21 Ocak 2015 Çarşamba

Malmö'de Bir Türk | Erdal Rakip

Rösengard’da büyüyüp yetişen bir isim Erdal Rakip. Malmö’ye yakın diyebileceğimiz bir bölge. Makedon bir soyağacından gelmesi, İsveç’te doğup büyümesi ve Türkiye ile tam olarak netleştiremediğim bağlantıları onu çok uluslu yapıyor. Makedon pasaportunun olması biraz da en kötü ihtimali değerlendirmek açısından. Pasaportunun fazla olması kendisini de dikkat çekici kılıyor tabii. 

Nike Premier Cup’ta gösterdiği performansla en çok dikkatleri üzerine çekti ve U15’ten itibaren milli takım formasını sırtına geçirdi Erdal. Özellikle 2013 yılındaki milli takım performansı gözleri onun üzerine çevirdi. Gerek U17 Dünya Kupası’nda, gerekse U17 Avrupa Şampiyonası’nda 3.olan milli takımın parçalarından biriydi. Avrupa Şampiyonası’ndaki performansı sonrası Malmö onunla profesyonel sözleşme imzalamıştı, Dünya Kupası performansı sonrası da iyiden iyiye A takım oyunusu oldu. 


2013 sezonunda yalnızca 1 kez A takımda forma şansı buldu Erdal. Takımda Helander ve Jansson gibi as stoperlerin yokluğu kadro sıkıntısını doğurdu ve o dönemin hocası Norling’de genç Erdal’a şans tanıdı orta alanda. Geçtiğimiz sezon, yani 2014’de ise oynama sayısı epey arttı. 7’si ilk 11, 8’i sonradan olmak üzere 15 maça çıktı ve 2’de asist yaptı Erdal fakat bu asistlerin her ikisinin de golü atana direkt hazırlanan pozisyonlar olmadığını belirtelim...

Erdal’ı yazıp yazmama noktasında çok düşündüğümü söyleyemeliyim. Yurt dışında oynaması ve Malmö formasını 18’li yaşlarında giymesi dikkat çekti, buna hiç şüphe yok. Aynı şekilde bu yıl Malmö’nün Şampiyonlar Ligi gruplarına kalması ve Erdal’ın da bu sayede kısa kısa da olsa süreler alması ‘Kim bu Erdal Rakip’ diyenlerin sayısını arttırdı. Bu yıl A takımda izlediğimde çok pozitif yaklaşmamıştım kendisine ama yaşının genç oluşu, Malmö’nün bu tarz gençleri iyi işlediğini artık kanıtlaması ve negatif yanları olsa da farklılık yaratan yönlerinin olması beni bu yazıyı yazmaya itti...
Erdal’dan ‘olur ya da olmaz’ net ifadeler kullanamam belki ama ‘olursa nasıl olur, olmazsa nasıl olmaz’ noktalarına değinmek istiyorum...

Erdal’ı, Malmö U19 takımında oynadığı Hacken maçıyla tanıma fırsatım oldu. Savunma ile orta alan arasında top dağıtma görevini gayet iyi şekilde yerine getiriyordu o maçta. Takımdaki bana göre yegane kreatif isimdi ki A takımda da bu özelliğini zaman zaman gösterme şansı buldu. Kendi yaş kategorisi için fena sayılmayacak bir fiziği vardı o dönemde. Bu durum kendisini öne çıkarmasındaki en önemli detay olan top kullanma özelliğini de rahatça göstermesini sağlıyordu. Özellikle savunma arkasına, gerek yerden, gerekse havadan attığı toplarla dikkatimi çekti fakat o dönemde eksi detay olarak kenara yazdığım pas şiddeti konusundaki sıkıntısının A takımda da devam ettiğini söyleyebiliriz. Hatta buna ekleyebileceğimiz 1-2 şey daha var. Açmak gerekirse...

Takip eden hemen hemen herkesin söylediği şey, yetersiz fiziği. Allsvenskan’da A takım forması giyerken en çok bu yönünden çekti. Biraz acemilik noktasını da katabiliriz buna ama daha çok fiziksel yetersizliği nedeniyleydi kaptırdığı toplar. Malmö iyi bir takım olmasa o kaptırdığı toplar çok daha büyük işler açabilirdi başına. Kendisine İsveçli Gattuso diyen çok var fakat bu lakabı almasından fiziği iyi bir isim anlamını çıkarmamak lazım. Tam tersi hatta. Daha çok oyun kuralları dışındaki sertlikten kaynaklı bu lakabı aldı. Topu kapmak isterken fiziğini ön plana çıkaramaması nedeniyle çok fazla sert müdahele yapmak zorunda kalması eminim izleyen herkesin de dikkatini çekmiştir. U17 milli takımıyla Dünya Kupası yarı final maçında Rusya karşısındayken, bu anlatmaya çalıştığım sertliğinden dolayı bir kırmızı kart görmüşlüğü de vardır. Genç oyuncu töleransı sayesinde ligde çok fazla kart görmedi ama bu sertliğinin eksi noktalarından olduğunu düşünüyorum. Onu bu sertliğe iten yetersiz fiziği de belirttiğim gibi diğer eksi kısmı.

Bir önceki paragrafta söylediğim pas şiddeti noktasına gelelim. Ayağına hakim, defans arkası çok iyi toplar atabiliyor ama sadece bu özelliklerle günümüz futbolunda bir yere gelmesi çok zor. Yukarıdaki paragraf mutlaka dikkate alınmalı. Pas şiddeti noktasında tabiri caizse ayağının ayarı yok. Akıl ile ayağın ortak hareketi noktasında sıkıntıları dikkat çekiyor. Gelişimi pekala olabilir fakat fiziği de pek güven vermiyorken bu noktalarını olabildiğince geliştirmesi lazım zira onu ön plana çıkaran en önemli özellikten bahsediyoruz... 

Rolünden bahsetmek lazım biraz. Malmö’de sık sık kanat da oynamak zorunda kaldığından bu parantezi açma gereği duydum. Çizgiyi kullanmayı beceremediğini çok gördük. Direkt paslar konusundaki arzusunu çizgide pek iyi uygulayamıyor. Bekinin yardımına diyecek lafım yok çizgideyken fakat enerjisini iyi ayarlayamadığı zamanlar, tehlikeli bölgelerde olmadık fauller  yapabiliyor. Orta alanın ortasındayken ise kendisini daha çok öne atma isteğinde olduğunu ve bu açıdan da kendisini defansif rolden ziyade ofansif rolde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Zaten bana göre de Erdal rakip hangi bölgede oynar sorusunun cevabıdır bu. Zaten sık sık cez alanı koşuları da yapıyor ki bu koşularında bu zamana kadar pek başarılı olamasa da, o bölgede sayıca sağladığı fazlalık oyun kurgusu anlamında her zaman artı demektir.

Kendisinde en çok beğendiğim noktalardan birisi bu koşular. Oyun görüşünün iyi olduğunun da kanıtı aslında bu bir bakıma. Topun inebileceği noktaları hissetme konusunda sezgileri kuvvetli. Zaten attığı savunma arkası pasları da aklın ve oyun görüşünün getirileri. Ayağında ne kadar çok tutsa bu farklılığını gösterecek gibi ancak belirttiğim fiziksel sıkıntıları, topla çok fazla münakaşaya girmesini engelliyor. O yüzdendir ki bu fizik gücüyüle bir yerlere gelmesi çok zor. Üzerine kesinlikle koyması gerek. Fiziğini geliştirmesi kimliğine de artı hane(ler) eklemesi demek. Bu sayede belki orta alanın iki yönünü de oynayabilen bir isim haline gelecek ve bahsettiğimiz farklı yönlerini çok daha rahat izlettirecek. Umarım önümüzdeki 1-2 yıl içinde o gelişimi gösterebilir Erdal... 2015 yılı sonunda Malmö ile sözleşmesinin sona erdiğini de hatırlatalım...

Bilgiler

13 / 02 / 1996
Orta Saha
Malmö - 25 (14) maç
U17 Milli Takımı – 15 maç / 1 gol
U19 Milli Takımı – 12 maç / 2 gol

20 Ocak 2015 Salı

Allsvenskan 2015 Sezon Öncesi Programı

fotbolldirekt.se sitesi Allsvenskan'da takımların yeni sezon öncesi oynayacağı maçların listesini vermiş. Biz de sezon başında referans olabileceği düşüncesi ile paylaşalım dedik. Henüz takvimde olmayan ancak takımların oynayacağı farklı hazırlık maçları da olacaktır. Söylemiş olalım.

AIK
17 Ocak 14.00 Vasalunds IF – AIK Skytteholms IP. Slutresultat: 1-4.
24 Ocak 13.00 AIK – FC Lahti Skytteholms IP
14 Şubat 13.00 AIK – Gefle IF Skytteholms IP
21 Şubat 13.00 AIK – Landskrona Bois Skytteholms IP (Svenska cupen)
28 Şubat 14.00 Kristianstads FF – AIK Kistianstads IP (Svenska cupen)
7 Mart 14.00 AIK – Hammarby IF Friends Arena (Svenska Cupen)
28 Mart 13.00 AIK – IFK Norrköping Skytteholms IP

BK Häcken
23 Ocak 14.00 Lilleström SK – BK Häcken Lilleströmshallen
27 Ocak 18.00 BK Häcken – Varbergs Bois Valhalla IP
31 Ocak 16.00 BK Häcken – Helsingborgs IF Valhalla IP
3 Şubat 18.00 BK Häcken – Utsiktens BK Valhalla IP
25 Şubat 19.00 BK Häcken – Östers IF Valhalla IP (Svenska cupen)
28 Şubat 17.00 Huddinge IF – BK Häcken Skytteholms IP (Svenska cupen)
7 Mart 14.00 BK Häcken – Mjällby AIF Valhalla IP (Svenska cupen)
28 Mart 16.00 BK Häcken – Vålerenga IF Valhalla IP/ev naturgräs

Djurgårdens IF
20 Ocak 12.00 UD Las Palmas – Djurgårdens IF Estadio de Gran Canaria
24 Ocak 13.00 IFK Norrköping – Djurgårdens IF Nya Parken
1 Şubat 13.00 Åtvidabergs FF – Djurgårdens IF Kopparvallen
8 Şubat 12.00 Djurgårdens IF – HJK Helsingfors Tele2 Arena
13 Şubat 16.00 Shanghai East Asia FC – Djurgårdens IF Turkiet
20 Şubat 16.00 FK Vardar – Djurgårdens IF Turkiet
22 Şubat 14.00 Djurgårdens IF – Ängelholms FF Tele2 Arena (Svenska cupen)
1 Mart 16.00 Norrby IF – Djurgårdens IF Borås Arena (Svenska cupen)
5 Mart 19.00 Djurgårdens IF – IFK Norrköping Tele2 Arena (Svenska cupen)
28 Mart 13.30 Djurgårdens IF – KuPS Lidingövallen

Falkenbergs FF
30 Ocak 18.00 Östers IF – Falkenbergs FF
7 Şubat Falkenbergs FF – Fredrikstad
14 Şubat 14.00 Lyngby – Falkenbergs FF
25 Şubat Kalmar FF – Falkenbergs FF
28 Şubat 12.00 Falkenbergs FF – Stafsinge
7 Mart Falkenbergs FF – Utsiktens BK
15 Mart Falkenbergs FF – Dinamo Minsk träningsläger
18 Mart Falkenbergs FF – IFK Värnamo träningsläger
24 Mart Falkenbergs FF – Varbergs Bois
28 Mart 13.00 Falkenbergs FF – Husqvarna

Gefle IF
22 Ocak Gefle IF – Stuttgart Algarve Portugal
31 Ocak 13.00 Sirius – Gefle IF Lötens IP
8 Şubat 15.00 Mariehamn – Gefle IF Eckeröhallen, Åland
14 Şubat 13.00 AIK – Gefle IF Skytteholms IP
22 Şubat 14.00 Dalkurd – Gefle IF Domnarvsvallen (Svenska cupen)
1 Mart 14.00 Gefle IF – Varbergs BoIS Strömvallen (Svenska cupen)
8 Mart 16.00 Örebro SK – Gefle IF Behrn Arena (Svenska cupen)
28 Mart Gefle IF – Östersund Strömvallen

Gif Sundsvall
29 Ocak VPS Vasa – GIF Sundsvall
31 Ocak SJK Seinäjoki – GIF Sundsvall
14 Şubat GIF Sundsvall – Ranheim IL
21 Şubat Rosenborgs BK – GIF Sundsvall
28 Şubat GIF Sundsvall – IK Brage
7 Mart GIF Sundsvall – Östersunds FK
21 Mart Örebro SK – GIF Sundsvall
28 Mart IF Brommapojkarna – GIF Sundsvall

Halmstads BK
31 Ocak 14.00 Halmstads BK – Kalmar FF Skedalaheds IP
7 Şubat 13.00 Halmstads BK – Lyngby IF Skedalaheds IP
21 Şubat 16.00 Västerås SK – Halmstads BK Västerås (Svenska cupen)
28 Şubat 16.00 Halmstads BK – Syrianska FC Halmstad (Svenska cupen)
8 Mart 14.00 Helsingborgs IF – Halmstads BK Helsingborg (Svenska cupen)
14 Mart 13.00 Halmstads BK – Östers IF Halmstad
21 Mart 13.00 Halmstads BK – Mjällby AIF Halmstad
28 Mart 13.00 Halmstads BK – Ängelholms FF Halmstad

Hammarby IF
28 Ocak 18.30 Assyriska FF – Hammarby IF Södertälje fotbollsarena
3 Şubat 18.00 Mode FK – Hammarby IF La Manga
6 Şubat 18.00 Hammarby IF – Strömsgodset IF La Manga
9 Şubat 18.00 FC Vestsjælland – Hammarby IF La Manga
16 Şubat 19.00 Hammarby IF - LA Galaxy Tele2 Arena
21 Şubat 14.00 Kristianstads FF – Hammarby IF Kristianstads IP (Svenska cupen)
1 Mart 16.00 Hammarby IF – Landskrona Bois Tele2 Arena (Svenska cupen)
7 Mart 14.00 AIK – Hammarby IF Friends Arena (Svenska cupen)
30 Mart Hammarby IF – SK Brann Tele2 Arena

Helsingborgs IF
25 Ocak 14.00 Östers IF – Helsingborgs IF Tipshallen
31 Ocak 13.00 BK Häcken – Helsingborgs IF Valhalla IP
6 Şubat 17.00 Helsingborgs IF – Kalmar FF Olympiafältet plan 10
14 Şubat 14.00 FC Vestsjælland – Helsingborgs IF Harboe Arena Slangelse
1 Mart 16.00 Västerås SK – Helsingborgs IF Swedbank Park
4 Mart 19.00 Helsingborgs IF – Syrianska FC
8 Mart 14.00 Helsingborgs IF – Halmstads BK Olympia

IF Elfsborg
31 Ocak IF Elfsborg – FC Nordsjälland Borås Arena
IF Elfsborg – Lokomotiv Moskva Spanien
IF Elfsborg – Dinamo Bukarest Spanien
IF Elfsborg – Atlético Paranaense Spanien
17 Şubat 18.00 IF Elfsborg – GAIS Borås Arena
21 Şubat 14.00 IF Elfsborg – IK Sirius (Svenska cupen)
1 Mart 14.00 AFC United – IF Elfsborg (Svenska cupen)
8 Mart 14.00 IF Elfsborg – IF Brommapojkarna (Svenska cupen)
28/29 Mart IF Elfsborg – Odd Grenland

IFK Göteborg
24 Ocak 14.00 IFK Göteborg – FC Nordsjälland Valhalla IP
1 Şubat 17.30 IFK Göteborg – Baumit Jablonec Estadio Algarve
4 Şubat 17.30 Dynamo Moskva – IFK Göteborg Estadio Algarve
21 Şubat 15.00 FC Trollhättan – IFK Göteborg Edsborg (Svenska cupen)
28 Şubat 16.00 Myresjö/Vetlanda – IFK Göteborg Heds Arena (Svenska cupen)
8 Mart 14.00 IFK Göteborg – Ljungskile SK Valhalla IP (Svenska cupen)

IFK Norrköping
24 Ocak 12.30 IFK Norrköping – Djurgårdens IF Nya Parken
31 Ocak 13.00 IFK Norrköping – Sleipner Nya Parken
31 Ocak 15.00 IFK Norrköping – Sylvia Nya Parken
7 Ocak 13.00 IFK Norrköping – Åtvidabergs FF Nya Parken
22 Ocak 16.00 Norrby IF – IFK Norrköping Borås Arena (Svenska cupen)
1 Mart 14.00 IFK Norrköping – Ängelholms FF Nya Parken (Svenska cupen)
5 Mart 19.00 Djurgårdens IF – IFK Norrköping Tele2 Arena (Svenska cupen)

Kalmar FF
24 Ocak 12.00 Kalmar FF – IFK Berga Gasten
31 Ocak 14.00 Halmstads BK – Kalmar FF Skedalaheds IP
6 Şubat 17.00 Helsingborgs IF – Kalmar FF Olympiafältet
7 Şubat 14.00 Kalmar FF – Mjällby AIF Gasten
15 Şubat 13.00 FC Nordsjälland – Kalmar FF Farum Park
18 Şubat 17.15 Kalmar FF – Östers IF Gasten
21 Şubat 14.00 IFK Värnamo – Kalmar FF Ljuseveka konstgräs
25 Şubat 17.00 Kalmar FF – Falkenbergs FF Gasten
16 Mart Kalmar FF – HJK Helsingfors Marbella
20 Mart Kalmar FF – Molde FK Marbella
28 Mart Kalmar FF – Åtvidabergs FF

Malmö FF
6 Şubat 18.00 DC United – Malmö FF Bradenton
13 Şubat 01.00 Tampa Bay Rowdies – Malmö FF Bradenton
22 Şubat 16.00 Malmö FF – Assyriska FF Malmö IP
28 Şubat 14.00 Hudiksvalls FF – Malmö FF Glysis Sparkbanken Arena
7 Mart 16.00 Malmö FF – Jönköpings Södra IF Malmö IP

Åtvidabergs FF
23 Ocak 14.00 Åtvidabergs FF – Örebro SK Kopparvallen
31 Ocak 13.00 Åtvidabergs FF – Djurgårdens IF Kopparvallen
3 Şubat 18.00 Åtvidabergs FF – Motala AIF Kopparvallen
7 Şubat 13.00 IFK Norrköping – Åtvidabergs FF Nya Parken
9 Şubat 18.00 Åtvidabergs FF – FC Linköping Kopparvallen
14 Şubat 12.00 Husqvarna FF – Åtvidabergs FF Tipshallen
17 Şubat 18.00 Åtvidabergs FF – IF Sylvia Kopparvallen
20 Şubat 16.00 Åtvidabergs FF – IK Frej Kopparvallen
24 Şubat 18.00 Åtvidabergs FF – Nyköpings BIS Kopparvallen
28 Şubat 13.00 IFK Värnamo – Åtvidabergs FF
7 Mart Degerfors IF – Åtvidabergs FF Stora Valla
21 Mart Åtvidabergs FF – Hammarby/AIK Kopparvallen
28 Mart Kalmar FF – Åtvidabergs FF

Örebro SK
17 Ocak 13.00 Örebro SK – BK Forward. Slutresultat: 0-3.
23 Ocak 14.00 Åtvidabergs FF – Örebro SK Kopparvallen
31 Ocak 16.00 FC Midtjylland – Örebro SK Atlantic Cup
3 Şubat 16.00 Örebro SK – Bröndby IF Atlantic Cup
21 Şubat 14.00 Örebro SK – Varbergs Bois (Svenska cupen)
25 Şubat Örebro SK – IK Frej
1 Mart 14.00 Dalkurd FF – Örebro SK (Svenska cupen)
8 Mart 16.00 Örebro SK – Gefle IF (Svenska cupen)
28 Mart Örebro SK – IK Sirius

* Karşılaşma saatleri İsveç yerel saatine göredir. TSİ 1 saat sonraya tekabül etmektedir.

19 Ocak 2015 Pazartesi

Haitam Aleesami


Haitam Aleesami, 31 Temmuz 1991 doğumlu. Fas'lı bir ailenin çocuğu ve Norveç pasaportuna sahip. Nordstrand alt yapısında ilk yarışmacı eğitimini almaya başlıyor.1 yıl sonra Halmia alt yapısına geçerken ardından kendini Skeid'te buluyor. 100 yıllık bir geçmişe sahip olan Skeid onun için ciddi bir basamak olabilirdi. Bünyesinden Daniel Braaten, Daniel Fredheim Holm, Mohamed Abdelloui gibi önemli yetenekleri Avrupa futboluna sunmuş bir kulüp. Burada kısa sürede yetenekleriyle dikkat çeken Aleesami, 2011'de takımın çıkardığı en önemli yetenek unvanını kazanırken Ağustos 2012'^de Fredrikstad yolunu tutuyor. Fredrikstad diyip geçmemek gerek, Aristokratlar lakaplı ekibin ülke futboluna çok değerli katkılar yaptığı takip edenler tarafından bilinir. 9 lig ve 11 kupa şampiyonluğu dışında önemli yetenekleri yetiştirdiler yada keşfettiler. En güncel örneği Kosta Rika'dan bulup getirdikleri ve AIK'e pazarladıkları Celso Borges, La Liga yolunu tuttu. Tarik Elyounoussi'nin Hoffeinheim'e gitmesi yakın geçmişte yakaladıkları başarılardan bir tanesi. Yine eski oyuncuları Jabbie'de ülkemizde Balıkesirspor forması giymekte. Son yıllarda ekonomik sıkıntılar yaşadığı için Tippeligaen'e tutunamayan Fredrikstad mevcut bütçe ile yetiştirici kulüp rolünde olmaya devam ediyor. 

Haitam Aleesami, Fredrikstad'a geçtikten sonra ilk maçını 2012 Tippeligaen'de Tromso karşısında oynarken yaptığı asistlede galibiyette önemli bir rol üstleniyor. O sezon ligde 13 maçta forma giyerken 2 asist ile sezonu tamamlıyor. Direk oynamasını sağlayan etken ise o bölgenin as ismi Hagen'in Valerenga yolunu tutmasıydı, iyide oldu. Aleesami genç yaşnda en üst seviyeden başlayarak iyi bir tecrübe edinsede takımının ligden düşmesine engel olamayanlar arasına giriyor. Bir sonraki yıl 1. Ligde 30 maçta 4 gol 2 asistlik performans sergiledi. Geride bıraktığımız sezon ise patlama sezonunu geçirdi. Sandefjord'tan sonra ligin en az gol yiyen takımı olmayı başaran Fredrikstad'ın savunmasının değişilmezleri arasındaydı. 25 maçta 1 gol, 7 asistlik performansıyla önemli bir ofansif katkıda verirken takımı play offa taşısada Tippeligaen biletini alamadılar. Ligin dikkat çeken bekleri arasında yer alan Haitam Aleesami'ye, Skeid ile iyi bir iş birliği olan, ülke futbolunun en iyi alt yapı - scouting bağlarından birine sahip Stromsgodset ile İsveç'ten Göteborg talip oldular. Fas asıllı oyuncuya daha fazla ilgi gösteren ve bek ihtiyacı olan Göteborg (Ludwig Augustinsson'u Kopenhag'a verdiler) transferini tamamladı. Göteborg bu transfer için sadece 120 bin euro ücret ödedi.

Ofansif, defansif durumlarını anlatmadan önce sonda yazacağımı burada belirtmek istiyorum. Haitam Aleesami 23 yaşına gelmiş oyununun olgunlaşmaya başladığı dönemde bir isim. Müthiş bir yetenek değil ama ucuz maliyetle iş yapabilecek bir bek.. Düşük bütçeli Süperlig hatta PTT takımları için bir ilaç olabilir. Tabi öncelikle o gelişimi sürdürmesi gerek. Şimdi bile iyi durumda ama ispat etmesi gereken noktalar var. Bizde o gelişimi sürdürüp sürdüremediğini görmek adına Norveç 1. Ligine göre daha ağır olan Allsvenskan'da neler yapacağını tabiki yakından takip edicez. Burada erken yazma sebebimiz ise transfer piyasası büyümeden oyuncudan haberdar edebilmek. Göteborg ile Türkiye kampında hazırlıklarını sürdüren yetenekli bekin ilk röportajından bazı bilgiler aktarmak istiyorum. İlerde lazım olabileceğini düşünerek ;

'' Göteborg'a transferim Mats Gren ile yaptığım toplantıdan sonra belli oldu. Kulübün kısa ve uzun vadeli planlaması iyi geldi. Göteborg şehrine daha öncede gelme şansım oldu. İyi bir ekonomi, güzel mekanlar ve imkanlar..Göteborg, istikrarlı ve harika tarihe sahip bir kulüp. Fredrikstad'a göre fark daha fazla fiziksel eğitmen, tıbbi personele sahibiz. Takımın iyiliği için çok çalışan bir koça sahibiz. Herşey kontrol altında. 

Vakit buldukça büyük ligleri izliyorum. Kendimi sürekli geliştirmek ve buna odaklanmak istiyorum. Takımın ve kendim için elimden gelenin en iyisini yapıcam. Yeni oyuncu ve teknik ekipten oluşan yeni bir ekibiz. Başarılar kazanmak istiyoruz ve bunun için çok çalışmalıyız. Tekniğim iyi ve topla iyiyim. Defansif açıdan en az gol yemek amacındayız ama savunmanın bir bütün olduğunu unutmamak gerek. '' demişti. 

Özellikler ;

Haitam Aleesami, 1.81 boyunda ve bir beke göre iri bir oyuncu diyebiliriz. Gelişmiş bir kemik yapısına sahip ve birebir temasta kolay kolay yıkılmayan kuvvetli bir oyuncu. Asıl mevkisi sol bek belki ama sol stoper olarak görev alabilir. Fredrikstad'ta hücum silahı olarak kullanıldığını hatta sağa yakın oynadığını bile gördüm. Haliyle ayakları iyi, adrese teslim ortaları olan bir oyuncu. Çizgiyi bütünüyle kullanır hatta daha çok rakip yarı sahada oynamayı sever. Maç içerisinde sürekliliğini kaybetmez. En büyük sıkıntılarından birisi kendisininde söylediği gibi topla oynamayı seven bir bek olması. Tabi bunun defansif aksaklıkları olabilmekte, görücez. Pozisyon bilgisi fena değildir fakat bazen pozisyon içi ufak unutkanlıklar yaşayabiliyor. Ayrıca biraz daha hızlanmasını geliştirirse daha özel bir ayak olabilir. Geçmişte oynadığı maçlardan bazı defansif ve ofansif setler çıkarmaya çalıştım. 

SAVUNMA

Modern bir bekin maç içerisine enerjisini yaymasını, defansif - ofansif dengesini kurmasını beklersiniz. Sade ama pozitif oynaması en önemlisi, aşırıya kaçması sıkıntı yaratabilecek durumlardan. Ayrıca topa baskıyı ve pozisyon içinde doğru yerde bilmesi gerek. Hata ile başlayalım

Fazla Topla Oynama


Ligin en zor deplasmanlarından olan Tromso karşısında Fredrikstad. Pozisyondan anlaşıldığı üzere Aleesami'ye bir baskı söz konusu. 3 oyuncu çevresini çevirmiş durumdalar ve merkezden gelen bir destek yok. Tek bir oyuncu var fakat 3 oyuncunun baskısından kurtulması zor. Zaten ona doğru bir seçim yapsa ok çıkardığım oyuncunun baskısı gelecek. Yapması gereken şey topu stopere aktarmak ama Aleesami oyalandıkça oyalanıyor. 


Baskıyı yedi ve topu kaptıracağını anlayınca kendini yere bıraktı fakat hakem tabi bunu yemedi. Tromso merkezde 4 oyuncu ile bomboş ceza sahasına yaklaşıyor. Her türlü oyun varyasyonunu deneyebilirler. Direk şut, derinlik yada sağa pas sonrası merkeze inen oyuncuya pas-şut şeklinde. En basiti seçiyorlar ama vuruşu yapan isim akıllı. 

Kalecinin önde olduğunu gören Tromso'lü isim aşırtma bir vuruşla takımı adına golü kaydediyor. Aleesami kendisininde söylediği gibi teknik bir bek ama o fazla topla oynaması can sıkıyor. Yeninen golde tek sorumlu. Bu topla oynamasını sürdürmeli ama en sade hale getirmeli.

Doğru Pozisyon Yerinde Hamle

Doğru pozisyon almasına geçelim. Fotolarla uzatmak istemedim, pozisyon başlangıcı ceza sahasının sol bölgesinden gerçekleşiyor. Aleesami normalde arkasında kalan oyuncuyu takipte olan isim fakat top merkeze inince rakibinden biraz açılması gerek. Hem arayı kollayacak hemde olası şutta perde olması gerek. Rakip ufak bir hatayla topu ayağından açıyor fakat hala sağa açılan oyuncuya topu aktaracak durumda ama iyi pozisyon alıp hızlı davranan Aleesami pozisyonu engelliyor. 

Rakip mesafesi, topa baskı

Bek pozisyonu için altın kurallardan birisi rakip ile pozisyonu iyi ayarlamak ve gerektiği yerde agresif olarak baskı yapmak olmalı.


Aleesami, Ranheim oyuncusuyla teması kuran isim. Doğru anı bekliyor.



Ayaklarıyla baskıyı gerçekleştirdi ve rakibini hataya zorladı. Ranheim'li oyuncu baskı altında 2 arkadaşının tam ortasına topu atınca okla gösterdiğim oyuncu uyanık davranıyor ve pozisyona giriyor. Şut direk dibine gitsede gol olmuyor. Yinede bir bekin ilk baskısının pozisyona dönüştüğünü gösteren önemli bir atak. 

HÜCUM

İlk Asist

Önceki satırlarda belirttiğim gibi Haitam Aleesami ilk asistini Tromso maçında yapmıştı. Bu pozisyonda taç sonrası hızlı davranma, yönlendirme ve çizgiye inip net pasla hedefi bulmayı görücez.


Tacı arkadaşına kullandı, eliyle atması gerektiği yeri gösteriyor. Topla buluşacak.



4 oyuncunun arasından penaltı noktasının çevresinde olan Tarik Elyounoussi'ye doğru net pas. Şu an Bundesliga'da forma giyen Milli yıldızda bu pası istatistiğe çeviriyor. 19 yaşında bunu tecrübeli bir oyuncu gibi kararlı şekilde yapmak gerçekten zor. 

Çizgiye İnen Bek

Cesaret edip 1' e 1 yada 2' e 1 setlerle çizgiye kadar inen bekler bulmak çok zorken Aleesami bunu başarıyla gerçekleştiriyor. 


İlk gösterim 1'e 1 oyunda. Rakibi karşısına alan Haitam Aleesami güçlü bacaklarıyla çizgiye kadar inecek. Ön direğe adrese teslim bir orta fakat son anda rakibin kafasına sürtmesiyle golden oldular. O kararlı hali üstüne sert orta bu açıdan yeteneğini gösteriyor.

2'ye 1


Arkadaşı ceza sahasında rakibini karşısına almışken ona yakın olan Haitam akıllı davranarak çizgiye kat yapıyor. Arkadaşı önüne servisi yaparken onun ortası arka direğe doğru noktaya fakat dıştan gelen oyuncu tamamlayamıyor. Pozisyonun gol olup olmaması çok önemli değil. Ceza sahası içerisinde olan Fredrikstadlılar içinde doğru kişiye ortayı atması önemli. Zaten diğer seçimlerinin tamamı pozisyon ölmesi olarak geri dönerdi.



Bir hücum organizasyonunda ceza sahasından seken top merkeze düşüyor. İçerdeki Haitam ceza sahasının soluna yani bölgesine doğru açılıyor ve topa ona ulaşıyor. Yüksek tekniği ile topun altına giriyor ve adrese teslim orta golle sonuçlanıyor

Yine orta sahadan başlayan bir bindirme ve merkezden önüne atılan bir pas.
Rakipten önce topa ulaştı ve hakiminde..

Çizgiye iniyor ve arka direkte boş olan 2 Fredrikstadlı oyuncunun koşu yapabileceği noktaya ortası golle sonuçlanıyor. Yaklaşık 50 metreti bir bekin ne kadar doğru kullandığının göstergesi.

Allsvenskan'a transfer olan Haitam'ı orada takibi sürdürücez. Mevcut Göteborg kadrosunda direk oynaması ön görülürken umarım Fredrikstad'taki başarılı performansını sürdürür ve oyununa bir şeyler katar. Bu ismi mutlaka takip etmenizi öneririm, düşük bir bonservise yıllarca sol bek sorununuzu ortadan kaldırabilir. Bizlerde gerek twitter gereksede bu sayfalardan hakkında olan gelişmeleri aktarmaya devam edicez. İyi okumalar.


15 Ocak 2015 Perşembe

Bayrak Adam | Gustav Engvall

Kalmar’da dünyaya gelen ve bu şehrin Färjestadens Goif takımında yetişen Gustav Engvall’ı en çok isteyen iki takım Kalmar ile Göteborg’du 2011 yılında. Aynı yıl içinde İngiliz ekibi Liverpool tarafından da denenen Engvall’ın çocukluk rüyalarından da biri olmuş o dönemde aslına bakarsınız. Avrupa’da desteklediği takım Liverpool, en çok beğendiği futbolcu Gerrard olan bir genç için rüya gibidir o yaşta Liverpool tarafından denenmeye alınmak...


2011 yılında yerel takımıyla gösterdiği performans kendisini 15 yaş altı milli takımına kadar yükseltmiştir. 2011’in Aralık ayında Liverpool ile denemelere çıkan Engvall denemeleri tamamlayıp İsveç’e döner. 2012’nin başında ise İngiltere’den yine deneme teklifi gelir ve genç futbolcu tekrardan Liverpool’un gözetimine girer. Ancak o dönemde İngiltere’ye transferi gerçekleşmez ve kalan 2 seçenekten birini tercih edecektir Gustav. Ya ülkenin doğusunda kalıp Kalmar’a transfer olacaktır ya da düzenini değiştirip batıya, Göteborg’a gidecektir. 30 Ocak 2012’de karar verilir. 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olmak üzere Göteborg’un mavi – beyazı ile 3 yıllık anlaşma imzalar Gustav Engvall ve kariyerinin ilk adımlarını bu şekilde atar. Ne tesadüftür ki tarihler 31 Ağustos 2014’ü gösterdiğinde Göteborg’da oynarken Kalmar ağlarına bir de gol bırakacaktır...

2013 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen U-17 Dünya Kupası’nda dikkatleri iyice üzerine çekmeyi başarmış bir isim aslında Gustav Engvall. O turnuvayı 3.tamamladı İsveç ve ülkesi ile 3 gol buldu Gustav. Bu performansı da Göteborg’un onunla profesyonel sözleşme imzalamasının yolunu açtı. O dönem Göteborg’un sportif direktörü olan Hakan Mild, Gustav’dan epey umutlu olduklarını ve genç oyuncularıyla 4 yıllık sözleşme imzaladıkları için mutluluk duyduklarını dile getirmişti.

Elbette en başta bahsettiğimiz U-17 Dünya Kupası performansı kariyer gelişiminde etkili oldu Gustav’ın ama bana göre onu Göteborg’un as forveti yapan başka bir detay var...

10 Ağustos 2014. Swedbank Stadyumu’nda Malmö’nün konuğu Göteborg. 1-0 geride takım. Hoca Stahre klasik hamlelerinden birini yapıp genç Engvall’ı yine yedekten kurtarıcı golcü olarak sahaya sürüyor. Vibe ile Göteborg 1-1’i yakalasa da, 83’de yenilen gol skoru 2-1’e getiriyor. Sezon başından beri Vibe’nin yanına adam eklemekte zorlanan Stahre’nin kumarı bu kez tutuyor. 59’da oyuna giren Engvall, 85’de takımına 1 puanı getiren golü şık bir vuruşla atıyor ve işte bu gol onun belki de kaderini değiştiriyor. Hysen’in ayrılışı sonrası Mane, Söder, Sobralense gibi isimlerden bir türlü istediği katkıyı alamayan Stahre’nin forvetteki 2.tercihi oluyor Gustav Malmö maçı sonrasında.

Malmö maçında attığı o gol sonrası formayı kapan Engvall’ın performansı da o maçla beraber artmaya başlıyor. 17 haftada golle buluşamayan Engvall sezonun ilk golünü 18.haftadaki o Malmö maçında atıyor ve kalan 11 maçta tam 7 gol daha bulup sezonu 8 golle tamamlıyor. Yaptığı 2 asistin yanı sıra sezonun son maçı olan Halmstad maçında yaptığı hat-trick ile Allsvenskan tarihinin hat-trick yapan en genç oyuncusu ünvanini da kazanmıştır Engvall...

“Oynamak istiyorum. Oynamadığımda hayal kırıklığına uğruyorum ama mücadele edip savaşmaktan vazgeçmem. Hedeflerim var çünkü.

Çalışkan ve güçlüyüm. Agresif olduğumu da söyleyebilirim Oynadıkça da özgüvenim artıyor. Çok iyi bir sonbahar geçirdim ancak gelen başarı beni değiştirmeyecek. 18 yaşındayım ve 1.ligdeki ilk sezonum. Şu an memnunum ama dediğim gibi daha fazlasını istiyorum. Amacım herkes gibi bir gün yurt dışında oynamak.”

Şimdi efendim oyuncuyla alakalı düşüncelerime şöyle başlamak istiyorum. Futbolu takip edenlerin büyük bir kısmı yeteneğe dikkat eder, yeteneği izlemeyi sever. Doğası ‘zamanında’ şov olarak lanse edilen sporun amacı zaman içinde değişti ya da değiştirildi orasını bilemiyorum ama şu bir gerçek ki yetenek konusunda kısıtlı olsa bile, bu organizasyonun içinde olan yüzlerce futbolcu var ve bu tarz futbolcular yıllarca bu piyasanın içinde olmaya devam edecek. Mesela böyle bir kategori oluştursak benim aklıma direkt Dirk Kuyt gelir. Müthiş bir profesyonel. Yaşı ilerledi ve artık verebildikleri belki azaldı ama bu yaşına kadar ne kadar çalıştığını biliyoruz ve yeteneği kısıtlı olsa da çalışarak ne noktalara gelinebileceğini gösterdiğine şahidiz. İşte konumuz tam da bu. Yeteneği kısıtlı ama buna rağmen hiç işten kaçmayan, çalışkan ve iş ahlakı üst düzey olan bir gençten bahsediyoruz; Gustav Engvall. Israrla bana ‘Gustav Engvall yazını bekliyoruz’ diyen Yiğitcan Ertunç’un şu benzetmesi belki size bir şeyler çağrıştırabilir; ‘Kısa Kenneth Andersson’


Gustav kendisini nasıl bulduğu sorulduğunda araya ‘teknik’ kelimesini de sıkıştırıyor ama bu noktada ona katılmıyor olacağım zira kendisinin potansiyelinden bahsedeceksek şayet teknik, yetenek ya da türevi bir kelimelerini kullanmamız mübalağa olur. Teknik anlamda hiç umut vermiyor ve bunu da Kuyt örneği ile açmamın ana sebebi bu. Gücü, futbola olan bağlılığı, arzusu ve çalışkanlığı en öne çıkan özellikleri. Yine Yiğitcan Ertunç ile sohbet ederken kendisinin Engvall için ‘bayrak adam’ ifadesini kullanmasına da katılıyorum. Bahsettiğim şov kısmıyla işi olmayan, tamamen takımına katkı vermeyi hedefleyen ve iş ahlakı üst seviyede olan tarzda bir isim oluşu, onu bayrak adam yapabilir. Gol bölgelerinde Engvall’dan üst düzey beklentide olmamak lazım gerek fakat bunu diyorum diye de çöp demeyelim kendisine çünkü 11-12 haftada bir şekilde 8 gol atmak kolay iş değil 18 yaşındaki birisi için. U-17 Dünya Kupası'nda attığı 3 gol de cabası. Doğru zamanda, doğru yerde ve çalışmanın meyvelerini alıyor.

Karakteri Kuyt gibi olsa da fiziksel olarak daha çok Toivonen tipinde bir isim Gustav. Karar verme mekanizmasının yüksek oluşu bir kenara, güç ve kararlılık özelliklerinin birleşimi kendisini enerjisi yüksek bir isim yapıyor. Forvet bölgesindeki bu tiplemesi ile zaman zaman Diego Costa vari hareketler de görebiliyoruz kendisinden. Merkezden gelen hava toplarında epey üstünlük sağladığını gördüm fakat kenardan gelen ortalarda pek başarılı değil. Zaman zaman burnunuza Elmander kokusu bırakırsa da şaşırmayın. Bu da kendisine sahte 9 rolü verebileceğiniz anlamına geliyor ki küçük yaşlarda daha çok bu rollere büründürülmüş bir isim ve bu dolaylarda oynarken zaten Liverpool & Gerrard hayranlığı baş gösteriyor.

Her röportajında Avrupa’da forma giymek istediğini söyleyen Engvall’a birkaç parantez de biz açmış olduk. Alan takım her işi yaptırabilir kendisine, şüpheniz olmasın. Sağ kulağını her daim sağ eliyle tutar ve hiç ekstra işlere girmez. Unutulmasın ki bu piyasada sağ kulağını sağ eliyle tutan adamlara da ihtiyaç var...

* 2014'ün en iyi çıkış yapan genç oyuncusu olduğunu da belirtelim Engvall'ın.
* Yazıya isim babası olan Yiğitcan Ertunç'a da ayrıca teşekkür ediyorum.

13 Ocak 2015 Salı

Nabil 'Nabbe' Bahoui


İsveç Banliyoleri, hatta olayı biraz daha daraltayım Stockholm banliyöleri biraz olsun futbolu yada farklı konuda İsveç'i araştırma gereği duyan insanların denk geldiği bir kavram olabilir. Genelde göçmenlerin yaşadığı, maddi olarak düşük seviyede olan kesim diyebiliriz. Burada yaşayan gençlerin bir çoğu zor şartlarda futbolla hayatlarını kurtarmaya çalışıyorlar fakat bu şans bazılarına gülebiliyor. Beşiktaş'ın son transferi Alexander Milosevic bu şansı bulan isimlerden. Ülkemize uğrayan diğer isimlerden biride Martin Mutumba.. Bugün yazıda bahsedeceğimiz namı değer 'Nabbe' yani Nabil Bahoui'de 5 Şubat 1991'de Stockholm'de dünyaya gelmiş Fas'lı bir ailenin oğlu. Vastertorp'ta büyüyen Nabbe, futbola küçük yaşta Stockholm'ün Hagersten ilçesinin Malarhöjdens IK takımında başlarken ardından şehrin büyük takımlarından Hammarby ve Tellusborg bölgesi takımı IK Tellus'un alt yapısına dahil oluyordu. Hem okul eğitimini sürdürürken hemde futbolu bu takımlarda öğrenme şansı edindi. Arkadaşları ilk okul zamanlarında ona Nabbe lakabını takmışlar. Röportajlarının birinde 'Keşke Ronaldinho deselerdi' demişti. Lakapta o zamandan geliyor. Normalde böyle bir yeteneğin Hammarby'de devam etmesi beklenebilirdi.

Şehrin efsane takımlarından biriyle eğitim görmek varken tarihinde önemli bir başarısı olmayan Brommapojkarna'ya geçiş yapması sorgulanabilir fakat en mantıklı hareketlerden birini yapıyor. Brommapojkarna, Stockholm'ün 4. büyük takımı fakat büyük kitlelere hitap etmeyen yetiştirici rolde olan bir kulüp yapısına sahip. Onları ön plana çıkaran en önemli özellik 2007 yılında her yaş kategorisinden 247 takıma ve 3000 oyuncuya sahip olmalarıydı. Alt yapı eğitimine ne denli önem verdiklerini buradan görebiliriz. Zaten o zaman bu açıdan Avrupa'nın en büyük futbol kulübü unvanını almışlardı. Geniş bir oyuncu yelpazesinde yetenek çıkarmalarını doğal karşılaşayan kesim olmasını anlayışla karşılıyorum fakat bunları gözden kaçırmayıp ön plana sunmakta başlı başına bir yetenektir. Nabil Bahoui burada yaklaşık 5 yıl kadar eğitim alırken yetenekleriyle dikkat çekiyor. A takıma ise 2008 yılında yükseliyor. İlk kez Superettan'da Qviding'i 3-0 yendikleri maçta 3 dakika görev alıyor. 16 yaşında prof seviyede oynaması tabi onun adına önemli bir gelişme fakat o yıl en büyük başarıyı JuniorAllsvenskan'ı kazanarak elde ediyor. 26 Ekim'de Vasalunds karşısında finalde 3 gollü bir galibiyet alırlarken Nabil Bahoui attığı 2 golle maça damgasını vuruyor. (Fotoda kupa sevincinde ok işaretiyle gösterdiğim isim Nabbe.)

Brommapojkarna o sezon sonunda A takım ile Allsvenskan biletini alma başarısıda gösteriyor. Genç isim ilk Allsvenskan deneyimini  Hacken karşısında bulurken ilk golünü Gefle filelerine gönderiyor. O sezon lig ve kupada toplam 9 maçta forma bulurken 2 gol atıyor. Bir sonraki sezon ise yine direk oynamakta zorlanınca tecrübe kazanması için Stockholm şehri takımlarından Vasby'e kiralanıyor. Yeni adıyla AFC United, Stockholm takımlarından gençleri kiralayıp A takıma seviyesine hazırlayan rolde olan bir kulüp. Bahoui burada 8 maçta forma bulurken 1 gol buluyor. Trollhattan ağlarına gönderdiği golü kariyerinin en iyi golü olarak adlandırmakta.

Kariyer Golü

Vasby tecrübesinden sonra yavaş yavaş Brommapojkarna seviyesine gelmeye başlıyor. 2011'de 13 maçta görev alırken 2012'de 28 maçta attığı 15 golle tüm dikkatleri üzerine topluyor. Kulübüyle sözleşme uzatmayan Nabbe, şehrin yarışmacı ve en büyük takımlarından olan AIK'e 3.5 yıllık imza atıyor. O zamanın şef scoutı şimdinin sportif menajeri Björn Wesström onun için '' Nabil'i yıl boyunca izledik, bir çok pozisyonda oynama bilgisine sahip ve özelliklerini gösterdi. Patlayıcı koşuları iyi, bire birlerde etkili ve son vuruş özelliği yüksek bir isim.'' demişti. İlk sezonunda AIK forması ile 29 Allsvenskan maçında 7 gol, 7 asistlik performans sergiledi. Bu yıl ise gol sayısını 2'ye katlarken 7 asist ile sezonu kapattı. Bahoui ilk kez 2010'da İsveç u19 formasını giyerek Milli olurken ilk A Milli deneyimini 2014 yılında geçiriyor. İsveç Milli takımını tercih ederken Mohamed El Kabir ve Tobias Sana'nın fikirlerini almış. Ocak aylarında İsveç'in Kuzey Ligleri'nde forma giyen oyunculardan oluşturduğu Milli takım ile Moldova'ya karşı forma giyerken 1 asist yapıyor. İlk eleme maçını ise Rusya karşısında oynuyor. Normalde Avusturya önünde oynaması bekleniyordu fakat Estonya hazırlık maçında yaşadığı kasık sakatlığı buna engel olmuştu. Naboui, AIK'ten Milosevic, Mutumba ve Quaison gibi isimlerle çok iyi anlaşıyordu. Hayalindeki takım ise Marsilya'mış. Bu beğenisinin temelinde ülke futbolunda Kuzey Afrika'lı oyunculara eğilim göstermesi yatarmış.

Alerji Sorunu

Nabil Bahoui'nin parladığı dönemlerde akıllarda kalan büyük bir sakatlık sorunu yaşadığını söyleyemeyiz. Bir kaç satır önce kasık problemi yaşadığını söylemiştim fakat 1 ay sonra Milli maç oynayarak bu durumun çokta büyütülecek bir şey olmadığını gösterdi. Bahoui'nin en büyük sağlık sorunu alerjisi. Polenler başta olmak üzere yazın bazı maddelere karşı ciddi alerji problemleri yaşadı. Hatta bazı maçlarda ve idmanlarda bu yüzden ciddi performans düşüşleri yaşadığını belirtir. Sonradan ilaç tedavisiyle bu sorunun etkilerini düşürmüş. Devam ediyor mu bilmiyorum fakat geçmiş dönemde her gün hap kullanarak alerji sorununu atlatmaya çalışıyordu. 

Pozisyon Artı ve Eksikleri

Nabil Bahoui, 1,88 boyunda ve 80 kilo civarında bir oyuncu. İki kanatta winger olarak yada çift forvet düzeninde serbest/2. forvet rolünde görev alabilir. Zorlanırsa pasör özelliğinden dolayı 4-3-3'ün merkez orta sahasında bile oynar.  Sol üstte Zlatan İbrahimovic ile olan fotoğrafından anlaşılacağı üzere kısa bir oyuncu değil. Bu boyda bir oyuncu için hızlı ayaklara sahip. Ayak oyunları ve fizik hamleleriyle çalımlar atar. Normalde sağ ayağını kullanır fakat sol ayağıda oldukça kalitelidir. Rakibin üstüne sağ ayakla giderken bir bakmışsınız sola çekip ortayı ceza sahasına göndermiş. Uzaktan iyi şut atar, Ronaldo tarzı ayak üstü frikik kullanır ve isabet sağladığında kaleciler açısından tehlike içeren vuruşlardır. Bunları uzun uzun sayabiliriz, izleyeceğiniz maçlar hatta kısa videoları bile daha önce hiç izlememiş olana bir yorum getirme şansı sunar. Ben onun bazı temel eksikleri yada sürekli olarak yapamadığı yanlarından bahsetmek istiyorum. Bahoui'nin en büyük sıkıntısı maç içerisinde kopukluklar yaşamasıdır. Gözlerinizin onu aradığı anlar olur ve oyuna katkısı olmayabilir. Tabi bu anlarda olmadık bir şut ile ortayada çıkabilir veya kendine geldikten sonra sorumluluk alarak maçı alan isimde olabilir. Yinede etkinliğini daha geniş aralıklara yaymalıdır. Bazen savunma yardımları yapar ama bunu sürekli olarak gerçekleştirmez. Maç seçtiğini düşünüyorum. Kısmen zayıf takımlara karşı geri dönüş gereği duymadığı anlar görürüz ama Allsvenskan'ın zorluk seviyesi yüksek maçlarında defansif yardımları olur. Tabi devamlı olarak yapsa çok daha iyi olacak. Zihinsel bir problem olarak algılayabilir miyiz ? Bir wingera göre iyi pozisyon aldığını düşünüyorum.  En büyük eksiği topla fazla oynamasıdır, bu tip yetenekler için klasik hastalık olsa gerek. Bu anlarda baskıda kararsız kalıp denge problemi yaşadığı görülür ve top kayıpları yaşar. Bunu azaltırsa yararına olacak. Allsvenskan seviyesinde çok büyük bir kuvvet problemi yaşadığını söyleyemeyiz fakat Milli takım düzeyinde bu açıdan kendini henüz ispat edemedi. Hala fizik kuvvet açısından eksikleri olduğu söylesek yanlış olmaz. Bu konuda biraz daha gelişime ihtiyacı var. 


Oyun Kurulumu 

Ayaklarına çok güvendiği için bir oyun kurucu gibi savunmaya kadar gelir ve oyun kurar.



Normalde 4-4-2 oynadıkları bir maçta 2. forvet rolünde fakat sol winger olarakta pozisyon alıyor. Defans ve merkez ikili oyun kurulumunda sıkıntı yaşayınca soldan gelip top istiyor.


Topu alıp merkeze geçti. Orta sahaya yanaşacak.



Pası attığı isim hata yapmasa dikine bir hücuma başlamış olacaklardı. Bunu farklı maçlarda yapar. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Çizgide beklemeden oynayan bir kanat olduğunu gösteriyor.

Savunma Yardımı

Belli maçlarda yaptığına şahit olduğumuz savunma yardımlarına 2 örnek vermek istiyorum.


Göteborg deplasmanında ev sahibinin baskılı olmaya çalıştığı ilk anlar diyebiliriz. AIK'in saha içi dizilişi ortada. 4'lü savunma önünde merkez ikili ve önde kalmış ofans elemanları. Eğer hücumdan savunmaya destek olmazsa merkezin pozisyona doğru kaymasıyla beraber merkez alanda ciddi boşluklar oluşabilecek. Nabbe yardıma yetişiyor.


İlk baskı sonrası takımının pozisyon almasına yardımcı oldu. Mahlangu bu seferde bekini oyuna sokmaya çalışacak. Bahoui'nin yardımı sürüyor.

Topun kapılmasında ve hücumun başlamasında başrol oynuyor.


Savunma yardımına bir örnek yine aynı maç içerisinde yaşanıyor. Kendisinin ufak bir pas hatası sonrası topu takibi bırakmıyor.


Kararlı şekilde rakibini takip ediyor ve hamle gelecek.


Yaptığı hamleyle topu Milosevic'e kazandırırken pozisyonun geldiği nokta ortada. Dönüşte ufak bir yardımı daha oluyor. Bahoui'nin defansif yardımını gördüğümüz gibi Beşiktaş'lılar Milosevic'in korkusuz çıkışlarından birine daha şahit oluyor.


Video ile yazıyı sonlandırmak planındaydım ama bu sezon izlediğim en güzel Bahoui gollerinden birini daha kısada olsa analiz etmek istiyorum. Göteborg maçında savunmadan gelen diyagonal pası kontrol etti ve ayağına indirdi. 

Göteborg'lu oyuncular baskıya gelince topu merkezden gelen Moro'ya atarken onlarda Johansson ile duvar yaparken merkeze kayıyor.


Topla buluştu. Kennedy'e aktaracak ve ceza sahasına koşu yapacak.


o güzel koşuyu aynı güzellikte bir aşırtma vuruş ile sonlandırıyor. Bire bir oynamasını beklerken aklını kullanıp pasör role geçtiği pozisyonda 40 metrelik oyun mesafesini kısa sürede akıllıca daraltarak takımını 2 farklı üstünlüğe taşıyor. 

Nabil Bahoui, kısa süre önce AIK ile olan sözleşmesini uzattı. Kontratı 2016 sonunda tamamlanacak. 23 yaşındaki yetenekli isim Avrupa'nın elit liglerine açılacaktır, Premier Lig ekipleri başta olmak üzere önemli takımların listesinde olan bir isim. Tahmini bonservis bedeli 1 milyon euro civarında. Bu yıl kuvvet artışı yakalarsa ve oyun içi etkinliğini geniş sürelere yaydığı gibi ekstra işleri fazlaca yaparsa daha özel bir ayak olacaktır. Milli takımın Abu Dhabi kampıyla çalışmalara başladığını belirtip güzel bir video ile analizi tamamlayalım.




Hem Stoper Hem Bek | Linus Wahlqvist



Norrköping'de amatör bir takım olan Eneby IF takımında yetişen Linus’un Norrköping alt yapısına gelişi 13 yaş civarıydı. Hemen o dönemde ara ara da olsa A takımla antrenmanlara çıkma şansı yakalamıştı Linus. 2014 sezonun Nisan ayında Norrköping formasını ilk kez Allsvenskan seviyesinde sırtına geçirdi. Helsingborg maçında sonradan oyuna girmişti son dakikalarda ki o maç bir başlangıcı da beraberinde getirdi Wahlqvist için. 17 yaşındaki bek, sezon sonuna kadar toplamda 24 maçta oynayacaktı. İlk sezonu için hiç de fena olmayan bir sayı diyebiliriz. Hele sezonun 2.yarısındaki 0-0 biten Helsingborg maçında ortaya koyduğu performans parmak ısırtan cinstendi zira karşısında fırtına gibi bir Accam vardı. Accam'ı sezon boyunca durdurabilen ender isimlerden birisi oldu Wahlqvist. Zaten o performans sonrasında da kulübüyle olan sözleşmesini 2018’e kadar uzattı genç yetenek...

11 Kasım 1996 doğumlu olan Linus Wahlqvist 1.83 boyunda. Alt yaş kategorilerinde fazlasıyla stoper oynayan bu genç isim, İsveç milli takımının alt yaş kategorilerinde de fazlaca forma giydi. U17’de 28, U19’da 14 kez forma giymiş bu zamana kadar ki buralarda da genellikle stoper oynadığını hatırlatmak lazım. Onu daha çok bekte oynatan ise Norrköping’deki hocası Janne Andersson.

Norrköping ile sözleşmesini uzatırken yaptığı bir açıklama var. ‘ Kendimi stoper olarak görsem de, sağ bekte oynarken hücum yönünde kendimi epey geliştirdim.’ Haklı. Hücuma katkısı inanılmaz arttı 1 sene içinde. Defansif meziyetleri stoper olmanın getirdikleri nedeniyle zaten üst düzeydeyken, ofansif anlamda da kendisine kattıkları onu ayrıcalıklı bir oyuncu haline getirmeye başladı. Son 1 senedeki gelişimiyle de bu satırlarda yer vermek istedim kendisine. Ara ara mecburiyetten sol bekte oynadığını ve o halinin de asla yadırganacak seviyede olmadığını söylemek isterim. Savunmanın her bölgesini bu yaşına kadar yeterli sayıda gezmesi ve gezerken de sırıtmaması benim için harika bir detay...

Kendisini sürekli geliştiren ve Norrköping kulübüne büyük saygısı olan bir futbolcu Linus. Küçük yaşlarda kendisine avrupadan gelen teklifleri, sırf buraya olan güveni nedeniyle reddettiği biliniyor. Hocasının genç yaşta kendisine formayı vermesini de yadırgamadı ve kendisine duyulan güveni boşa çıkarmadı. Şimdilik hedefinin 19 yaşını tamamlayana kadar mavi – beyaz formayla ligde en az 50 maç oynamak olduğunu söylüyor...

U17 Dünya Kupası’ndaki performansı, A takıma yükselişi ve U19’da da değişilmezlerden oluşu ile de zaten Linus’un potansiyelini görebiliyorsunuz. Benfica, Sunderland ve Arsenal gibi takımların radarına da boşa takılmadı zamanında zaten. O Dünya Kupası'nı 3.olarak tamamlayan takımın kadrosundaydı ve savunmasıyla ön plana çıkan takımın parçalarından biriydi...

Biraz oyun tarzından bahsetmek lazım Linus’un. Öncelikle yaşına göre çok olgun karakterde olduğunu söylemeliyim. Sahadaki duruşu, tavırları ve konuşmaları bunu net olarak kanıtlıyor. Rakibine her daim yakın oynayan ve ilk müdahaleyi yapan kişi olmaya çalışan bir yapıda. Markaj anlamında puanım epey yüksek olur kendisine. Stoperde kazandıklarını bek oynarken de çok iyi uyguluyor. Aklını iyi kullanması alanı iyi kontrol etmesine de epey yardımcı oluyor. Bunu hücuma katkısına henüz yeterli seviyede yansıtamasa da, zamanla bunu da geliştireceğine inanıyorum. Hava toplarına da hakim ve oyun kuralları içinde sertliğini her daim rakibine hissettiriyor. Bekte oynarken, arkada ara ara boşluklar bırakıyor ancak orada da geri dönüşü sıkıntı olmuyor pek. Çözümü şöyle yapıyorlar; stoperlerin beke kayması sonucu merkezde oluşan boşluklara yaptığı kademeler. Savunma düzeni bilinci ufak yaşlardan itibaren kendisine çok iyi kazandırılmış.

Bek oynarken savunma yönünden çok fazla sıkıntısını sayamam Wahlqvist’in ama hücuma verdiği katkı anlamında bazı negatif yönlerini belirtebilirim. Mesela ayak konusu. Çizgiyi iyi kullanıyor, pas alışverişleri yapıp bindirmelerini devam ettiriyor olsa da, finishing noktasında bariz sıkıntıları olduğu görülebilir. Enerjisi, aklı ve oyundan kopmayışını son pas noktasıyla birleştirememesi bazı topların heba olmasına neden olabiliyor. Bu da stoperden devşirme diyebileceğimiz bir bek olmasından kaynaklı. Hücuma verdiği katkı ve savunmadaki duruşunu birkaç resim ile örnekleyelim istiyorum;


Kırmızı daire içindeki Wahlqvist. Rakibine yine çok yakın. Dikkat ederseniz sol bekte görev alıyor. Dediğim gibi her iki kanatta da oynamışlığı var ilk sezonu olmasına rağmen. Pas kendisine yakın olan rakibine atılıyor.


Wahlqvist tabiri caizse ‘kene’ gibi direkt yapışıyor rakibine. Müdahaleden asla kaçınmıyor. Top rakibe gelir gelmez müdahalesini yapıyor ve...


Sonuç. Top kapıldı, şimdi hücuma çıkma vakti. Enerjisi dediğim gibi yüksek, stoperden çıkma bir isme göre. Topu kapıp takımını hücuma kaldırıyor şimdi de.


Boşa çıkan yeşil arkadaşına pası verdikten sonra durmak yok, pozisyonunu alıp topu tekrardan istiyor ve istediği pası alıyor.


Pası almadan önce Linus ne yapacağına karar verdi bile. Yeşil daire içindeki beyazlının çevresindeki 3 sarılının arasından kendisini gösteren arkadaşını görüp oyunu bir anda başka bir noktaya taşıyor.


Henüz bitmedi. Savunmada topu kapan Linus atağı yönlendirdikten sonra da hücuma katkısını sürdürüyor. Mavi daire içindeki arkadaşına verip hücumu geliştiren Linus, rakip savunmanın dengesini bozmaya yaptığı bindirmeyle devam ediyor. Top bu arada mavi daireli takım arkadaşından yeşil daireliye aktarılyor.


Ve son kare. Linus’un yer aldığı kanadın çizgisini kullandığını gösteren bir başka detay. Takımı yükleniyor ve Linus’u yine o kadrajın içinde görmeniz mümkün.


Top mavi daire içindeki arkadaşa aktarıldıktan sonra olacakları anlayan Linus çizgiye kadar iniyor.


Geliştirmesi gereken noktalardan biri olarak gösterdik Linus’un ortalarını ama burada iyi iş çıkarıyor. Thelin’in altı pas içinde doğru yer alması da işini kolaylaştırıyor ama top golle sonuçlanmıyor.


Hücuma katkısını son 2 kare ile örnekleyeyim. Aynı maçtan dikkat ederseniz kareler. Almadığım daha nice kareler vardı. Norrköping yine atakta ve Linus önünde oynayan arkadaşına alternatif yaratıyor.


Pasın Linus’a atılması ya da atılmaması noktasını tartışabiliriz burada ancak şu bir gerçek; Linus bu koşu sayesinde hem kendisini takip etmesi gereken rakibi kendi sahasına taşıyor, hem de takım arkadaşına farklı tercihler yaratıyor.


Bunların sonuç noktasında kendisine bu yıl çok şey katacağını ve iyi bir takıma transfer yapacağına inanıyorum Linus’un. İsveç Allsvenskan’da sezonun en dikkat çekenlerinden olabilir sakatlık vs olmazsa...