazla forma bulamayan sol bek Silva ve forvet Piotr Parzyscek ile yollar ayrıldı. Randers'ın ligi orta sıralarda tamamlayacağını tahmin ediyorum.






















Bana göre devre arası transfer döneminin en önemli gelişmesi Odense'li Rasmus Falk'ın Kopenhag'a transfer olmasıydı. Tabi gelecek sezon adına atılmış bir imza olduğunu belirteyim. Avrupa'dan gelen teklifler, Midtjylland'ın iştah kabartan teklifi, Brondby'nin ilgisi derken Falk'ı Kopenhag formasıyla gördük. Yıl sonuna kadar Odense forması giymeyi sürdürecekken gelecek yıldan itibaren Kopenhag'ta görev alacak. Odense adına yaşanan kayıp bununla da sınırlı değildi. Taraftarla arası pek barışmayan ama takım adına önemli bir koz olan Emil Larsen, MLS takımlarından Columbus'a transfer oldu. Yine takıma katıldıktan sonra Festersen ile iyi bir ikili olup 7 gol atan Kenneth Zohore'u da sattılar. Sol bekin alternatiflerinden Kirkeshov, yeterli düzeyde forma bulamayan bek/kanat Lasse Kryger'de ayrıldılar. Merkez orta sahaları Busuladzic'in ismi uzun bir süre Osmanlıspor ile anılsada transfer gerçekleşmedi. Koval'in güven vermediği savunmaya Aalesund'tan Grytebust alınırken orta sahaya eski Midtjylland'lı Izunna Uzochukwu'yu transfer ettiler. Savunmaya Nordvest takımından Tinnager, forvet arkasına ise Vejle'den Joan Simun Edmundsson alındı. Hazırlık döneminde Falk ve Anders K. Jacobsen'in ufak sakatlıkları nedeniyle idman kaçırdıkları dönemler oldu. İlk yarı fazla yararlanamadıkları Desler 2. yarının sürpriz isimlerinden biri olabilir. İlk yarıya göre kadrosunu güçlendiremediği gibi güç kaybeden bir Odense söz konusu. Daha üst sıraları hedeflemeleri kolay gözükmüyor.

Nordsjaelland, Danimarka futbolunun proje takımlarından birisiydi. Geçmiş yıllarda şampiyonluğa ulaşmaları, yetiştirici kültürlerinin yanına ekledikleri bir madalya oldu diyebiliriz. Şampiyonlar Ligi oynamaları ise ödülleri. Nordsjaelland eski günlerinden uzak olsada yine yetiştirici rolünü üstleniyor. Devre arasında kulüp adına özel gelişmeler yaşandı. Gana'da Right to Dream Akademi'nin sahibi olan Tom Vernon kulübün % 90'luk hisselerini satın aldı. Amaçlarının kulübün genç yetiştirici kültürünü dahada canlandırmak olduğunu belirterek takımın başınada tek şampiyonluklarını yaşatan hoca Kasper Hjulmand'ı getirdi. Yeni bir yolculuğa başlayan Farum ekibi, 6 ay önce HB Koge'den aldıkları Bruninho'yu 2 milyon euroluk bedelle Çin'e pazarladı. Sezon başında kiralık gönderdikleri Ivan Runje ile yollar tamamen ayrılırken sağ bekin alternatiflerinden Arnarson'da Aalesund ile anlaştı. Kontrat sonu yaklaşan Joshua John'ın Türkiye'ye transfer olacağı söylensede transfer gerçekleşmediği için takımda kaldı. Dünya devlerinin takip listesinde bulunan Emre Mor bu dönemde ne yapacağı en çok merak edilen isim durumunda. Orta sahaya bahsi geçen akademiden Collins Tanor kiralık olarak gelirken ofans hattına en son Falkenberg forması giyen Godsway Donyoh getirildi. 4-3-3 ile pozitif futbol oynayan Nordsjaelland'tan benzer oyun anlayışını görücez.

Superliga'ya bu yıl dönen Aarhus'un öncelikli hedefi lige tutunabilmek. Bunun için 2. yarıya ciddi bir avantajla başlıyorlar fakat işlerini şansa bırakmak istemedikleri bir gerçek. Kış arası öncesi son maçta Midtjylland'ı yenmeleri dahi Kasper Hjulmand'ı kurtaramadı. Geçen sezon Midtjylland'ı başarıya götüren Glen Riddersholm takımın başına getirildi. Sabırlı olunması durumunda kendi sistemini oturtabilecek bir koç. Midtjylland'tan tanıdığı Duncan Rasmussen, Riddersholm'un en önemli transfer hamlesi oldu. Yine Dalian Aerbin takımından eski AIK stoperi Niklas Backman transfer edildi. Alternatif isimler Ahmed Yasin, Nordstrand ve Skhirtladze ise ayrıldılar. Güçlenen Aarhus'un ligi problem yaşamadan ortalarda bitireceğini düşünüyorum.


Viborg'un yeterince işleyen bir oyun yapısı var. Eski Superliga gol kralı Curth, yanında gezici ve ağır stoperler adına ciddi bir tehdit içeren Serge Deble. Jonas Kamper ve bir zamanlar üstünde çok durulan fakat mental problemlerden Avrupa'ya gidemeyen Osama Akharraz'ın performanslarıda iyi. Sol bek Christoper Poulsen'de hücuma katkı veriyor. Esbjerg takımının yeterince yararlanamadığı Mikkel Vestergaard, KR Reykjavik takımından eski Aalborg'lu Soren Fredriksen ve Portland takımından orta saha George Fochive'yi transfer ettiler. Çok önemli bir kayıplarınında olmadığını düşünüyorum. 2. yarıya 11 puan avantajla başlayan Viborg'un bir şekilde lige tutunacağına inanıyorum.

Esbjerg benim adıma bu sezonun en büyük hayal kırıklıklarından. Alkolik Nicki Bille Nielsen'in yaşattığı problemler, bir dönem Trabzon'un gündemine gelen Lekven'in form düşüklüğü ve savunmada yapılan amatörce hatalarla düşme hattında yer alıyorlar. Savunmadan Almeback, ilk yarıda 5 gol atsada mental olarak yıpratan forvet Bille ile yollar ayrıldı. Güven vermeyen 1. kalecileri Dubravka'nın yerine genç eldiven Jeppe Hojbjerg'i oturtmaları bekleniyor. Geçen sezon fırtına gibi esen sağ bekleri Ryan Laursen'e AZ Alkmaar talip olsada Esbjerg satmama kararı almıştı. Yetenekli bek hala tam gücüyle oynayacak durumda değil. Fredericia takımından kiradan dönen Nikolaj Hagelskjaer ilk maçlarda süre alırsa şaşırmayalım. Sol beke Leon'a rakip olması açısından Midtjylland'tan Jesper Lauridsen'i transfer ettiler. Savunmanın ortasına Andreas Nordvik, orta sahaya Jesper Jorgensen ve forvete de Ronnie Schwartz getirildi. Kamp izlenimlerime göre savunmada Brinch bu sezon sürpriz şekilde forma bulacak isim olabilir. Esbjerg adına savunmanın ne durumda olacağını hala kestiremiyorum. Bu bölgede gösterecek performans durumlarını belirleyecek. Düşme adayları arasında yer alıyorlar.

Hobro, 2. yarıya en yakın rakibinden 5 puan geride başlıyor. Çok ufak bir bütçeye sahip olan Hobro bu sezon stadyumunda gelişim çalışmaları yaptı. Bu yılda lige tutunmayı başarırlarsa kulübün geleceği adına çok iyi olacak. Aarhus maçında aldıkları hükmen yenilgi olmasa şu an handikapları biraz daha az olacaktı. Kirkevold'ta takıma katıldıktan sonra daha işler bir hücum yapıları olmuştu. Arles takımından ayrılan kanat forvet Wilfried Domoraud'ı 1 haftalık deneme sonucunda kadroya kattılar. Savunmaya Start takımından Michael Christensen ve Viborg'tan Babajide Ogunbiyi getirildi. Esbjerg'ten Hans Henrik Andreasen takıma abilik yapacak isim olacak. Hobro'nun 2. yarı sürpriz işler yapabileceğini düşünüyorum. İlk yarıya göre daha alternatifli ve iyi kadroya sahip oldukları gerçek. Kağıt üstünde ligden düşmeye 1 numaralı aday olsalarda sonuna kadar şanslarını zorlayacak dirençte olacaklarına inanıyorum.

26 Ocak 2016 Salı

Erik Johansson







30 Eylül 1988 doğumlu Johansson, futbola  2008 yılında doğduğu bölgenin takımı olan Falkenberg'te başladı. Genç takımda oynadıktan sonraki sezon A takıma yükselen Johanson, A takım ile ilk sezonunda daha çok rotasyon oyuncusu olarak görev yaptı ve 25 maçtan sadece on tanesinde ilk onbirde yer aldı. Daha sonraki sezon ligdeki yirmi yedi maçın tamamında ilk onbirde başlayarak müthiş bir istikrar tutturdu ve o sezon sadece üç maç kaçırdı. Her sene sürekli yükselen bir form grafiğine sahip olan Johansson Falkenberg'ten GAİS'e ardından da İsveç'in en önemli kulüplerinden Malmö'ye transfer oldu. Sıçramayı da Malmö yıllarında yaptı. Malmö'de üç sezonda 81 resmi maç oynadı ve özellikle son sene takımın da Şampiyonlar Ligi arenasında yer alması ile Avrupa kulüplerinin dikkatini çekti. Temmuz 2015'te Belçika takımlarından Gent'e transfer olan Johansson kulübüne 1.7 milyon euro gibi güzel bir bonservis kazandırdı. Aslında Gent'e transferinde takımda direkt oynayacak bir on bir oyuncusu olarak değil; rotasyonda kullanılabilecek bir oyuncu olarak transfer edilmişti. Çok iyi hatırlıyorum transferi açıklandığı gün takımın teknik direktörü Vanhazebrouck şu açıklamalarda bulunmuştu;

"Bu sene Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağımız için fikstürümüz daha yoğun olacaktı. Bu yüzden savunma bölgemize takviye için çalışıyorduk ve ekstra bir stoper arıyorduk. Erik, İsveç Milli takımında da forma giyen ve bir önceki sezon Malmö ile Şampiyonlar Ligi arenasında boy gösteren bir oyuncuydu ve aradığımız kriterlere uyuyordu."
demişti. Aynı basın toplantısında takımın sportif direktörü olarak nitelendirebileceğimiz Michel Louwagie'nin de açıklamaları şunlardı;

"Erik'in transferi konusunda Malmö ile görüşmeye başladığımızda şartlar ve imkanlar istediğimiz gibi değildi çünkü Malmö Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmek için çalışıyordu ve bizden 4 milyon euro talep etmişlerdi. Oyuncuyu başka kulüplerinde istediğini söylemişlerdi özellikle Hannover'in ısrarcı olduğunu eklemişlerdi ama bizde Şampiyonlar ligine direkt gideceğimiz için masaya böyle bir avantajımız ile oturduk ve uzun uğraşlar sonucunda onu transfer ettik."

Gent'de bir dönem sakatlık problemi yaşayan Johansson o günden sonra oturan kadroda kendine yer bulamayınca toplamda sadece dokuz maç oynayıp bu transfer döneminde Kopenhag'ın yolunu tuttu. Bunun nedenini şöyle açıklayabiliriz; "Avrupa Şampiyonası'nda yer alacak İsveç Milli Takımı kadrosunda yer almak."



Artı Yönleri

Johansson'u İsveç döneminde izleme şansım pek olmadığı için ben sadece Gent'de oynadığı dönemi baz alarak gözlemlediklerimi yazacağım. Erik Johansson kariyerinde çok ciddi bir sakatlık geçirmediği için en önemli artısı istikrarı. Gent'te de sakatlanmadan önce iyi bir form grafiği yakalamıştı. 8 yıllık kariyerinde 230'a yakın maç oynadı ki bu da yaklaşık 27-28 maç yapıyor.  En önemli ikinci özelliği ise tatlı sert futbolu. Erik birçok İskandinav stoper gibi sert oynamayı ve seven ama bunu futbol kuralları içerisinde yapan bir oyuncu. Bunu destekleyecek veriye de şöyle ulaşabiliriz kariyerinde toplamda 44 sarı kart görmüş ve 2 kırmızı kart görmüş. Bu da yaklaşık beş maçta bir kart ortalamasına denk geliyor ki bir savunmacı için önemli bir kriter. Markaj konusunda ortalama standarda sahip olan Johansson özellikle ilk müdahale konusunda başarılı olarak gösterilebilir. Fiziksel açıdan durumu iyi olduğunda bire bir mücadelede kolay yıkılmaz. Diğer artı yönü olarak ön libero oynayabilmesini de gösterebiliriz.

Eksi Yönleri

Günümüzde stoperlerinde aranan en önemli özelliklerin başında gelen "geriden oyun kurma" konusunda Erik'in çok iyi olmadığını söyleyebiliriz.  Çok hızlı bir stoper değil Erik ama tabir-i caizse bir "Servet Çetin" de değil ama ilk hamlesi iyi olduğu için bu açığını özellikle birebir de kapatabiliyor. Özellikle kornerlerde rakip kalede etkili olan bir oyuncu değil. Kariyeri yaklaşık on maçta bir gole tekabül ediyor; bu standart bir rakam olsa bu sayının büyük kısmı Gais ve Falkenberg dönemine denk geliyor ve kafayla attığı goller çok sınırlıdır. Malmö döneminde iki golü var ki birisi duran topta oluşan karambolde kale dibinden dokunuş ile diğeri de yan topta arka direkten hareketlenip diziyle attığı pozisyonda.


Erik Johansson, Kopenhag için yapılabilecek bir yatırımdı bana göre. Solbakken ile birlikte tekrardan bir çıkış yakalaması muhtemel uyum konusunda sıkıntı çekeceğini düşünmüyorum ki takımda Augustinsson, Nilsson ve Antonsson gibi  vatandaşları var.

Yazar : Sezer Avşar    Twitter Hesabı İçin Tıklayın

16 Ocak 2016 Cumartesi

Riza Durmisi

























Riza Durmisi, Başkent Kopenhag'ın güneybatısında yer alan, yaklaşık 20 bin kişilik nüfusa sahip olan Ishoj kasabasında 8 Ocak 1994 tarihinde dünyaya geldi. 1968 yılında Danimarka'ya göç etmiş, kısıtlı imkanlara sahip Arnavut işçi bir ailenin çocuğu. Küçük kardeşide Brondby akademisinin alt yaş gruplarında (u15) forma giyiyor. İslam dinine inanıyor. Kökenlerinde Makedonluk bulunmakta. Kariyerinin yükselişe başladığı dönemlerde Makedon Milli takımınından teklif alması bundan kaynaklanıyor. Danimarka adetleriyle yetişmiş olduğunu, hiç bir zaman başka vatandaşlığı seçmeyi düşünmediğini kendisi dile getirirken zaten Danimarka Milli takımını tercih etmişti.

Riza, futbola 6 yaşındayken Brondby alt yapısında başlarken 13 yıl boyunca çeşitli kategorilerde görev aldı. Auri Skarbalius'un Brondby A takımını çalıştırdığı 2012-2013 sezonunda A takıma yükselirken ilk süresini Esbjerg karşısında almıştı. Gerçi profesyonel seviyeye yükseleceği genç Milli takım formalarını o zamana kadar 40'tan fazla terletmesinden belliydi.  A takımda Full olarak süre almaya başlaması ise Thomas Frank'ın antrenörlüğe gelmesiyle başladı. Frank, spor psikolojisi eğitimide almış, genç Milli takımlarda ve futbol akademilerinde yaptığı çalışmalarla tanınmış bir isim. Milli takımlardan tanıdığı Riza Durmisi'ye güvenmeside zor olmadı. İlk maçlarda sol forvet olarak oynatsada 3 maç sonrasında asıl pozisyonu olan sol beke almıştı. Aslında Thomas Frank o dönemde Patrick Da Silva (şu an Randers'ta oynuyor) ile rekabete sokarak Riza'nın gelişimine katkıda bulundu. Riza'yi mental anlamda ciddi şekilde zorladığı dönemler oldu. Riza'da bu süreçte ofansif karakter gösterirken savunmasını geliştirmesi gerekiyordu. Performansında iniş-çıkışlar olsada Danimarka futbolu adına gelecek vaadettiğini belli dilimlerde gösterdi. Makedon Milli takımının davet ettiği dönemde Riza, u21 Milli formasını giyiyordu. 2015'in ortalarına doğru Morten Olsen tarafından ilk Milli davetiyesini aldı ve Karadağ'a karşı 18 dakika süre aldı. llk 11 çıktığı maç ise ilginç şekilde Arnavutluk Milli maçı oldu. 0-0 biten mücadelede 90 dakika süre almıştı.

Riza Durmisi, dini inançlarına bağlı, hala aile yaşantısını koruyan bir oyuncu. Oynadığı maçları babasıyla beraber analiz edip, eksik yönlerini yakalamaya çalışıyorlarmış. Kariyerinde toplam 80 Danimarka Superliga maçı bulunan Riza, henüz kırmızı kart görmedi. Savunma oyuncusu için artı diyebileceğimiz ufak yanlardan birisi.






















Pozisyon Artı-Eksileri ve Transfer Durumu

Kaynaklar farklı gösterse bile, Riza Durmisi tahmini 1,70 civarında ufak diyebileceğimiz türde bir bek oyuncusu. Sol forvet yada kanat olarakta kullanılabilir. Ofansif özellikleri ağır basan bir oyuncu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yazı içerisinde belirttiğim gibi Riza performansının iniş-çıkış yaşadığı dönemde özellikle savunma anlamında eksileri fazla olan bir oyuncuydu.. Zaten fiziksel anlamda vücut yapısı gereği dezavantajları varken doğru pozisyon alma konusunda da problemleri olunca sırıtıyordu doğrusu. Oyununun hücum kısmına bakacak olursak, çizgiyi bütünüyle dolduran, hız-denge olarak müthiş, teknik olarakta gayet iyi bir oyuncu. Çevikliği yüksek olduğundan kontrol edilmesi zor, ani dönüşlerle kolay adam eksiltebiliyor, pas oyununa katılabiliyor. Ceza sahası dışından önemli bir şut tehditi olduğu gibi pozisyonun akışında ceza sahası içinde de beklenmedik yerde biterek pozisyonu sonuçlandırabiliyor. Yine iyi frikik attığınıda söyleyebiliriz. Topu kaldırma konusunda da problemi bulunmuyor. O Önceki 2 yıl Riza'nın savunmasında problemler vardı fakat bu yıl önemli bir gelişim gösterdiğini düşünüyorum. İyi pozisyon aldığı gibi eskiden yaptığı hamle hatalarını nadiren yapıyor, yeterli oyun agresifliğine sahip. Bu şekilde fiziksel zaaflarınıda tölere etmiş oldu. Hücum kalitesinin yanına savunma dengesinide ekleyen Riza'nın tabirimle uçak seviyeye geldiğini düşünüyorum. Artık yeni bir maceranın yolculuğuna başlaması gerekiyor.

Riza Durmisi'nin kulübü Brondby ile olan kontratı 30 Haziran 2018 yılında sona erecek. Danimarka temsilcisini eli kuvvetli gözükse bile Riza'dan kazanabilecekleri paranın 1.5 milyon euro bandını geçebileceğini düşünmüyorum. Tabi 2016 Avrupa Şampiyonası sonrası vitrinin değeride değişebilir. 22 yaşındaki yetenekli bekin incelenmesini tavsiye ederim. Süperlig'teki takımların tamamına yakınında forma bulabilecek seviyede olduğunu ekleyip videosuyla yazımızı bitirelim.


3 Ocak 2016 Pazar

Michael Omoh






























Michael Omoh, 29 Ağustos 1991 tarihinde Nijerya'nın Warri şehrinde dünyaya geldi. Memleketini futbol şehri olarak tanımlıyor. Şu an Samsunspor forması giyen Ekigho Ehiosun, Celtic'li savunmacı Efe Ambrose'ta bu şehirde dünyaya gelmiş akla gelen ilk isimler. Afrika kökenli futbolcularının büyük kısmının fakirlikten geldiğine dair bir gerçek söz konusu. Omoh'ta geçimini zorlukla sürdüren 4 tanesi kız 4'ü erkek olmak üzere 8 çocuklu bir ailenin çocuğu. Ufak yaşlarda özellikle süratiyle dikkat çeken Omoh, yakın arkadaşıyla beraber yerel kulüplerinde oynamaya başlamışlar. İmkansızlıktan yalın ayak oynarken bir abisi ona mavi nike ayakkabı almış ve bunu hayatı boyunca unutamayacağını söylüyor. Durumu kendisi daha net şekilde özetlemiş aslında.

Omoh, 16 yaşına geldiğinde Nijerya futbolunun büyük kulüplerinden Gateway United'ın kadrosuna katılmış. 1 yıllık sözleşme imzalasa bile bir kaç ay içinde hiç ödeme alamayınca sözleşmesini iptal ederek evine geri dönmüş. O dönemin kendisi için gerçekten çok zor geçtiğini belirtiyor. O zaman İsveç'in Dalkurd ekibi Londra'da bulunan bir menajer aracılığıyla oyuncu arıyormuş. İsveç'e geliş hikayeside bu şekilde başlıyor. Katıldığı idman maçı sonrasında beğenilerek sözleşmeyi kapmış. 2011'de geldiği İsveç'te 4 yıl Dalkurd formasını terleten Omoh, 90 maçta 28 gole imza attı. Özellikle 2014 sezonunda attığı 11 gol ve 9 asistin parlamasında payı büyüktü. Djurgarden ve Gefle o dönemde transfer etmeyi düşünselerde başaramamışlardı. Tabi bu durumunda farklı bir hikayesi var. Normalde iki Allsvenskan takımından birine transfer olması beklenen Omoh'un seçimi Superettan takımı Östersund olmuştu. Bu seçimin arkasında ise İngiliz teknim adam Graham Potter'ın rolü epey fazla. Östersund çok fazla bilinmeyen bir takım fakat geçen yıl İsveç'in en pahalı satışlarından birine imza atmışlardı. Modou Barrow'u yaklaşık 2 milyon euro bedelle Premier Lig takımı Swansea'ya satmışlardı. İsveç futbolunda Wyscout kullanan kulüpler arasında bulunan Östersund'un kadrosunda bir çok yabancı oyuncu bulunduğunu ve bütçeleri doğrultusunda iyi scouting yaptıklarını söyleyebiliriz. Potter ile barın birinde bire bir görüşen Omoh, hocasının vizyonuna hayran olarak takıma katılmaya karar vermiş.

Sonuç olarak Östersund'un Allsvenskan'a çıkış sürecinde en fazla katkı aldığı oyuncuların başında Omoh yer aldı. 6 gol, 13 asistlik performans gösteren Michael Omoh, Östersund'u başarıya götüren kilit isimlerden biriydi. Ülkesine giderek bu başarısını ailesiyle paylaşıp, gurur kaynağı olduğunu dile getirirken hedefinin ebeveynlerinin daha sağlıklı yaşam sürmesi için iyi bir kariyer olduğunu söylüyor. Omoh'un ailesine daha iyi bir evde satın aldığı belirtiliyor. Şöyle sözleride mevcut.
Zengin bir aile değiliz, anneme büyük saygı duyuyorum ve bir şeyler vermek istiyorum. Kira, gıda ve diğer ihtiyaçlarını karşılamaları için her ay aileme para gönderiyorum.
Geride bıraktığı kariyerinin ufak bir haritasını çıkardığımız Omoh'un Jazz müzik dinlemeyi sevdiğini ve limonlu smoothie içmekten hoşlandığını belirterek oyun özelliklerine geçiş yapalım.




Artı-Eksileri - Transfer Durumu

Michael Omoh, 1.85 boyunda asıl pozisyonu sol forvet olan fakat gerektiğinde forvet olarakta kullanılabilen bir oyuncu. Afrika'lı oyuncuların bir çoğu önemli seviyede paralar kazandıktan sonra mental problemleri ortaya dökülebiliyor. Omoh adına da bu durum ilerde söz konusu olabilecek handikaplar arasında yer alırken yine oyunun savunma yönünde katkısı olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok top ayağındayken iyi bir isim. Atletik ve süratli oyuncuların iş yaptığı liglerde fark yaratabilir.. PTT 1. Lig bunun için en uygun arena herhalde. Çünkü çabuk hızlanabilen, topla arası iyi olduğu için geniş ve dar alanda adam eksiltebilen bir oyuncu. Bunları yaparken bire birde dengede ve ayakta kalabiliyor. Son vuruşlarda problem yaşasada skora katkısı var. Özellikle asistleriyle ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Bunuda oyun görüşünün fena olmamasına bağlayabiliriz. % 100 net olmamakla birlikte Östersund ile olan kontratı 2016 sonunda bitecek. Muhtemel değeri 150-200 bin euro civarında. Takip edilmesini tavsiye ederim.


25 Aralık 2015 Cuma

Nicolaj Thomsen



























Nicolaj Thomsen, 8 Mayıs 1993 tarihinde Danimarka'nın Skagen şehrinde dünyaya geldi. Danimarka'nın en kuzey noktası olan bu bölge yaklaşık 2 milyon turisti kendine çeken gelişmiş bir limana sahip ve Aalborg ile arasındaki mesafe 100 kilometre. Futbola doğduğu yerin takımı olan Skagen alt yapısında başlayan Thomsen ardından Aalborg akademisine geçiş yaptı. Haliyle antrenman - ev arasında yaptığı yolculuklar zorlanmasına neden olurken ona yardımcı olan isimse babasıydı. Bu durumu böyle sürdüremeyeceği anlaşılan Thomsen 17 yaşında evden ayrılarak Aalborg'ta bulunan kolejde eğitim almaya başladı. Aslında o dönemde sadece fiziksel olarak değil mental anlamda da sıkıntılı durumlar geçirdiğini söyleyebiliriz. Aalborg akademisinin yetkilileri Nicolaj Thomsen'i karşılarına alarak onda A takıma yükselecek bir ışık göremediklerini belirtmişler. Bir oyuncu için önemli sınavlardan birisidir. Thomsen ise asla pes etmeyip çok çalıştığını, hem kendi ayakları üstünde durduğunu hemde futbolcu olmaktan vazgeçmediğini verdiği bir röportajda söylemişti. Ailesinden ayrılma kararı belkide ona çok ciddi bir katkı yaptı. Kendini tamamen futbol odaklama şansı bulan ve verdiği kararla özgüven yakalayan Thomsen, 2011 yılında profesyonel oldu.. A takıma yükselemeyeceği düşünülen isim kendini bir anda profesyonellerin arasına attı.

Aalborg geçmiş yıllarda Avrupa futboluna önemli oyuncular pazarladı. Bunların bir kısmı gelişim gösterirken bir kısmıda ülke futboluna geri dönüş yaptılar. Lucas Andersen, Kasper Kusk ve Nicklas Helenius yakın zaman adına akla gelen oyuncular. Bizim yakınımıza gelen en iyi örnek ise eski Fenerbahçe'li Jes Hogh. Bu anlamda fena bir kulüp olmadıklarını, hem modern futbol oynadıklarını hemde genç yetenekleri oynatma konusunda problem yaşamadıklarını söyleyebiliriz. Yukarıda bahsi geçen oyunculardan sonra pazarlamayı düşündükleri yeni isimse Nicolaj Thomsen. İlk sezonunda fazla forma şansı bulamayan Thomsen, 2. yılında 21 maçta forma bulup 4 asist yaptı. A takıma yükseldiği 2011 sezonunda yine Milli seviyede ilk maçını 18 yaş altı formasıyla oynamıştı.

Thomsen'in ön plana çıktığı dönem Aalborg'un hem lig hemde kupa şampiyonluğunu kazandığı 2013-2014 sezonu. Lig ve kupada 38 maçta forma giyen Thomsen, 6 gol - 8 asistlik performansla kusursuz işleyen bir makinenin parçası oldu. Ardından ilk A Milli takım deneyimini Romanya'ya karşı yaşadı. İstikrarlı şekilde forma giyen ve gelişim gösteren Thomsen, ülke futbolunun değerli yeteneklerinden biri haline geldi. Son olarak Danimarka u21 takımının yarı final oynadığı 2015 Avrupa Şampiyonası'nda forma bulan isimler arasında aldı. Kulübüyle Avrupa Kupaları ve Superliga'da oynayan aynı zamanda genç Milli takımlarda forma bulan Thomsen önemli bir tecrübeye sahip. Danimarka dışında futbol oynamaya başladığında sıkıntı yaşamayacağını düşünüyor çünkü daha genç yaşta ailesinden uzak kalmayı öğrenmişti.

Artı - Eksileri ve Transfer Durumu

Nicolaj Thomsen, Aalborg'un kanat oyuncusu. İki çizgide de kullanılabiliyor. Ağırlıklı olarak sağ ayağını kullandığını ama fena bir sol ayağınında olmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca ihtiyaca göre 8 numara oynayabilir. Geçmişte merkezde forma almışlığı var zaten. İçe kat ederek, merkezden işlemeyi seven kanat tiplerinden. Bu yüzden sol ön oynaması bence daha mantıklı. Oldukça yumuşak ayak içine sahip, sade oynamayı seven bir oyuncu. Aalborg'un kısa ve hızlı pas trafiğine katkısı çok büyük. Aynı zamanda geçiş hücumlarında önemli bir koz. Topla mesafe kat edebilen, oyun görüşü yüksek ve kilit pas atmayı becerebilen bir oyuncu. Bunu hem dar alan hemde açık alanda başarabiliyor. Thomsen, topla içe kat ettiğinde arkasında oynayan bek oyuncusuna iyi alanlarda yaratabiliyor. Tabi kendisininde çizgiye indiği anlar oluyor. Ayaklarına hakim olduğu için topu hedefe aktarma konusunda genelde başarılıdır. Ayrıca tüm maç aynı tempoda oynama özelliğine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Thomsen adına söyleyebileceğimiz negatif yönlerin başında savunma özelliklerinin kısıtlı olması var. Savunmada teması sevmeyen, sadece pozisyon almakla yetinen bir oyuncu. Ayrıca genel anlamda agresifliğini düşük buluyorum. 4 yıldır 100'den fazla resmi maç oynamasına rağmen kırmızı kart görmemesi ve sadece 3 sarı kartının olması bunun ufak bir göstergesi. Aalborg ile olan kontratı 2016'nın sonunda bitecek. Haziran ayında Nantes'e transfer olması bekleniyordu fakat sağlık kontrolünde çıkan göz problemi sonrası transfer gerçekleşmemişti. Thomsen'in bir gözünde %90 oranında görme kaybı olduğu belirlenmiş. Bunun negatif yönlerini hissettirmemişti. Buna rağmen yeteneklerini sergiledi.

Aalborg ile olan sözleşmesinde son yıla girdiğini düşünürsek Danimarka ekibinin eli zayıflıyor. Nicklas Helenius'un formu zirveyken bile Premier Lig'e sadece 1.5 milyona satabildiklerine dair bir gerçek varken bu isimden kazanabilecekleri ücret 1 milyon euroyu geçmeyecektir. Nicolaj Thomsen, Süperlig'te bir çok kulüp adına ucuz ve iyi yatırım olabilir. Tabi sağlık durumunun oynamasına engel olup olmayacağı dikkatli şekilde kontrol edildikten sonra bir karara varılmalı.


Kristoffer Ajer






















Kristoffer Ajer, 17 Nisan 1998 tarihinde dünyaya gözlerini açtı. Futbola 5 yaşında Raelingen FK alt yapısında başladı. Raelingen, Lilleström'ün bulunduğu Skedsmo'nun komşu belediyelerinden birisi. Hem okuyan hemde futbol eğitimi alan Ajer, bulduğu boş zamanlarda da ilk antrenörüm dediği babasıyla çalışmalar yapmış. Kısa süre sonra komşu belediye olan Skedsmo'nun bölge takımı Lilleström'ün akademisine geçti. Kristoffer Ajer, Martin Odegaard gibi Norveç futbolunun çok büyük beklentilerinin olduğu yeteneklerden birisi. Gün geçtikçe popülaritesi yükseliyor fakat aslında onun özel bir oyuncu olacağı akademi performansından belliydi. Her ne kadar Start'a imza atar atmaz parlayan bir yetenek muamelesi görse bile aslında Lilleström alt yapısında kazandığı başarılar onun zaten iyi bir oyuncu olacağını gösteriyordu. Ajer, 14-15 ve 16 yaş kategorilerinin tamamında takımıyla final oynarken bu maçlarında adamı olmayı başarmıştı. Kısacası adam olacak çocuk kendini yine en başta belli etmişti aslında.

Kristoffer Ajer'in Start'ta ön plana çıkması aslında tamamen tesadüf. Lilleström A takım oyuncusu olması bekleniyordu fakat ailesinin Kristiansand'a taşınmasından dolayı Start'a kısmetmiş. Doğrusu büyük ekonomik problemleri olan Start için yoklukta bulunmuş bir ganimet oldu. Bir önceki sezon Ajer adına ısınma dönemleriydi. Start'ta o dönemde kadro olarak daha derli topluydu. Son yazıda raporunu paylaştığımız Ernest Asante'de o takımın parçalarından biriydi mesela. Para kalmayınca Start kadrosu toplama ve gençlerin forma bulduğu bir yapıya büründü. Kristoffer Ajer için forma şansı otomatik olarak arttı ve o da bu şansı oldukça iyi değerlendirdi.



Her ne kadar sezonu tamamlayamasa bile 4 yıl Start'ı çalıştıran menajer Mons Ivar Mjelde'nin bunda payı fazla. Takımda çok fazla tecrübeli oyuncu olmasına rağmen 16 yaşındaki Ajer'e kaptanlık pazubandını vererek ona olan güvenini gösterdi. Bir anlamda oyuncusuna özgüven eşiği atlatmış oldu. Tabi bu kaptanlığın çok ilginç bir hikayesi daha var. Lilleström alt yapısında oynayan oyuncular için idol oyuncuların başında kaptan Frode Kippe gelirdi. Bu durum Ajer içinde geçerliydi, sonuçta o daha dünyaya gelmediğinde Kippe Lilleström formasını terletiyordu. Tippeligaen 2015'te sezonun ilk maçında Lilleström ile Start kozlarını paylaşırken, Ajer idol olarak gördüğü Frode Kippe abisine karşı kaptan olarak maça çıktı. Ajer bu durum için şu yorumu yapmıştı.

''Frode Kippe benim çocukluk kahramanımdı. Ona karşı kaptan olarak oynamak inanılmazdı.'' 
Start, Tippeligaen'e playoff maçlarıyla tutunmayı başarıp derin bir nefes almıştı. Sıkıntılı bir sezonu geride bıraktılar belki ama Kristoffer Ajer gibi çok özel bir yeteneği Avrupa futbolunun hizmetine sundular. Geçmişte Roma ile 1 hafta deneme idmanı gören Ajer'in önünde uzun bir futbol kariyeri bulunuyor. Şimdiden üst seviye kulüplerin ilgi odağı haline gelmiş durumda. O da daha önce yazdığım Henrik Bjordal gibi Martin Odegaard'ı rol-model görüyor belki ama üst seviyeye ondan kolay tutunabileceğine inanıyorum. Çünkü daha vizyonel düşünen, olgun oyuncu profili çiziyor.

Artı-Eksileri ve Transfer Durumu

17 yaşında oyuncu için müthiş bir fiziğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. 1.96'lık boy, geniş bir çatı ve güçlü bir yapı. Yaşıtlarında kolay kolay görülmeyecek bir anatomiye sahip kesinlikle. İdol olarak gördüğü Patrick Viera'nın seviyesine çıkabilmesi için denge-çeviklik yönünde gelişim göstermeli. Yine orta seviye bulduğum oyun agresifliğininde yüksek kalite maç oynadıkça artacağına inanıyorum. Zamanla daha iyi noktalara çıkacaktur bu özelliklerde. Ajer'in yüksek bir pozisyon bilgisinin olduğunu söylememiz gerek. Uzun bacakları ve fizik kalitesinin defansif yönde artılarında önemli bir payı var. Yine topu oyuna sokma ve doğru bölgeye aktarma aktarma konusunda oldukça başarılı, bu boyda bir oyuncu için fazlasıyla yumuşak ayaklara sahip diyebiliriz. Bu meziyetlerini gösterebilmesinin altında ise çok sakin olması yatıyor. Adam eksiltmeleri, ceza sahası dışı şutları ve sürpriz 18 koşularıyla önemli bir skor opsiyonu halinede gelebiliyor.

Kristoffer Ajer, Norveç futbolunun potansiyeli en yüksek oyuncularından birisi. Geleceğin yıldızlarından ve idol olarak gördüğü Patrick Viera gibi bir oyuncu olmaya aday. Start ile olan sözleşmesi Aralık 2016'da sona erecek. Muhtemel bonservis ücreti 2-3 milyon civarında olacaktır. Ülkemize getirmek oldukça zor olsada takibe değer.