22 Temmuz 2014 Salı

Vegard Forren


'İstisnalar' olmadığı sürece (ülkemize herhangi bir takıma gelir yada gelişim gösterme durumları) blogta 25 yaş barajını aşmış yada belli bir seviyeye çıkıp inmiş oyunculara yer vermiyoruz fakat şimdi bahsedeceğim isimde bu gruba girecek. Hazır Molde sağ beki Martin Linnes-Beşiktaş transfer dedikoduları dönüyorken Molde'nin stoperlerinden Vegard Forren'e uzanalım. Aslında Forren'in Kuzey futbolunu takip eden yada genç yetenekleri izleyen scout ve gönüllüsü arkadaşların tanıdığı bir oyuncu. 2012'de Tippeligaen'de yılın oyuncusu seçildikten sonra namı değer Saints yani Southampton transferinde ısrarcı davranmış ve imzayı attırmıştı. Alman, İngiliz, Fransız takımları onu izlerken kendini bir anda Ada'da buldu. Aldığı ödülün töreninde dahi ''takım arkadaşlarımın bunda payı'' büyük diyerek aslında mütevazi tarafını gösteren sol ayaklı stoperin Southampton macerası başarılı olacak diye bekleniyordu fakat hayal kırıklığı oldu. Ocak'ta gitti dönüşü ise Temmuz'da oldu. Mauricio Pochettino'nun bir türlü sistemine dahil olamadı ve tekrar Molde'ye döndü. Şu transferin 6 ayda en kazançlısı Molde oldu diyebiliriz. 

Vadim Demidov'u hatırlayanlar olacaktır. Rosenborg ile Kuzey'de doruk noktasına ulaşan kariyerini Avrupa'nın üst sınıf liglerinde sürdürme kararı almıştı. Real Sociedad macerasıyla birlikte 3 yılda hemen hemen 4-5 ülke değiştirdi. Rusya, İspanya, Almanya hep hayal kırıklığı oldu Demidov için. Bu süreçte yaşadığı artık kronik seviyeye dönüşen sakatlıkları ve bunla beraber düşen oyun yapısı onu sıradan bir oyuncu konumuna düşürdü. Sezon başında ülkesine Brann'a dönerek aslında Bergen seyircisini heyecanlandırdı fakat Avrupa'da yaşattıklarının bir benzerini ülkesindede devam ettirdi. Vegard Forren için aslında en büyük korkum oyununda Demidov gibi düşüş yaşayabileceğiydi fakat en büyük avantajı gezici oyuncu olmayıp tekrar Molde'ye dönmesi oldu. Norveç'e döneli daha yeni 1 yıl oldu, eski formuna ulaşmasını geçtim bana göre çok daha özellikli bir oyuncu konumuna geldi. İngiltere macerasının getirdiği özgüven ve aldığı iyi kötü teorikte idmanlarla artık daha rahat oyun kuruyor. Zaten Avrupa'da az bulunan özel bir sol ayağı var ve özel olmasının nedenide savunma oyuncusunda fark yaratıyor oluşu. Topla çıkıyor, oyunu kuruyor ve adeta arkadan takımı yönlendiriyor. Forren'in en büyük eksiklerinden birisi hızı ve eskiden az olan tecrübesiyle pozisyon hatasıda yaptımı kapatması zor oluyordu fakat artık pozisyon hatası çok az yapıyor ve bunu kolay telafi ediyor. Kolay telafi etmesine fırsat veren şey ise 

1-Sırtı dönük oynayan forveti doğru mesafede takip etmesi ve geri dönüşlerdeki kararı
2-Savunma arkasına atılan toplarda ve baskı yaptığı anlardaki ilk müdahale başarısı.

Forren bunları çok iyi yapıyor ve tam bir Avrupa'lı stoper gibi oynuyor. Ayrıca hava toplarında hemen hemen kusursuza yakın.Ligin temel özelliği pivot forvet bolluğu (Aaroy, Johnsen, Kovacs akla gelenler) ve henüz daha sıkıntı yaşadığını görmedim. Ayrıca bu etkinliğini hücumdada istatistik olarak lehine çeviriyor. İzlediğim maçlarda aklımda kalan bazı hücum pozisyonunlardaki başarısını resimle aktarmaya çalışayım.

Valerenga maçında attığı frikik golü. Kalecinin kapattığı direk dibine sert ve isabetli bir şut.

Aalesund derbisinde attığı gol galibiyeti getirmişti. Arka direğe giderken topun sekeceğini görüp pozisyon değiştirmesi ve bir forvet gibi sol ayağıyla ortanın geldiği köşeye vurduğu pozisyon.


Ayrıca Avrupa Ligi'nde Molde'nin Gorica ile oynadığı maçtada 1 frikik ve penaltı golü attı. 
Molde üstünlüğüyle geçen ve 3-0 biten Sogndal maçına geçelim. Tabi Sogndal savunma ağırlıklı oynadığı için kilit modda geçen yüksek topların önemli olduğu bir karşılaşma.

Yan top organizasyonu başarısız olmuş ve Sogndal kontrası olacaktı fakat Mohamed Elyounoussi'nin yay üstü baskı sonrası kapılan topla ani bir Molde hücumuna dönüştü. Sağ çizgiye dönen organizasyonda Moström'ün ortasına iyi yükselecek olan Forren kafayı vuruyor fakat kalecide kalıyor. Mesafeye göre iyi bir vuruş diyebilirim.
Yine bir duran top organizasyonu. 8 Sogndal oyuncusu penaltı noktası ve çevresinde çizgi savunma şeklini alırken 2 oyuncuda barajda. Molde savunmasını tehtid edecek bir unsur bulunmadığından rakip ceza sahası içerisinde bekleyen 6 Molde'li ve çevreye düşecek toplara müdahale edecek 2 oyuncu. Haliyle karambolde topun ölmesini beklemektense Forren üzerinden oynamak mantıklı.


Arka direkte fiziksel üstünlüğünü ve hava toplarındaki etkinliğini kullanarak topu içeri çeviren Forren. Top ufak bir kale önü sekmesi sonrası hedeflenen arka direğe gidiyor ve Daniel Chima Chukwu'nun golü geliyor. Öncelikli hedefler Forren'le gol yapmak yada karambolden skor üretmekti. 2. plan gerçekleşiyor ve Sogndal'ın kilidini çözecek gol gelmiş oluyor.

Bir savunma kozuyken, oyunu kuran ve hücumda kilit rol alabilen bir oyuncu rolünde olabiliyor Forren. Bu yıl henüz maç kaçırmadı, ligde 16 maçada 11 başlarken birinde son 14 dakika oynamadı (Stabaek 0-2 Molde), Kupada 4 turdada görev aldı, sadece 9-0 kazanılan Surnadal maçında 2. yarıda yerini genç Hollinder'e bıraktı. Avrupa Ligi maçındada yukarda belirttiği gibi görev aldı ve 2 gol kaydetti. 88 doğumlu sol stoper eski formuna kavuşması hatta eksiklerini kapatmasıyla tekrar Avrupa'nın büyük liglerinden takımların transfer listesine girmiş durumda. Bundesliga ve Fransız kulüpleri onu takibi sürdürüyor. Maliyeti yaklaşık 2 milyon euro civarında olacak iyi bir stoper var ortada. İlgi göstermeye değer. 

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Yeni Sezon Öncesi / Aalborg


Fotoğraf karesi geçen sezon Aalborg'un şampiyonluğu garantilediği Vestsjaelland deplasmanından. Genç ve potansiyelli kadroyla kendinden güçlü takımları geride bırakarak şampiyon olan Aalborg'un beyin güçleri. Solda menajer Kent Nielsen yanındakide yardımcısı Allan Kuhn. Futbol garip bir oyun ve yarına ne getireceği gerçekten belirsiz. Nielsen'in büyük bir futbolculuk kariyeri var belki ama aynı oranda hocalık kariyeri olmamıştır. Horsens'i uzun yıllar çalıştırdığı dönemde bir sezon yılın hocası seçilmişliği var fakat asla taktik-teknik açıdan güven vermezdi. Brondby'de istifası için sesini gür şekilde tribünden duyuran insanları nasıl unutabiliriz ? Allan Kuhn ise bana göre büyük bir futbol taktisyeni. Midtjylland gibi bir akademi takımının ona uzun yıllar şans tanıması gerekirken 2 yılda yollarını ayırmasını hep saçmalık olarak yorumlamışımdır. Herning macerasının ardından Randers'ta kısa bir asistanlık dönemi oldu. Son durak ise yıllarca çalıştığı Aalborg çatısı olacaktı ve üstündeki isimde Kent Nielsen. Yani bir yanda çok sevmediğim baş hoca, yardımcısıda mentalitesini sevdiğim bir isim.

Aalborg alt yapısını çok iyi kullanabilen bir takım ve Allan Kuhn'da reserve takımlarıyla çok iç içe olan bir teknik adam. 2011'de göreve geldiğinden itibaren Aalborg'un üst yapısına etki etmeye başladı bu durum. Kent Nielsen'in hocalığını genişletmesi ve modern futbol esintileride A takımın tat vermesini sağlıyordu. Yapıdan Nicklas Helenius gibi büyük bir yıldız adayı çıkmıştı. Şampiyon olunan sezon ise Aalborg'un takım olarak büyük patlama yaptığı bir dönemdi. Silkeborg'un düşen kadrosunda görev alan, futbolunun son dönemlerini yaşayan Kasper Risgard dahi oyununa sınıf atlatarak Avrupa'lı bir orta saha gibi oynamaya başladı. Sol bek Ahlmann  dolu dolu bir çizgi oyuncusu olup Milli takıma kadar yükseldi. Kış arasında alt yapıdan çıkan Lukas Spalvis inanılmaz katkılar verdi. Nicolaj Thomsen müthiş teknik ve oyun bilgisiyle kısa sürede Avrupa'nın büyük liglerinden takımların dikkatini çekti. Thomsen-Kusk-Spalvis üçlüsünün geçen sezon Superliga'da attığı toplam gol sayısı 24, yaptıkları asist ise 19. Müthiş bir rakam olduğunu düşünüyorum. Tabi bu isimler dışında Würtz, Petersen, Jacobsen gibi isimlerinde sezon genelinde çok iyi katkı verdiğini hatırlatalım.

Yeni Sezon Öncesi Transferler

Gelenler ; Thomas Enevoldsen (Mechelen), Mathias Thrane (HIK), Nicklas Helenius (Aston Villa)

Gidenler ; Anders Due (Vestsjaelland), Jeppe Cürth (Viborg), Rasmus Jönsson (Wolfsburg), Rolf Toft (Stjarnan), Kasper Kusk (Twente)

Aalborg'un milli takımada yükselen yetenekli kanat oyuncusu Kasper Kusk için bir çok takımın ilgisi oldu fakat en çok ısrarcı olan Twente'ydi. Tadic'i Southampton'a gönderdikten sonra mali olarak yeterli imkana ulaşan Eredivisie ekibinin yüksek bir bonservis ödeyeceğini düşünüyordum ama 700 bin euro gibi komik bir rakamla büyük bir yıldız adayını kadroya kazandırdılar. Kusk top tekniği çok yüksek ve topla iyi hızlanabilen bir orta saha. Bireysel özellikler dışında oyuna kazandırdığı derinlikler takımı adına büyük yarar sağlıyor ve oyunun kontrolünde rolü çok fazla. Şüphesiz Aalborg adına çok büyük bir kayıp. Aalborg'ta Almanya'dan kiralık gelen golcü Rasmus Jönsson'da bu sezon yok. Geçen sezonun son maçında emekliye ayrılır gibi veda edilen ikiliden Anders Due Vestsjaelland'a, Jeppe Cürth ise Viborg'a transfer oldu. Aalborg'un en büyük transfer hamlesi şüphesiz eski golcüsü Nicklas Helenius'u kiralamak oldu. Yetenekli golcü oyuncuya bir çok talip vardı fakat gelişmek adına Şampiyonlar Ligi oynayacak eski takımı Aalborg'a gitmeyi daha doğru buldu. Thomas Enevoldsen orta saha için büyük bir koz olacak. Tecrübeli, yetenekli ve kulübün yapısını bilen bir oyuncu. 

Aalborg'un iyi bir kalecisi var (4 eldiven, 4. şampiyonluk) fakat savunması güven vermiyor. Özellikle Dalsgaard'ın yaklaşık 6 aydır süren sakatlık problemleri sağ bekte ciddi sorun oluşturabilir. Ayrıca stoper hattıda 3 kulvar için yeterli derinlik ve kalitede değil. Kusk'u gönderen Aalborg o bölgede Enevoldsen'i kullanabilir yada kampta denenip beğenilen Thrane görev alabilir. Yeteneklerinden övgüyle bahsedilen bir isim. İlk haftalarda Würtz ve Thomsen'in sakatlıklarla uğraştığından maç temposunu geç yakalayacak olması Aalborg adına sıkıntı verici unsurlardan. Kusk'un ayrılığı şüphesiz önemli fakat bunu rotasyon içinde ve güzel organizasyonlarla en az şekilde hissedeceklerdir. Bu yıl başarıya engel olabilecek nedenler savunma kurgusu ve oyuncuların bireysel performanslarının geçen sezonun altına düşüp düşmeme durumları diyebiliriz. Eğer bir düşüş yaşanırsa şüphesiz yoğun fikstürde büyük zorluklar yaşarlar. Aalborg'un bu yıl şampiyonluğa ulaşması zor. 2 veya 3. olarak ligi tamamlamalarını bekliyorum.  

17 Temmuz 2014 Perşembe

Yeni Sezon Öncesi / Vestsjaelland


12 takımlı 3 turdan oluşan liglerde zirveye oynayabilmek zor iş değil. Üstelik bu kadar ekonomik farklılıkların dolaştığı ülkelerde. Danimarka Superliga'ya çıkabilmek işin kolay kısmı belki ama tutunabilmek şampiyonluğa oynamak kadar zor. Neredeyse 4-12 arasındaki tüm takımların iyi kötü baraja yakın olduklarını yıllardır görüyoruz. Resimde Stale Solbakken'e sarılırken gördüğünüz Ove Pedersen ülke futbolunun saygı duyulan karakterlerinden birisi. Esbjerg'ten ayrıldıktan sonra devir aldığı Vestsjaelland'ta 3 yılda müthiş bir yapılanma gerçekleştirdi ve Superliga'ya çıkan takımı yarattı. Dediğim gibi iş Superliga'ya çıkmakla kalmıyor farklılık yaratabilmek gerek. Kopenhag deplasmanında oynadığı futbol ve tribündeki o istekli, göze hoş gelen takımına bağlı kitleyi görünce Vestsjaelland'ın başaracağına inanmıştum doğrusu. Sezon içerisinde inişli çıkışlı performanslar gösterdiklerinde arada benimde onlara güven kaybım oldu fakat Superliga'ya tutunmayı başardılar. Ove Pedersen bu yapılanmanın sonucunda bana göre Danimarka'nın Juventus'unu yarattı diyebilirim.

Ove Pedersen ligin tek 3'lü savunma oynatan hocasıydı. Kaleyi yine artık yıllardır kulübün Buffon'u konumuna gelen Mikkelsen'e emanet etmişti. Bozga-Michael Christensen-Lasse Nielsen üçlüsü çok iyi performanslar ortaya çıkardı. Nielsen hem yerden hem havadan etkili, Bozga ise geçilmesi zor bir dev. Kaptan Christensen'de onları yönlendiren isim. Sezon sonu geldiğinde bu üçlü üzerinde oluşan ilgi aslında bu övgülerinde doğru olduğunun göstergesi. Tabi bu yapıya tıkır tıkır işleyen kanatlar gerekiyorduki. Artık Avrupa'dan eve dönüş vaktiğini geldiğini anlayan Michael Lumb sakatlık yaşadığı kış arasına kadar efsane bir performans sergiledi. Yaptığı asistler bir kenara takımı soldan tek başına yönlendiriyordu. Diğer wing back bıyıklı Lund'ta benzer ayarda bir oyuncu. Pedersen genelde 4'lü orta sahayı tercih edip Lumb ve Lund'u wingback oynatırken merkezde Bertolt-Madsen ikilisini görevlendirdi. İleri uçta sezonun genelinde Festersen süreklilik kazanırken sakatlanana kadar Thiago kilit isimdi. Kış arasına kadar Sorensen'de 11 oyuncusuydu fakat Edward Ofere kadroya katıldıktan sonra kenarda kaldığı dönemler gördük. Dal Hande, Djurgarden'den gelen Nymann'ı da eklersek kısıtlı güce rağmen sisteminin doğrularını uygulamaya çalışan keyif veren bir takım izledik.

Yeni sezon öncesi kadronun nasıl şekillendiğine geçmeden önce kenar yönetimdeki değişiklikten söz etmek gerek. Geçen sezon Ove Pedersen'in yardımcılığını yapan Michael Hansen Vestsjaelland'ın yeni hocası oldu. Ove Pedersen'in sağlık sorunları gereğince görevden ayrıldığı belirtilirken yönetimde yeni bir gence ve takımın kültürünü bilen bir isme koltuğu emanet etti. Onun yardımcılığına ise Tommy Moller Christensen getirildiki o da geçmişi kuvvetli, oldukça tecrübeli bir isimdir. Michael Hansen'in yaptığı yeniliklerden birisi kaptan değişikliği oldu. Yeni kaptan Henrik Madsen oldu, oyun içerisinde mutlaka düzenlemeler olacaktır fakat Ove Pedersen'in kurduğu alt yapıya sahip çıkıcaz mesajıylada sistemsel değişiklikler düşünmediğini gösterdi. Vestsjaelland kadrosunda yapılan değişikliklere göz gezdirelim.

Yeni Sezon Öncesi Transferler 

Gelenler ; Anders Due (Aalborg), Lennard Sowah (Hamburg), Thomas Villadsen (Horsens), Anders Ostli (Lilleström)

Gidenler ; Soren Berg (Emekli oldu), Morten Bertolt (Sözleşme yenilenmedi), Edward Ofere (Sözleşme yenilenmedi), Nikolaj Hansen (HB Koge), Lasse Nielsen (Odense), Nicolas Sandberg (Orgryte), Mads Petersen (Roskilde)

Savunmanın önemli isimlerinden Lasse Nielsen, Odense'ye transfer olurken partnerlerinden Bozga'ya da çeşitli teklifler geldi. Kopenhag, Hamburg gibi ekiplerle adı anılan Bozga şimdilik takımda kalmış durumda. Anders Ostli Lilleström'den yakından tanıdığım bir oyuncusu. Sağ bek ve sağ stoper oynayabilme özelliklerine sağlık fakat son dönemde istikrardan uzak olduğuda bir gerçek. SonderjyskE dönemlerinde stoper oynatılıyordu, o dönemlere geri dönüş yapabilirse faydasının olacağını düşünüyorum. Lennard Sowah savunmaya gelen bir diğer hamle fakat genel anlamda kapalı kutu olduğunu düşünüyorum. Hamburg çıkışlı fakat profesyonel seviyede çok büyük bir tecrübesi yok. Thomas Villadsen kaleye alternatif olması için alınırken Anders Due tecrübesiyle sol kanatta ve sol forvet olarak iyi işler yapabilir. Morten Bertolt'un yerinin doldurulamadığını Ofere'nin ayrılığı Thiago'nun bir türlü tam olarak geçmeyen sakatlığı nedeniylede hücumda zorlanabileceklerini düşünüyorum. Kilit nokta ise Michael Lumb'un yaşadığı fiziksel sorunlar. Hala tam olarak toparlanamadı ve bir süre daha takımdan uzak kalacak gibi gözükmekte. Savunma kurgusu değişen ve hücum kalitesini arttıramayan Vestsjaelland'ı daha zor bir sezon bekliyor. 

1889/1890 Sezonu Danimarka Futbol Ligi

Danimarka'nın futbol tarihi oldukça eskilere dayanmakta, hatta kıta Avrupası'nda ilk futbol federasyonu (DBU) bu ülkede 18 mayıs 1889 yılında kurulmuştur. DBU'nun girişimiyle Kopenhag kentinden 7 takımın katıldığı lig dünyanın en eski 2. futbol ligi olarak kayıtlara geçmiştir. Beraberliğin olmadığı maçlarda, maç gerekirse uzatmalara gider ve galip takım belirlenirdi.



Nørrefælled Park'taki oynanan maçların sonucunda ilk ikide yer alan takımlar; henüz o yıl üniversite öğrencilerinin girişimiyle kurulan ve o dönem daha çok kriket sporuyla ilgilenen Akademisk Boldklub ile bugünkü FC Kopenhag'ın temelini atan ve kıta Avrupası'nın ilk futbol kulübü olan Kjøbenhavns Boldklub'tı.

Şampiyonu belirlemek amacıyla turnuva sonunda karşıya karşıya geldiklerinde maçta Akademisk Boldklub 2-1 galip gelse de elverişsiz maç şartları nedeniyle 1 maç daha yapmaya karar verdiler ve kazanan taraf bu sefer 3-0'lık skorla Kjøbenhavns Boldklub oldu. Centilmenlik sürmeye devam etti ve karşılıklı 1'er galibiyet sonrası şampiyonu 3. maç sonunda belirlemeye karar verdiler. Bu son maçı 2-1 kazanan Akademisk Boldklub Danimarka'da düzenlenen ilk futbol liginde şampiyonluğu elde etmeyi başardı.

Gustav Valsvik



'Sol' stoper Dünya futbolunda kolay bulunan bir şey değil. Bulsanızda kaliteleri genelde tartışılır seviyede oluyor. Doğuştan gelen bir tekniğiniz varsa, fizik gücünüz varsa ve kapı gibi boylu poslu bir adamsanız fark yaratabiliyorsunuz. Gustav Valsvik henüz büyük bir lige adım atmadı belki fakat yavaş yavaş gelişimini sürdürüyor ve iyi bir sol stoper olma konusunda hızla ilerliyor. 26 Mayıs 1993 Vik doğumlu olan Valsvik futbol yaşantısının heniz başında olan bir isim. Kariyerine doğduğu yerin futbol takımı olan Vik'te başlıyor. Amatör seviyede futbol yaşantısını sürdürürken Sogndal'ın 2. takımı olan yaptıkları maçta tamamen dikkatleri topluyor. O zaman Sogndal'ın sportif direktörlüğünü yapan Karl Oskar Emberland '' Gustav güçlü, iyi bir oyun anlayışı ve sol ayağı var. Gelecekte A takım seviyesinde bize hizmet edebileceğini düşünüyoruz'' diyerek Valsvik ile 2012 yılına kadar sürecek sözleşmeye imza atıyor.

 Valsvik ilk sezonunda Adeccoligaen'de ve ardından Tippeligaen'de çok fazla forma giyme şansı bulamasada gelişimini sürdürüyor. 16 yaşında başlayan Milli takım kariyeri u19 takımından sonra bir süre sekteye uğrasada özellikle istikrarlı oynamaya başladığı son yıllarda tekrar u21 takımına yükseldi. 2012'de Sogndal A takımında 28, 2013'te 33 maçta forma giyerken bu yıl 13 defa görev aldı. Jonas Olsson görevde olduğundan bu yana Sogndal'ın değişen bir oyun tarzı söz konusu. Bazen 4'lü bazen'de 3'lü savunma ile çeşitli denemeler yapıyor İsveç'li teknik adam. Kadro kalitesince takımına farklılık kazandırıp ayakta tutmaya çalışıyor diyebiliriz. Valsvik sol bek oynama ve ön liberoda sol kesici olma özelliğinde sahip. Özellikle 3'lü oynadıkları dönemde alan kontrolü ve önde oynayan çizgi oyuncusunun bölgesini doldurmakta etkili. Bir wing back'in açıklarını kapatmaya çalıştığı gibi merkeze yaptıkları yardımlarda gerçekten beklentilerin çok üstündeydi. Klasik 4-4-2'de ise sol stoper oynayıp takımına katkıda bulunuyor. Son dönemde Sogndal savunmasını dengede tutan temel taşlardan biri diyebiliriz.  1,95 boyundaki Valsvik fizik gücü çok yüksek, hava toplarında etkili bir oyuncu. Ayrıca sol ayağının getirdiği özellikle oyun kurma özelliği olan bir isim. Bunu söyledikten sonra bu sezon Start maçında galibiyeti getiren gole imza atmıştıki baştan sona gelde imzası olduğunu söyleyip, sizlere anlatmam gerek.

Start mücadelesinde dakikalar 90'ı gösterirken skor 1-1. Sogndal merkez orta sahadan hücuma çıkarken atağı başlatan isim Gustav Valsvik , topu hücum taşıyabilecek isimlerden olan Strand ile buluşturup çevredeki arkadaşlarınında ceza sahasına daha kolay yaklaşmasını sağlıyor. Strand normalde direk ceza sahası önüne koşu yapabilecek durumdayken 2-3 kişiden yediği baskıyla topu saklama durumuna düşüyor. Valsvik ise gol bulma telaşıyla ceza sahasına çoktan gitmiş durumda. Strand topu sol kanata Göteborg'tan gelen yetenekli kanat Valgardsson'un önüne atacakken  Valsvik yay üzerine yaklaşıp koşu yapacağı ceza sahası bölgesine yaklaşıyor. Flo'nun ön direğe koşu yapmasıyla aniden hızlanan genç oyuncu arka direğe seken topu boş filelerle buluştuyor ve galibiyet golüne imza atıyor. Savunmada yaptığı doğru koşuların bir örneğinide hücumda sergilemiş oluyor. Valsvik ayrıca kolay kart görmez, nitekim Vik'ten bu seviyeye yükseldiği dönemden itibaren gördüğü kart sayısı sadece 4. Sakatlık sorunu olmadığı sürece istikrarlı oynayan 21 yaşındaki savunmacı ülke futbolunun dev takımlarınında fazlasıyla ilgisini çekiyordu. Molde uzun bir süre onunla ilgilendi fakat kadroya kazandıran ekip son şampiyon Stromsgodset oldu. Lars Saetra gibi hantal bir isimden daha dinamik, kuvvetli ve teknik bir ismi kadroya katan Godset'in çok doğru bir iş yaptığı inancındayım. Valsvik zamanla Norveç A Milli kadrosuna yükselip Avrupa'nın daha üst sınıf liglerinde oynayacak seviyeye gelecektir. Takip etmenizi öneririm.


Yeni Sezon Öncesi / Nordsjaelland


Nordsjaelland, yıllardır yetiştirdiği oyuncularla adından söz ettiren, kulüp politikasını bozmayan takımlardan. Tarihlerindeki ilk şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi macerasında dahi 'lig seviyesinde' adından söz ettirecekler transferler yapmayıp elde edilen gelirin büyük kısmını kulübün temellerini sağlam tutacak şeylere harcadıklarını hatırlatalım. Bu takımın en büyük mimarı kısa bir süre önce Aarhus'un başına geçen Morten Wieghorst, iyi kötü devam ettiren (fazla beğenmesemde) Kasper Hjulmand. 42 yaşındaki teknik adamın yeni adresi Bundesliga temsilcisi Mainz oldu. Yeni bir yapılanmaya giden Alman ekibi Danimarka'da mucize iş yapan bir hoca gibi gözüken Hjulmand'ı göreve getirdi fakat görüntü ile gerçekler o kadar örtüşmüyor. Hjulmand'ın başarısındaki en büyük pay yaratıcı Morten'e ait. Nitekim Kasper Hjulmand'ın şampiyonluk sonrası gerileyen 
Nordsjaelland'ı doğru şekillendirdiğini söylemek bir kenara sorunlu bir yapı bırakarak ayrıldığını düşünüyorum. 

Geride kalan sezonda adam akıllı bir hem yerden hızlı hem havadan etkili bir stoperi olmayan Nordsjaelland'ın 4-3-3 sistemi gereği oyunu iki yönlü oynayan orta sahaları var fakat kalite düşük. Tamamen Joshua John, Uffe Bech'in yaratıcılığına kalmış Aabech dışında formda bir skoreri olmayan takım konumundalardı. Yeni hoca İzlanda'lı Olafur Kristjansson oldu. Futbolculuk döneminde Aarhus'ta oynamış fakat hocalık kariyerinde ilk defa İzlanda dışında görev alacak. Breidablik takımıyla transferleri söz konusu fakat yinede kapalı kutu gibi gözükmekte. Hazırlık kampında Nordsajelland'ın oynadığı maçları göz önüne alırsak 4-3-3 sistemiyle devam edeceği gözüküyor. Takımın yıllardır alıştığı sistemden vazgeçmeyeceğini gösterdi. Yetiştiği futbol tarzı gereği ofansif göze hoş gelen bir takım yaratma çabasında olacaktır. Nordsjaelland'ın yaptığı transfer hamleleriyle kalitesini arttırıp arttırmadığını inceleyelim.

Yeni Sezon Öncesi Transferler ;

Gelenler ; Mark Gundelach (SonderjyskE) 

Gidenler ; Nikolai Stockholm (futbolu bıraktı), Andreas Laundrup (Aarhus), Jens Stryger Larsen (A.Wien), Nichlas Rohde (AB), Nicolai Johannessen (Aarhus), Martin Hansen (Den Haag)

Nordsjaelland'ın tipik bir tranfer dönemi geçirdiğini görüyoruz. Geçen sezonu SonderjyskE'de kiralık geçiren Mark Gundelach geri dönerken başka bir transfer yapmadılar. Geçen sezon 15 maçta forma giyen kaleci Martin Hansen Hollanda ekibi Den Haag'a transfer oldu. David Jensen as kaleci olacakken alternatifide İzlanda'lı Runar Runarsson olacak. Stoperde Gregor-Runje ikilisiyle devam edecekler fakat birbirlerini tamamlamayan aynı tipte vasat isimler. Brondby'den alınan, normalda sağ beke devşirme olan Larsen Wien'e satıldı. Yeni sezonda onun yerinde yine devşirme olarak Ticinovic görev alacak. 20'lik Maxso, geçen sezon hiç oynamamış Mouritsen bu isimlerin alternatifleri olacaklar. Ön libero, kaptan Nikolai Stockholm'ün futbola son noktayı koymasıda Farum ekibi için handikap. Yeni kaptan takımın en tecrübelilerinden sol bek Mtiliga oldu. Merkez orta sahada bağlantı rolunda Petry'i görebiliriz fakat geçen sezon görev aldığı sürelerde yavaş ve oyun kurmakta sıkıntı yaşadığını görmüştük. Nordsjaelland bu yılda ideal bir golcüsü olmadan oynayacak. İleri uca Aabech'i atıp kanatlardan Bech-John ve arkadanda Vingaard-Christensen ikilisinin desteğiyle skor bulmaya çalışacaklar. Nordstrand, Lindberg, Lorentzen ve Marcondes sakatlık, ceza gibi sorunlar yaşamadığı müddetçe uzun maratonda katkı vermesini beklediğim isimler. Geçen sezon ayarında bir lig geçirmesi muhtemel bir Nordsjaelland var. Kadrolarını güçlendiremedikleri gibi Hansen ve Larsen'in ayrılığıyla güç kaybettikleride kesin.




15 Temmuz 2014 Salı

Vieux Yakhya Sané


Senegal'in meşhur futbol akademilerinden olan Diambars'ın yetiştirdiği yetenekler son yıllarda Avrupa futbolunda adından söz ettiriyor. Lille forması giyen İdrissa Gueye, Kara Mbodj ve Saliou Ciss şüphesiz en çok dikkat çekenler. Kara ve Ciss'ten yüksek verim alan soğuk bölgenin takımı Tromso bu akademiden bir oyuncuyu daha kıskacına alır. Molde'de aynı dönemde 2 isim üzerinde yoğunlaşır. Molde Abdou Karim Camara'yı bonservisiyle Mamadou Gando Ba'yı ise kiralık olarak kadrosuna katarken Tromso ise Vieux Yakhya Sane'nin transferini bitirir. O dönemde Diambars'taki hocaları 3 oyuncu içinde potansiyelleri yüksek ve gelişimlerini sürdürmeleri durumunda Fransa ve İspanya gibi oyun tarzlarına uygun ülkelerde oynayabilirler yorumlarını yapar. Camara ve Gando Ba beklentileri karşılayamayıp Norveç'te tutunamazken Sane için şans devam eder. Tromso'da şu an Hacken forması giyen Björck ve Fin Milli stoper Koppinen'in arkasında kalıp şans bulamayan Sane bölgenin diğer büyük takımı Bodo Glimt'e transfer olur.


Sane, 89 doğumlu ve 1.91 boya sahip adeta azman özellikleri olan bir oyuncu. İlk sezonunda 24 maçta forma giyerken 1 gol atar fakat en dikkat çekici istatistiği gördüğü 2 kırmızı kart ve 9 sarı karttı. Kupada ise 3 maçta 2 kart görmüştü. Yani 30 maç gibi çokta uzun olmayan bir fikstürde bu kart sayıları savunma için inanılmaz fazla ve kötü bir istatistik. Adeccoligaen gibi teknik özelliklerin ön plana çıktığı golcü bir ligde sert olmak önemli ve ön plana çıkaracak bir özellik olabilir fakat bunu dozunda yapmak gerek. Sane için ayırt edici özelliklerden birisi sezon içerisinde forvet oynaması, ön liberoya geçmesi ve sağ bek derken sezonu stoperde tamamlaması olmuştu. Vatandaşı daha önce yazısını yazdığım Badou da ilk sezonunda  o sert oyunu nedeniyle çok fazla kart görüyordu. Bodo Glimt'in Adeccoligaen şampiyonu olduğu yıl ise iki oyuncununda sınıf atladığı sezon oldu. Öncelikle Badou'nun kart sayıları çok değişmedi belki ama yine daha dengeli oynamaya başladı, ofansif verimi onu ligin en iyi oyuncusu sınıfına soktu. Sane ise sadece 3 kartla sezonu tamamladı. Azalan kart sayısı için sezon içerisinde'' Zihinsel olarak çalıştım, kart sayımın azalmasından dolayı gurur duyuyorum'' yorumunu yapmıştı. Yeni hakemlerin, oyuncuların üstelik farklı bir tarzın olduğu ülkeye gelip kısa sürede adapte olmasını beklemiyorduk tabi ama kısa sürede eksiklerini gidermeye başlaması aslında çok önemliydi. Sane şampiyon olan kadroyla beraber asıl mevkisinide buldu diyebiliriz. Adeccoligaen gibi bir ligde üstelik bu kadar ofansif oynayan takımda sadece 24 gol yemek ve bunun bir parçası olmak büyük başarıdır...Badou'nun yılın oyuncusu seçildiği oylamaya aday gösterilen isimlerden birisi olmasıda yaptığı işlerin göstergesi.

Sane yüksek fizik gücüne sahip, hava toplarında kolay hata yapmayan, yerdende hızlı bir stoper. Örnek olarak şampiyon Stromsgodset'in son dönemde oynattığı Lars Saetra ile kıyaslayalım. Saetra'da tıpkı Sane gibi yüksek bir stoper fakat fiziğini o kadar kullanamadığı gibi bel çevresini döndürmektede çok yavaş. Sane'nin en büyük özelliklerinden birisi geçmişte farklı pozisyonlarda kullanıldığında ötürü oyun kurmaya çalışıyor olması. Korkmadan topla orta sahaya kadar çıkışlar yapabilmekte. Bodo Glimt'in ligde yediği gollerin büyük kısmında takım olarak yaptıkları hataların payı fazla. Sezon başından bu yana iki ideal bekleri sakat ve Sane'nin yanındaki partnerleri hep Adeccoligaen seviyesinde oyuncular. Sane tıpkı Badou gibi ucuz bonservisle büyük katkı verebilecek bir isim. Geliştirdiği yönleriyle iyi bir stoper haline geldi ve 1 yıl içerisinde daha büyük bir lige transfer yapabileceğini düşünüyorum. Kontratı 2015 sonunda bitecek ve yaklaşık bonservis bedeli 500 bin euro.