21 Mayıs 2016 Cumartesi

Babacar Sarr






















Sogndal, 90 yıllık geçmişi olsa bile Norveç futbolunun üst seviyesinde yer alan ufak çaplı kulüplerden birisi. Üniversite ve lise ile bir arada bulunan vasat bir stadyuma sahipler. Son yıllarda sattıkları pahalı oyuncular arasında Stephane Badji, Malick Mane ve Even Hovland yer alıyor. Kulübün geçmiş yıllarda pazarladığı en yüksek bedelli oyuncu Eirik Bakke. Futbola son noktayı koyan Bakke, Solskjaer ile çalıştığı kısa bir sürenin ardından Sogndal'ın başına geçmişti. Sogndal adına yurt dışına yada ülke içinde daha üst seviye bir kulübe pazarlanması planlanan oyuncu Babacar Sarr.

Senegal'li oyuncu 15 Şubat 1991 tarihinde dünyaya geldi. Norveç'e adım atmasını sağlayan kulüp Start. İzlanda'nın Selfoss takımında keşfettikleri Sarr'ın transferini yapma konusunda oldukça heyecanlılardı. Babacar Sarr'a bir çok maçta forma verdiler fakat devamlılık kazandırma konusunda ciddi sıkıntılar yaşadılar. Nitekim Sarr'da bireysel gelişimi adına daha fazla oynayacağı bir takıma gitmenin doğru olacağını düşünerek OBOS Ligaen'e düşen Sogndal'a gitmişti. Eirik Bakke'nin Sogndal'a gitmesi Sarr adına ciddi avantajlardan birisi oldu. Oyuncunun taktik algısının gelişimi konusunda katkılarının olduğunu düşündüğüm bir profesyonel. Sarr'da zamanla önemli bir gelişim göstererek Sogndal takımının değişilmezlerinden biri oldu. Nitekim Obos Ligaen'de 1 maçı sarı kart cezası nedeniyle kaçırırken kalan 29 maçında tamamında 90 dakika forma giydi. Sezon sonunda ligin en değerli 2. oyuncusu seçilmişti. Babacar Sarr bu sezonda istikrarlı şekilde oynamaya devam ediyor. Tippeligaen'in dikkat çeken 6 numaralarından biriyken yurt dışından kulüplerin takibinde olduğu belirtiliyor. Sarr'ın hedefinde ise Almanya yada İngiltere'de oynamak varmış.



Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Babacar Sarr, yaklaşık 1,90 boya sahip, defansif orta saha pozisyonunda oynayan solak bir oyuncu. Öncelikle neden Start değilde Sogndal'da düzenli oynayan oyuncu haline geldi ? sorusunu yanıtlamak gerekiyor herhalde. Norveç futbolu geniş alanda oynanan, temposu yüksek, defansif defoları fazla bir lig. Atlet dahi olsanız alışım açısından zaman isteyen bir arena olduğunu düşünmekteyim. İyi bir anatomiye sahip olsada 2 yıl önce pozisyon alma açısından biraz daha savruk olan ve fiziken şimdiki durumundan geride olan Sarr, Start'ta bu yüzden devamlılık kazanmamıştı. En azından temel faktörlerden birisi buydu bana göre. Yine alt yapı eksiklikleride olabilir. Sogndal'a geçtikten sonra önce devamlılığı arttı ardından dikkat edebildiğim kadarıyla kas kütlesinde artış başladı. Fiziksel gelişiminin oyununa sertlikte kazandırdığına inanıyorum. Pozisyon alma konusunda da daha dengeli bir oyuncu haline geldi. Artık rakiplerine karşı durması gereken mesafeyi daha doğru ayarlıyor ve hamle zamanlamaları genelde başarılı. Uzun olmasına rağmen yavaş bir oyuncu değil Topu kullanım konusunda da sakin ve akıllı davrandığını söylemek mümkün. Cepheden atılan yüksek toplarda rakipleriyle girdiği bire birlerin bir çoğunu kazanan Sarr, duran toplarda önemli bir hücum kozu. Geir Bakke'nin söylediği gibi Sogndal'a orta sahada denge ve güven kazandıran bir oyuncu haline geldi.

Babacar Sarr'ın Sogndal ile olan sözleşmesi yıl sonunda bitecek. Sogndal'ın üstünden para kazanmayı düşüneceğini söylemek zor olmasa gerek. Zaten izleyenlerin olduğuna dair haberler çıkmaya başladı. Fakat sözleşme bitişinin yaklaşmasıda Norveç ekibinin bonservis konusunda elini zorlaştıracak etkenlerden olacak. Kalite olarak ondan geride olsada Stephane Badji'yi andıran bir oyun tarzı söz konusu. Hazır Norveç Ligi devam ederken yaz aylarında takip edilmesini öneririm.

19 Mayıs 2016 Perşembe

Mads Fenger


























Danimarka futbolunda takip listemde olan oyunculardan son dönemde blogta paylaştıklarımığın bir çoğu kulüplerinde çok uzun yıllardır forma giyiyorlar. Kısa süre önce yazdığımız Kopenhag orta sahası Thomas Delaney, Brondby'nin yetenekli ofansif beki Riza Durmisi bunlara birer örnek. Mads Fenger'de bu isimler gibi kulübünün değişilmez ismi olmuş durumda. Fenger, 10 Eylül 1990 tarihinde Danimarka'da dünyaya geldi. Futbola Skovbakken alt yapısısında başlarken ardından Randers Freja akademisine geçiş yaptı. 2009 yılının başlarında ise Randers ile 2 yıllık profesyonel kontrata imzayı attı. O dönemde takımın başında bir dönem Blackburn'de Steve Kean'in asistanlığını yapan John 'Faxe' Jensen bulunuyordu. Futbolculuk dönemi önemli kulüplerde geçen Faxe, Fenger'den oldukça umutluydu. Nitekim benzer açıklamalar kulübün yönetim cephesinden de gelmişti. Zaten o dönemde Danimarka U19 takımınında formasını terletiyordu.

Mads Fenger, ilk sezonunda alışma evrelerindeydi fakat 2009-2010 yılı belkide onun kariyeri açısından en erken tecrübelerin yaşandığı dönemdi. Randers sezonun ilk 16 haftasında maç kazanamazken sadece 5 puan toplayabilince ligin dibine demir atmıştı. Herkes düştüler gözüyle bakarken yeni hoca ve bazı transferler (özellikle Anders Egholm) takımı ayağa kaldırmıştı. Egholm-Fenger iş birliği Randers savunmasını tamamen toparlarken uzun bir yenilmezlik serisi yakalayarak lige tutunmayı başarmışlardı. Aynı sezon UEFA Fair Play kontejyanından Avrupa Ligi biletini almayıda başarmışlardı. 19 yaşında olmasına rağmen bu yapıda büyük sorumluluk alan Fenger takımının lige tutunmasına yardımcı olmuştu.





























Fenger, o dönemden beri düzenli olarak A takım kadrosunda forma buluyor. Özellikle 2011'den sonra takımın değişilmezi haline geldi ve son olarak kaptanlığa kadar yükseldi. Randers formasıyla 225 maça çıkan Mads Fenger, kulüp tarihinin en fazla forma giyen oyuncusu durumunda ve bunun için kısa bir süre önce ödül almıştı. Kulüp binasında yer alan tabloda da yerini aldı. Fenger'in kariyeri boyunca yaşadığı en ciddi sakatlık 3 ay civarındaydı. Bunun dışında çok uzun süreler takımdan uzak kaldığı bir dönem hatırlamıyorum. Aynı zamanda bu 225 maçlık uzun kariyerde gördüğü kırmızı kart sayısı sadece 1. O kırmızı kartıda Avrupa Ligi eleme maçlarında görmüştü. Randers gibi fair-play özelliğiyle tanınan bir kulüpte stoper sertliğinin sınırını aşmadan oynamayı öğrenmiş durumda.
Danimarka u20 ve 21 takımlarında da forma giyen, özellikle 21 yaş altı takımında defalarca şans bulan Mads Fenger, 25 yaşına gelmesine rağmen A Milli takımla tanışma şansı yakalayabilmiş değil.



Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Randers'ın İngiliz hocası Colin Todd iyi bir sistem takımı yaratmış durumda ve bunun kilit halkalarından biriside Mads Fenger. Eski Kasımpaşa'lı Keller oynadığı dönemde omurgada takıma sertlik kazandıran 2 oyuncudan birisiydi. Mads Fenger, 1.85 boyunda sağ stoper pozisyonunda oynayan sağ ayaklı bir oyuncu. Bu bölgede oynayan bir çok oyuncu gibi iyi bir profesyonel olduğu zaten maç istatistiklerinden belli. Fenger adına hamle stoperi diyebiliriz. Topun oyuna sokulması kısmında iyi olduğunu söylemek zor. Genelde sade ve basit işleri tercih ediyor bu konularda. Onun adına söyleyebileceğim negatif yönlerden biriside 25 yaşına gelmesine rağmen yurt dışı deneyimi yaşamamış olması. Tabi bu handikapların ilki yanında ayakları daha iyi bir stoperle sıkıntısız hale getirilebilirken diğeride zaten kolay aşılabilecek mental bir durum. Fenger için söyleyebileceğimiz en önemli şey bir stoperde olması gereken sertliği içermesi ve bunu futbol kuralları içerisinde uygulaması. Pozisyon bilgisi iyi durumda, alanını kaybetmeden oynama konusunda dikkatle oynuyor. Ayrıca sezileri fena olmayan bir oyuncu ve lider özellikleri mevcut. Kuvvetli ve dayanıklı olan Fenger gerek havadan gereksede yerden rakip forveti bezdirebilecek bir oyun anlayışına sahip. Tuttuğu forvete atılan ilk toplara yaptığı baskı ve hamleleri savunma kalitesini gösteriyor. Yine hız olarakta göze batan sıkıntılarının olmadığını düşünüyorum. Bu sayede arkadaşlarının defolarınıda kapatabiliyor. Kariyerinde etki ettiği gol sayısı 6 iken attığı gol ise sadece 1. Daha üst seviye liglerde iyi bir sistem takımının görev adamlarından biri olabilir.

Mads Fenger'in Randers ile olan kontratının bitimine 1 yıllık süre kalmış durumda. Yurt dışından takip eden takımlarda olduğunu tahmin etmekle beraber yurt içinden de Brondby, Midtjylland gibi büyük takımlarla ismi anılıyor. Midtjylland'ın Sviatchenko'yu Celtic'e sattıktan sonra agresif bir stoper aradığıda şüphesiz gerçeklerden olunca haberin doğru olma ihtimali var. Fenger'in muhtemel bonservisinin 500 bin ile 1 milyon euro bandı arasında olacağını tahmin ediyorum. Sert futbolun oynandığı ülkemizde düşük bütçeli Anadolu takımların kadrosunda iş yapabilecek bir oyuncu. İskandinavya'dan stoper alacaksan önce Danimarka'ya uğrayacaksın demişler. Sizde bir kontrol edin.

17 Mayıs 2016 Salı

Benjamin Verbic


Çocukken hepimiz LEGO oynamışızdır herhalde. Danimarka'lı The LEGO Group adlı şirket tarafından 1949 yılında üretilen bir çocuk oyuncağı. Bir çoğumuzda bağımlılık yapmıştır. Tabi İskandinavların tek buluşları bu konuda değil. Kopenhag futbol sektöründe scouting hamleleriyle çok dikkat çekici buluşlara imza atıyor. Bundesliga'ya pazarladıkları bek oyuncuları, Premier Lig şampiyonuna yüksek bonservis ile sattıkları Daniel Amartey kısa sürede akla gelen ilk isimler. Mevcut kadrolarında da gerek alt yapıdan çıkardıkları (Delaney) gerekse yurt dışından ithal ettikleri (örneğin blogta yazısı mevcut olan Ludwig Augustinsson gibi) çok özel yetenekler mevcut. 27 Kasım 1993'te Slovenya'nın Celje şehrinde dünyaya adım atan Benjamin Verbic bunlardan bir diğeri. 

Verbic, futbola Celje alt yapısında başladı. 1 kardeşi varken anne ve babasıda sporla iç içe insanlarmış. Aslında Celje şehri Avrupa şampiyonluklarıyla meşhur bir hentbol takımına sahip fakat Verbic'in spor seçimi futboldan yana olmuş. 2011 senesinde profesyonel olduktan sonra Sampion kulübünde kısa bir kiralık macerası geçirmişti. Ön planaya çıkmaya başlaması ise 12/13 sezonundan itibaren başladı. Bir sonraki sezon 10 gol, 5 asist yaparken 2014-2015'te ise bunu dahada yükseğe çekerek 15 gol, 11 asistlik performans sergiledi. U20 ve 21 yaş altı takımlarında forma bulan Verbic, 15 sezonunda gösterdiği yüksek performansla beraber A Milli takıma yükseldi. A Milli formayı ilk kez Katar'a karşı oynanan hazırlık maçında terletti. Ardından 2 defa daha davet edilmişti.. Euro16 elemelerinde play-off maçlarının kadrosundaydı. Sloven Milli takımının çok ekstra oyunculardan oluşmadığını düşünürsek daha fazla oynamaya başlayacaktır.


Verbic, bölgenin yetiştirdiği en ciddi yetenekler arasında yer alıyor. Nitekim transfer olduğu dönemde Stale Solbakken'in açıklamalarından onun üstündeki heyecanını anlamak mümkün. Yazının giriş fotosundaki kareden de oyuncusuna olan inancını görebiliriz. Verbic için ;

O iki ayağını da çok iyi kullanan, sürekli gol pozisyonu kovalayan tehlikeli bir oyuncu. Onun yaşı eğitime açık, hala tanışmadığı büyük bir potansiyeli mevcut. Onun temel özelliklerini geliştirmeye yardımcı olabilecek ekip olarak onu bekliyoruz. Ayrıca onunla yaptığımız konuşmalarda da Kopenhag için uygun karakterde olduğuna ikna olduk.

bu yorumları yapmıştı. Verbic'i o dönemde isteyen takımların başında da ülke futbolunun büyük takımlarından Maribor geliyordu. Yine yurt dışından izleyen farklı kulüplerde söz konusuydu fakat Verbic'in tercihi Kopenhag oldu. Bu seçimi yapmasındaki temel etkenlerden biriside Stale Solbakken'di. Deneyimli teknik adamın Köln deneyimi bu tip durumlar adına etkileyici, ayrıca Almanya'da oynayan Sloven oyunculardan bu konuda pozitif bir referans almış. Hocasından bu sözleri duymasıda çok değerlidir herhalde. Verbic, Danimarka'ya gelmeden 6 ay önce ailesinden ayrı bir eve çıkmış. Er yada geç bir şekilde Celje'den ayrılacağını bildiği için kendi başına yaşamaya alışmak istemiş. Genel olarak dürüst, alçak gönüllü, sakin ve çok iyi profesyonel olduğuna dair yorumlara denk gelmiştim.



Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Benjamin Verbic, 1,79 boyunda, iki çizgide görev alabilmekte. Gerekirse forvet arkası olarakta denenebilir, özellikle açık sahaya dönen maçlarda geçiş hücumları adına yardımları fazla olacaktır. Solbakken'in söylediği gibi iki ayağınıda iyi kullanması başlı başına çok önemli bir özellik. Gerek çizgiye inerek gerekse içe girerek tehlikeler aramakta. Ayakları oldukça hızlı. Çok çabuk yön değiştirerek kolayca adam eksiltebiliyor.. Toplu ve topsuz dribblingleri ile kontrol edilmesi zor bir oyuncu. Hücumu sonlandırma yada sonlandırtma (oyun görüşünün iyiliği) özelliği fazla. Hem açık alanda hemde kapalı oyunda çevikliği sayesinde etkili olabilmekte. İyi bir fiziğe sahip olduğunu düşünüyorum, agresif ve ikili mücadelelerde kolay kolay teslim olacak bir oyuncu değil. Etkili şutlarınıda bildiğimiz Verbic'in eksik gördüğüm yönlerinden birisi iyi oyununu maçın tamamına yayamaması. Oyun içi istikrar açısından henüz eksikleri bulunmakta fakat üst seviye tecrübesi arttıkça bunu da aşacağına inanıyorum, zamanla daha fazla reaksiyon gösterecektir. Tarz olarak Başakşehir'li Visca'ya oldukça benziyor. Kopenhag ile olan sözleşmesi 2019'un Haziran ayına kadarken bonservis adına Kopenhag'ın kapıyı en az 3 milyon eurodan açacağını düşünüyorum. Süperlig'te bir çok takımda forma giyebilir. Tahmini olarak Kopenhag'tan sonraki yeni adresi Bundesliga olacaktır. Kopenhag'a şampiyonluğa getiren gollere yaptığı servisleriyle yazıyı bitirelim


13 Mayıs 2016 Cuma

Astrit Ajdarevic


























Hayatı ülke ülke gezerek geçen bir adamın hikayesinden bahsedicez bu yazımızda. Bu isim 17 Nisan 1990 tarihinde Yugoslavia Piriştine'de dünyaya gelen Astrit Ajdarevic. Sporculuk kökenleri zaten doğduğu topraklardan ve ailesinden gelmekte. Astrit'in babası Agim'de Yugoslav futbolunda başarıları olan önemli bir futbolcuydu. 1992 tarihinde Astrit 2 yaşındayken İsveç'te tatil yaptıkları bir sırada Balkanlarda çıkan savaş üzerine İsveç'te kalmaya karar vermiş ve Falkenberg formasını terletmişti. Arnavut-Yugoslav kökenli bir ailenin çocuğu olan Astrit Ajdarevic'in İsveç'te başlayan futbol hikayesi bu noktaya dayanıyor, futbola 6 yaşında Rinia spor okulunda başladı. Ardından babasınında kulübü olan Falkenberg'in akademisine katıldı. A takıma çıktığında zaten yetenekleri çok net biliniyordu, nitelim ''Next Zlatan'' yorumlarını yapan bir kitle dahi söz konusuydu.

Avrupa'nın üst seviye liglerinden kulüpler Astrit Ajdarevic'i takibe alırken Liverpool ikinci denemenin ardından transferi bitirmek istedi. Falkenberg kulüp başkanı Astrit adına ülke dışına çıkmanın çok erken ve yanlış olacağını düşünsede aile Johan Elmander (o da erken yaşta Feyenoord'a gitmişti) örneğini gösterince teklifi de geri çeviremedi. Liverpool ekibi dahi Astrit yetenekli fakat İngiltere'ye gitmesinin zamanlaması konusunda ailesinin fikirlerine danışmış ve onlardan da pozitif yanıt alınca transferi bitirmişti. Hayatı 2 yaşında uzun yolcuklara start veren Ajdarevic'in yeni durağı İngiltere oldu. O dönemin özel yetenekleri arasında gösterilen Astrit Ajdarevic'in neler yapacağı merak konusuyken çok başarılı bir İngiltere geçmişi olmadı. Liverpool genç takımıyla kupa kazansada A takımda şans bulamadı. Leicester ve Hereford'ta da kısa süreler görev alıp tekrar büyüdüğü topraklara döndü. Orebro'da başarılı performanslar sergilediği dönemde İtalyan takımı Cesena'nın ilgisi oldu fakat önce Norrkoping ardından da Belçika'da Standart Liege yaptı. Ordan tekrar kısa bir İngiltere macerası yaşarken ardından Helsingborg'a geldi ve son olarak başarılı olduğu kulübü Orebro'ya geri döndü. 26 yaşına gelen Astrit Ajdarevic şimdiden 9 kulüp ve 3 farklı ülkede futbol oynamış durumda.



Ağustos 2015'ten beri Orebro'da düzenli şekilde forma bulan Astrit Ajdarevic takımın en önemli kozu haline gelmiş durumda. Geçen sezon Allsvenskan'ı 9 asistle bitirmişti. Bu yılda takıma çok ciddi katkıları söz konusu. 50'den fazla İsveç genç milli takımlarında forma bulan Astrit Ajdarevic'in A Milli takım geçmişi bulunmamakta. İsveç basının önemli isimleri yüksek performansı sonrası Euro2016'ya gidecek olan kadroda yer alması gerektiğini savunuyordu fakat Allsvenskan'dan davet edilen 3 oyuncu arasında Astrit yer almadı.

Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Astrit Ajdarevic, 1,90 boya sahip, yüksek fiziksel ve teknik özellikleri olan bir oyuncu. Orebro'nun
4-4-2 sisteminde sahte 9 gibi oynadığını söylesek herhalde yanlış olmaz. Normalde ofansif orta saha olarak adlandırabiliriz. Özel bir sol ayağı ve oyun zekası mevcut. Zaten Liverpool'un tercih etmesinin baş sebepleriden biride eminim budur. Çeviklik seviyesi çok iyi olmasa bile kuvvetli, dayanıklı ve yeterli agresifliğe sahip. Fiziksel artılarını kullanarak kolay top saklayabilmekte. Sağ ayağını da sadece yürümek amaçlı kullanmıyor. Onuda adam eksiltirken sıklıkla kullanıp etkili şutlar atabiliyor. Bir örnek ile gösterelim ;

video


Ajdarevic'in oyun içerisinde aktifliği fazla. Sıkışan oyunda playmaker rolüne geçerek oyunu açacak hamleler yapmaya çalışıyor. Rakip orta saha - savunma arasında aldığı toplarla arkadaşlarına servisler yapıyor. Geçen sezon Helsingborg deplasmanında yaptığı bir asisti verelim ;

video

Tabi bunun çok daha fazlasını yapabilmekte. Topun ayağa yakıştığı oyuncular arasında. Toplu ve topsuz oyunda ofansif anlamda iyi bulsam bile defansif katkıları az. Rakip sahada ara ara yaptığı ilk baskılar dışında oyuna defansif olarak kattığı bir şey söylemek zor. Yine uzun boylu bir oyuncu olmasına rağmen zıplama ve hava toplarında vasat. Ceza sahası dışından etkili sert şutlar atabilmekte, duran topları da iyi kullanıyor. Bu açıdan da kadrosuna katacak takım adına iyi bir koz olacak.

Astrit Ajdarevic, yaklaşık 1 senedir Allsvenskan'ın iyi oyuncuları arasında yer almakta. 15-16 yaşlarında keşfedilen özel yeteneklerini profesyonel seviyelerde göstermek konusunda daha istikrarlı hale gelmiş durumda. Ona sorumluluk verecek ve yeteneklerini sergileme konusunda biraz serbestlik tanıyacak bir hoca elinde daha iyisinide yapabilir. Orebro ile olan sözleşmesi 2016'nın sonunda bitecek. Bonservis konusunda Orebro'nun elinin çok kuvvetli olmayacağı kesin. Türkiye'de PTT 1. Lig'de şampiyonluğa oynamayı hedefleyen takımların kadrosunda yer alabilecek bir oyuncuyken, Süperlig'te de Anadolu takımlarında forma bulabilir.

12 Mayıs 2016 Perşembe

Thomas Delaney



















2015-2016 sezonu Danimarka futbolu adına tamamlanmak üzereyken, kupayı müzesine götüren ve ligde de mutlu sona yakın olan Kopenhag'ın kaptanı Thomas Joseph Delaney bu yazıdaki konuğumuz olacak. İrlanda ve Amerikan kökenleri olan Thomas Delaney, 3 Eylül 1991 (aynı gün doğduğumuz içinde ayrı bir sevme nedenim mevcut) tarihinde Kopenhag'ın Frederiksberg belediyesinde dünyaya geldi. Röportajlarından okuduğum kadarıylada hala o bölgede yaşamakta ve düzenli bir hayatı mevcut gözüküyor. Kariyerinde en büyük ideallerinden biriside Kopenhag kaptanlığına uzanmaktı ve o noktayada ulaştı. Yazının devamında anlatmaya çalışıcam.

Thomas Delaney için 5 yıl belki biraz daha uzun bir süre öncesine dayanan Kopenhag projelerinden birisi olarak bakabiliriz. En azından geçmişini biraz araştırdığımda benzer yorumları okuyabilmekteydim. Çok uzun yıllar Kopenhag akademisinde eğitim gören Delaney, kulübün gelecekte Avrupa'ya pazarlamayı planladığı oyuncular arasında yer alıyordu. Nitekim daha bir lise öğrencisiyken ilk maçını 2009 yılında kupada oynamıştı. 19 yaş altında da yılın oyuncusu seçilmişti. O dönemde Danimarka 18 yaş altı takımınında formasını giyiyordu. Aynı dönemde gurbetçi Şaban Özdoğan'da A takım yükselmişti fakat o tutunamadı. Delaney, çok doğru bir dönemde Kopenhag A takımına yükseldi. 2010'lu yılların başlangıç dönemleri benim izlediklerim içerisinde Kopenhag tarihinin en verimli dönemlerini içeriyor desem abartı olmaz. Delaney ilk sezon o kadroda belki çok fazla forma giymedi fakat şu an performansıyla Türkiye Ligi'nde parmak ısırtan Atiba Hutchinson, ülke futbolunun Atiba'sına örnek olabilir diyebileceğimiz Norregaard, William Kvist ve Jesper Gronkjaer gibi çok önemli profesyonellerle çalışma şansı edindi. Nitekim bu saydığımız isimler bir sonraki sezonda Kopenhag'a tarihinin en önemli başarılarından birini yaşatarak Şampiyonlar Ligi grubundan çıkmayı ve 2. turda Chelsea'ye kafa tutmayı yaşattı. Aynı kadrodan çıkan Pospech, Wendt, N'Doye gibi isimlerde en üst seviye liglerde mücadele ettiler yada hala oynuyorlar. Bu oyuncuların Delaney'e önemli unsurlar kattığına inanıyorum.

Stale Solbakken'in ayrılmasının ardından Thomas Delaney farklı hocalarla çalıştı fakat eksiklerini kapatması konusunda çok fazla adım atamadı. Forma giymesi sıklaştı fakat defoları göze batan bir oyuncu durumundaydı. Nitekim benimde sosyal medyada eleştirdiğim oyunsal yönleri oluyordu. Fakat Stale Solbakken'in takıma döndüğü 2013'ün ortalarından beri ciddi bir gelişim içerisinde. Genç Milli takımlarda defalarca oynayan Delaney, ilk A Milli tecrübesinide o dönemlerde yaşamıştı. Claudemir'in Belçika'ya gitmesinden sonra takımında tamamen değişilmezlerinden biri haline geldi. Aynı dönemde 1. kaptan Jacobsen ile de yollar ayrılınca teknik heyet tarafından 1. kaptanlığa layık görüldü. Doğrusu Delaney'in daha fazla ön plana çıkmaya başladığı dönemlerde bu zamanlara dayanıyor. Verilen ekstra sorumluluk bilincini hep daha fazla çalışarak ve sahada daha fazlasını vermeye çalışarak geri ödemeye çalıştı. Nittekim 2015 yılında Kopenhag'ta yılın oyuncusu seçilirken kazanılan kupa şampiyonluğunda da payı oldukça yüksekti. Vestsjaelland'a karşı oynadıkları o maçtada finalin en iyi oyuncusu seçilmişti.


























Kopenhag kaptanlığına yükselen, 200 maç barajını aşarak kulüp adına simge oyunculardan biri haline gelmeye yaklaşan, Milli takımın geniş kadrosunda olan, Şampiyonlar Ligi tecrübesini yaşayan, bu süreçte 3'ü kupa 3'ü ligde olmak üzere 6 şampiyonluk yaşayan ve 7.'sine koşan Thomas Delaney'in kariyer özeti böyleyken birazda pozisyon bilgisi hakkında konuşmak istiyorum.

Pozisyon Özelllikleri - Transfer Durumu

Yazının önceki kısımlarında da belirttim, Thomas Delaney takımı için her şeyini vermeye çalışan karakterli bir oyuncu, tekmeye kafa sokar tabini kullanabileceğimiz bir isim. Merkez orta saha olarak görev yapmakta fakat stoper olarak görev yapmasına şahit oldum. Kuvvetli, agresif, dayanıklılık seviyesi yüksek ve hız olarak fena olmayan bir isim. Bire bir mücadelelerde iyi olduğu için Kopenhag sıkıntıya düştüğünde stoper olarak kullanmıştı. Fiziksel meziyetlerinin yanında teknik anlamda da iyi bir isim, zaten solak bir oyuncu. Geçmiş yıllarda takıma tempo kazandırma konusunda sıkıntıları olduğunu düşünüyordum fakat son dönemde bu açıdan da gelişim gösterdi. Taktik algısıda oturmuş durumda. Hücumda iyi bir pasör durumuna geçerken savunmada da doğru pozisyon almaya dikkat ediyor. Nitekim bu sezon ligin en fazla ikili mücadeleye giren ve top kazanan oyuncularının arasında yer alıyor. Bu arada ilginç istatistik henüz kırmızı kart görmemiş olmamasıdır.



Delaney'e yazabileceğimiz en büyük artılardan biriside yüksek top başarısı. 1,80'lik bir oyuncu olmasına rağmen iyi zıplayan ve havada temasta direnç gösteren Delaney ceza sahası içerisinde rakipler adına ciddi bir tehlike. Attığı gollerin bu şekilde oluştuğunu ve skor yapmasa dahi ceza sahasını fazlasıyla karıştırdığını söyleyelim. Hareketli oyunda sürpriz ceza sahası içerisi koşularıyla ekstra skorer konumuna geçebiliyor. Ayrıca bu durumun defansif anlamda da artıları var. Karşıdan gelen yüksek topları kazanarak savunmaya yardımları olabiliyor. Eksik olarak ise çok fazla göze batan bir durum olduğunu düşünmüyorum. Maç istikrarı arttıkça eksiklerini kapatarak tecrübeli ve iki yönlü iyi bir oyuncu haline geldi. Yurt dışına hiç çıkmamış olması belki mental soru işaretlerinden biridir.

Thomas Delaney'in Kopenhag ile olan sözleşmesi Haziran 2017'de sona erecek. Artık Avrupa'nın üst sınıf liglerinde kendisini deneme sırasının geldiğini düşünüyorum. Tahmini bonservis bedeli 2.5 milyon euro civarında olacaktır. Türkiye'de tüm takımların kadrosunda yer alabilecek ve bir çoğunda da direk oynayabilecek yetenekte bir isim. Onun kariyer çizgisi olarak ise Bundesliga yada Premier Lig'in daha uygun olacağını düşünmekteyim.

Bu arada kulübün simge oyuncularından biri haline gelmeye başladığını söylemiştim, nitekim Kopenhag taraftarı 6-2 kazandıkları Aalborg maçında William Kvist ve Thomas Delaney için koreografi yapmışlardı. Aşağıdaki videoda kısa sürede olsa izlemek mümkün.


24 Mart 2016 Perşembe

Somon Diyarından İki Yetenek


Stavanger...

Norveç'in en büyük şehirleri arasında yer alan liman kentinin ismi anıldığında normal bir insanın aklına limanda dönen ticaret, görsel güzellikler ve hamsi gibi onlarca çeşit yemek çıkarabildikleri meşhur somonu gelir. Futbola mesafeli bir insan olsam muhtemelen muhteşem manzaralara sahip yamaçlarını, fiyordları, somondan çıkardıkları yemekleri incelerdim herhalde. Fakat işimizin futbol olduğunu düşünürsek aklıma onunla alakalı bir şeyler geliyor ve yazının devamında da bu şehrin takımı olan Viking'ten iki yeteneğe yer verdim.

Viking, 116 yıllık bir geçmişe sahip ve 9 lig şampiyonluğu bulunan çok önemli bir kulüp. Son şampiyonluklarını yaşamalarının üzerinden çok uzun yıllar geçse bile son yıllarda bir kaç yıl hariç genelde üst sıralara oynayan bir takım görünümündeler, en azından bu konuda istikrarlı olduklarını söyleyebiliriz. Geride bıraktığımız sezonda kadrolarında yer alan Veton Berisha, Bödvarsson gibi isimleri Avrupa futboluna sundular. Her ne kadar bu oyuncular üstünden para kazanamasalar bile oyuncuların gelişimleri kısmında önemli bir rolleri olmuştu. Yüksek bonservisle sattıkları oyuncuların başında Salzburg formasını terleten Valon Berisha geliyor. 3 milyon euroya yakın kazandıkları oyuncu şu an hem kulübünün hemde Norveç Milli takımının önemli isimleri arasında.

Geçmişte Djurgarden ile Allsvenskan şampiyonluğu yaşayan, Molde ile Tippeligaen şampiyonluğunu kaçıran Kjell Jonevret, 2012'den beri takımı yönetiyor. Belli dönemlerde sıkıntılar yaşasa bile kendi mentalitesini oturtmuş durumda. Özellikle iç sahada fazlasıyla baskın karakterli bir futbol oynatmaya çalışıyor. Geçmiş dönemlerde asistan menajerliğe getirdiği Ian Burchnall'da bu seviyede önemli bir koç. Takımın oyuncu izleme ve akademi biriminin başında ise İngiliz Gary Goodchild yer alıyor. Her yıl Afrikalı denemesi yapmaktan çekinmeyen, kendi gücü ölçüsünde başarılı bir scouting departmanı olan ve genç oyuncu oynatma tereddütü olmayan bir kulüp. Somon diyarından olan Viking'te forma giyen Estonya'lı savunmacı Karol Mets ve Nijerya'lı Samuel Adegbenro bu yazımızdaki konuklar.



Karol Mets

Mets, 16 Mayıs 1993 tarihinde Estonya'nın Viljandi şehrinde dünyaya geldi. Futbola doğduğu şehrin takımı olan Viljandi FK Tulevik kulübünde start verirken burada 4 yıl kadar akademi eğitimi aldı. Ardından ülke futbolunun büyük kulüplerinden olan Flora'ya geçiş yaptı. O dönemde Estonya 19 yaş altı takımında da görev alıyordu. Flora A takımında görev alan Mets, belli dönemlerde 2. takımda görevlendiriliyordu. O sezon Süper Kupayı hemde Lig şampiyonluğunu kazanma başarısı gösteren ekipteydi. Estonya liginin istikrarlı oyuncuları arasında yer alan Mets, 2012'de Estonya'da düzenlenen 19 yaş altı Avrupa Şampiyonasında görev almıştı. O turnuvada Bruma ve Paco Alcacer gibi isimlerde forma buldular. Karol Mets'in ön plana çıkmasını sağlayan etken ise Magnus Pehrsson'un Estonya Milli takımının başına geçmesi oldu. Pehrsson göreve geldikten sonra Milli takımın değişilmezlerinden biri haline gelen Mets'i Brescia ve Kopenhag denemeye çağırmıştı. Yine 2014'ün Eylül ayında oynadıkları Slovenya maçında da Fulham scoutı Brian Talbot tarafından izlenmişti. Zaten o yıl Estonya'da yılın en iyi genç oyuncusu seçilmesi artık yeni bir macerayı işaret ediyordu. Mets'i ilk olarak 17 yaşında izleyen ve almadan önce sürekli olarak takip eden Viking scoutı Goodchild transferi 2015 sezonu başlangıcında bitirmişti, bonservis bedelide 170 bin euroydu. Takıma katıldığı ilk sezonda kilit parçalardan biri haline geldi.

Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Mets, 1,91 boyunda - fiziksel donanımı iyi bir oyuncu. Stoper ve defansif orta saha pozisyonlarında oynayabilsede stoper adına bir tık daha uygun olduğunu düşünüyorum fakat bu orta sahada kötü oynadığı anlamına gelmiyor. Öncelikle iyi bir sol ayağının olduğunu söyleyebiliriz. Riski sevmeyen, sade oynamaya alışmış bir oyun yapısı var. Dengeli bir oyuncu. En çok dikkat çeken özelliklerinin başında pozisyon alma konusunda yüksek bir konsantrasyon ile oynaması geliyor. Yine adam markajı ve ilk hamle konusunda da iyi olduğunu söyleyebilirim. Gerektiğinde agresifliğini yansıtıyor. Fiziksel olarak önemli avantajları olan Mets bunu rakibine hissettiriyor. Havadan geçilmesi kolay olmayan bir oyuncu. Uzun pas konusunda da hakkını vermemiz gerekiyor. Attığı çapraz paslarla sürpriz oyuncuları pozisyona sokabiliyor. Mets adına söyleyebileceğimiz negatif yanlardan birisi orta saha oynadığında oyunun 3. bölgesine az şekilde geçmesi. 1 numaralı görevinin savunma ve topun çıkış noktasında olduğunu düşünürsek çokta büyük problem olduğunu söyleyemeyiz fakat fazlasını isteyenleri izlerken yorabilir. Tecrübe kazandıkça tehlikeli bölgede top kayıp sayısıda azalmakta. Not olarak düşmüş olalım.

Estonya Milli takımı ve Viking'in vazgeçilmezlerinden olan Karol Mets'in sözleşmesi 2017 yılının sonuna kadar. Tahmini bonservis bedelinin 750 bin euro civarında olacağını düşünüyorum. Kariyer gidişatı olarak Milli takımdan abisi olan Augsburg'lu Ragnar Klavan'a yakın bir çizgisi olabilir. Süperlig'te orta sıralarda yer alan takımlar adına uygun, Başakşehir - Akhisar gibi temsili kulüpler.



Samuel Adegbenro

Samuel Adegbenro, 3 Aralık 1995 doğumlu ve Nijerya vatandaşı. Dynamo ve Prime FC takımlarında forma bulsada ön plana çıkmasını sağlayan kulüp Kwara United. 2014 yılında bu takım ile 35 maça çıkan ve 10 gol atmayı başaran Adegbenro ligin dikkat çeken yeteneklerinden biri haline gelmişti. Ardından kendini u23 Milli takımının Olimpiyat için belirlenen geniş kadrosunda bulan Adegbenro, 4 maçta 2 gollük performans sergiledi. Viking ile geçirdiği 3 haftalık eğitimin ardından sözleşme imzaladı. Vatandaşı Samuel Abdullahi ile Tippeligaen'de forma giyeceklerdi. İki oyuncununda Eneke Atta'nın oyuncusu olmasıda zaten başarılı olma ihtimalini arttırıyordu. İlk sezonda 5 maç kaçıran Adegbenro buna rağmen toplam 11 gole (asist+gol) etki ederek ligin en iyi oyuncuları arasında yer almıştı. Hızı ve top sürme becerisi ile izleyenlerin beğenisini kazanan Adegbenro, Norveç'in meşhur NISO ödülünede aday gösterilmişti.

Pozisyon Özellikleri - Transfer Durumu

Adegbenro, sağ ve sol kanatta görev alabilmekte. Viking'te genelde solda oynatılıyor. Sağ ayaklı olmasına rağmen solda tercih edilmesinin nedeni toplu-topsuz merkezde daha rahat tehlike yaratabilmesi. Anahtar pas dediğimiz ince işleride yapabilen, ara ara etkili şutlar atabilen bir oyuncu. Sadece çizgide sabit oynamayan, yardımcı forvet rolüne girebilen bir oyuncu. Topla driblingleri oldukça iyi. Oyun karakterinin temelinde çeviklik var. Dengeli, süratli, güçlü ve vücut koordinasyonu iyi bir oyuncu. Dar alanda yaratıcıyken, açık sahada durdurulması çok zor. Çabukluğu sayesinde çok kolay adam eksiltebiliyor. Yine yaptığı topsuz koşularında rakiplere sıkıntı çıkardığına bir çok kez şahit oldum. Söylebileceğimiz negatif yan ise oyunun savunma yönünde katkısının az olması. Ona bu yönde de gelişim göstertebilecek bir hocanın eline gitmesi avantaj olacaktır. Tippeligaen gibi ofansif karakterli bir ligde buna daha fazla yön vermesi zor gözüküyor.

Samuel Adegbenro'nun Viking ile olan sözleşmesi 2018'in sonunda bitecekken muhtemel bonservis bedeli 1 milyon euro civarında. Süperligte bir çok takımda forma giyebilecek yetenekte bir isim. 20 yaşındaki bu ismin takip edilmesini kulüplerimize öneririm.

25 Şubat 2016 Perşembe

Oyun Tekrar Başlasın



Danimarka Superliga'da futbola olan özlem artmış durumda. Yaklaşık 75 günlük ara Cuma günü sona erecekken lig heyecanı kaldığı yerden devam edecek. Şampiyonluk yarışında Kopenhag, Midtjylland ve Aalborg 3 favori olarak gözükürken ligden de sadece 1 takım düşecek. Kurallara aykırı oyuncu oynatmak nedeniyle Hobro, Aarhus maçını hükmen kaybederek yarışta 5 puan geride kalmıştı. Gelecek sezon ligde yer alacak takım sayısının 2 daha artarak 14'e çıkacağını düşünürsek kalitesinin artacağına inandığım ligde istikrar yakalamak her takıma adına önemli. 2. yarı öncesinde takımların kadrolarında yaptıkları düzenlemeler hakkında fikirlerimi belirtmeye çalışıcam.

Lig lideri Kopenhag'ın oyun mantelitesinin başında bekleri aktif olarak kullanmak geliyor. Zaten 4-4-2'nin temelinde çizgileri kullanmak yok mudur ? Ludwig Augustinsson bu halkanın en önemli oyuncusu. Ligin zaten en iyi beki durumunda ve takıma ofansif anlamda çok büyük bir hareketlilik getiriyor. Sağ beklerde ofansif olarak kötü işlemiyor fakat Ludwig düzeyinde değiller. Sezonun ilk yarısında Ludwig'in önünde oynayan oyuncu konusunda sıkıntı yaşamışlardı. Benjamin Verbic'in yaşadığı sakatlık bunun 1 numaralı etkeniydi. Toutouh bir süre idare etti fakat adam eksiltebilen ve koridor açabilen oyuncu gerekliliği şarttı. Santander-Cornelius forvet ikilisi istenen verimliliği vermeyince mecburen Jorgensen'i önde oynatmak istediler. Verbic, Rosenborg hazırlık maçında iyi görüntü çizerek lige hazır bir görüntü verdi.



Kopenhag'ın sisteme oturtamadığı oyuncuların başında Federico Santander geliyor. Beklenen katkıyı alamadılar fakat menajer Stale vazgeçecek gibi durmuyor. Partnerinin takımın en önemli kozlarından biri Nicolai Jorgensen olması yüksek ihtimal. Çünkü takımın pas oyunununda Nicolai'nin rolü çok yüksek ve ceza sahası içi-dışında her zaman önemli bir koz. Cornelius bu yüzden biraz arka planda kalabilir fakat hangisi oynarsa oynasın kenarda her daim iyi bir yedek olacak. Kopenhag'ın kilit oyuncularından birisi de Daniel Amartey'di. Takım adına dinamolardan biriydi ve yüksek bedelle Leicester City'e satıldı. Amartey satılınca orta saha ne olacak soruları haliyle akla geliyor fakat lig araya girmeden önce Amartey'in 2. mevkisi olan stoperde oynadığını belirtelim. Delaney-Kvist ikilisine gözler alışmıştı. Eski Malmö stoperi Erik Johansson'u alarak bu pozisyondaki eksiği kapattılar. Johansson'un ön libero olarakta görev alabildiğini ekleyelim. Akademiden ön libero Aboubakar Keita'yı A takıma yükselttiler. Danimarka basının ligde iyi iş yapacağını düşündüğü yetenekler arasında yer alıyor. Kopenhag kağıt üstünde ligin favorisi gözüküyor ve bir çok pozisyonda ligin en iyi oyuncularına sahip fakat başarılı olup olamayacaklarını merkez orta sahada yakalayacakları form belirleyecek. Delaney-Kvist ikilisi beklentileri karşılarsa şampiyonluk adına yolları açık gözüksede form yakalayamazlarsa işleri zorlaşacak. Kulüp karakteri olan iki isme güvenerek yola çıkmayı doğru buldular. Yanılıp, yanılmayacaklarını zaman gösterecek.

Son şampiyon Midtjylland ise yoğun bir transfer dönemi geçirdi. Daha önce raporunu yayınladığımız takımın karakter isimlerinden Erik Sviatchenko'yu Celtic'e sattılar. Yerine ise Fulham takımından Nikolay Bodurov kiralık olarak geldi. Bulgar oyuncunun ciddi bir tecrübesi bulunuyor. Zaten. Kian Hansen ve tank kadar ağır olan Patrick Banggaard ile sezonu tamamlamaları kolay olmazdı. Bu pozisyon aldıkları bir diğer oyuncu ise partner kulüpleri Brentford'tan Daniel O'Shaughnessy oldu. Alternatif sol bekleri Lauridsen'i Esbjerg'e verirlerken Hafnarfjordur takımından Bödvar Bödvarsson transfer edildi. Orta sahada çok önemli bir kayıp yaşamamalarına rağmen Molde'nin as isimlerinden Harmeet Singh, The Guardian'ın geleceğin 50 yıldız adayından biri olarak gösterdiği İnter Turku'lu Kaan Kaarinen transfer edildi. Frankfurt takımından gelen Vaclav Kadlec'te ofans hattına kalite katacakken, Manchester United maçında takıma uyum sağlamış gözüktü. Forvet Morten Duncan Rasmussen'i Aarhus'a satmışlardı. Martin Pusic bu dönem as forvetleri olacakken çıkış yapmasını bekledikleri oyuncu ise Paul Onuachu. Midtjylland favoriler arasında gözüküyor fakat onlarında durumunu belirleyecek 1 numaralı bölge savunma olacak. Erik Sviatchenko'nun yokluğunu hissederlerse ilk yarıda ara ara aldıkları sürpriz sonuçları 2. yarıda da tekrarlayıp yarışta geride kalabilirler.


























Aalborg kadrosu kağıt üstünde rakiplerine göre daha dar ve kalite olarak geride fakat inanılmaz bir birliktelik yakalamış durumdalar. Şampiyon oldukları sezon olduğu gibi izleyenlere büyük zevk veriyorlar. O sezon Kasper Kusk'un yaptığı ekstra işleri bu yıl Thomas Enevoldsen üstleniş durumda. Sporting Lisbon ve Galatasaray'ın ciddi şekilde ilgilendiği Litvanya'lı golcü Lukas Spalvis ile iyi bir ikili olmuş durumdalar. Attıkları gollerden sonra beraber yaptıkları özel gol sevincide bunun göstergesi. Aynı zamanda Nicolaj Thomsen ve Kasper Risgard'ın orta sahadan desteğiyle yaratıcılıkları üst seviyede. Devre arasında kaybettikleri en önemli isim sağ bek Henrik Dalsgaard oldu. Onun yerine Patrick Kristensen'in monte edeceklerini düşünüyorum. Lig öncesinde 5 bin kişi önünde oynadıkları son hazırlık maçında Malmö'yü 3-0 ile geçerlerken 2 gol, 1 asist ile oynayan Enevoldsen yine takımın en iyisiydi. Adeta kolej takımı havasında olan Aalborg şampiyonluk adaylarından. Onları izlerken şampiyon oldukları sezondaki havayı görmek mümkün. Sonu benzer olacak mı derseniz, görücez.

Lars Sondergaard'ın Aalborg'un kurulu düzeninde başarılı olması bizleri şaşırtmıyor fakat eski takımı SonderjyskE'nin Jakob Michelsen ile bu noktalara çıkması sezonun önemli sürprizlerinden birisi. Geçmiş yıllarda Ocak ayına kadar sıkıntılar yaşayan ve ardından devre arası takviyeleri ile toparlanan SonderjyskE izlemeye alışmıştık. Bu yıl ise tersi olarak ligde 4. sırada ve sürpriz şampiyonluk adayları arasında yer alıyorlar. Artık futbol kariyerinin son düzlüğüne girmeye başlayan yıllanmış şarap Johan Absalonsen takımın lideri ve izleyenlere tat veriyor. İdeal kadrosunu tamamiyle korumayı başaran SonderjyskE forma bulamayan isimlerle yollarını ayırdı. Bu sezon sola göre daha az verim aldıkları sağ çizgiye Malmö'den Simon Kroon'u transfer ettiler. Yine Viborg'ta arka planda kalan orta saha Marcel Romer diğer transferleri. Haderslev takımı yakaladığı havayı kadrosunu geliştirerek devam ettirdi. Benzer performansı devam ettirmelerini bekliyorum.

Başkent Kopenhag'ın devlerinden Brondby'nin bu yılki hedefi şampiyon olmak fakat çok fazla anlam veremediğim bir transfer dönemi geçirdiklerini söyleyebilirim. Austin takıma katılmadan önce takımın en yumuşak bölgeleri ön libero ve stoper pozisyonlarıydı. Austin alındıktan sonra bir bölgeyi düzeltselerde savunmanın merkezi için Agger'in yanına daha doğru bir oyuncu gerekiyordu. Transfer yapmadıkları gibi alternatif isimlerden olan Dario Dumic'i Nijmegen'e verdiler. Michael Almeback Orebro ile, Fredrik Semb Berge ise eski kulübü Odd ile anlaştı. Tabi tek sorun bu da değil. Daniel Agger'in kontratı yaklaşık 3 ay sonra sona erecek ve henüz kontrat yenilemiş değil. Ayrılacağına dair çıkan dedikodularda söz konusu. Kısadan hisse, Agger-Albrechtsen'in as oynamasının muhtemel olduğu, 'bana göre' sakar Ornskov'un alternatif olduğu bir Brondby savunma kurgusu mevcut. Ofans hattında beklenen verimi alamadıkları Ronnie Schwartz ile yolları ayırdılar. Carpi takımından Kamil Wilczek'i transfer ederlerken sol öne aldıkları oyuncu ise Lyngby takımından David Boysen oldu. Brondby adına 2. yarının kadro içi transferi Thomas Kahlenberg olabilir. Tribünün çok sevdiği tecrübeli isim sakatlık nedeniyle ilk yarı beklenen katkıyı verememişti fakat 2. yarıya hazır durumda. Brondby'nin mevcut kadro yapısının ligi 3.'lükten öteye götüremeyeceğini düşünüyorum.

İngiliz hoca Colin Todd'un çalıştırdığı Randers yıllardır oyun şablonu belli bir ekip. Set oyununda çizgi oyuncularının rolü büyükken geçiş hücumlarında da tehlikeli hale gelebiliyorlar. Jonas Borring ilk yarının en iyi isimleri arasında yer alırken tam anlamıyla verim alamadıkları Mikael Ishak'tan beklentiler yüksek. Çin'in CC Yatai takımından Nijer'li forvet Moussa Maazou'yu transfer ederek transferi noktaladılar. Fazla forma bulamayan sol bek Silva ve forvet Piotr Parzyscek ile yollar ayrıldı. Randers'ın ligi orta sıralarda tamamlayacağını tahmin ediyorum.






















Bana göre devre arası transfer döneminin en önemli gelişmesi Odense'li Rasmus Falk'ın Kopenhag'a transfer olmasıydı. Tabi gelecek sezon adına atılmış bir imza olduğunu belirteyim. Avrupa'dan gelen teklifler, Midtjylland'ın iştah kabartan teklifi, Brondby'nin ilgisi derken Falk'ı Kopenhag formasıyla gördük. Yıl sonuna kadar Odense forması giymeyi sürdürecekken gelecek yıldan itibaren Kopenhag'ta görev alacak. Odense adına yaşanan kayıp bununla da sınırlı değildi. Taraftarla arası pek barışmayan ama takım adına önemli bir koz olan Emil Larsen, MLS takımlarından Columbus'a transfer oldu. Yine takıma katıldıktan sonra Festersen ile iyi bir ikili olup 7 gol atan Kenneth Zohore'u da sattılar. Sol bekin alternatiflerinden Kirkeshov, yeterli düzeyde forma bulamayan bek/kanat Lasse Kryger'de ayrıldılar. Merkez orta sahaları Busuladzic'in ismi uzun bir süre Osmanlıspor ile anılsada transfer gerçekleşmedi. Koval'in güven vermediği savunmaya Aalesund'tan Grytebust alınırken orta sahaya eski Midtjylland'lı Izunna Uzochukwu'yu transfer ettiler. Savunmaya Nordvest takımından Tinnager, forvet arkasına ise Vejle'den Joan Simun Edmundsson alındı. Hazırlık döneminde Falk ve Anders K. Jacobsen'in ufak sakatlıkları nedeniyle idman kaçırdıkları dönemler oldu. İlk yarı fazla yararlanamadıkları Desler 2. yarının sürpriz isimlerinden biri olabilir. İlk yarıya göre kadrosunu güçlendiremediği gibi güç kaybeden bir Odense söz konusu. Daha üst sıraları hedeflemeleri kolay gözükmüyor.

Nordsjaelland, Danimarka futbolunun proje takımlarından birisiydi. Geçmiş yıllarda şampiyonluğa ulaşmaları, yetiştirici kültürlerinin yanına ekledikleri bir madalya oldu diyebiliriz. Şampiyonlar Ligi oynamaları ise ödülleri. Nordsjaelland eski günlerinden uzak olsada yine yetiştirici rolünü üstleniyor. Devre arasında kulüp adına özel gelişmeler yaşandı. Gana'da Right to Dream Akademi'nin sahibi olan Tom Vernon kulübün % 90'luk hisselerini satın aldı. Amaçlarının kulübün genç yetiştirici kültürünü dahada canlandırmak olduğunu belirterek takımın başınada tek şampiyonluklarını yaşatan hoca Kasper Hjulmand'ı getirdi. Yeni bir yolculuğa başlayan Farum ekibi, 6 ay önce HB Koge'den aldıkları Bruninho'yu 2 milyon euroluk bedelle Çin'e pazarladı. Sezon başında kiralık gönderdikleri Ivan Runje ile yollar tamamen ayrılırken sağ bekin alternatiflerinden Arnarson'da Aalesund ile anlaştı. Kontrat sonu yaklaşan Joshua John'ın Türkiye'ye transfer olacağı söylensede transfer gerçekleşmediği için takımda kaldı. Dünya devlerinin takip listesinde bulunan Emre Mor bu dönemde ne yapacağı en çok merak edilen isim durumunda. Orta sahaya bahsi geçen akademiden Collins Tanor kiralık olarak gelirken ofans hattına en son Falkenberg forması giyen Godsway Donyoh getirildi. 4-3-3 ile pozitif futbol oynayan Nordsjaelland'tan benzer oyun anlayışını görücez.

Superliga'ya bu yıl dönen Aarhus'un öncelikli hedefi lige tutunabilmek. Bunun için 2. yarıya ciddi bir avantajla başlıyorlar fakat işlerini şansa bırakmak istemedikleri bir gerçek. Kış arası öncesi son maçta Midtjylland'ı yenmeleri dahi Kasper Hjulmand'ı kurtaramadı. Geçen sezon Midtjylland'ı başarıya götüren Glen Riddersholm takımın başına getirildi. Sabırlı olunması durumunda kendi sistemini oturtabilecek bir koç. Midtjylland'tan tanıdığı Duncan Rasmussen, Riddersholm'un en önemli transfer hamlesi oldu. Yine Dalian Aerbin takımından eski AIK stoperi Niklas Backman transfer edildi. Alternatif isimler Ahmed Yasin, Nordstrand ve Skhirtladze ise ayrıldılar. Güçlenen Aarhus'un ligi problem yaşamadan ortalarda bitireceğini düşünüyorum.


Viborg'un yeterince işleyen bir oyun yapısı var. Eski Superliga gol kralı Curth, yanında gezici ve ağır stoperler adına ciddi bir tehdit içeren Serge Deble. Jonas Kamper ve bir zamanlar üstünde çok durulan fakat mental problemlerden Avrupa'ya gidemeyen Osama Akharraz'ın performanslarıda iyi. Sol bek Christoper Poulsen'de hücuma katkı veriyor. Esbjerg takımının yeterince yararlanamadığı Mikkel Vestergaard, KR Reykjavik takımından eski Aalborg'lu Soren Fredriksen ve Portland takımından orta saha George Fochive'yi transfer ettiler. Çok önemli bir kayıplarınında olmadığını düşünüyorum. 2. yarıya 11 puan avantajla başlayan Viborg'un bir şekilde lige tutunacağına inanıyorum.

Esbjerg benim adıma bu sezonun en büyük hayal kırıklıklarından. Alkolik Nicki Bille Nielsen'in yaşattığı problemler, bir dönem Trabzon'un gündemine gelen Lekven'in form düşüklüğü ve savunmada yapılan amatörce hatalarla düşme hattında yer alıyorlar. Savunmadan Almeback, ilk yarıda 5 gol atsada mental olarak yıpratan forvet Bille ile yollar ayrıldı. Güven vermeyen 1. kalecileri Dubravka'nın yerine genç eldiven Jeppe Hojbjerg'i oturtmaları bekleniyor. Geçen sezon fırtına gibi esen sağ bekleri Ryan Laursen'e AZ Alkmaar talip olsada Esbjerg satmama kararı almıştı. Yetenekli bek hala tam gücüyle oynayacak durumda değil. Fredericia takımından kiradan dönen Nikolaj Hagelskjaer ilk maçlarda süre alırsa şaşırmayalım. Sol beke Leon'a rakip olması açısından Midtjylland'tan Jesper Lauridsen'i transfer ettiler. Savunmanın ortasına Andreas Nordvik, orta sahaya Jesper Jorgensen ve forvete de Ronnie Schwartz getirildi. Kamp izlenimlerime göre savunmada Brinch bu sezon sürpriz şekilde forma bulacak isim olabilir. Esbjerg adına savunmanın ne durumda olacağını hala kestiremiyorum. Bu bölgede gösterecek performans durumlarını belirleyecek. Düşme adayları arasında yer alıyorlar.

Hobro, 2. yarıya en yakın rakibinden 5 puan geride başlıyor. Çok ufak bir bütçeye sahip olan Hobro bu sezon stadyumunda gelişim çalışmaları yaptı. Bu yılda lige tutunmayı başarırlarsa kulübün geleceği adına çok iyi olacak. Aarhus maçında aldıkları hükmen yenilgi olmasa şu an handikapları biraz daha az olacaktı. Kirkevold'ta takıma katıldıktan sonra daha işler bir hücum yapıları olmuştu. Arles takımından ayrılan kanat forvet Wilfried Domoraud'ı 1 haftalık deneme sonucunda kadroya kattılar. Savunmaya Start takımından Michael Christensen ve Viborg'tan Babajide Ogunbiyi getirildi. Esbjerg'ten Hans Henrik Andreasen takıma abilik yapacak isim olacak. Hobro'nun 2. yarı sürpriz işler yapabileceğini düşünüyorum. İlk yarıya göre daha alternatifli ve iyi kadroya sahip oldukları gerçek. Kağıt üstünde ligden düşmeye 1 numaralı aday olsalarda sonuna kadar şanslarını zorlayacak dirençte olacaklarına inanıyorum.